
İstanbul Modern Sinema, Türk Tuborg A.Ş.’nin katkıları, Portekiz Büyükelçiliği ve Othon Cinema iş birliğiyle Portekizli yönetmen Pedro Costa’nın Türkiye’deki ilk ve en kapsamlı retrospektifini 16-26 Ekim tarihleri arasında sinemaseverlerle buluşturacak.
Pedro Costa sinemasını keşfetme imkânı sunan “Pedro Costa Hakkında Her Şey” başlıklı retrospektif programı kapsamında yönetmenin tüm kısa ve uzun metrajlı filmleri gösterilecek. Program, yönetmenin geleneksel dramatik anlatıdan uzaklaşarak deneysel belgesel ve enstalasyon formlarına uzanan evrimini gözler önüne seriyor. Costa, özellikle Lizbon’un kenar mahallelerinde yaşayan marjinal toplulukların hayatlarını sabırla gözlemleyen, içine çeken ve şiirsel bir anlatımla işleyen filmleriyle dikkat çekiyor.
İlk uzun metrajı Kan (O Sangue, 1989), ardından Kemikler (Ossos, 1997) ve Fontainhas üçlemesi -Lav Evi (Casa de Lava, 1994), Gençler Yürüyor (Juventude em Marcha, 2006) ve Vitalina Varela (2019)- ile Costa, ışıksız dar odalarda çektiği uzun planlar, minimal diyaloglar ve toplumsal görsel ayrıntılara gösterdiği özenle kendine özgü bir sinema dili geliştirdi. Bu filmler, zorlayıcı olmalarına rağmen izleyicide bir tür bağımlılık yaratıyor. Her sahne hem estetik bir deneyim hem de insanlık hâllerine dair güçlü bir tanıklık sunuyor.
İstanbul Modern Film Küratörü Müge Turan şunları söyledi: “Pedro Costa, çağdaş sinemanın en önemli ve radikal auteur’lerinden biri. The Guardian’ın da dediği gibi, o gerçekten ‘sinemanın Samuel Beckett’i.’ Filmlerinde zamanın akışı yavaşlar, gerçeklik ve kurgu iç içe geçer. Costa'nın estetik yaklaşımı, izleyiciyi yalnızca izlemeye değil, deneyimlemeye davet eder.”
“Pedro Costa Hakkında Her Şey” programı hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Gülseren Südor’un doğayı sembolik anlamlarla yükleyerek özel bir unsur olarak öne çıkardığı, son bir yılda ürettiği yapıtlarından oluşan “Timeless & Spaceless” başlıklı kişisel sergisi 8-29 Kasım tarihleri arasında Galeri Diani’de sanatseverlerle buluşacak.
Galeri Diani, Cumhuriyet kadınını temsil eden duayen ressamları ele alınacağı seri sergilerin ilkine Gülseren Südor’un “Timeless & Spaceless” sergisi ile başlıyor. Telga Südor Mendi’nin küratörlüğünü üstlendiği sergi, yıllardır ürettiği yapıtlarda çini mürekkebi tarama tekniğinin öncülerinden olan Gülseren Südor’un yaşamdan ve doğadan ilham alan yapıtlarını izleyiciye sunuyor.
Gülseren Südor şunları söylüyor: “Öz yaşam öykümü yazar gibi, oluşturduğum bu sergimde; insanlığın geçmiş ve gelecek güncel yaşamında doğanın varlığının etkilerini ve yine insanoğlunun doğanın üzerindeki olumlu/olumsuz etkilerin irdeledim. Oluşturduğum her kompozisyonun bir diğer eş değerini yaparken amacım; doğanın, yaşamın bana sunduklarını, kendi içsel yalnızlığımda eğip-büküp sonuçta donmuş statik bir yaşam sahnesi olmaması için yeniden kurguladım. Sergilenen yapıtlarımda, özellikle kendime özgü esinlerden olduğu kadar, yine bilinçle, sonuca ulaşabilmek için doğaya bire bir sadık kalarak yansıtmamaya özen gösterdim. Kısaca, doğada-yaşamımda neyi görüp içselleştirdiğim, ne gibi izlenimler elde ettiğimden yola çıkıp zaman ve mekân kavramlarının sonuca bağlanmadığı özerk kompozisyonlar oluşturdum.”
