
ENKA Sanat, “çok şey var” mottosu ile 9 Kasım’da başladığı yeni sezonu kapsamında pek çok etkinliği sanatseverlerle buluşturacak.
ENKA Sanat, 2019 yılında hayatını kaybeden Türk tiyatrosunun duayen ismi Yıldız Kenter’i, Güngör Dilmen’in klasikleşmiş eseri Ben Anadolu ile anıyor. 16 Kasım’da (bu akşam) sahnelenecek olan Ben Anadolu oyununda, Anadolu topraklarının özünü oluşturan, toprakla, ağaçla, ürünle, masallarla, tarihle, savaşlarla, sokaklarla bir olan, Anadolu’nun farklı çağlarına tanıklık eden kadınlar, Ayça Bingöl’ün yorumuyla izleyicilerle buluşacak.
Afife Tiyatro Ödülleri’nde En İyi Erkek Oyuncu Ödüllü Şerif Erol ve En İyi Kadın Oyuncu Ödüllü Özlem Zeynep Dinsel’in bulunduğu Baba oyunu 23 Kasım’da ENKA Oditoryumu’nda tiyatroseverlerle buluşacak.
Müzisyen İlhan Şeşen ile şair, yazar, tiyatrocu ve araştırmacı Sunay Akın, Aşk Şarkıları ve Öyküler için bir araya gelecek. 26 Kasım tarihinde ENKA Oditoryumu’nda sevda öyküleri ve aşk şiirleriyle sahne alacak Sunay Akın’a, İlhan Şeşen eşlik edecek.
“Ortak Yapım” projesi kapsamında İstanbul Tiyatro Festivali’nin yapımcılığını üstlendiği Beni Sakın Yumruklardan, festivalin ardından ilk kez 27 Kasım Cumartesi günü ENKA Oditoryumu’nda tiyatroseverlerle buluşacak.
Türkiye'nin en genç caz piyanisti Hakan Başar, 30 Kasım’da ENKA Oditoryumu’nda ilk kez dinleyiciyle buluşacak. Kontrbasta Ozan Musluoğlu ve davulda Ferit Odman’ın yer aldığı Hakan Başar Trio, jazz, blues, latinjazz, souljazz, gospel ve post bop tarzı parçaları seslendirecek.
Şahika Tekand’ın yazdığı ve yönettiği, Yiğit Özşener’in oynadığı Studio Oyuncuları’nın Aşınma isimli yeni oyunu, 7 Aralık tarihinde ENKA Oditoryumu’nda sahnelenecek.
Sezonun son gösterisi olarak ENKA Sanat’ın Yapım Sponsoru olduğu, Türk Tiyatrosu’nun ulu çınarı Genco Erkal’ın sanat hayatına odaklanan Genco belgeseli, 14 Aralık’ta izleyiciyle buluşacak. Etkinliklerin biletlerini Biletix ve ENKA Vakfı ana gişesinden satın alabilirsiniz.
İstanbul’un önemli mimari eserlerini insanı da dahil ederek belgelemeyi amaçlayan ve Timurtaş Onan’ın rehberliğinde gerçekleşen projenin ilk döneminin fotoğrafları, “İstanbul’da Mimari ve İnsan” başlığı altında Mimarlar Odası’nın katkılarıyla 26 Kasım’a kadar TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi’nde sergileniyor.
“İstanbul’da Mimari ve İnsan” başlıklı sergide Münevver Antczak, Emel Arısan Yöney, Reyhan Aygör İncekara, Nurhayat Baysal, Beril Baytan, Fethi Baytan, Semiha Berkem, Selda Durkut, Dilek Elçiçek, Pelin Genç, Meltem İnanç, Neşe Karaarslan, Serra Kemmer, Mert Kitapci, Niso Maçoro Turgut Okuş, Figen Ongun, Sena Öksüz ve Harika Topaloğlu Yücel’in eserleri yer alıyor. Her fotoğrafçının fine art koleksiyon kağıdına basılı üçer siyah/beyaz fotoğrafının bulunduğu serginin kitabında ise her fotoğrafçıdan dört eser yer alıyor.
