
Assos ve cazı bir araya getiren Assos Caz Maz festivali, 247 organizasyonu ile 1 - 2 Temmuz tarihlerinde Kozluyalı’da gerçekleşecek.
Geçtiğimiz yıl “sıfırıncı sene” sloganı ile tek günlük bir programla ilk kez gerçekleşen Assos Caz Maz festivali bu yıl “birinci senesiyle” müzikseverlerle buluşacak. Festival, katılımcılara iyi ve çeşitli müzik, muhteşem deniz ve doğanın yanı sıra, bölgedeki diğer yan etkinlikleriyle eşsiz deneyimler sunmayı amaçlıyor.
Festivalin ilk gününde sahnede; geçtiğimiz ay Taner Yücel ile birlikte “Bir Rüya” isimli şarkısını yayımlayan Güneş Özgeç, besteci ve söz yazarı İdil Meşe ve multi enstrumantalist Jesper Poelke ve ülkemizin en önemli caz gitaristlerinden Bilal Kahraman olacak. Festivalin ikinci gününde ise vokal, çello ve gitardan oluşan Asena Akan Contempo, Türkiye’de caz vokaline yeni bir soluk getiren Deniz Taşar ve piyanist Adem Gülşen, farklı tarzları bir arada barındıran vokaliyle dikkat çeken Özge Ürer ve setin başında Reggae üstadı C Fyah dinleyicilerle buluşacak.
Besteci ve prodüktör Ozan Tekin’in çağdaş piyano çalışmalarından oluşan yeni albümü Anarya, Gülbaba Records etiketiyle yayımlandı.
Tekin’in 2021 yılında başlayan geriye doğru göç hikâyesi Anarya albümüyle tamamlanıyor. 2021’de yayımladığı Anarya I isimli EP’de yer alan ilk beş parça, akılda kalıcı melodileri ve aksak geçişlerin eşlik ettiği sürükleyici melankolik arpejleriyle albümün açılışını yapıyor. 80’lere özgü kasvetli synth’lerin, gür sesli yaylıların ve oda tonlarının ardından, Anarya II’de yer alan ve Tekin’in İstanbul’a özgü duygusal ve aralıklı anılarını yeniden ziyaret ettiği altı parça geliyor. Tekin’in kendini piyano ile bütünleştirdiği bu iki bölümü, sanatçının çocukluğundan kalma mahcup ve neşeli hislerini ifade eden üç parça izliyor: aylaklığa bir “övgü”, kaybolmuş bir “ağıt”, rengarenk bir “reçel”. Anarya I ve Anarya II’de neoklasik, caz ve ambient müzik üzerine oluşturduğu projeksiyonlarını kendine has bir üslupla hayata geçiren sanatçı, albümün son üç parçasında bu tınıları Adana’nın çocuksu ve haşarı duygularına karıyor.
Tekin’in Anarya’da geriye doğru bir göç hikayesini anlattığı müzikal yolculuğu Köln’de başlayıp İstanbul’a uğruyor ve memleketi Adana’da son buluyor. “Geri geri hareket etmek” anlamına gelen anarya gitmek, Tekin’in memleketi Adana’ya özgü yerel bir deyim. Anarya ise Tekin’in son yerleştiği şehir Köln’den doğduğu şehre doğru geri göçme denemesinin mecazi ifadesi. Albümdeki her bir parça, Tekin’in bu üç şehirdeki anılarını yankılayan birer ses hikâyesi. Anarya, Tekin ve duvar piyanosunun karşılıklı birbirini akort ettiği bir sürecin ürünü. Almancada stimmung diye ifade edilen nevi şahsına münhasır hadisenin sanatsal bir temsili; kişisel ve enstrümental ifadelerin dışa vurduğu gam, duygulanım ve atmosferlerden mürekkep bir müzik şeridi.
Anarya ile ortak olduğumuz tersyüz edilmiş anlatının ilham kaynağı, Tekin’in tesadüf eseri karşısına çıkan, bir ayağı çukurda, eski bir duvar piyanosu. Son günlerini yaşayan bu piyanonun kendine has sesinden çok etkilenen sanatçı, uzun yıllardır yazmakta olduğu piyano kompozisyonlarını kaydetmek üzere işe koyuluyor. Piyanonun mekaniğini anlamak ve tamir etmek aylarını alsa da, sonunda ikinci albümünü hayata döndürmeyi başardığı bu duvar piyanosuyla kaydetmeyi başarıyor.
Anarya’yı buradan dinleyebilirsiniz.
