
The Circle organizasyonunda ve VitrA ana sponsorluğunda düzenlenen Genç Mimarlar Seçkisi Sergisi’nin ikinci edisyonu 20 Mart’a kadar The Circle’da sanatseverlerle buluşuyor.
İki yıl önce ilk edisyonu gerçekleşen Genç Mimarlar Seçkisi ve Sergisi, ikinci edisyonunda Türkiye mimarlık kültürüne katkı koyan pratikleri izleyicilere sunuyor. Sergi geleceğe yön verecek 40 yaş altı genç mimarların ulusal ve uluslararası platformlardaki tanınırlıklarını artırmayı ve mimarlığa dair güncel bir arşiv oluşturmayı amaçlıyor. Mimarlığın düşünme ve yapma sürecinin geniş çeperlere yayılabildiğini gösteren seçkide yer alan pratiklerin çeşitliliği ile zenginleşen sergi, üretimleri üzerinden tasarımcıların entelektüel kimliklerini izleyiciyle buluşturuyor. Çok boyutlu fiziksel ve dijital üretimlerinden oluşan sergiye ayrıca bir sergi kitabı ve paralel etkinlikler eşlik ediyor.
GEMSS’21 daha kapsayıcı, çoğulcu ve uluslararası yapısı ile mimarlık yapma biçimlerinin çeşitliliğine vurgu yaparak tüm alternatif pratiklerin değerli ve geçerli olduğunu vurguluyor. Sait Ali Köknar moderatörlüğünde bir araya gelen GEMSS’21’in seçici kurulunda Ömer Selçuk Baz, Pelin Derviş, Murat Germen, Tülin Hadi, Luca Molinari ve Şebnem Yalınay Çinici yer alıyor.
Seçilen Mimarlar ve Seçki Katılımcıları:
Aslı Eylem Kolbaş
Aslı Tusavul
Bihter Almaç
Bilge Bal
Dilşad Aladağ & Eda Aslan
İbrahim Tolga Han
Mert Uslu
Nil Bıçak, Erol Kalmaz, Kemal Bal (Mimarlık İşleri)
Onur Can Çakır
Pınar Kesim Aktaş
Müge Yürüten, Lorenzo Sizzi (S P A Z I O - X)
Hazal Yılmaz, Aysel Abasova, Doruk Yıldırım, Tolga Kalcıoğlu,Yiğitalp Behram (Rolab Studio & Studio Blai )
Yelta Köm
Okuyucu adlı romanıyla dünya çapında tanınırlık kazanan Alman yazar Bernhard Schlink’in aşka, savaşın yıkımına, sömürgeciliğin vahşetine dair kaleme aldığı romanı Olga, İlknur Özdemir’in çevirisiyle Doğan Kitap’tan çıktı.
Schlink, bu kitapla en etkileyici edebi kahramanlar listesine Olga’yı ekliyor. Yetim bir çocuk olarak büyüyen Olga öğrenme merakıyla başarılı bir öğretmen olur. Büyük bir aşkla sevdiği Herbert’le birlikte bir yaşam hayali kurarken Herbert uzakların, boşluğun, ıssız coğrafyaların çağrısına kapılarak Kuzey Kutbu keşfine katılır. Bu karar Olga’yı büyük bir yalnızlığa mahkûm ederken onu kimseyle paylaşamayacağı bir sırrın da bekçisi yapar.
Bazen hayal kuruyorum; senin Nordaustlandet’te kalmadığını, yazın gemiyle nerelerden geçebileceğini araştırmak için kayaklarla ve kızakla Kuzeydoğu Geçidi’nden geçtiğini düşünüyorum. Sibirya’nın kuzeyine kadar gitmeyi başardın, orada kışın ve ilkbaharda yerli halk seni evine aldı, yazın Moskova üzerinden Berlin’e gitmek isteyince Rus görevlilerle ilk karşılaştığında savaş çıktığını öğrendin ve tutuklanmadan önce hemen kaçıp savaş da barış da umurlarında olmayan yerlilerin arasına döndün. Şimdi oradasın ve bana yazamıyorsun. Ama hayattasın ve savaş biter bitmez bana koşacaksın.
Görsel: Laura Knight - A Dark Pool, 1918
İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından gerçekleştirilen İKSV Galaları’nda Pedro Almodóvar’ın son filmi Paralel Anneler, 22 Şubat Salı 21.30’da City’s Nişantaşı Cinewam’da sinemaseverlerle buluşacak.