Doğu Roma (Bizans) ve ardından Osmanlı İmparatorluğu’na başkent olan Dünya Mirası İstanbul kentinin önemli mimari eserlerini insanı da katarak belgelemeyi hedefleyen projede; Ayasofya, Kariye ve Arkeoloji müzeleri, Arter, Yapı Kredi Kültür Sanat gibi önemli sanat merkezleri, İ.M.Ç. ve Suriye pasajı, Tekfur Sarayı, Şerefiye Sarnıcı, Büyük Valide Han, Büyük Yeni Han, Sokullu Mehmet Paşa Camii, St. Antuan Katolik Kilisesi ve Molla Zeyrek Camii gibi önemli yapılar yer alıyor
Timurtaş Onan proje süreci hakkında şunları söylüyor: “Bu titiz çalışma sürecinde ışığı ve formu birlikte değerlendirerek, hayal gücünün de katkısıyla, etkileyici kompozisyonlar yaratmak önemliydi. Kentlerdeki mimari miraslar bizim geçmişimizle bağımızı oluştururlar. Yerleşim biçimleriyle ve işlevleriyle geçmişten bugüne toplumun yaşamını etkileyen unsurlardır. Kent kimliği ve kolektif bellek açısından çok önem taşırlar. Mimarisi ve yaşantısıyla asırlar boyu birçok sanatçıya esin kaynağı olan İstanbul, 1980’lerden itibaren hızlanan Neo-liberalizmin etkisi ile birlikte mekânsal ve sosyal olarak büyük bir değişimin ve talan sürecinin içine girdi. İşte bu yüzden kentimizle ilgili sosyal farkındalığı artırmanın çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bu bilinç oluştuğu takdirde güzel günler bizi bekliyor olabilir.”
Adres: TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi, Kemankeş Mah., Kemankeş Cad. No:31 Karaköy/Beyoğlu 34425 İstanbul
Güzin Öztürk’ün duygularını ve isteklerini ifade etmekte zorlananlara cesaret aşılayan hikâyesi Süper Koşucu, Mavisu Demirağ’ın resimleriyle Tudem Yayınları’nın “Tek Başıma Okuyorum!” koleksiyonunda yayımlandı.
Süper Koşucu, 7 yaş ve üzeri okurlara azmin, tutkunun ve kararlılığın bir hortum kadar etkili olabileceğini mizahın gücüyle ve kendine has ritmik üslubuyla anlatıyor.
Küçük Elif'in büyük hayalini umut yüklü bir öyküye dönüştüren yazar, her çocuğun, yeteneklerini geliştirebilmesi için büyüklerinin yönlendirmesine ve yüreklendirmesine gereksinim duyacağını hatırlatıyor.
Elif, gerçekten çok ama çok hızlı koşuyor. Öyle ki, babası izin vermese bile Elif kendini bu tutkusundan bir türlü alıkoyamıyor. Hatta ondan gizlice yarışmalara katılıyor ve önlenemez hızıyla kasaba sakinlerini de içine kattığı büyük hortumlar oluşturuyor. Büyüyünce olimpiyatlara katılmak arzusuyla yanıp tutuşan Elif'in hayallerinden vazgeçmeye hiç ama hiç niyeti yok. Hem de sakinliği ve üşengeçliğiyle nam salmış babası Sakin Bey'e rağmen. Ta ki bir gün...
Galeri/Miz, sanatçı Tuncay Topcu’nun “Haletiruhiye” başlıklı kişisel sergisini 1 - 25 Aralık tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturuyor.