Sinan Aral’ın sosyal medyanın arkasındaki teknolojinin hep aynı davranış kalıbını sunduğunu ve sonuçlarınınsa seçimlerden iş dünyasına, sağlıktan flörtleşmeye kadar geniş bir alanı etkilediğini gösterdiği kitabı Furya Makinesi, Sevgi Halime Özçelik’in çevirisiyle Tellekt’ten çıktı.
Furya Makinesi, sosyal medyanın daha dikkatli tüketicileri olmak için stratejiler belirleyerek, dünyamızı yeniden tanımlayan teknolojiyi anlamak ve iyi kullanmak için okurlara sağlam bir rehber sunuyor.
Aral, bu kitabında ayrıca "ağ etkileri"nin Facebook gibi ağların muazzam büyümesini nasıl beslediği, sosyal medyanın sinir bilimsel açıdan beynimizi ne şekilde etkilediği, sahte haberlerin gerçek sonuçları ve sosyal derecelendirmelerin gücü gibi çeşitli konuları da irdeliyor.
“XX. Yüzyılın 20 Modern Türk Sanatçısı 2021 - PAPKO / Öner Kocabeyoğlu Koleksiyonu” sergisi kapsamında Ali Artun, “Türk Sanatında Modernlik-Modernizm Çatışması” başlıklı seminer ile 28 Mayıs 2022 Cumartesi (yarın) 17.00 - 18.30 saatleri arasında Alan Kadıköy’de sanatseverlerle buluşacak.
Alan Kadıköy’ün ilk sergisi “XX. Yüzyılın 20 Modern Türk Sanatçısı 2021 - PAPKO / Öner Kocabeyoğlu Koleksiyonu”, Metin Deniz tarafından bir araya getirilen 182 eserlik bir seçkiden oluşuyor. Paris ekolü dönemi hakkında araştırmalarıyla dikkat çeken Ali Artun, vereceği seminerde bu sergide yer alan sanatçıların eserlerinden ve sanatsal yaklaşımlarından yola çıkacak. Ayrıca Artun son kitabı olan Modernizm Kavramı ve Türkiye’de Modernist Sanatın Doğuşu hakkında bilgiler paylaşacak.
28 Mayıs Cumartesi günü 17.00 - 18.30 saatleri arasında Alan Kadıköy’de gerçekleşecek “Türk Sanatında Modernlik-Modernizm Çatışması” başlıklı seminere katılım herkese açık ve ücretsiz olacak.
“XX. Yüzyılın 20 Modern Türk Sanatçısı 2021 - PAPKO / Öner Kocabeyoğlu Koleksiyonu” Alan Kadıköy’de 31 Mayıs 2022 tarihine kadar ziyaret edilebilecek. Sergiyle ilgili yazıya buradan ulaşabilirsiniz.
Paribu ana sponsorluğunda ve Kendine Has, Volkswagen, Jack Lives Here, Metro Türkiye, Organics by Red Bull destekleriyle 26 - 28 Ağustos tarihleri arasında gerçekleşecek Bozcaada Caz Festivali’nin konser programı açıklandı.
T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı’nın (TGA) katkılarıyla 6. kez düzenlenecek festival bu sene şifa teması ile 26 - 28 Ağustos tarihleri arasında müzikseverlerle buluşacak. 3dots ve fermente tarafından gerçekleştirilen festival, bu yıl bir bütünün parçası olmanın iyileştirici gücüne odaklıyor.
Festival Türkiye’de ilk kez sahne alacak soul, pop ve indie rock notalarını bir araya getiren ödüllü sanatçı Shishani & Miss Catharsis, pop kültür esintilerini caz notalarıyla buluşturan Max Plattner Trio ve enstrümanlarının limitlerini zorlayan Fransız grup NOUT konserleriyle akıl, vücut ve ruh arasındaki salınımla bir denge oluşturmaya ve herkese iyi gelmeyi amaçlıyor. Türkiye’nin en köklü müzik gruplarından Yeni Türkü’nün şarkılarıyla bir bağ kurarken klarnet virtüözü Hüsnü Şenlendirici’nin makamlarını caz müzikle bir araya getiriyor. Almagest Quintet’in melodileri Ayazma Manastırı’ndaki çınar ağaçlarının altında caz rüzgarıyla bir araya gelecek. Ayrıca festival dinleyicilere Alp Ersönmez ve Çağrı Sertel’in hazırladığı elektronik altyapılarla düzenlenmiş chill-dance session’ı İKİ; Dilan Balkay’ın kendine has naif melankolisi farklı tempolar ve tarzlarla iç içe bir müzik deneyimi sunuyor. Fransız cazının en önemli isimlerinden Guillaume Perret ve Türkiye'nin en önemli davulcularından Volkan Öktem sahnede bir araya gelecek.
