
Çağdaş teknonun temsilcilerinden Fjaak, The Falls sunumuyla 12 Şubat Cumartesi günü 42 Maslak’ta yer alan 42 Venue’de müzikseverlerle buluşacak.
House, techno, rave, ambient ve breakbeat tarzları arasında özgürce gezen performanslarıyla tanınan Fjaak’a Spandau20’den Elli Acula eşlik ederken, etkinliğin ev sahipliğini Ugur Project ve Mehmet Özbek üstlenecek. Etkinliğin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Fjaak bugüne kadar 11 single ve EP’nin yanı sıra birçok derleme de yayımladı. Fjaak, Spandau20 ile beraber müziklerinin yanı sıra etrafındaki birçok yetenekli sanatçıyı da tıpkı kendileri gibi dünyanın dört bir yanındaki kulüplere taşıyor.
Sevgililer Günü tüketim çılgınlığına tepki olarak hayata geçirilen ve 2009 yılından itibaren düzenlenen 360 Dereceden Aşk Festivali, şubat ayı boyunca bir dizi etkinlik gerçekleştirecek. Festival bu sene “Evin Nerede? / Where is (Your) Home?” teması altında farklı eserleri ve ilham veren hikâyeleri sanatseverlerle buluşturacak.
14 yıldır cinsiyet, din, dil, ırk farkı gözetmeyen 360 Dereceden Aşk Festivali bu sene, yangınlardan sonra evsiz kalan canlılardan, kendi şehrine yabancılaşanlara, göçe mecbur bırakılıp evlerini terk etmek zorunda kalanlara kadar yaşamın tüm aktörlerine ve tüm olgularına projeksiyon tuttuğu “Evin Nerede? / Where is (Your) Home?” teması altında düzenleniyor. Festival kapsamında Işık Gençoğlu küratörlüğünde hayata geçirilen dört sergi ile yerli-yabancı toplam 100'e yakın sanatçının 300’e yakın eseri izleyicinin beğenisine sunuldu. “Evin Nerede” sergisi Pera Palace Hotel’de, “Hands Free Vol.1” sergisi Istanbul Concept Gallery’de, “Unutmama” sergisi Roma Kulübü Derneği’nde ve “Bıraktığın Yerde/mi/yim?” sergisi ise Soho House Istanbul’da izleyiciyle buluşuyor. Soho House Istanbul’daki “Bıraktığın Yerde/mi/yim?” sergisi 17 Şubat’a, diğer sergiler ise 26 Şubat’a kadar sanatseverleri ağırlayacak.
Ele aldığı konuları “aşk” merkezinde, sanat eserleri ile görünür kılmayı, sanat aracılığı ile anlaşma ortamlarımızı ve yöntemlerimizi değiştirmeyi amaçlayan 14. 360 Dereceden Aşk Festivali, 14 Şubat’ta “Aşk ile Aş Paylaşma” etkinliği, film gösterimleri, sohbetler, “Aşkı Konuşanlar Konferansı” ve çeşitli performanslar ile devam edecek. Festival hakkında ayrıntılı bilgiye internet sitesinden ve sosyal medya hesabından ulaşabilirsiniz.
Şarkıcı ve şarkı yazarı Melis Danişmend'in kendi hayatı üzerinden pek çoğumuzun aşina olduğu bir hikâye anlattığı ilk kitabı Büyüyemeyenler, Mundi Kitap’tan çıktı.
Kitap, 2017'nin ilk günleriyle başlıyor ve bir yılı dört mevsime bölerek anlatıyor. Danişmend, her mevsimde bir tema işliyor: Kış "ev", ilkbahar "işler", yaz "ilişkiler", sonbahar ise "hayat" demek. Ülke için ağır geçen olaylarla dolu 2016 yılında işleri baş aşağı giden, önemli bir ameliyat geçiren, boşanan ve 16 yıl sonra ailesinin yanına geri taşınmak zorunda kalan Danişmend'in hissettiği "kaybetme" duygusu özellikle pandemi sonrası birçoğumuzun aşina olduğu bir his. Müzisyen-yazar, bu ruh halinden kurtuluş yolunu kendine ve yaşadıklarına mizahi bir dille yaklaşmakta buluyor ve aile ilişkileri, toplumsal kodlar, iş hayatı, evlilik ve hayatla ilgili zekice tespitleriyle bizi gülümsetiyor.
