
Karaköy Güllüoğlu ve Mundi; baklavanın tarihinin 1843 yılından beri faaliyet gösteren Karaköy Güllüoğlu'nun ve Güllü ailesinin hikâyesiyle birlikte ele alınacağı kitabın hazırlıklarına başlandığını ve 2023 yılında yayımlanacağını duyurdu.
Uzun süren arşiv çalışmaları, yüz yüze görüşmeler gibi detaylı süreçlerden geçecek kitapta, tarihçi Burak Onaran ve Mary Işın'ın Osmanlı arşiv belgelerine dayanan araştırmalarına, sözlü tarih görüşmeleri de eşlik edecek. Karaköy Güllüoğlu'nun yönetim kurulu başkanı ve baklava ustası Nadir Güllü ve ailenin altıncı kuşak temsilcisi genel müdür Murat Güllü'nün anlatımlarının yanı sıra, Güllü ailesinin Gaziantep'ten İstanbul'a uzanan yolculuğu da baklavanın hikâyesine ışık tutacak.
“1800'lü yıllardan beri baklavacılık yapan Güllü ailesinde, baklavacılığa başladığı bilinen ilk isim, Gaziantep'te "Güllü Çelebi" ismiyle anılan Mehmed Şerif'ti. O dönem tatlıcılıkta en ileri bölgeler olan Halep ve Şam'a giderek bu sanatın inceliklerini öğrenen Çelebi, daha sonra baklavayı ve baklavacılığı Gaziantep'e taşıdı. Onun ölümünden sonra mesleği sürdüren torunları, 1930'larda civar illere tahta kutular içinde kuru baklava göndermeye başladılar. Baklavalarının rağbet görmesinden cesaret alan Hacı Mahmud Güllü'nün torunu Mustafa Güllü ise Gaziantep baklavacılığını İstanbul'a taşıdı. 1949 yılında Karaköy'de açılan dükkân İstanbul'un ilk baklava dükkânı olmasının yanı sıra, Gaziantep dışındaki ilk fırınlı baklava dükkânıdır. Böylece İstanbul'da saray usulü baklava ile Gaziantep usulü baklava tarifleri buluştu; o güne dek bilinen ve severek yenen bademli, cevizli, kaymaklı baklavaların yanı sıra İstanbul halkı fıstıklı baklavayla tanıştı.
Baklava, zaman içinde saray mutfağının, zengin konaklarının dışına taşmakla kalmadı, adım adım ülkenin en ünlü tatlılarından birine dönüştü. Bugün, lokumla birlikte Türkiye'nin sembolik tatlarından biri. Ancak baklava konusunda hâlâ bilmediğimiz, araştırılmayı bekleyen birçok husus var. Karaköy Güllüoğlu genel müdürü Murat Güllü ve Mundi yönetici editörü Merin Sever de "hakkında çok konuşulan ama az yazılan" baklavanın tarihini araştırmak amacıyla birlikte böyle bir proje gerçekleştirmeye karar verdiklerini, bu ünlü tatlının Osmanlı'dan Cumhuriyet'e, Gaziantep'ten İstanbul'a uzanan yolculuğunun kayıt altına alınmasının daha sonraki araştırmalar için bir basamak olmasını umduklarını belirtiyorlar.”
Melis Danişmend, altı yıl aradan sonra “Neden?” isimli yeni teklisini Rakun Müzik etiketiyle yayımladı.
2016’da yayımlanan son albümü Ve Ev’in ardından düet çalışmaları yapan, konserlerine devam eden Melis Danişmend, şubat ayında ilk kitabı Büyüyemeyenler’i çıkardı. Prodüktörlüğünü ve düzenlemesini Burak Güven’in yaptığı “Neden?” şarkısının sözleri Danişmend’e, müziği ise Erkin Peprek’e ait. Şarkısının mix’i Alp Turaç, mastering’i ise Güven Ersoysal imzası taşıyor.
Şarkının kapağında Melis Danişmend’in 2003 yılında “5 Kadın 200 Yüz” başlıklı sergiden satın aldığı, sanatçı Tuana Ekmekçioğlu’nun 13 yaşındayken çizdiği portre yer alıyor.
Erkin Peprek tarafından çekilen şarkının klibi bir yol hikâyesi üzerine kurulu. Klipte bir ilişki sırasında ve sonrasında taraflardan birinin iki farklı yolculuğu ve ruh hâli anlatılıyor. Klibin kurgusu ise Berk Dalyanoğlu’na ait.
