
İstiklal Caddesi sanat durakları arasında yer alan ve Vehbi Koç Vakfı kuruluşu olan Meşher, “Ben Kimse. Sen de mi Kimsesin?” başlıklı yeni sergisini 14 Eylül 2022 - 12 Şubat 2023 tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturacak.
Selen Ansen’in küratörlüğünü üstlendiği “Ben Kimse. Sen de mi Kimsesin?” başlıklı sergide yurt içi ve yurt dışından toplam 44 sanatçının 120’ye yakın eseri yer alıyor. Antik Yunan mitolojisindeki Ekho ve Narkissos’un karşılıksız aşk hikâyesinden hareketle kurgulanan sergi, yansıma, yankılanma, başkalaşma temalarını günümüzün sanatsal ve toplumsal dinamiklerinin ışığında yorumluyor. Sergide ödünç alınan eserlerin yanı sıra, Vehbi Koç Vakfı desteğiyle bu sergi bağlamında çeşitli mecralarda üretilen yapıtlar da bulunuyor.
“Ben Kimse. Sen de mi Kimsesin?” başlıklı sergiyi 14 Eylül 2022 - 12 Şubat 2023 tarihleri arasında Meşher’de ziyaret edebilirsiniz.
Künye:
1. Mehtap Baydu (1972), Sen Söylemezsen Ben Söylemem, 2017, el yapımı şeffaf kâğıt, mühür mumu, bandaj, pleksiglas, 5 parça, her biri 79 × 15 × 12,5 cm, Özel koleksiyon , Koleksiyoner ve Galeri Nev’in izniyle
2. VOID, Gökyüzüne Doğru Çanak Anten Tutan Adam, 2021, fiberglas, kumaş, beton, reçine, uydu anteni, altın varak, 150 × 80 × 95 cm, Sanatçıların, Papillon ve LMNO galerilerinin izniyle © VOID
İllüstratör Mike Lowery’nin çocukları dinozorların vahşi yaşantısına dair gerçek bilgilerle tanıştırdığı kitabı Dinozorlar ve Diğer Tarih Öncesi Canavarlar Hakkında Muhteşem Ötesi Bilgiler!, Şafak Kılıç’ın çevirisiyle İthaki Çocuk’tan çıktı.
Kitabın içinde; “gazilyonlarca gerçek bilgi”, dev böcekler, devasa bir dinozor zaman çizelgesi, dinozorlar hakkında çılgınca –ama gerçek– bilgiler, şahane jura şakaları, tarih öncesi bilimine hızlı bir giriş, dinozor çizme etkinlikleri, kapsamlı bir dinozor rehberi ve çok daha fazlası da bekliyor.
Zion Lacroix, Grena ile kaydettiği iki şarkıdan oluşan MASKE isimli yeni EP’sini yayımladı.
Sene başında “Falanlar” isimli şarkısını yayımlayan Zion Lacroix, zihinler ve mesafeler arası yolculuğunu şimdi MASKE ile devam ettiriyor. Albümü hareketli, neşeli ve enerjik notaların ardından kuşkucu gözlerle bakan, sarkastik bir maskeye benzeten Zion ve Grena, ilhamlarını 90’ların çizgi roman sayfalarından fırlamış, kışkırtıcı melodilerden alıyor.
Her daim kapının arkasında saklanan kış, tatlı bir rüzgarla gözümüze kaçan kum taneleri, tenimizi yakan güneş, her an her köşeden karşımıza çıkan sevimli yalanlar, yanlış hayatlar bu defa Zion’nun ve Grena’nın saydam maskesi hâline bürünüyorlar.
Zion Lacroix’in yeni EP’si MASKE’yi buradan dinleyebilirsiniz.
Pilot Galeri, Ali Miharbi’nin “Serbestlik Dereceleri” başlıklı galerideki üçüncü kişisel sergisini 10 Eylül - 22 Ekim tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturacak.
“Serbestlik Dereceleri” sergisi, insanın içinde var olduğu çevrenin fiziksel ve düşünsel hareket olanaklarını çeşitli yollardan sınayarak izleyiciye bu olanakların inceliklerini çeşitli araçlar ve mekâna özgü yerleştirmeler ile gözlemleme ve deneyimleme fırsatı sunuyor. Kontrol teorisinde sıklıkla kullanılan “serbestlik dereceleri” terimi, bir sistemin parçalarının hareket çeşitliliğini ifade ediyor. İnsanı da bir sistem olarak alan ve terimi insan özgürlüğü bağlamında inceleyen Daniel Dennett, insanın fiziksel ve düşünsel özgürlük seviyesi ile verebileceği kararların sınırlılığı arasında bir karşılaştırma yapıyor. Bir noktada, kişinin fiziksel hareket alanı kısıtlı olduğu hâlde düşünsel potansiyelinin ne kadar geniş olduğunu vurguluyor. Ali Miharbi’nin “Serbestlik Dereceleri” sergisi, tam olarak bu iki paralel çizgi arasındaki alanı ifade ediyor. Sergi, izleyiciye etkileşimli eserler aracılığıyla kendilerinin farkında olmadıkları potansiyelleri hakkında bilgi edinebileceği bir kaynak sunuyor.