Dr. Ferhunde Algaç Meriç sergiyle ilgili olarak şöyle diyor: “Her ne kadar soyut bir resim anlayışına sahip olsa da Tuncay Topcu’nun resimlerinde öykünün yoksunluğuna rağmen son derece belirgin, biçimsel farklılıklarla karşılaşırız. Geometrik renk alanlarında fov renklerin yerine daha nötr renklerin kullanımının yanı sıra en belirgin biçimsel farklılık sanatçının üslubunun etkin bir parçası, resimlerinin hayat damarları olan, yüzey üzerinde serbest bir biçimde gezinen, narin ve kırılgan bir yapıya sahip siyah çizginin varlığını daha da belirginleşmesidir. Çizgi, bir nevi matlaşmış renklerle biçimlendirilmiş amorf imgelerin diğer renklerle-biçimlerle ilişkisini kısıtlayan, son derece sağlam ve varlığını daha da etkinleştirmiş bir biçime bürünmüştür. ‘Bürünmüştür’ çünkü bu durum her an değişebilir ve çizgi eski kırılgan yapısına dönebilir, hissini bize açıkça kanıksatan bir görünüme de sahiptir, aynı zamanda. Neredeyse sanatçının ortaya koyduğu her geometrik renkli biçimin bireyselleşmesine tanık olurken, gerçek yaşamdaki kısıtlanmanın, sanatçının hâletiruhiyesindeki değişikliğin, bir yansıması olarak yeniden biçimlenmiştir.”
Tuncay Topcu’nun “Haletiruhiye” başlıklı kişisel sergisini 1 - 25 Aralık tarihleri arasında Galeri/Miz’de ziyaret edebilirsiniz.
Künye:
1. İsimsiz, Tuval Üzeri Akrilik, 110x110 cm, 2021
2. İsimsiz, Tuval Üzeri Akrilik, 145x100 cm, 2021
Popülasyon genetiği alanına büyük katkılar sağlamış ödüllü bilim insanı Luigi Luca Cavalli Sforza’nın disiplinlerarası bir yaklaşımla insanlık tarihinin yüz bin yıllık serüvenini yeniden ele aldığı çalışması Kültürün Evrimi, Tolga Esmer’in çevirisiyle Tellekt’ten çıktı.
Kültürün Evrimi, genetik biliminden biyolojiye, kültürel antropolojiden dilbilime uzanarak Homo sapiens'in evrimleşme sürecine çok boyutlu bir bakış sunarken nereden geldiğimizi, bugün nerede durduğumuzu, bundan sonra nereye gidebileceğimizi düşünmeye de teşvik ediyor.
Evrim kuramının anahtar kavramlarından hareketle, "yaklaşık yüz bin yıl önce, bugün yaşayan herkesin atası olan bir avuç insanın gündelik iletişim kurma becerisi geliştirmiş olması sayesinde" filizlenerek insanlığa eşlik etmiş kültürel gelişim süreçlerini mercek altına alan ve biyolojik evrim ile kültürel evrim arasındaki dinamiklerin örtüştükleri ve ayrıştıkları yanların izini sürüyor.
Güneş Özgeç’in sözünü ve müziğini yazdığı “Düş” isimli yeni teklisi müzikseverlerle buluştu.
Vokalleri, enstrümanları, düzenlemesi ve prodüksiyonunu Güneş Özgeç’in yaptığı şarkının miksini Alp Turaç, mastering’ini ise Erdem Helvacıoğlu üstlendi. 3D animasyon olarak çekilen video klibin yönetmenliğini yeni medya sanatçıları Ahmet Rüstem Ekici ve Hakan Sorar üstlendi. Şarkının kapak fotoğrafını ise Merve Terzioğlu çekti.
Güneş Özgeç şarkının çıkış hikâyesini şu sözlerle açıklıyor: “Sürüklendiğimiz karmaşık düşler ve bulanık sulardan çıkabilmenin yine bize bağlı olduğunu hatırlamak ve yardım dilerken aslında kendi kendimize konuştuğumuzu fark etmenin çelişkisiyle eğlenmek.”
Güneş Özgeç’in “Düş” isimli yeni teklisinin klibini buradan izleyebilirsiniz.
Tufan Baltalar’ın son üç yıl içinde ürettiği resim, heykel ve yerleştirmelerinin yer aldığı “Kayıt Dışı” başlıklı kişisel sergisi, 1 Ocak 2021’e kadar Pilot Galeri’de sanatseverlerle buluşuyor.
Baltalar, doğanın/doğamızın, direnişin resimlerini yapar. Toplumsal sistemlerin ve hareketliliklerin içinde kendine/insana dair olanın araştırılmasını içerir. Bu, kendini soyutlamak, doğaya kaçmak olarak tanımlanamaz, aksine, doğanın bir parçası olarak tüm karmaşasıyla içinde bulunduğumuz yaşamın bir tercümesi ve ötesinde bir direniş odağıdır bu resimler. “Kayıt Dışı” sergisi kayıt altına alınamayan, büyük harfle yazılan tarihin dışında kalanın kaydını tutmaya dair bir çabadır.
