GÜNDEM
  • 05-12-2021

    Elektronik müziğin başarılı isimlerinden Stavroz, gerçekleştirdiği mini turne kapsamında 17 Aralık’ta İzmir Arena’da, 18 Aralık’ta ise İstanbul KüçükÇiftlik Park’ta müzikseverlerle buluşacak.

    Her ikisi de DJ, müzisyen ve ses mühendisi olan Ijsbrand De Wilde ve Gert Beazar tarafından Belçika’nın Gent şehrinde kurulan grup, gerçekleştirdikleri mini turne kapsamında Türkiye’ye geliyor. Belçikalı grup Stavroz, Epifoni Organizasyonu ile Enter The Music projesi kapsamında 17 Aralık’ta İzmir Arena’da, 18 Aralık’ta İstanbul KüçükÇiftlik Park’ta dinleyiciyle buluşacak. İstanbul konserinde açılışı Dj Shangri La yapacak. Gecenin kapanışını Stavroz ile DJ Mahmut Orhan yapacak. Konserin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    4742
  • 05-12-2021

    Gökçen Ataman ve Setenay Alpsoy’un şehri konu alan yapıtlarından oluşan “Tanıdık Cepheler” başlıklı sergisi 16 Aralık 2021 – 21 Ocak 2022 tarihleri arasında Evin Sanat Galerisi’nde sanatseverlerle buluşuyor.

    “Tanıdık Cepheler” sergisi Setenay Alpsoy’un son zamanlarda daha yoğun bir şekilde üretmeye başladığı geniş yüzeyli karakalem desenler, yağlı boyadan farklı olarak daha fazla detaya eğilmesine olanak sağlayan yapıtları ve Gökçen Ataman’ın farklı malzemelerle boyut kazandırdığı giderek betonlaşan ve çarpıklaşan şehirdeki bina cephelerini bir araya geliyor. Tezatlıklardan beslenen sergide yer alan eserler Ataman ve Alpsoy’un yapıtlarının uyumunu yansıtıyor. Sergide iki sanatçının farklı malzemelerden ürettikleri ortak yapıt olarak meydana getirdikleri seri izleyiciye sunuluyor.

    Aynı coğrafyanın iki farklı metropolünde aynı “konuya” eğilen, aynı jenerasyondan iki sanatçı olarak Gökçen Ataman ile yollarının kesişmemesinin mümkün olmadığına değinen Setenay Alpsoy şunları söylüyor: “Şehirde yaşayan herkesin onu aynı şekilde deneyimlemediği, dolayısıyla herkesin ‘farklı’ bir kent gördüğü aşikardır. Her ne kadar güzel sanatların iki farklı ekolünden de gelsek; kent ve en nihayetinde bina cepheleri, ikimizin de sanatsal çalışmalarında tekrar ve tekrar kullandığı bir öğe. ‘Kent ve cepheler’ konusu etrafında şekillenen bu işleri, ortak bir sergi ile izleyicilerle buluşturmak ve hatta birbirimizin işlerine müdahale ettiğimiz çalışmalar ortaya çıkarmak beni çok heyecanlandırdı.”

    Gökçen Ataman şu sözlerle yapıtlarını anlatıyor: “Çalışmalarımın odağında insanın yaşadığı yer ile olan işgale dayalı ilişkisi, kültürel mirasa olan tahrip edici yaklaşımı, şehirleşirken benimsediği gelip geçicilik anlayışı ve en önemlisi, bir türlü doymak bilmeyen inşa etme dürtüsü yer alıyor.”

    ​Gökçen Ataman ve Setenay Alpsoy’un “Tanıdık Cepheler” başlıklı sergisi 16 Aralık 2021 – 21 Ocak 2022 tarihleri arasında Evin Sanat Galerisi’nde ziyaret edilebilir.

    0
    0
    2662
  • 05-12-2021

    Jason Hickel’ın büyümenin aşırı masraflı, ekolojik açıdan sürdürülemez ve özünde adaletsiz bir hâl aldığını, “büyüme”yi temel alan mitik inançların terk edilmesi gerektiğini savunduğu çalışması Çoğu Zarar Azı Karar - Dünyayı Küçülme Kurtaracak, Deniz Keskin’in çevirisiyle Metis Yayınları’ndan çıktı.