Ödüllü yazar Paddy Donnelly’nin yaratıcılığın ve dostluğun gücünü konu alan kitabı Porsuk Kitabevi, Sima Özkan’ın çevirisiyle Meraklı Tilki Kitaplığı’ndan çıktı.
Kitap yazarın daha önce yayımlanan Tilki ve Oğlunun Kuyruk Dükkânı’ndaki Kuyruklu Kasabası’nda geçiyor. 3 yaş ve üzeri okurları bu kasabadaki bir kitapçıya davet ediyor. Bir porsuk tarafından işletilen Porsuk Kitabevi’ne. Ayılardan fillere, kaplanlardan dinozorlara, pandalardan deniz gergedanlarına kadar bu kitapçıda her hayvan hakkında aradığınız kitabı bulabilirsiniz. Ama ellerinde olmayan tek bir kitap var ve bu kitap, Tilki Tarçın’ın çok ama çok istediği bir kitap.
Aysun Bolten’in “Ben’in Ötesi” başlıklı ilk kişisel sergisi, Marcus Graf küratörlüğünde, 14 Ekim-14 Kasım tarihleri arasında Galeri / Miz’de sanatseverlerle buluşacak.
Aysun Bolten, “Ben’in Ötesi” sergisinde izleyicilere sanat, bilim ve dijital teknolojiyi bir araya getiren disiplinlerarası bir yolculuk sunuyor. Sergi, Jacques Lacan’ın öznelik ve ötekilik kavramından yola çıkarak, kimliğin görünmeyen katmanlarını gerçek, imgesel ve simgesel olan arasındaki diyalog üzerinden keşfe açıyor. Tıbbi imgeleri, mikroskobik perspektifleri ve özel olarak geliştirilen dijital programlamayı sanatsal sürece dahil eden Bolten, sanatsal ifade ile bilimsel araştırma arasındaki sınırları belirsizleştirerek yenilikçi bir yaklaşım ortaya koyuyor. Sergi, yalnızca görsel ve kavramsal bir araştırma değil, aynı zamanda özün ve benliğin doğasına dair felsefi bir sorgulama da sunuyor.
Serginin merkezinde biyolojik verileri soyut portrelere dönüştüren video çalışmaları ve baskılar yer alıyor. Bolten, kendi benliğinin ötesindeki katılımcılardan aldığı kan örneklerini karanlık alan mikroskobu altında görüntüleyerek her bireye özgü görsel parmak izleri yaratıyor. Serginin ikinci bölümünde Bolten, izleyiciyi geçmiş ve gelecekteki benliklerinin simüle edilmiş yansımalarıyla yüzleştiren etkileşimli bir video enstalasyonu sunuyor. Jacques Lacan’ın, bireyin kendi yansımasını fark ederek benlik bilincine ulaştığını öne süren “ayna evresi” kuramı burada felsefi bir dayanak noktası oluşturuyor.
“‘Ben’in Ötesi’, yalnızca sanatsal bir girişim değil, içsel olanla dışsal olanı, bilimsel olanla simgesel olanı ve dijital olanla somut olanı birbirine bağlayan disiplinlerarası bir keşif yolculuğudur. Bolten, sanatı tıbbi, teknolojik ve felsefi yaklaşımlarla birleştirerek bizleri ‘ben’i gerçekten tanımlayan şeyin ne olduğu üzerine yeniden düşünmeye çağırıyor. Sergiye dahil edilen programlama ve dijital unsurlar, kimliğe dair algımızın nasıl şekillendiğini gösterirken; Lacan’a yapılan göndermeler ve tıbbi imgeler, serginin felsefi derinliğini vurguluyor. Nihayetinde ‘Ben’in Ötesi’, çağdaş sanata özgün ve düşündürücü bir bakış sunarken disiplinlerarası sorgulamanın kimliğimizi anlamada hâlâ ne kadar güncel ve vazgeçilmez olduğunu hatırlatıyor.”
Bade Nosa ve Can Güngör’ün birlikte seslendirdiği “Çağrı”, Bade Nosa’nın ikinci albümü Şiir Eski Suç Ortağımız’ın ikinci teklisi olarak dinleyiciyle buluştu.
Şiir Eski Suç Ortağımız albümünün tamamı Gülten Akın ve Behçet Necatigil şiirlerinden oluşacak ve her parça için alternatif müzik sahnesinin özgün yorumcularıyla düet yapılacak. Albümün ilk teklisi geçtiğimiz haftalarda yayımlanan Birsen Tezer ile olan “Hüznümün Tüccarı” olmuştu.