Melis Danişmend’in “Neden?” isimli yeni şarkısını buradan dinleyebilir, klibini ise buradan izleyebilirsiniz.
Arter’in merkezine aldığı doğa fikrini olgular, kurgular ve duygular perspektifinden irdelemeyi amaçlayan “Locus Solus” başlıklı grup sergisinin aynı adı taşıyan kitabı Arter Yayınları’ndan yayımlandı.
Arter’in 1.400’ü aşkın yapıt barındıran koleksiyonundan kurgulanan sergilere eşlik etmek üzere 2019 itibarıyla başlattığı yayın dizisi Arter Arka Plan’ın dördüncü kitabı yayımlandı.
Küratörlüğünü Selen Ansen’in üstlendiği grup sergisi “Locus Solus” bağlamında yayımlanan kitap, Arter Koleksiyonu’ndan seçilen eserlerle bu sergi için üretilmiş işlerin de aralarında yer aldığı mekâna özgü büyük ölçekli yerleştirmeleri bir araya getiren sergiye eşlik ediyor ve sergiyle aynı başlığı taşıyor. Kitapta, serginin arka planındaki düşüncelerden ve kurgulanma sürecinden hareketle seçilerek özgün bir kurguyla bir araya getirilen metinler, imajlar ve bu yayın için üretilmiş yeni çalışmalar yer alıyor.
Ansen’in doğa ile kültürün birbirlerine nüfuz etme ve birbirlerini etkileme biçimlerinden yola çıkarak oluşturduğu sergiye eşlik eden kitapta yitik yerler, bilinçdışı manzaralar, yabancı topraklar, hayali mekânlar, buralar, oralar ve yok-yerler, mucizevi diyarlar, göksel, yerüstü ve yeraltı âlemlerle ilintili metinlerle birlikte Sena Başöz, Pascal Janovjak ve Su Pola’nın özel olarak kaleme alınmış denemelerine yer veriliyor.
Yayına katkıda bulunan diğer isimler: Sena Başöz, John Berger, Jen Bervin, Karl Blossfeldt, Richard Brautigan, Charles Burns, Joseph Conrad, Julio Cortázar, Karel Čapek, Evliyâ Çelebi, Ferit Edgü, Helmut Eisendle, Gianni Guadalupi, Marlen Haushofer, Robert Hooke, Pascal Janovjak, Kamo no Chōmei, Gizem Karakaş, Tetsumi Kudo, D.H. Lawrence, Leo Lionni, Lucretius, Maurice Maeterlinck, Xavier de Maistre, Alberto Manguel, Winsor McCay, Claudio Morandini, Murathan Mungan, Barış Pirhasan, Yaşlı Plinius, Su Pola, Robert Pufleb, Jochen Raiß, Iván Repila, Raymond Roussel, Nadine Schlieper, Carl Seelig, Gertrude Stein, Michel Tournier, Robert Walser, Aby Warburg, Lynd Ward, Volkan Yalazay.
Tasarımını Emre Çıkınoğlu’nun üstlendiği Locus Solus başlıklı kitap, Arter Kitabevi’nden satın alınabilir veya kitabevi@arter.org.tr e-posta adresi üzerinden sipariş edilebilir. Salı-Pazar günleri 11:00-19:00, Perşembe günleri ise 11:00-20:00 saatleri arasında ücretsiz ziyaret edilebilen Arter Kütüphanesi’nde kitabın sayfaları karıştırılabilir.
Dünyadan Sesler tarafından ilki gerçekleştirilen alternatif müzik festivali Sound of Istanbul, “Hava Kararınca” konser serisi kapsamında 6 Temmuz’da Müze Gazhane’de müzikseverlerle buluşacak.
Elektronikten caz müziğe pek çok türden ismin sahne alacağı Sound of Istanbul, müzikseverlere mum ışığında unutulmaz bir yaz konseri vadediyor. Sound of Istanbul festivali kapsamında 6 Temmuz Çarşamba günü İdil Meşe, Ikaru, Emin Gök, The Flabbies, Yalnayak ve Develer Müze Gazhane’de “Hava Kararınca” sahnesinde konser verecek. Konsere kayıt olmadan ücretsiz olarak katılabilirsiniz.
Program:
18.00 - İdil Meşe
18.40 - Ikaru
19.20 - Emin Gök
20.00 - The Flabbies
20.45 - Yalnayak
21.30 - Develer
Bongo Art Project Sosyal Girişimi, Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nin kuruluşunun 100. yılına özel olarak müzeyi görme engelli bireyler için erişilebilir hâle getirdi.