    Hickel, bu kitapta egemen söyleme göre büyüme eksikliğinin ya da azgelişmişliğin sonuçları olarak gösterilen günümüzdeki hızlı yoksullaşma, artan eşitsizlikler ve toplumsal-ekolojik felaketlerin temelindeki sorunun büyümenin ta kendisi olduğunu anlatıyor.

    ​“Büyüme tahayyülünü ayakta tutan ve ekonomiyi bilim olmaktan çıkaran terimlerle düşünmekten vazgeçmek gerekiyor. Kullanımdaki iktisadi dil, ifade edilmesi gerekeni ifade etmekte yetersiz kaldığı içindir ki yeni bir söz dağarcığına ihtiyacımız var. Bir grup aktivist ve entelektüelin ilk olarak Fransa’da başlattığı ve ardından tüm dünyaya yayılan küçülme hareketi, toplumsal bir hedef olarak ekonomik büyümenin terk edilmesi çağrısında bulunuyor. “Küçülme” kavramı, daha az doğal kaynak tüketen ve tamamen farklı ilkeler çerçevesinde örgütlenen toplumlara giden yolu temsil ediyor. Sadelik, şenliklilik, otonomi, bakım, müşterekler gibi kelimeler de küçülme toplumlarının neye benzeyebileceği konusuna ışık tutuyor.”

    0
    0
    3872
  • 04-12-2021

    Tiyatro, sinema ve müzik alanlarında çağdaş iç yapımlar üretmeye devam eden gösteri evi KOMA, 2021 - 2022 sezonuna “Sadece birazcık kıpraşıyoruz” diyerek başlıyor.

    Kadıköy Söğütlüçeşme’de bir grup sanatçı tarafından kurulan KOMA, pandemi döneminde fiziki etkinliklerine ara vermesinin ardından aralık ayı itibariyle pandemiden önce olduğu gibi yeninden farklı disiplinlerden pek çok etkinliğe ev sahipliği yapmaya devam edecek. KOMA’nın kadın ve erkek arasındaki çözülemez, yönetilemez, anlaşılamaz ilişki ve travmaların kadın ruhunu biçimlendirişi üzerinden yoğurulmuş bir Miss Julie yorumu Merhamet, 18 Aralık Cumartesi saat 21.00’da ilk kez tiyatroseverlerle buluşacak. Arpist Meriç Dönük’ün zarafeti ve benzersiz müziğinin bir KOMA filmine dönüştüğü Bir Arp Masalı ise 23 Aralık Perşembe saat 21.00’da dijital olarak prömiyerini gerçekleştirecek. KOMA Ensemble’dan Büşra Tuna’nın hayatın bizi zorlamasını, yormasını, nefessiz bırakmasını, isteksizliğimizi bir performansla kurcaladığı Where Is The Water? 12 ve 19 Aralık Pazar günleri saat 19.00’da KOMA Sahnesi’nde olacak.

    Aralık ayında KOMA’da Uyandığımda Sesim YoktuBernardaDansözÖyle Şeyler Yalnızca Filmlerde OlurSıfır TelaşÖlü Kadınlar Diyarı ve Sıfırla Bir Arasında oyunları sahnelenecek. Müzik sahnesine ise Flapper Swing, Meriç Dönük, Kamucan ve Ozan konuk olacak. KOMA yapımlarından okuma tiyatrosu Küçük Prens ise Akasya Asıltürkmen’in oyunculuğu, Güneş Özgeç’in canlı müziğiyle 24 Aralık Cuma akşamı saat 21.00’da KOMA Sahnesi’nde izleyiciyle buluşacak. KOMA sahnesi ve programı hakkında ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

    Koma Sahnesi Aralık Programı:

    5 Aralık Pazar 19.00 / Flapper Swing (Konser)
    8 Aralık Çarşamba 20.30 / Meriç Dönük (Konser)
    9 Aralık Perşembe ve 15 Aralık Çarşamba 20.30 / Dansöz (Mek’an)
    10 Aralık Cuma 20.30 / 4 Kapı 40 Makam (Mezopotamya Dans)
    11 Aralık Cumartesi 19.00 / Öyle Şeyler Yalnızca Filmlerde Olur (Cihangir Akademi)
    12 Aralık Pazar ve 19 Aralık Pazar 17.00 - 19.00 / Katia Makatow Masterclass - Where Is The Water? (KOMA)
    14 Aralık Salı 20.30 / Sıfır Telaş (Tiyatroperest)
    16 Aralık Perşembe 20.30/ Ölü Kadınlar Diyarı (Tiyatro Oyun Kutusu)
    17 Aralık Cuma 20.30 / Uyandığımda Sesim Yoktu (Bu Yapım)
    18 Aralık Cumartesi 21.00 / Merhamet (KOMA / Dijital Prömiyer)
    22 Aralık Çarşamba 20.00 / Kamucan ve Ozan Musikili Sohbet (Konser)
    23 Aralık Perşembe 21.00 / Bir Arp Masalı (KOMA / Dijital Prömiyer)
    24 Aralık Cuma 21.00 / Küçük Prens Okuma (KOMA / Akasya Asıltürkmen)
    25 Aralık Cumartesi 19.00 / Sıfırla Bir Arasında (Altsahne)
    26 Aralık Pazar 20.00 / Dudakların Cengi

    ​Adres: Hasanpaşa Mah. Derici Zeynel Sok. NO: 15 Kadıköy/İstanbul

    Tag: KOMA
    0
    0
    2308
  • 04-12-2021

    Daire Sanat tarafından düzenlenen Açık Atölye Sanatçı Programı’nın 26 Şubat - 28 Mayıs 2022 tarihleri arasında gerçekleşecek ilkbahar dönemi için 1 Ocak 2022’e kadar başvuru yapılabilecek.

    Daire Sanat, Açık Atölye Sanatçı Programı’nı Kasım 2019 itibariyle Cihangir’de bulunan sergi mekânında gerçekleştiriyor. Açık Atölye Programı, bir sanatçı inisiyatifi gibi kâr amacı gütmeyen, ticari faaliyet göstermeyen, bağımsız yapıda çalışmalar gerçekleştiriyor. Yapılan açık çağrı ile günümüz koşullarında projelerini hayata geçirmek isteyen ancak yeterli imkân bulamayan sanatçılara projelerini gerçekleştirmek için alan sağlamayı amaçlıyor.

    Sanatçıların başvuru belgelerini son başvuru tarihine kadar Daire Sanat’ın mail adresine iletmeleri gerekiyor. Her dönem farklı bir seçici kurul tarafından yapılan değerlendirmelerin ardından ilkbahar dönemine katılacak sanatçılar açıklanacak. Programa katılan sanatçılar, çalışmalarını üç ay boyunca kendi atölye ortamına dönüştürdüğü Daire Sanat’ta sürdürecekler. Açık Atölye Programı’na her dönem seçilen iki proje üç ay boyunca Daire Sanat’ın Cihangir’deki mekânında haftanın iki günü ziyarete ve katılıma açık olarak gerçekleştiriliyor. Atölyenin ziyarete açık olduğu günlerde sanatseverler hem sanatçıları tanıma imkânına hem de proje sürecine tanıklık etme fırsatı buluyorlar. Katılan sanatçılar program süresi sonunda mekânda üretimlerini paylaştıkları bir etkinlik gerçekleştirecekler.

    Başvuru koşulları:
    Program, herhangi bir sanat pratiği ile uğraşan her yaşta tüm sanatçılara açıktır.
    Başvuru belgeleri tek bir pdf dosya ile gönderilmelidir.
    Eksik ya da başvuru süresinden sonra gönderilen başvurular dikkate alınmayacaktır.

    Başvuru için gerekli belgeler:
    CV + biyografi
    Başvuru formu
    Portfolyo
    Sanatçı Görüşü
    Proje Önerisi (Program süresince üzerinde çalışacağınız proje hakkında bilgi)

    Katılmak isteyen sanatçılar 1 Ocak 2022 tarihine kadar info@dairesanat.com adresine mail gönderilebilirler.

    0
    0
    3125
  • 04-12-2021

    Amerikalı bilimkurgu ve fantezi yazarı Alix E. Harrow’un farklı bir büyüme hikâyesi anlattığı On Bin Kapı, Başak Bekişli’nin çevirisiyle İthaki Yayınları’ndan çıktı.

    Hugo, Nebula, Locus, Dünya Fantazi ödülleri adayı olan On Bin Kapı’yı Kanadalı şair ve spekülatif kurgu yazarı Amal El-Mohtar, “Büyümek ve büyürken sahip olduklarımızı korumaya çalışmak üzerine göz kamaştırıcı bir hikâye” diye tanımlıyor.