Festival kapsamında fahranoise & fecese, Harun İzer, Men With a Plan ve Sheb de en güzel setleriyle müzikseverlerle buluşacak.
Bozcaada Caz Festivali’nin KEŞİF programı, bu sene de toplumsal cinsiyet eşitliği, ekolojik dönüşüm ve erişilebilirlik savunuculuk alanları üzerinde odaklanarak kültür politikaları, adanın yerel ve kültürel tarihi, gastronomi, girişimcilik, sanat ve well-being dahil olmak üzere farklı ilgi alanlarına hitap eden bir program seçkisini katılımcıların beğenisine sunuyor.
Bozcaada Caz Festivali Konser Programı:
26 Ağustos Cuma
Almagest Quintet (Cenk Erdoğan, Eylem Pelit, Hamdi Akatay, Tuluğ Tırpan, Volkan Öktem)
Shishani & Miss Catharsis (Erlinda R.S.S.P. Vranckx, Jaimie van Hek, Cecilia Moyano Adriaanse, Jasmine van der Waals)
Yeni Türkü
27 Ağustos Cumartesi
Dilan Balkay
Guillaume Perret (FR) & Volkan Öktem
Max Plattner Trio (Lorenzo Sighel, Marco Stagni, Max Plattner) (NL)
28 Ağustos Pazar
Hüsnü Şenlendirici
İKİ (Alp Ersönmez & Çağrı Sertel)
NOUT (Delphine Joussein, Rafaëlle Rinaudo, Blanche Lafuente) (FR)
Bozcaada Caz Festivali hakkında ayrıntılı bilgiye internet sitesinden ve Instagram hesabından, biletlerine ise buradan ulaşabilirsiniz.
Dijital deneyim kolektifi DECOL, dünyanın ilk hibrit deneyim alanı sunan kültür-sanat odaklı metaverse platformu OMNEA’nın lansmanını, 28 - 29 Mayıs’ta Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda düzenlenecek NFT Summit Istanbul etkinliğinde gerçekleştirecek. Ayrıca DECOL, sanat, doğa ve teknolojiyi bir araya getiren “In Touch With Nature” isimli enstalasyonu 30 Mayıs - 30 Haziran tarihleri arasında Arçelik’in İstinye Park İzmir mağazasında ziyaretçilerle buluşturacak.
2014’ten bu yana farklı disiplinleri görsel ve işitsel tasarımlar üzerinden dijital platformlarda buluşturan DECOL, fiziksel dünya ile etkileşim hâlinde hibrit sanal bir evren olarak tanımlanan OMNEA’yı Hollanda merkezli dijital sanat alanı NonSpace ve Todays Art iş birliğinde geliştirdi. 2020’de öncül bir metaverse projesi olan Metaspace’i tasarlayan DECOL, çevrim içi kültürel devrimi dikkate alarak Metaspace projesinin vizyonunu ileriye taşıyarak OMNEA’yı yarattı.
OMNEA, ayrıntılı tasarımlarıyla dikkat çeken oyunlaştırılmış hibrit deneyim alanları, kendi dünyamızı yaratma, sergileme ve kesintisiz etkileşim fırsatlarının yanı sıra, sanal kültür toplulukları, canlı görsel - işitsel performanslar, sergiler ve daha fazlasını barındırıyor. Yaratıcıları merkezine alarak, kültür ve sanat sektörü için alternatif bir değer zinciri var etmeyi hedefleyen OMNEA, ayrıca sanal etkinlik ve sergi düzenleme fırsatı da sunuyor. OMNEA, benzer metaverse projelerinden farklı olarak sosyalleşme alanı olmanın ötesinde sanatçılar, tasarımcılar ve yatırımcılar için güvenli, sürdürülebilir üretim ve gelir imkânları içeren iş modelleri içeriyor.
OMNEA’nın lansmanı Meta Venture Fund tarafından 28 - 29 Mayıs’ta Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda düzenlenecek NFT Summit Istanbul’da yapılacak. Etkinlikte ziyaretçiler “Meta-instruments” adı altında bir NFT müzik performansı ve Ecem Dilan Köse, Hakan Yılmaz, Refik Anadol ve Mercan Dede dahil olmak üzere birçok sanatçının yer alacağı sanal galerileri OMNEA’da deneyimlenebilecek.