Sanatçı; “Koşullar tarafından biçimlendirilirken, sistemler tarafından sarılıp sarmalanırken, genel içinde yokmuşuz gibi hissedip aidiyet hissedemezken yine de ayakta kalmak ...Bu ayakta kalmanın öznel duyurusunu yapmak istiyorum.” diyor sergisiyle ilgili. Son dönem çalışmalarının odağına “rüzgar”ı alıyor Baltalar. Eserler, çocukken dinlediğimiz bir masalı andırırlar; ağaçlar kişileştirilmiş ya da bulutlar çağrıştırdıkları duygu üzerinden bir durumu yansıtmak üzere davet edilmişlerdir. Baltalar, doğada kendini evinde hisseder, doğa yaşamdaki evimiz ve ev toplumdaki doğamızdır der. Bu anlamda ev ve doğa arasında bir paralellik kurar. Sergide yer alan resimler doğa parçalarını birer anlatı elemanı olarak kullanırken, bir yandan da evlerimizdeki “güzel manzara resimleri” ile bir yer değiştirme hareketine girişirler. Yıllara yayılan bir süreçte oluşturduğu diliyle Baltalar, kendi dünyasının olduğu kadar, toplumsal bilinçdışımızın da kayıtlarını tutar.
Tufan Baltalar’ın “Kayıt Dışı” başlıklı sergisini 1 Ocak’a dek Pilot Galeri’de gezebilirsiniz.
Çocuk kitabı yazarı ve tasarımcısı Rachel Lawston ile çizer Lia Visirin’in çocukların doğayla güçlü bağlar kurmalarına yardımcı olmak için hazırladıkları serinin ilk kitabı Finn ile Bahçedeki Dostları, Sima Özkan’ın çevirisiyle Meraklı Tilki Kitaplığı’ndan çıktı.
Doğa eğitmeni Poul Lawston’ın onayından geçen bu kitapta anlatılan hikâyeye doğa tarihi bilgileri eşlik ediyor. Kitap aynı zamanda yaban hayatına açılan geniş bir pencere sunuyor. Kitabın sonunda yer alan yönergeler de çocukların doğayı daha yakından tanımasını sağlıyor.
Doğa dostu Finn’in hayatı şehre taşınmalarıyla alt üst olur. Tek görebildiği sıkıcı, gri binalardır. Ama büyükbabasının ona bir sürprizi vardır: bostanı! Çok geçmeden Finn, doğanın şehrin göbeğinde de bulunabileceğini fark eder ve kış uykusuna yatan kirpinin keşfiyle şaşkına döner. Büyükbabanın nazikçe yönlendirmeleriyle, Finn hem kirpi hem de aç tilkiyle nasıl ilgileneceğini öğrenir...
Paul Lawston kitap hakkında şunları söylüyor: “Doğayla empati kurmayı öğrenmelerini sağlayarak çocukların doğal yaşamla ve birbirleriyle güçlü bağlar geliştirmelerine yardım edebiliriz. Böylelikle doğaya, yaban hayatına karşı sağlıklı tutumlar geliştirmeleri için onları cesaretlendirebilir, bir sonraki doğa korumacı neslin ilham perileri olabiliriz.”
Şahika Tekand’ın yazdığı ve yönettiği, Yiğit Özşener’in oynadığı Studio Oyuncuları’nın yeni oyunu AŞINMA, 2 Aralık'ta Zorlu PSM'de prömiyer yapıyor.
Şahika Tekand’ın 2008’de yazdığı ve sahnelediği Karanlık Korkusu’ndan yola çıkarak tasarladığı bir yeniden yazım olan AŞINMA, yine Tekand tarafından tek kişi (solo) için yazılan ve oyuncunun ustalığını kutlarken, aynı zamanda Performatif Sahneleme ve Oyunculuk Yöntemi’nin ilkelerini tavizsiz uygulayan bir oyun olarak izleyici karşısına çıkıyor.