    “Yedi yaşındayken, January bir Kapı keşfetti. Bambaşka bir dünyaya açılan bir Kapı.
    January Scaller, kendini bildi bileli büyük bir malikânede, Cornelius Locke isimli zengin bir koleksiyonerin vesayeti altında yaşıyordu. Pahalı giysileri, hizmetçileri, görünüşte ayrıcalıklı bir hayatı vardı. Ancak January kendini hiç de evinde hissetmiyordu. Cornelius Locke için sanat eseri avcılığı yapan babası eve nadiren uğrar olmuştu. Hayatını katı kurallara uyarak yaşamak zorundaydı. Ve koyu renkli derisi, Bay Locke’ın koleksiyonunun egzotik bir parçası olduğunu hissettiriyordu ona.

    On yedi yaşındayken, January tuhaf bir kitap buldu. Akıl almaz hikâyeler anlatan bir kitap.
    ​Bulduğu On Bin Kapı isimli kitap, January için hem çok tanıdık hem de hayal ettiği her şeyin ötesindeki şeylerden bahsediyordu. Başka dünyaların kokularını taşıyan, gizemli Kapıları ve imkânsız bir aşk hikâyesini anlatan bu kitabı okudukça January’nin içinde bir şeyler filizleniyordu. Kendisi, ailesi ve dünyası hakkındaki gerçekleri keşfedeceği bir yolculuğa çıkacak olan January’yi büyük tehlikeler bekliyordu.”

    0
    0
    1561
  • 03-12-2021

    Yapımcılığını İstanbul Tiyatro Festivali’nin üstlendiği Beni Sakın Yumruklardan oyunu 14 Aralık’ta Alan Kadıköy’de, 8 Ocak’ta ise Zorlu PSM’de tiyatroseverlerle buluşacak.

    İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın (İKSV) 2020 yılında, Türkiye’nin önde gelen kültür-sanat kurumlarından BKM, DasDas, ENKA Sanat ve Zorlu PSM ile birlikte başlattığı “Ortak Yapım” projesi kapsamında sahnelenen ilk oyun Beni Sakın Yumruklardan’ın kadrosunda Yiğit Sertdemir ve Ecem Uzun yer alıyor. İstanbul Tiyatro Festivali yapımcılığında sahneye taşınan oyun, Türkiye prömiyeri 19 Kasım’da 25. İstanbul Tiyatro Festivali kapsamında gerçekleştirdi. Ceren Ercan’ın kaleme aldığı oyunun yönetmenliğini ise Yelda Baskın üstleniyor.

    Son yıllarda yeni medya üzerinden yaratılan “iptal kültürü”ne mizahçı olmayı deneyen iki insanın gözünden bakan Beni Sakın Yumruklardan, yeni medyanın adalet ve değişim üzerinden vaat ettiklerini tartışmaya açıyor. Oyunda bir “açık mikrofon” akşamında yolları kesişen farklı kuşaktan iki kişi; kişisel olanın hikâyeleştirilmesi ve mizahın sınırları üzerine düşünmeye başlıyor.

    Beni Sakın Yumruklardan oyununun biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    Beni Sakın Yumruklardan
    Yapımcı: İstanbul Tiyatro Festivali
    Yazan: Ceren Ercan
    Yöneten: Yelda Baskın
    Sahne ve Işık Tasarımı: Kerem Çetinel
    Koreografi: Melih Kıraç
    Ses ve Müzik Tasarımı: Barlas Tan Özemek
    Dramaturji: Ceren Ercan
    Afiş Tasarımları: Bülent Erkmen, Esra Kılıç
    Fotoğraflar: Muhsin Akgün
    Asistan: Harun Kuri
    Oynayanlar: Yiğit Sertdemir, Ecem Uzun

    0
    0
    1817
  • 03-12-2021

    Goethe-Institut Ankara’nın yeni sanat mekânı Galeri Vitrin, Işıl Kurmuş Aleksandrov’un “#ObjectsOfAffection” başlıklı sergisine 19 Aralık tarihine kadar ev sahipliği yapıyor.

    Burçak Yakıcı’nın küratörlüğünü üstlendiği sergide yer alan işler, ilhamını Aleksandrov’un yaşamından ve bu süreçteki deneysel çalışmalarından alıyor. Sanatçının mekâna özgü, özel olarak ürettiği #Objects of Affection başlıklı yerleştirmesi, iş ve eğitim sisteminin kurallarına ve bu bağlamda bizi çevreleyen nesnelere ilişkin alışkanlıklarımıza ve bu nesnelerin üzerimizde bıraktığı izlere bir eleştiri getirerek bizleri farklı bir açıdan düşünmeye davet ediyor.