Müzede yer alan eserlerin replikalarıyla dokunulabilir, sesli betimlemelerle işitilebilir ve teknolojik entegrasyonlar ile daha geniş spektrumda algılanabilir olması sağlandı. Çiğdem Aslantaş tarafından 2 buçuk yıl önce başlatılan, süreç boyunca 8 kişilik bir ekip ve onlara mentörlük yapan 2 danışman ile gerçekleştirilen Bongo Art Project, Türkiye’nin İlk Görme Engelli Müze ‘Eğitim ve Deneyim Alanı’nı Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde hayata geçirdi. Türkiye’deki ve dünyadaki müzelerin büyük bir çoğunluğu, görebilen bireyler düşünülerek tasarlanıyor. Bu durum görme engelli bireylerin müzelerden yararlanabilmesini engelliyor. İçinde bulundukları coğrafyaya, tarihe, bilime ve sanata erişemeyen görme engelli bireyler bu nedenle, kendi kökleri/kökenleri ile bağ kuramıyorlar. Bu nedenle başlatılan Bongo Art Project Sosyal Girişimi, Anadolu’nun tarih öncesi döneme ait her eserin yer aldığı Anadolu Medeniyetleri Müzesi’ni kendisine başlangıç noktası alarak, tarihle ile bağ kurmanın ilk adımını atıyor.
Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde tarih öncesi dönemlere ait küratörlerce seçilen 22 ikonik eser, öncelikli olarak yüksek çözünürlüklü tarama cihazları ile 3 boyutlu olarak taranarak 3D çıktıları alınıyor ve sarı renklere boyanan replikalar, sesli betimlemeler ile destekleniyor. Braille alfabe ile yazılan açıklamalar, 2 boyutlu kabartma görseller ve eserlerin orijinal malzemeleri ile anlatımlar destekleniyor. Dijital tabletlerin ve özel yazılımlar ile az gören bireyleri de kapsayan çok duyulu bir görme engelli koleksiyonu yaratılıyor. Ayrıca eğitim atölyeleri ile deneyimlenen eserlerin yeniden üretimlerinin yapılması da planlanıyor.
Paris’te Avrupa Kalkınma Bankası’nın (CEB) açmış olduğu “Sosyal İnovasyon” yarışmasında Avrupa’nın en iyi 7 proje fikrinden birisi, Almanya Büyükelçiliği’nin “Sürdürülebilir Gelecek” yarışmasında 1320 proje arasından Türkiye 2.si olan Bongo Art Project’in kurucusu olarak Çiğdem Aslantaş Google ve Mediacat tarafından Türkiye’nin Geleceğini Farklı Yaratan 15 Genç Kadın Liderinden birisi ve Garanti Bankası’nın 2021 yılında Yılın Sosyal Girişimci finalistlerinden birisi seçildi.
Bongo Art Project kurucusu Çiğdem Aslantaş şunları söyledi: “İlk etapta Ankara’da bulunan 10 bin görme engelli çocuğa ulaşmasını hedeflediğimiz projemizin tüm ihtiyaç kalemlerini 23 sponsorumuzun ve iş birlikteliğimizin sağladığı ayni destekler ile karşıladık. Uygulamalarımızın sürdürülebilir güçlenmesi için sivil toplum kuruluşumuz olarak ‘BONGO Yeni Nesil Müzeler Geliştirme Derneği’mizi de kurduk. İlk uygulamamız olan Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nin domino etkisi yaratmasını ve diğer engel gruplarını da içine alarak daha erişilebilir müzeler olarak Türkiye’deki 690 müzede ulaşabildiğimiz her noktaya yayılması en büyük isteğimizdir.”
Zülfü Livaneli’nin II. Abdülhamid’e dair epik bir anlatım sunduğu, tartışmaların ardındaki gerçek insanı ortaya çıkartmaya çalıştığı yeni romanı Kaplanın Sırtında, İnkılâp Kitabevi’nden çıktı.
Beş yıllık bir çalışmanın sonunda okurla buluşan Kaplanın Sırtında, saltanatının üzerinden bir asırdan uzun bir süre geçse de tartışılmaya devam eden II. Abdülhamid’e yeni bir bakış açısı sunuyor.