Şair Gülten Akın’ın büyük bir hasreti dile getiren aynı adlı şiiri “Çağrı”, Bade Nosa ve Emre Can Sarısayın tarafından bestelenirken; Umut Çetin’in katkılarıyla hazırlanan düzenleme, şiirin yalın ama derin duygusunu müziğe taşıyor. Uluslararası üretimlerde de imzası bulunan Idan Altman’ın üstlendiği mix ve mastering, şarkının güçlü tınısını tamamlıyor. Kapak görseli ise albümün bütününde olduğu gibi Hazal Günal’a ait.
Akın şiirlerine ayrılan ilk bölümde Can Güngör’ün yanı sıra Birsen Tezer, Nilipek ve Simge Pınar yer alacak. Necatigil şiirlerinden oluşan ikinci bölümde ise Ceylan Ertem ile Bülent Ortaçgil dinleyiciyle buluşacak. “Çağrı”yı buradan dinleyebilirsiniz.
Pozitif organizasyonuyla, +1’in katkılarıyla düzenlenen Oktoberfest Hosted by The Populist, 11 ve 12 Ekim’de Yapı Kredi bomontiada’da müzikseverlerle buluşacak.
Bavyera kültürünü müziğin enerjisiyle buluşturan etkinlikte iki gün boyunca Oi Va Voi, Bedük, Shantel, Kolektif İstanbul, Barış Demirel, Diskopolis, Ahmetjah ve Cihan Saldıran sahnede olacak. 11 Ekim Cumartesi günü köklü sound’unu modern dokunuşlarla harmanlayan Oi Va Voi, Balkan ezgilerini dans pistine ulaştıran Shantel, caz, funk ve Anadolu tınılarını birleştiren Kolektif İstanbul ve yüksek tempolu performansıyla Ahmetjah, 12 Ekim Pazar günü ise; elektronik sahnelerin enerjisini zirveye taşıyan Bedük, groove dolu setleriyle Diskopolis, sınırları zorlayan enerjisiyle Barış Demirel ve The Populist’in resident DJ’i Cihan Saldıran müzikseverlerle buluşacak.
+1, Yapı Kredi, Schweppes, Hellman’s ve Hennessy sponsorluğunda gerçekleşecek Oktoberfest Hosted by The Populist, iki gün boyunca Oktoberfest ruhuyla birlikte farklı tatlar ve unutulmaz sahne deneyimleri sunacak.
Oktoberfest Hosted by The Populist biletlerine Biletix, Passo ve Biletinial üzerinden ulaşabilirsiniz.
Can Ünlü’nün “CONCANCİN / Kişisel Karma” başlıklı ilk kişisel sergisi 9 Kasım’a kadar Barın Han’da sanatseverlerle buluşuyor.
Burak Topçakıl’ın küratörlüğünü üstlendiği “CONCANCİN / Kişisel Karma” sergisi, çağdaş sanatın yalnızca üretim nesnesini değil, üretimin bilgi alanıyla kesişen koşulları ile sanatın “sergilenmesi” olgusunun varoluşsal statüsünü tartışmaya açıyor. Sergide birbirinden bağımsız işleyen ve sanat eserini anlam üretme, sindirilme ve merak uyandırma eksenlerine karşılık gelen üç farklı yaklaşım eşzamanlı olarak aynı mekân içerisinde kurgulanarak izleyiciye sunuluyor.
“Serginin ilk bölümü, eserlere eklemlenen açıklama metinlerinin, kavramsal içeriklerin işlevi üzerine kurulu: İşlerin kendisi, uzun ve süslü metinler aracılığıyla açıklanıyormuş gibi görünürken aslında abartılı ve ağdalı metinlerin baskısı altında görünmezleşiyor. Ünlü burada sanat eserini ve metni birbirine geçirerek hem izleyiciyi anlamın tekil kaynağını aramaktan vazgeçmeye zorluyor hem de sanat dünyasının kodlarının gösterge ile gösterilen arasındaki ilişkiye müdahale mekanizmalarını sorguluyor.