    Serginin yer aldığı vitrin, iş ve eğitim sistemi içerisinde bedenin yoğun bağ kurduğu nesnelere yer veriyor ve bu sistemler içerisinde yükselmeye çalıştığımız yere ilişkin sorgulamaya bir mekân oluşturuyor. İki bölüme ayrılan vitrinde; bir tarafta kuşbakışı görünüşüyle sınıfı andıran bej bez kumaş üzerinde yer alan kara tahta, kâğıt boyutunda nesneler ve dokunmatik ekranlara gönderme yapan kutucuklar, diğer tarafta siyah kumaşın önünde ağaç gövdesi, ahşap sandalye ve ofis sandalyesi siluetlerinden oluşan üst üste konularak yükselen bir totemi andıran üç boyutlu bir yapı yer alıyor. Tepeden asılan, kendini aşağı bırakan, yumuşak biçimler ve çeşitli yüzeyler izleyicide dokunma isteği uyandırmayı hedefliyor. Nesnelerin vitrinin ardında oluşu onları “dokunulamaz” bir konuma yerleştirerek bir algı oyunu oluşturuyor.

    Işıl Kurmuş Aleksandrov’un “#ObjectsOfAffection” başlıklı sergisini 19 Aralık tarihine kadar Galeri Vitrin’de görebilirsiniz.

    ​Fotoğraflar: Oğuz Karakütük

    0
    0
    2831
  • 03-12-2021

    Şebnem İşigüzel’in aynı adlı romanından sahneye uyarlanan Ağaçtaki Kız, Ahsen Eroğlu ile Tunahan Çilingir’in performanslarıyla 11 Aralık akşamı DasDas’ta ilk kez tiyatroseverlerle buluşacak.

    DasDas’ın yeni sezondaki bir diğer özel prodüksiyonu olan Ağaçtaki Kız’ı İlksen Başarır sahneye uyarladı ve yönetti, müziklerinde ise Cem Yılmazer ile Gülinler’in imzası bulunuyor. Oyun, hikâyesini seyirciye bir çınar üzerinden anlatmaya başlayan bir kız ile Yunus’un; aşkı, dostluğu, hayallerini, hayal kırıklıklarını, yere düşmeyi, yerden kalkabilmeyi ve sırlarını paylaşmalarını gözler önüne seriyor.

    Ağaçtaki Kız, 11 Aralık akşamı gerçekleşecek prömiyerinin ardından 19 Aralık günü 17.00’de ve 27 Aralık akşamı 20.30’da yeniden DasDas Sahne’de oynanacak. Oyunun biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    2102
  • 03-12-2021

    Atlas 1948 Sineması, MUBI ile yaptığı iş birliği kapsamında aralık ayı itibariyle MUBI’de her ay en çok seyredilen filmlerden oluşan “MUBI En İyiler Seçkisi”ni beyazperdeye taşınacak.

    Film festivalleri, gala ve vizyon filmlerinin yanı sıra sahne sanatları ve konserlere de ev sahipliği yapan Atlas 1948 Sineması, MUBI ile iş birliği sayesinde dijital platformu geleneksel beyazperdeyle buluşturarak Türkiye’de ve dünyada bir ilki gerçekleştirecek.

    ​İstanbul Sinema Müzesi ve Atlas 1948 Sineması İşletme Genel Müdürü Ceyhun Tuzcu, pandemiyle birlikte dijital platformların yükseliş trendinde olduğunu belirterek şunları söyledi: “Biz de köklü geçmişi olan ve son teknolojiyle yenilenen Atlas 1948 Sineması’nda geleneksel ile dijital deneyimi bir araya getiriyoruz. Bizim fiziksel olarak gerçekleştirdiğimiz sinema deneyimini MUBI, online dünyada gerçekleştiriyor. MUBI’nin binlerce film arşivinden izleyicilerin o ay en çok tercih ettiği filmleri ‘MUBI En İyiler Seçkisi’ ile beyaz perdede sinemaseverlerle buluşturacağız.”

    0
    0
    5353
DAHA FAZLA
Geldanlage