DECOL ayrıca Arçelik’in ilk iklim dostu mağazası için gelişmiş oyun teknolojilerini kullanarak ürettiği, ziyaretçilerin hareketleriyle etkileşime geçerek görsel ve işitsel bir şölene dönüşen interaktif sanal doğa tasarımını 30 Mayıs - 30 Haziran tarihleri arasında ziyaretçilerle buluşturuyor.
Arçelik ile ortak noktada buluşan DECOL, teknolojik ev aletlerinin sürdürülebilirlik ile olan ilişkisini anlatan “In Touch With Nature” isimli enstalasyonu Arçelik’in İstinye Park İzmir mağazasında izleyicinin beğenisine sunuyor. Ağacın canlandırıcı gücünün berrak renkli dijital sulara aktarılmasıyla başlayan enstalasyon, ziyaretçilerin hareketleriyle etkileşime geçiyor ve mağazanın tüm yüzeyini kaplayan bir deneyime dönüşüyor. Suların açtığı yollarla kısa süre içerisinde bir peyzaj görüntüsü belirirken hareket devam ettikçe müzik kompozisyonları ortaya çıkıyor. Enstalasyonun yarattığı bitki örtüsü belli aralıklarla kendini yenileyerek daha canlı bir doğaya dönüşüyor. DECOL tarafından tasarlanan ve Unreal Engine'in yeni oyun motoru UE5 ile üretilen dünyadaki ilk interaktif dijital enstalasyon projesi olan “In Touch With Nature”, 30 Mayıs - 30 Haziran tarihleri arasında Arçelik İstinyePark İzmir mağazasında görülebilir.
Litvanya’nın işgalinden sonra Sovyetler tarafından ailesiyle birlikte Sibirya’ya sürülen Dalia Grinkevičiūtė’nin sürgünde geçen çocukluk hatıralarından oluşan kitabı Oysa Gökyüzü Muhteşemdi, Emine Gülçin Erkman’ın çevirisiyle Epsilon Yayınevi’nden çıktı.
Oysa Gökyüzü Muhteşemdi, dönemin siyasi ve toplumsal atmosferine de ışık tutuyor. Grinkevičiūtė, sürgündeki on dört yaşındaki bir kızın kaderini gösteriyor. Yazıların dolaysızlığı, yalnızca katlandığı acıya değil, aynı zamanda onu ayakta tutan umuda da tanıklık ediyor.
“1941’de Litvanya’nın işgalinden sonra Dalia Grinkevičiūtė, annesi ve erkek kardeşiyle birlikte Sovyetler tarafından Sibirya’ya sürülür. Gençliğini Altay Bölgesi’nde ve Kuzey Kutbu’nda sürgünde geçiren Dalia, yirmi bir yaşında sürgünden kaçmayı başarır. Litvanya’ya döndüğünde, sürgünle ilgili anılarını kâğıt parçalarına döker ve onları KGB’nin keşfedeceğinden korkarak bahçeye gömer.
Dalia Grinkevičiūtė, kısa bir süre sonra KGB tarafından tutuklanarak tekrar sınır dışı edilir. Serbest bırakıldıktan sonra hatıralar sırrını korur, ancak Dalia’nın vefatından dört yıl sonra, 1991 yılında notlar mucizevi bir şekilde bulunur. Hatıraları barındıran notlar, Litvanya tarihinin en önemli belgelerinden biri hâline gelir…”
Cazdan rock’a, folk’tan elektronik müziğe kadar geniş müzikal seçkisiyle farklı performansları müzikseverlerle buluşturacak olan Sound of Europe Festivali, 10, 11 ve 12 Haziran’da İstanbul Alan Kadıköy ve Ankara Ahlatlıbel Atatürk Parkı’nda eş zamanlı olarak gerçekleştirilecek.
Bu yıl ilki düzenlenecek festivalde sahne alacak Avrupa’dan 12 konuk sanatçıya yerli sahneden isimler de eşlik edecek. Avrupa’dan ve Türkiye’den sanatçıları aynı sahnede buluşturarak ortak bir diyalog ve bir etkileşim platformu oluşturmayı hedefleyen festivale katılım ücretsiz olacak.