2019 yılında Acı ve Zafer ile Cannes’da ödül kazanan, İnsan Sesi kısa filmiyle isminden sıkça söz ettiren yönetmenin son filmi Paralel Anneler prömiyerini 2021 Venedik Film Festivali’nin açılışında yaptı. Almodóvar’ın “anneliğin Don Kişot'u” dediği film, doğum için hastaneye giden iki hamile kadının hikâyesini anlatıyor. Paralel Anneler filmi vizyona girmeden önce İKSV Galaları kapsamında 22 Şubat Salı 21.30’da City’s Nişantaşı Cinewam’da gösterilecek. Etkinliğin biletleri 15 Şubat Salı 10.30’da başlayacak Lale Kart üyeleri için indirimli ön satışların ardından, 17 Şubat Perşembe 10.30’da passo üzerinden genel satışa açılacak.
Orta yaşlı, pişmanlık duymayan Janis ile korkularını aşamayan, pişmanlık dolu gencecik Ana. Hastanede tanışan iki kadın doğumu beklerken koridorda birbirleriyle çok şey paylaşır. Bu zaman diliminde paylaştıkları birkaç kelime, şans eseri gelişen ve karmaşıklaşan hayatlarını kesin bir şekilde değiştirecek, ikisi arasında çok yakın bir bağ oluşturacaktır.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraki Kültür A.Ş. ve Türkiye Yayıncılar Birliği iş birliğiyle düzenlenecek, okuma kültürünü ve edebiyat dünyasını odağına alan “Hayatımız Kitap” söyleşileri bugün (9 Şubat) başlıyor.
Türkiye Yayıncılar Birliği’nin pandemi döneminde çevrim içinde yayıncıları ve yazarları bir araya getirdiği programı “Hayatımız Kitap”, bu defa fiziki olarak gerçekleşiyor. Hayatımız Kitap, odağında kitap olan söyleşilerde birbirinden değerli isimleri, hem yetişkinlere yönelik hem de çocuklara yönelik iki ayrı programda kitapseverlerle buluşturmaya hazırlanıyor.
Programın yetişkin okurlara yönelik tarafında moderatörlüğünü yayıncı ve yazar Metin Celal ile gazeteci-yazar Sibel Oral dönüşümlü olarak yürütecekler. Söyleşiler, konuk yazarların katılımıyla Kadıköy’deki İstanbul Kitapçısı’nda gerçekleşecek. “Hayatımız Kitap” kapsamında ilk kez gerçekleştirilecek çocuk edebiyatı etkinlikleri ise editör Mehmet Erkurt’un moderatörlüğünde ve yazarların katılımıyla Müze Gazhane’de düzenlenecek.
İlk söyleşi bugün (9 Şubat 2022 Çarşamba) saat 19.00’da Metin Celal’in moderatörlüğünde E. Nedret İşli ve Taner Ay’ın konuşmacı olacakları “Unutulan Kitaplar, Unutulan Yazarlar” başlıklı söyleşi olacak.
Fotoğraf İstanbul Kitapçısı'ndandır.
Müze Gazhane’nin otopark alanından kültür mekânına dönüştürülen Yerin Altında isimli yeni sahnesi, Lalalar konseriyle kapılarını müzikseverlere açtı. Alışılmışın dışında performans mekânı Yerin Altında konserleri, şubat ayı boyunca her perşembe farklı sanatçıları İstanbullularla buluşturacak.
Etkileyici atmosferiyle şehrin alternatif sahnesine dönüşen Yerin Altında, Lalalar konseri ile açılışını yaptı. Müze Gazhane içerisinde kültür sahnesine dönüştürülen otopark alanında gerçekleştirilen konser; ses, ışık ve görsel şöleniyle dinleyicilere farklı bir deneyim yaşattı. Ali Güçlü Şimşek, Barlas Tan Özemek ve Kaan Düzarat’tan oluşan Lalalar, Anadolu ezgilerinin nostaljik dokusunu fütüristik ögeler, sinematik bas tınıları ve kirli elektro beat’leriyle müzikseverlerle buluştu. Grup üzerinde çalıştıkları yeni albümlerindeki eserleri ilk kez bu konserde çaldı.
Yerin Altında konserleri, şubat ayı boyunca her perşembe günü farklı sanatçılarla devam edecek. Sahne alacak isimler kültür.istanbul ve Müze Gazhane’nin internet sitelerinden açıklanacak.
Labirent Sanat, Emre Celali’nin son dönem çalışmalarından oluşan “Prytaneion” başlıklı ilk kişisel sergisini 12 Mart tarihine kadar sanatseverlerle buluşturuyor.