Kaplanın Sırtında, Osmanlı mülkünü otuz üç yıl boyunca demir yumrukla yöneten sultanın “hal’ edilmesi”nin ardından II. Abdülhamid ve ailesinin yaşadıklarına odaklanıp; hâlen merak edilen istibdat dönemini, siyasetin yanı sıra bir hükümdarın iç dünyasıyla da ele alıyor. Selanik sürgünü günlerinde geçen Kaplanın Sırtında, İttihatçı Doktor Hüseyin Atıf Bey ile II. Abdülhamid’in diyaloglarına da yer verirken, ezber bozan bir yaklaşımla tarihin en çetrefilli sayfalarına yeni notlar düşülüyor.
“Kaplanın Sırtında, Livaneli’nin edebiyat hayatında ilginç bir çıkış. Sultan II. Abdülhamid devrine bir de aynanın öbür tarafından bakıyor. Bu belki çok fazla abartılan Abdülhamid devri karşıtı düşünceye karşı bir reaksiyon. Temelde Sultan Abdülhamid’in doktorunun günlüklerinden yararlanılmış. Tahttan hal’ edilmiş sürgündeki Sultan’ın perspektifinden sürükleyici bir anlatımla Abdülhamid bilançosu yapılıyor. Tabii tarihi gerçeklerin müsaadesi ölçüsünde kurgunun getirdiği üslup da dikkat çekici.” - İlber Ortaylı
Mabel Matiz, çalışmalarını sürdürdüğü beşinci albümünden “Karakol” isimli yeni teklisini Pose Records etiketiyle müzikseverlerle buluşturdu.
Mabel Matiz’in uzun yıllardır yaptığı hibrit ve elektronik çalışmalarının aksine akustik ağırlıklı düzenlenen, klasik Türk müziği enstrümanlarının yoğun ve etkileyici şekilde kullanıldığı şarkı, dokunaklı ve dramatik bir temaya sahip. Sözü ve müziği Mabel Matiz’e ait olan “Karakol” şarkısının düzenlemesi Özgür Akgül ve Mabel Matiz imzası taşıyor. Şarkının klibinin yönetmenliğini Cenan Çelik, styling ve sanat yönetmenliğini ise Anıl Can üstlendi.
Mabel Matiz’in “Karakol” şarkını buradan dinleyebilir, klibini ise buradan izleyebilirsiniz.
Mabel Matiz “Karakol” klibinin müzik kanallarında yayımlanmasının RTÜK tarafından engellenmesinin ardından gelen destek mesajları için Instagram hesabından şu açıklamayı yaptı:
“Ağlıyorum ama sevinçten.
Tek tek yetişemediğim mesajlarınıza, yorumlarınıza, ‘Karakol’u böyle güzel böyle içten sarıp kucaklamanıza gönülden teşekkür ederim.
Daha çok hikayelerimiz var anlatacak.
İnsana, hayata dair her şey bugüne dek şarkılarımda müziğimde yer buldu; bundan sonra da yer bulmaya devam edecek.
Aşkın, sevginin ve insanlığın bütün hallerini dile getirmeye, el ele tutuşmaya inatla devam…
Her şey geçer, hayat ve şarkılar kalır…
Aysel’in yazdığı, Sezen’in de söylediği gibi:
‘Gün bizim güneş bizim, göğsümüzde ateş bizim
El ele olduğumuz o gün gülmek bizim’”
https://www.youtube.com/watch?v=ptU5VXXHA90
Tarihte gölgede kalanlara odaklanan gazeteci ve yazar Ümit Bayazoğlu’nun üzerinde yaşadığımız toprakların “zenci”lerine dair ezber bozan yeni kitabı Arap Kızı Camdan Bakıyor - Türkiye’nin “siyah”ları, Aras Yayıncılık’tan çıktı.
Arap Kızı Camdan Bakıyor; köle ticaretinden harem ağalarına, hadım ameliyatından ev içi hizmete koşulan “Arap kızı”na, edebiyatın siyahlarından folklordaki “zenci” imgesine uzanıyor.
“Çocukluğumun geçtiği kasabada gördüm onu ilk. Uzun, ince, kıvırcık saçlıydı. Londra asfaltına kum ve çakıl çeken onlarca kamyondan birinde şofördü. Kasabanın yokuşundan o yaz her gün tozu dumana katarak geldi gitti. Kamyonuyla ne zaman geçse, ahali sokağa dökülürdü. Kocaman adamlar bile işi gücü bırakır, ardından “Haydi Arap!” diye bağırır, ıslık çalarlardı. Sonra tuhaf bir şey oldu: “Arap” 30 Ağustos’ta kamyonun kasasına sağlı sollu iki bayrak asmış halde geçti kasabadan. Herkes şaşırdı, bu defa “Bravo Arap!” diye bağırdılar, bir alkış tufanı koptu. Bir daha ona sataşmadılar.”