Danişmend ayrıca 20 küsur yıldır parçası olduğu basın ve müzik sektörüne dair son derece gerçekçi ve yol gösterici tespitlerde bulunuyor. Anlattığı pek çok anı ve geçmişe dair referanslarla da adeta bir popüler kültür nostaljisi gerçekleştiriyor.
Melis Danişmend, ilk kitabı Büyüyemeyenler'le ilgili şöyle diyor:
"Bu bir 'kişisel gelişememe' kitabı.
Kaybedenlerin, tekrar tekrar kaybetme seçimine/kaderine tutulanların, şanssız hissedenlerin, kafası hep doluların, her zaman soru soranların, bir sesin peşinden giden ama onun hangi yönden geldiğini ve ne söylendiğini tam olarak bilmediği halde yürümeye devam edenlerin... Ama en çok da, asla hiçbir şekilde büyüyemeyenlerin, bunu istemeyenlerin öyküsü.
Fakat bu suratı asık bir öykü değil. Kendisiyle dalga geçen, alay eden, artık bazı şeyleri sallamamayı öğrenmiş bir kafanın öyküsü. Hep kazanmaya çalışanların, kazananların ya da mütemadiyen kazanıyor gibi görünenlerin dünyasında, 2010'lar / 2020'ler / selfie'ler çağında, dışarı değil kendi iç dünyasına dönerek hesaplaşmayı seçmiş bir insanın öyküsü."
Fotoğraf: Gül Deriş Bayram
Versus Art Project, Selim Süme’nin “TRANSİT” başlıklı kişisel sergisine 19 Mart tarihine kadar ev sahipliği yapıyor.
Selim Süme, sergide fotoğraf çalışmalarıyla günlük ve sıradan olana odaklanıyor. Rastlantı ve kurgu arasındaki opak alanda gezinen sergi, gündelik olanın estetize ve dramatize edilmesini araştırıyor. Fotoğraf çekmenin aynı zamanda bir şeyi çekmemek/göstermemek, kadrajın dışında bırakmak olduğunun altını çizen sanatçı, “TRANSİT” serisinde uzun zamandır bakmaktan vazgeçtiği konulara tekrar ele alıyor.
Sanatçı “TRANSİT” serisini 25 yıl önce lens odaklı işler üzerine çalışmaya başladığında kullandığı üretim biçimine geri dönüş olarak tanımlıyor. Bu seride bas-çek (şipşak) pratiğini kullanan sanatçı, fotoğraflarıyla hafızanın kaydını günlük tutma pratiğiyle ele alıyor ve bunları kendi ifadesiyle “izleyiciyi kör etmeden” göstermeye çalışıyor.
Selim Süme’nin Şair Ahmet Güntan’ın “Parçalı Ham” manifestosundan ilham alan fotoğrafları “TRANSİT” başlığı altında bir araya gelerek izleyiciyle buluşuyor.
“Şiiri yaratma, yavaşça ara.
İçeride değil, dışarıda - somutta.
Beyin kimyana ihanet etmeden bak. Nasılsa seni kimse takmıyor.
Gözlemlemediğin, dokunmadığın şeyi şiire sokma.
Görmediğin coğrafyaları, yasamadığın tarihi yazma. (Kitaplardan somut bilgiyi ham olarak alabilirsin.) Sıfatlardan kaçın.
Dize kurma.
Kafiye yapma.
Söz sanatlarından sakın.
Gizli gönderme yapma. Okuyucunun donanımına ihtiyaç̧ duyma.
İmgeyi bilgi vermek için kullan.
Tıfıl Garson’u unutma.”