Celali, sergide insan doğa ilişkisinden yola çıkarak, toplumun doğayı kendine göre şekillendirmesini ve doğanın yapay olana karşı dönüşümünü ele alıyor. Sanatçı ateşi tüm bu dönüşüm ve tahakküm kurma sürecinin başlangıcı olarak görüyor. İzleyici de bu sürecin şimdiki katmanında yer alıyor. Fragmanlarla başlayan çalışmalar, resim oluşana kadar ritimler hâlinde, dünya gibi katman katman ortaya çıkarken birçok aşamadan geçiyor. Çıkan her bir çalışma öncekine tepkisellik barındırmasına rağmen bir sonraki iş için de köprü görevi görüyor. Celali resimlerinde bir nevi toplum psikolojisinin ne yönde gittiğinin manzarasını izleyiciye sunuyor. Bu manzaralar, izleyicinin birer otoportresi olarak da yorumlanabiliyor.
Sanatçının resimlerinde çevre ve imge yaşam izlerine sadık kalırken, dünyaya ve zamana dair geniş bağı da ortaya çıkarıyor. Bu izler eşzamanda farklı zamanlara da dikkat çekiyor. Serginin kavramsal çerçevesini oluşturan ateş, bu bağların ilk ilmeği ve adeta bizim de son olmadığımızı gözler önüne seriyor. Sergide yer alan manzaralarda kentin kalbini besleyen büyük arazileri, kentlerin etrafında insanın ateşi kontrol altına aldığı gibi doğayı da kontrol altına alışı izleyiciye sunuluyor.
Emre Celali’nin “Prytaneion” başlıklı ilk kişisel sergisini 12 Mart tarihine kadar Labirent Sanat’ta ziyaret edebilirsiniz.
Bihter Sabanoğlu’nun okurunu geçmiş ile bugün arasında merak uyandıran bir yolculuğa çıkardığı ilk romanı Şüpheli Şeylerin Keşfi, Edisyon Kitap’tan çıktı.
Şüpheli Şeylerin Keşfi, birbirini hiç görmeden beraber büyümüş iki insanı, 29 gün çeken bir şubat ayı boyunca İstanbul’un tarihi mekânlarında takip ediyor. İstanbul’un mabetleri, meydanları, kalıntıları da Ayla ile Edhem’e eşlik ediyor. Roman, Ayvansaray’daki Vlaherna Ayazması’ndan eski bir Bizans kilisesi olan Fenari İsa Camii’ne, Kanlı Kilise’den Arkeoloji Müzesi’nin bahçesine, bir zamanların Bizans sarnıcı Vefa Stadyumu’ndan Tomtom Mahallesi’ndeki İtalya Meydanı’na, Terræ Sanctæ Manastırı’ndan Saraçhane’deki kalıntılara doğru ilerlerken, Ayla hafızasındaki boşlukların, Edhem ise İstanbul’a gelişindeki esas amacın peşine düşüyor. Ayla, çocukluğundan beri duyduğu fakat bir türlü manasını bulup çıkaramadığı o sesin cevabını hem kendi mazisinde hem de kentin geçmişinde arıyor: Çıp çıp çıp, çı çıp, çı çıp, çıp çıp…
Yazar, kitapta ele alınan hikâyeye ilişkin şunları söylüyor: “Kentsel hafızanın bireyin hafızasıyla organik bir birliktelik içinde olduğunu, İstanbul’un belleğinin peyderpey silinmesinin, sakinlerinin hafızasına da etki ettiğini, şehrin her sokağında hissedilen o tutkulu yoğunluğun varoluşsal sorunlarla iç içe geçtiğini gösteren bir hikâye anlatmak istedim. Bu, derinliğine dayanamayanların onu mütemadiyen sığlaştırmaya çalıştığı bir kentte, binlerce yıllık bir tarih içinde kaybolan geçmişlerinin izini bulmaya çabalayan insanların öyküsü.”
Pınar Marul’un “Köpek Islığı” başlıklı kişisel sergisi 9 Şubat - 12 Mart tarihleri arasında 5533’te sanatseverlerle buluşacak.
Pınar Marul, organizmalarda “anomaliler” olarak ortaya çıkan, garip büyüme ve gelişme durumlarının büyüleyici taraflarını ele alıyor. “Köpek Islığı” sergisi, canlıların alışılmadık görünümleri yüzünden kolayca göze çarptığı, çevreyle uyumunun zayıfladığı anlara odaklanıyor. Sergide uyarıcı madde etkisinde ağını ören bir örümcek, hormonal değişim sonucu farklı dokuda ve biçimlerde boynuzlar geliştiren bir geyik, bir taşın deliklerinde ilerlemenin yolunu arayan mantarlar; her biri yapıtların inşasına nüfuz ediyor, uzuvlar ve uzantılar hâlinde mekâna yayılıyor.