Bu yıl 1 - 8 Ekim tarihleri arasında gerçekleşecek 59. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin Ulusal Yarışmaları için başvurular başladı.
Antalya Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkılarıyla düzenlenen 59. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin Ulusal Yarışmalarına 4 Ağustos Perşembe günü saat 18.00’e kadar başvuru yapılabilecek. Ulusal Uzun Metraj, Ulusal Belgesel ve Ulusal Kısa Metraj Film Yarışmaları’na, 58. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin son başvuru tarihi olan 9 Ağustos 2021’den sonra tamamlanmış ve 59. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nden önce Türkiye’de halka açık ticari veya özel gösterimi yapılmamış, yurt içinde bir festivale katılmamış Türkiye yapımı filmleri başvurabilecek. 59. Antalya Altın Portakal Film Festivali kapsamında her yıl olduğu gibi Uluslararası Yarışma’da gerçekleştirilecek. Ayrıca bu yıl ilk kez Altın Portakal Edebiyat Uyarlaması Uzun Metraj Senaryo Yarışması düzenlenecek.
Antalya Film Forum ve Altın Portakal Sinema Okulu ile ilgili ayrıntılar önümüzdeki günlerde duyurulacak. Yarışma dışı bölümlerde de yılın önemli ve merakla beklenen filmleri izleyiciyle buluşacak.
Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in ev sahipliğinde düzenlenen 59. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin idari direktörlüğünü Cansel Tuncer, yönetmenliğini Ahmet Boyacıoğlu üstlenirken, sanat yönetmenliğini Başak Emre yürütüyor.
59. Antalya Altın Portakal Film Festivali hakkında ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
ISTANBUL’74’ün “İnsan ve Doğa Arasında” başlıklı sanat ve tasarım sergisi, 10 Eylül’e kadar Maçakızı Otel iş birliğiyle Bodrum’da sanatseverlerle buluşacak.
Demet Müftüoğlu-Eşeli’nin küratörlüğünü üstlendiği sergi, yaratıcılık ve sanatsal iş birlikleri için bölgenin antik ve kültürel dokusuyla harmanlanmış yeni bir keşif alanına işaret ediyor. Disiplinlerarası pratiklerin çeşitliliğini temsil eden yerli ve yabancı sanatçıların eserlerini bir araya getiren sergi, tasarım ve zanaatın kültürler ve insanlar arasındaki bağı global ölçekte güçlendirme misyonuna odaklanarak, beşeriyet ve doğa arasındaki temel anlatıları ve iç içe geçen ilişkileri sorguluyor.
Sergide; İsviçreli çağdaş sanatçı Federica Perazzoli, Arjantinli endüstriyel tasarımcı ve sanatçı Cristián Mohaded, Hollandalı-Yeni Zelandalı tasarımcı ve sanatçı Sabine Marcelis, İngiliz enstalasyon sanatçısı Steve Messam, Küba kökenli Amerikalı sanatçılar José Parlá & Rey Parlá, Amerikalı tekstil sanatçısı ve heykeltıraş Rachel Hayes, art kilim akımı öncüsü Belkıs Balpınar, Pi Artworks iş birliğiyle Türkiyeli çağdaş sanatçı Mehmet Ali Uysal, Galeri Nev İstanbul iş birliğiyle Amerikalı kavramsal sanatçı Mike Berg, interdisipliner sanatçı Koray Tokdemir ve kavramsal sanatçı Carlito Dalceggio de dahil olmak üzere çeşitli disiplinlerden sanatçıların işleri yer alıyor.
ISTANBUL’74’ün kurucu ortağı ve serginin küratörü Demet Müftüoğlu-Eşeli sergi hakkında şunları söyledi: “İnsanlık öykülerini ve farklı kültürleri birleştiren bir yol olarak doğa, birçok formda yaratıcı ifadeyi besler. Doğa ve dünya ile kurduğumuz ilişkiyi yeniden ele alan sanatçıların işlerinden oluşan ‘İnsan ve Doğa Arasında’, Ege doğası ile diyalog hâlinde sunularak, kişisel yaratıcı pratikleri keşfetmeye davet ediyor.”
“İnsan ve Doğa Arasında” başlıklı karma sergiyi, 10 Eylül tarihine kadar Bodrum’da yer alan Maçakızı Otel’de ziyaret edebilirsiniz.