Ahmet Güntan, “Parçalı Ham” manifestosu
Selim Süme’nin “TRANSİT” başlıklı kişisel sergisini 19 Mart tarihine kadar Versus Art Project’te ziyaret edebilirsiniz.
Künye:
1. Selim Süme, İsimsiz, 2021, Arşiv Pigment Baskı, 228 x 150 cm Sanatçının ve Versus Art Project'in izniyle
2. Selim Süme, İsimsiz, 2021, Arşiv Pigment Baskı, 228 x 150 cm Sanatçının ve Versus Art Project'in izniyle
3. Selim Süme, İsimsiz, 2021, Arşiv Pigment Baskı, 228 x 150 cm Sanatçının ve Versus Art Project'in izniyle
4. Selim Süme, İsimsiz, 2021, Arşiv Pigment Baskı, 228 x 150 cm Sanatçının ve Versus Art Project'in izniyle
Çağdaş Gürcü edebiyatının önemli romancılarından Beka Adamaşvili’nin okuru hem edebiyat tarihinin önemli metinleri arasında gezdirdiği hem de insan, toplum, hayat ve ölüm üzerine düşündürdüğü eseri Bu Romanda Herkes Ölüyor, Harun Çimke’nin çevirisiyle Ketebe Yayınları’ndan çıktı.
2019’da Avrupa Birliği Edebiyat Ödülü’ne layık görülen Beka Adamaşvili, pek çok postmodern teknik kullanarak yazdığı bu romanında okurlarını sıra dışı, eğlenceli ve çarpıcı bir maceraya davet ediyor.
“Bu Romanda Herkes Ölüyor’un başkahramanı, evet, Ölüm’ün ta kendisi! Ama yine Ölüm, bir romanın içinde olduğunun farkında ve üstelik ölüme mahkûm edilmiş karakterleri kurtarmak üzere edebiyat tarihinin en sevilen kitaplarının içine girebilme yetisine sahip! Onu Romeo ve Juliet’i intihardan vazgeçirmeye çalışırken, Büyülü Dağ’a bir çanta dolusu penisilinle giderken, hatta Reichenbach Şelalesi’nde Profesör Moriarty’yi uçuruma ittirip birçok karakteri ölümden kurtarırken görüyoruz. Dahası bütün bunlara yazarın kendi çizimleri eşlik ediyor.
Sevgili okur, bir roman karakteri olmak zor. Ama bir roman karakteriyle uğraşmak daha da zor. Hele de o karakter Ölüm’ün ta kendisiyse!”
Sanat, teknoloji ve sürdürülebilirliği odağına alan markaların bir araya getiren bir platform olan goodspaces, 42 Maslak’ta açıldı.
A46 Organizasyon kurucularından Selim Demir ve Effect BCW kurucusu Gonca Karakaş liderliğinde kurulan goodspaces, büyük bir hızla yaşanan dijital dönüşüm sürecinde öncü, yarının rekabetçi ekonomisinde bir adım önde olmak isteyen markalara hizmet vermeyi amaçlıyor. Platform her gün büyüyen ve güçlenen bir ekosistem olma özelliği taşıyor. goodspaces, ekosisteminin merkezinde bir İyilik Enstitüsü olması hedefleniyor. Bu enstitünün Danışma Kurulu’nda konusunda fikir önderi, akademisyen, araştırmacı, STK lideri, sanatçı, teknoloji yatırımcısı ve tasarımcıların yanı sıra birçok genç aktivist de yer alacak. Enstitünün lansmanının nisan ayında yapılması planlanıyor.