Pınar Marul’un “Köpek Islığı” başlıklı kişisel sergisini 9 Şubat - 12 Mart tarihleri arasında çarşambadan cumartesiye 12.00 -17.00 saatlerinde 5533’te ziyaret edebilirsiniz. Ayrıntılı bilgi edinmek için 5533’ün Instagram hesabı @imc5533’ü takip edebilirsiniz.
“How To Fail With Elizabeth Day” adlı podcast programının yapımcısı ve sunucusu Elizabeth Day’in kariyer çıkmazlarını, özgüven krizlerini, kaygıları, kayıpları, ayrılıkları, sınav streslerini, tüm çuvallamaları, tepetaklak olduğumuz anları kaleme aldığı kitabı Tepetaklak: İşler Sarpa Sardığında Yapılacaklar Kılavuzu, Seda Peker’in çevirisiyle Düşbaz Kitap’tan çıktı.
Elizabeth Day; podcast programına katılan konuklarıyla yaptıkları sohbetlerinden, kendi hayat deneyimlerinden, okurlarının ve dinleyicilerinin paylaştığı hikâyelerden biriktirdiklerini başarısızlık süzgecinden geçirip “Başarısızlığın Yedi İlkesi”ni okurla buluşturuyor.
Kitap, Malcolm Gladwell, Alain de Botton, Phoebe Waller-Bridge, Lemn Sissay, Nigel Slater, Emeli Sandé, Meera Syal, Dame Kelly Holmes, Andrew Scott’un başarısızlıklarını paylaşıyor. Futbolculardan psikoterapistlere, politikacılardan pop yıldızlarına, oyunculardan yazarlara, pek çok insanın deneyimine kulak verirken en önemlisi kendinizi keşfedip kendi başarısızlıklarınızla yüzleşmenizi sağlıyor ve bunları başarıya dönüştürmenin yollarını öğretiyor.
Tepetaklak; başarısızlıklarımızı fark edip onlarla başa çıkma, onları kabul etme kitabı. Tam da yazarın dediği gibi ne yaparsak yapalım biliyoruz ki bir gün bir yerde “Başarısız olacağız. Bu kaçınılmaz. Mesele incelikle başarısız olup olamayacağımız ve bu deneyimden bir şeyler öğrenip öğrenemeyeceğimizdir.”
Çağıl Bocut’un Sardunya isimli ödüllü ilk filmi, 12 Şubat Cumartesi günü gerçekleştirilecek çevrim içi galayla birlikte MUBI’de gösterime girecek.
Baba-kız arasındaki ilişkiyi ölüm, adalet ve etik kavramları üzerinden ele alan Sardunya filmi, 31. Cottbus Uluslararası Film Festivali’nde En İyi İlk Film ödülünü, Türkiye prömiyerini gerçekleştirdiği 40. İstanbul Film Festivali’nde En İyi İlk Film, En İyi Kadın Oyuncu ve En İyi Sinematografi ödüllerini kazandı ve ardından 32. Ankara Film Festivali’nde de En İyi İlk Film ödülüne layık görüldü. 19 yaşındaki Defne’nin üniversite sınavına haftalar kala, babasının felç geçirmesiyle apar topar Urla’ya, memleketine dönmesinin hikâyesini anlatan filmin oyuncu kadrosunda İlayda Elif Elhih, Ali Seçkiner Alıcı, Ahsen Eroğlu, Evren Duyal, Tansu Biçer ve Zeyno Eracar yer alıyor. Çocukluktan bu yana biriken duygusal yüklere, suçluluk ve pişmanlık hislerine odaklanan film, Defne ile babasının geçmişten kalan hesaplaşmasını merkezine alırken, yer yer polisiye bir hikâyeye dönüşüyor. Ailenin güvenilmez ve tekinsiz doğasına dikkat çeken film, taşraya yeni nesil bir bakış açısı getiriyor. Filmin fragmanına buradan ulaşabilirsiniz.
Sardunya filminin çevrim içi galası yönetmen Çağıl Bocut’un yanı sıra filmin festival sorumlusu Uğur Şahin ile oyuncuların katılımı ve Muammer Brav’ın sunumuyla 12 Şubat Cumartesi saat 20:00’de gerçekleştirilecek. MUBI YouTube kanalından canlı olarak yayımlanacak galaya buradan LCV yaparak katılabilirsiniz.