Festival kapsamında sahne alacak isimler arasında; indie folk türünün temsilcilerinden BAHR, elektronik müziğin yeni temsilcilerinden Cihangir Aslan, sakin vokallerini ritmik besteleri ile bir araya getiren İmre Hâdi, Türkiye’nin sayılı özgür doğaçlamacı kadın şarkıcılarından Sumru Ağıryürüyen ile davulcu, besteci ve söz yazarı Orçun Baştürk’ün geleneksel ve avangart tınıları bir arada sunduğu projesi SO Duo, enstrümantal cazın modern ve geleneksel çizgilerini özgün bir şekilde sunan Yunus Muti Quartet, elektro gitar, saksafon ve vokal düzenlemeleri ile dikkat çeken Sound of Ladies ile Amerikan klasikleri ve caz standartlarının yanında soul müzik ve popüler parçaları kendi düzenlemeleriyle sahneye taşıyan Somel Trio ve R&B, soul, alternatif pop ve rock’tan seçtiği parçaları kendi yorumuyla sunan Tuğçe Doğu Band bulunuyor.
Sound of Europe Festivali, Avrupa Birliği Yaratıcı Avrupa programı tarafından desteklenen Avrupa ağlarından EUNIC’in (European Union National Institutes for Culture) İstanbul ve Ankara kümelerinin girişimi ve Kadıköy ile Çankaya Belediyeleri’nin katılımı ile hayata geçiriliyor.
Sound of Europe Festivali’nin Instagram hesabına buradan ulaşabilirsiniz.
Collide ’22 Sanat Profesyonelleri ve Çağdaş Sanatçılar Arasında Uluslararası Bir Karşılaşma programı, Goethe Institut Ankara iş birliği ve Müze Evliyagil’in ev sahipliğinde 28 Mayıs Cumartesi günü saat 13:00’te gerçekleşecek.
Sanat profesyonellerini, kurumları ve çağdaş sanatçıları bir araya getiren toplantı ve tartışma oturumlarını içeren bir karşılaşma programı olan Collide ’22, sanatçıları, müzisyenleri, yazarları, küratörleri, sanat profesyonellerini, sanat kurumlarını, enstitüleri, müzeleri ve bağımsız sanat aktörlerini bir araya getirmeyi amaçlıyor. Başlangıçta iki aşamalı olarak düzenlenen program uluslararası alt yapısını kurmaya Ankara, İstanbul ve Berlin’den başlıyor. Goethe Institut Ankara iş birliği ile gerçekleşen programın Ankara’daki karşılaşmaları Müze Evliyagil’de yapılacak. Hem farklı disiplinlerden gelen hem de ortak üretim pratiklerine sahip sanatçıların ve sanat profesyonellerinin kendi aralarında kurdukları organik bağlar üzerinden ilerleyen program, Türkiye ve Almanya ekseninde yaşamını ve üretimlerini sürdüren katılımcıları aynı çatı altında buluşturuyor.
Collide ’22 Program Akışı:
13:00 - Stephane Bauer - Göç (Ve Sonrası) İle Kunstraum Kreuzberg/Bethanien’i Bağlamsallaştırma / (Post)Migration – Contextualizing Kunstraum Kreuzberg/Bethanien
13:30 - Sami Kısaoğlu, Petra Nachtmanova - Kültürlerarası Bir Diyalog olarak Satir / Satyr as an Intercultural Dialogue
14:00 - Ercan Şimşekoğlu, KUM - Aşık Atışması (RAP)
15:00 - Sonja Lau, Mine Özyurt Kılıç - Kim Korkar Medea’dan?: Yasada, Edebiyatta ve Sanatta Annelik /Who is Afraid of Medea?: Motherhood in Law, Literature and Art
15:30 - Didem Yazıcı, Ezgi Yıldız - Küratöryel Etik: Sergi Yapımında Görünmeyen Emek ve Adaletsizlik / Curatorial Ethics: Invisible Labor and Injustice in Exhibition Production
Edward van de Vendel’in kaleme aldığı ve Marije Tolman’ın resimlediği, gerçeküstü bir atmosferde küçük bir tilkinin gördüğü rüyayı anlatan Küçük Tilki adlı kitap, Erhan Gürer’in Hollandaca aslından çevirisiyle MEAV Yayıncılık’tan çıktı.
2019 yılında Zilveren Griffel ve Zilveren Penseel ödüllerini, 2020 yılında Kirkus Reviews’ün En İyi Resimli Kitap ödülünü kazanan kitap, 5 yaş ve üzeri tüm okurlarla büyüleyici bir hikâye paylaşıyor.
Küçük Tilki bir rüya görüyor. Rüyasında bir elma kadar küçük... Kardeşleriyle birlikte ilk kez dışarı çıktıkları günü, büyük geyiği ve küçük insanı görüyor sonra. Mor kelebeklerin peşinden koştuğunda olanları izliyor.