Dijital dönüşüm konusunu farklı açılardan ele alacak etkinliklerin gerçekleştirileceği goodspaces’te 10 - 13 Mart tarihleri arasında “Metaverse Days” düzenlenecek. Bu etkinlik kapsamında NFT sergileri, dijital sanat konserleri, metaverse sohbetleri ve daha fazlası gerçekleştirilecek. Mart ayında kadınlar günü temalı ve Nisan’da da çocuk etkinlikleri olmak üzere dijital dönüşümün en iyi örneklerinin görüleceği çalışmaların düzenlenmesi de planlanıyor.
goodspaces kurucularından Gonca Karakaş şunları söyledi: “Çevresel, sosyal ve ekonomik, tüm yönleriyle sürdürülebilirliği, her şeyin merkezine yerleştiren ve olmazsa olmaz birinci öncelik kabul eden goodspaces; hayata geçireceği etkinliklerle, içinde bir çok dünyanın yer aldığı bir evren olma özelliği taşıyor. Bu evrenin içinde eğitimler, konferanslar, zirveler, konserler, sergiler, kültür sanat aktivitesi, yaşadığımız dönüşümün daha iyi anlaşılmasını sağlıyor. Hatta dönüşümün ötesine, geleceğe dair yeni bakış açıları sunuyor.”
Selim Demir ise goodspaces ile ilgili şunları söyledi: “Burada, iyi insanları bir araya getirmeyi ve iyi bir topluluğun buluşma noktası olmayı hedefliyoruz. Görüntü ve ses teknolojilerinde gelinen son noktayı yaratıcılıkla birleştirerek mükemmel deneyimler tasarlıyoruz. Ziyaretçilerimiz, 500 metre2 zemin ve 750 metre2 de duvarlar olmak üzere toplam 1250 metre2 boyutunda dev bir perdenin içinde bu deneyimi yaşayacak. Sanat, tasarım, gösteri, lansman ya da zirve… Yapılan tüm etkinlikler ziyaretçilerimizi içine alacak ve her tarafı saracak. Sadece bununla da sınırlı değil. Bir evin oturma odası gibi kurguladığımız ve istediğinizde misafirlerimizi ağırlayabileceğimiz çok şık bir yemek odasına dönüşebilen bir otak çalışma alanımız bulunuyor. Tavana kadar yükselen cam girişiyle aydınlanan, gerektiğinde ön kapıları açılarak dışarıyla bütünleşen ve bir açık alan hâline gelen bu bölüm inanıyoruz ki; gelen her misafirimizin söylediği gibi size de kendinizi iyi hissettirecek.”
Mert Diner ve Olcay Kuş’un eserlerinden oluşan “Göz Hizası” başlıklı sergi 18 Mart tarihine kadar Art On İstanbul’un Tepebaşı’ndaki mekânında sanatseverlerle buluşuyor.
Mert Diner ve Olcay Kuş şehrin duvarlarından yola çıkarak kendi pratikleri ve konu başlıklarıyla farklı yollardan ilerliyorlar. Sergide bir araya gelen iki sanatçının işleri, duvarlardaki gibi bir araya gelebilmeyi, gelememeyi ve bunun etrafındaki olasılıkları araştırıyor. Mert Diner’in duvarlara ilgisi, kapatan ve kapatılan veya gizleyen ve gizlenilen ilişkisindeki plastik değer olarak tanımladığı bir yerden besleniyor. Sanatçının pratiğinin odak noktasını yüzeydeki farklı olasılıkları keşfetmek oluşturuyor. Sergide Mert Diner ve Olcay Kuş’un önünden geçtiği, hayalini kurduğu veya bilinçaltından ortaya çıkan duvarlardan tuvale sızmış, daha sonra tuval olarak başka birtakım duvarlarda sergilenen bu işlerin olasılıklarını düşündürüyor. Olcay Kuş ise duvarı bir hikâye mekânı olarak ele alıyor. Görmek istemek ve istememek arası hassas bir dengede peşine düştüğü birtakım duvarların pratiğine olan etkisine odaklanıyor. Sergi bu kavramsal çerçevede iki sanatçının farklı zamanlarda birbirlerinden bağımsız olarak ürettikleri işlerin buluşmasını ve bu buluşmadan doğan ihtimalleri izleyiciye sunuyor.
Mert Diner ve Olcay Kuş’un işlerinin bir araya geldiği “Göz Hizası” başlıklı sergiyi 18 Mart tarihine kadar Art On İstanbul’un Tepebaşı’ndaki mekânında ziyaret edebilirsiniz.