Yirmi yedi yıldır birlikte çalışan Şahika Tekand ve Yiğit Özşener’e, yine uzun yıllardır birlikte ürettikleri oyunlarla hem yurt içi hem de yurt dışında başarılara imza atmış Studio Oyuncuları’nın usta kadrosunun eşlik ettiği oyun, oyuncunun gerçek zamanda maruz kaldığı zorlu koşullar ile şekillenen eğlenceli ve bir o kadar da ustalık gerektiren bir sahne aksiyonuyla var olma mücadelesi verdiği bir sahneleme düzeni içinde gerçekleşiyor.
Günümüz dünya sisteminin insanın varlık alanını giderek daha da daraltması, buna karşılık çağdaş insanın bu duruma gösterdiği kabul ile hem insani olanın aşınmasını hem de kendisindeki karakter aşınmasını düşünmeyi öteleyerek var olmaya çalışması sorununu merkeze alan oyun, seyircinin oyunun dilini ve işleyişini oyuncuyla birlikte eşzamanlı keşfedeceği aktif bir seyir süreci yaratarak seyircisini eğlenceli bir deneyime davet ediyor.
Bir müzik parçası gibi tasarlanarak adeta spiraller üzerinde akan konuşma düzenine, ışık, müzikli komutlar ve renkli sinyallerin eşlik ettiği oyun, bu yapısıyla seyircisine aynı zamanda bir dinleti keyfi yaşatmayı vadederken, doğal hareketlerden sentetik artistik formlara kadar uzanan hareket düzeni de dilin müziğini hareketin müziğine tercüme etmekte.
AŞINMA’nın 2 Aralık'ta Zorlu PSM sahnesinde gerçekleşecek prömiyerinin biletlerine buradan, 7 Aralık’ta ENKA Oditoryumu’ndaki gösteriminin biletlerine ise buradan ulaşabilirsiniz.
Yazan/Yöneten: Şahika Tekand
Sahne Tasarımı: Esat Tekand
Yönetmen Yardımcıları: Nilgün Kurtar, Verda Habif, Gözde Kesgin
Prodüksiyon Amiri: Murat Ersan
Yapım: Studio Oyuncuları
Uygulayıcı Yapımcı: Duygu Bayram
Oyuncu: Yiğit Özşener
Işık masası oyuncuları: Nilgün Kurtar, Verda Habif, Altay İcimsoy, Gözde Kesgin
Oyunda kullanılan müzikli komutlar, Zeynep Gedizlioğlu bestelerinden alıntılanmıştır.
Süre : Yaklaşık 55 dakika
.artSümer, Basim Magdy’nin galerideki dördüncü kişisel sergisi olan “Kırık Ses Dalgaları Havuzundaki Bir Nokta”yı 23 Ocak 2022 tarihine kadar yeni mekânında sanatseverlerle buluşturuyor.
“Kırık Ses Dalgaları Havuzundaki Bir Nokta”da yerçekiminin gittikçe arttığı bir dünya tahayyülünden yola çıkan Magdy'nin son filmi M.A.G.N.E.T. (M.I.K.N.A.T.I.S - 2019) 'in yanı sıra polaroid fotoğraflar ve ilk defa gösterilecek olan yağlı boya resimleri yer alıyor. Magdy, içinde bulunduğumuz kaosu anlamlandırma arzusunun hakim olduğu ve bizi sarmalayan güçler üzerine düşündüren sergi sunuyor.
Magdy'nin teknikolor dünyasına dahil olacağınız “Kırık Ses Dalgaları Havuzundaki Bir Nokta” başlıklı sergisini 23 Ocak 2022 tarihine kadar .artSümer’in yeni mekânında ziyaret edebilirsiniz.
Yeni adres: İstiklal Mah. Piyalepasa Bulvarı No: 32-A, Piyalepaşa Istanbul, Beyoğlu
Künye:
1.Orchestrating Televised Ceremonies, 2021 - tuval üzerine yağlı boya, 60x80 cm
2.M.A.G.N.E.T, 2019 - Full HD'ye transfer edilmiş Super 16mm film. Renkli ve siyah beyaz, 21 dak.MAAT Museum of Art, Architecture and Technology, Lisbon desteği ile.