İkinci bölüm, ‘Mide’ metaforu üzerinden işleyen bir yapıya sahip. Bu küçük odada, sanatçının içine ‘sindiremediği’, tamamlayamadığı ya da heyecanını kaybettiği işler bir araya getiriliyor. Üretimin yalnızca başarıyla sonuçlanan, tamamlanmış bir form değil, aynı zamanda yarım bırakma, vazgeçme ve terk etme süreçlerini de içerdiğini hatırlatıyor. Ünlü, sanat eserinin tamamlanmış, ideal hâline ulaşmış olması (Gesamtkunstwerk) beklentisinin sanatçı üzerinde yarattığı baskının psikosomatik etkisini ‘mide krampı’ olarak tanımlıyor. Bu durumla mücadelesini temsil eden yerleştirme, tamamlanmamışlığıyla zihninden bir türlü çıkaramadığı üretimleriyle samimi bir yüzleşme niteliğinde.
Serginin üçüncü bölümü ise dijital dünyanın sınırlarını yoklayan bir araştırma alanı oluşturuyor. Sanatçı bir süredir, bilgisayar oyunlarının fotoğraf makinesi mekaniklerini kullanarak oyunların dijital evreninde kurgulanmış alanların, tamamlanmış haritaların sınırlarını aşan ve ‘bozuk’ manzaraları kaydediyor. Dijital gerçekliğin sınırlarında ne gerçek ne temsil olan, yalnızca çarpılma ve boşluk olarak karşımıza çıkan tanımlanmamış gerçekliklere odaklanıyor. Böylece sanal dünya ile gerçeklik arasındaki gerilimi, gizli ama erişilebilir sınırlarına vardırarak görünür kılmayı hedefliyor.
‘Sanat eseri gerçeği gerçek olarak sunar; ancak onu, yalnızca eserin içinde açığa çıkacak şekilde gizler. Böylece gerçek ne tamamen gizli kalır ne de tamamen açığa çıkar; eser hem açığa çıkma hem de gizlilik mekânıdır.’ Martin Heidegger, Der Ursprung der Kunstwerkes (1936), (Sanat Yapıtının Kökeni)
Sergi, üç bölüm hâlinde birbirine eklemlenen bu deneyimlerle, izleyiciye sanatçının evrenine dair alışılmışın dışında bir deneyim imkânı sunuyor. Metnin gölgesinden sanatçının midesine, oradan da dijital dünyanın uçurumlarına uzanan bu yolculuk, sanatın hiçbir zaman tamamen anlaşılamayan, sindirilemeyen ve açıklanamayan yanlarına dair sezgilere seslenen bir karşılaşma. Burak Topçakıl küratörlüğünde hayata geçen ve Can Ünlü’nün çok yönlü ve katmanlı üretimlerine kapsamlı bir bakış niteliğindeki ‘CONCANCİN / Kişisel Karma’ sergisi 9 Kasım tarihine kadar Barın Han’da ziyaret edilebilir.”
Mike Kenny’nin uyarladığı, Mehmet Ergen’in Türkçeleştirdiği Ezop Masalları, Lerzan Pamir yönetiminde Zorlu Çocuk Tiyatrosu’yla 12 Ekim’de Zorlu PSM %100 Studio’da prömiyer yapıyor.
Mehmet Zorlu Vakfı bünyesinde 2003 yılından beri çocuklarla buluşan Zorlu Çocuk Tiyatrosu, Kaplumbağa ile Tavşan’ın yarışını, Aslan ile Fare’nin beklenmedik bağını, Kurt ile yaramaz bir çocuğun karşılaşmasını ve Karga’nın hikâyesini şarkılara eşlik eden kahkahalarla sahneye taşıyor. Aslı Tandoğan, Mert Aydın, Mert Şişmanlar ve Zeynep Güngörenler oyunculuğuyla sahnelenecek oyun 4-8 yaş arası çocuklar için müziğin ön planda olduğu interaktif bir anlatım olacak.
Müziği Tolga Çebi, dekoru Barış Dinçel, kostümleri Gül Sağer, koreografisi Lucy Cullingford ve ışık tasarımı Yakup Çartık’ın imzasını taşıyan oyun, oyuncuların aynı zamanda birer enstrüman çaldığı, hayvan sesleri çıkaran aletler kullandığı ve neşenin hiç eksilmediği dinamik gösteri olacak.
Ezop Masalları; ilk gösterisini 12 Ekim pazar günü Zorlu PSM %100 Studio’da minik izleyicileriyle birlikte gerçekleştirecek. Aynı gün 12.00 ve 14.00 saatlerinde sergilenecek ve sezon boyunca Zorlu PSM’de sahnelenecek Ezop Masalları’nın biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Atatürk Oto Sanayi’nin yeni sanat mekânı AOS51, Ceren ve Irmak Arkman küratörlüğünde gerçekleşen “KOMPLEKS“in ikinci sergisini 14 Ekim-2 Kasım tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturacak.