Kentin geçmişini, bugününü ve geleceğini kayıt altına almak ve tartışmaya açmak üzere çok yönlü çalışmalara ev sahipliği yapan Suna ve İnan Kıraç Vakfı İstanbul Araştırmaları Enstitüsü, akademik dergisi YILLIK: Annual of Istanbul Studies’in üçüncü sayısını yayımladı.
İstanbul’a ilişkin daha önce ele alınmamış konuları ve farklı yaklaşımları bir araya getiren yayının bu sayısı, kısa süre önce yaşama veda eden Prof. Doğan Kuban ile Dr. Yavuz Sezer’e adandı. Kent tarihinin gölgede kalmış konularına ve aktörlerine sayfalarını açan YILLIK, her yıl güncellenen İstanbul Kaynakçası ile de yeni araştırmaların önünü açıyor. Yayın Kurulu’nda M. Baha Tanman, K. Mehmet Kentel, Emir Alışık, Brigitte Pitarakis ve Gülru Tanman yer alıyor.
YILLIK: Annual of Istanbul Studies 3; “Araştırma Makaleleri”, “Cabinet”, “Meclis”, “In Memoriam”, “İncelemeler ve İstanbul Kaynakçası” olmak üzere beş bölümden oluşuyor. Son yirmi yılın mimari pratik ve söyleminden, Justinian’ın meşhur bronz atına kadar farklı konularda dört kitap ve iki sergi incelemesinin bulunduğu YILLIK, önceki sayılarda olduğu gibi “İstanbul Kaynakçası”nın en güncel sürümüyle sona eriyor.
YILLIK 3’te yer alan yazıların tamamına DergiPark platformundan erişilebilir. İngilizce ve Türkçe yazıların yer aldığı derginin basılı versiyonunu İstanbul Araştırmaları Enstitüsü, Pera Müzesi ve diğer kitapçılardan satın alabilir, sipariş vermek için ilgili adrese e-mail gönderebilirsiniz. Beyoğlu Tepebaşı’ndaki İstanbul Araştırmaları Kütüphanesi online randevu sistemi ile pazartesiden cumaya 13.30–16.30 saatleri arasında ziyaret edilebilir.
Atlas 1948 Sineması, Hayao Miyazaki’nin üç filmini “Bir Pazarlık Miyazaki Seçkisi” ile 20 Şubat’ta sinemaseverlerle buluşturuyor.
Japon yönetmen ve anime sanatçısı Hayao Miyazaki’nin Yürüyen Şato, Komşum Totoro ve Prenses Mononoke filmleri, Atlas 1948 Sineması’nda 20 Şubat Pazar günü sinema perdesine taşınıyor. Miyazaki’nin fantastik dünyası ile Atlas 1948’in tarihi atmosferinin buluşacağı seçkide, izleyiciler bir süre her şeyden uzaklaşıp, keyifli bir yolculuğa çıkacak.
Bir Pazarlık Miyazaki Seçkisi
20 Şubat Pazar
15:30 - Yürüyen Şato
17:45 - Komşum Totoro
19:45 - Prenses Mononoke
Sons Of Anarchy dizisinin müziklerini yapan The White Buffalo, +1 Rock Fest kapsamında, Vigor Event ve Freebird Agency organizasyonu ile 7 Mayıs’ta Volkswagen Arena’da müzikseverlerle buluşacak.
Sons Of Anarchy’nin, “Come Join The Murder”, “The Whistler”, “Set My Body Free” gibi müziklerinin yazarı The White Buffalo, ikinci kez +1 Rock Fest kapsamında konser verecek. Jake Smith sahne ismi ile The White Buffalo 7 Mayıs Cumartesi günü Volkswagen Arena’da sahneye çıkacak. Etkinlikte gün boyu müzik devam edecek. Rock FM’den tanınan Metehan Mert Çakır +1 Rock Fest DJ kabininde olacak. Konserin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.