Ceren ve Irmak Arkman küratörlüğünde gerçekleşen ilk sergi, “KOMPLEKS” başlığı altında sanat üretimi ve sergilenmesinde yaşanan süreçlerin kompleksliğinin altını çizerken, bir sanayi kompleksinin ekosisteminde hayat bulan yeni mekâna da gönderme yaptı. 14 Ekim’de açılacak “KOMPLEKS Vol. 2” sergisi, bu ilk serginin devamı niteliğinde. İlk sergide sokak sanatı, sokak fotoğrafçılığı ve buluntu objelere odaklanarak başlayan yolculuk, bu sergide sokak sanatına ayrılan alan büyüyerek devam ediyor. 10 farklı sanatçının işlerini bir araya getiren yeni sergi, sanatçıların iki ve üç boyutlu işlerini bir arada sergileyerek, bunlar arasındaki ilişkilere, farklılıklara ve benzerliklere göz atıyor. Orijinal tuval üzeri işlerin yanında, tek ve çok edisyonlu baskılar, farklı malzemelerden heykeller ve oyuncaklara uzanan geniş bir yelpazede işlere yer veren “KOMPLEKS Vol. 2”, sokak kültürüne yakın olsa da bu alanda koleksiyonerliğe henüz adım atmamış ya da daha yeni adım atmış izleyicileri, alanın önde gelen sanatçılarıyla bir araya getirerek, giderek büyüyen bir komünite oluşturmayı hedefliyor. Sergide; Bıyıkof, Burak Beceren, Burak Şentürk, Bülent Gültek, Candan İşcan, Cins, Ham, Kerem Ardahan, MRE ve Tuba Girgiç’in eserleri yer alıyor.
İlk edisyonun parçası olan, Furkan “Nuka” Birgün’ün yaptığı bina yüzü ve 3. katta yer alan Çağla Çağlar, Emre Köktaş ve Ci Demi’nin Atatürk Oto Sanayi’de çektiği fotoğraflardan oluşan sergi ise hâlâ görülebiliyor.
Hakan Tamar ve Tayfun Polat tarafından kurulan Radyo Modart’ın konser serisi devam ediyor. Kristal Kit, Hav Hav! ve Düz Mantık’ın sahne alacağı konser 24 Ekim Cuma gecesi Roxy’de gerçekleşecek.
Modern, alternatif, yerli müziğe yer veren Modart, yeraltında veya popüler müzik alanında üretilen, müziğin yaratıcılığıyla ve hâkim piyasa anlayışına getirdiği alternatiflerle ilgileniyor. Radyo Modart’ın konser serisi kapsamında 24 Ekim Cuma gecesi Roxy’de gerçekleşecek etkinlikte; Kristal Kit, Hav Hav! ve Düz Mantık sahne alacak. Konserler öncesi, arası ve sonrasında da Radyo Modart’tan Tayfun Polat ve Hakan Tamar DJ kabininde olacak.
2020’de İstanbul’da kurulan bağımsız bir rock grubu Kristal Kit, müziğinde Indie/Brit rock çizgilerini elektronik dans müziği geçmişinden gelen synth tınılarıyla birleştiriyor. Kirli gitar akorlarının üzerine serpiştirdikleri catchy melodilerle dikkat çeken Hav Hav!, kimi zaman jangle pop titreşimleri, kimi zaman da salaş punk riffleri ve akılda kalıcı sözleriyle dinleyicilere hareketli bir deneyim sunuyor. 2004 yılında İzmir’in Buca ilçesinde kurulan Düz Mantık, 2011 yılına kadar aktif olarak müzik üretti. 2011 sonrasında uzun soluklu bir sessizliğe bürünen grup 2023 yılında devam etme kararı aldı. Bu sürede kadro değişikliğine gidildi. Yeni şarkılar ile yıllar öncesinde yaptığı müzikten günümüze bir geçiş yakalamaya çalışan grup, müzikal anlamda daha olgun bir yaklaşımı benimsedi.
Radyo Modart hakkında detaylı bilgiye buradan, etkinliğin biletlerine ise buradan ulaşabilirsiniz.