Miharbi Geçişli Fiiller ve Çok Güzel isimli eserlerinde Ortaçağ’da büyüsel düşünce biçimi ile mantıksal olasılıkları bir araya getirmiş olan ve günümüzün bakışıyla ön bilgisayar sistemleri olarak kabul edilen kodlanmış tekerlek mekanizmalarından ilham alıyor. Sanatçının sergi için mekâna özel bir yerleştirme olarak ürettiği Tesla Vanası isimli işi, galeri alanının mimarisine müdahale ediyor. Miharbi’nin Su Hattı isimli çalışması, insanlığa yönelik ekolojik tehditlerden ve dünya ile insan arasındaki ilişkideki en büyük çevresel tehlikelerden biri olan “deniz seviyesindeki yükselmeyi” akla getiriyor. Sanatçının Duygu Uzayı Rotaları isimli işi sadece makine ya da algoritma tarafından yapılmayan, makine yeteneklerinden yararlanarak anlamlı bir sonuç üretebilen ve insanlar ve makinelerin iş birliği yaptığında ortaya çıkabilen bir çalışma örneğini izleyiciye sunuyor.
Ali Miharbi’nin “Serbestlik Dereceleri” başlıklı kişisel sergisini 10 Eylül - 22 Ekim tarihleri arasında PİLOT Galeri’nin Sıraselviler mekânında ziyaret edebilirsiniz.
Bonnie G. Smith’in geçmişte ve günümüzde toplumsal cinsiyet konusunda yapılan disiplinlerarası çalışmalara bir giriş niteliğindeki kitabı Kadın Çalışmaları: Temeller, Özde Çakmak’ın çevirisiyle İletişim Yayınları’ndan çıktı.
Kadın Çalışmaları, bu alanın doğuşunu ve gelişimini, eleştirmenlerin yaklaşımlarını da hesaba katarak ele alıyor, alanın temel meselelerini anlaşılır bir dille aktarıyor, günümüzdeki durumunu inceleyerek yeni tartışmalara genişçe yer veriyor. Smith, farklı cinsel kimlikler, askerileşme, şiddet, neoliberalizm, göç ve emek gibi günümüzün can alıcı sorunlarının Kadın Çalışmaları’yla ilgisini araştırıyor.
Kitap; Kadın Çalışmaları’nın disiplinlerarası doğasını, temel feminist teorileri, toplumsal cinsiyet konusuna eleştiri ve yaklaşımları; ırk, sınıf, toplumsal cinsiyet, etnik köken ve dinin Kadın Çalışmaları’na etkilerini kesişimsellik bakış açısıyla yorumluyor.
Smith’in bu kitabı konuya yeni başlayanlar için bir temel sağlarken özellikle Kadın Çalışmaları ve toplumsal cinsiyet konusuna odaklanan lisans ve yüksek lisans öğrencilerine rehberlik etmeyi amaçlıyor. Kitapta ayrıca, daha ileri çalışmalarda, sunumlarda ve araştırmalarda yardımcı olabilecek okuma önerileri de sunuluyor.
Türk reggae grubu Sattas, “Ne Kaldı” isimli yeni şarkısını GRGDN Müzik etiketiyle müzikseverlerle buluşturdu.
Selim Öztürk prodüktörlüğünde kaydedilen “Ne Kaldı” şarkısında hiç olmadığı kadar rock tınılarına yakınlaşan grup, içinde bulunduğumuz dönemin zorluklarına değiniyor. Şarkıda gruba geri vokallerde Sena Nur Gül ve Salih Korkut Peker eşlik ediyor. Geçtiğimiz aylarda Neşet Ertaş’ın eseri “Yalan Dünya”yı yorumlayan grup, ardından “Küçük Kardeşim” teklisini yayımladı. Sattas, “Ne Kaldı”nın hemen ardından “Slowly” isimli şarkılarını müzikseverlerle buluşturacak.
Vokalde Orçun Sünear, gitarda Batuhan Kurnaz, davulda Cenk Güngör, klavyede Faruk Demir Tugayoğlu ve bas gitarda Öykü Gülata’nın yer aldığı Sattas, 2006 yılında kuruldu. Rock’n’Coke, Zeytinli Rock Festivali ve sayısız ulusal festivalde sahne alan grup, yurtdışında ise Montreal Jazz Festivali, Rototom Sunsplash, Sziget gibi festivallerde başarılı performanslara imza attı.
Sattas’ın yeni şarkısı “Ne Kaldı”yı buradan dinleyebilirsiniz.
TiyatroDEA’nın prömiyerini 25.İstanbul Tiyatro Festivali’nde yapan oyunu Gabriel’in Düşü, iki aylık bir aradan sonra 16 Ağustos Salı saat 21:00’de Selamiçeşme Özgürlük Parkı Amfi Tiyatro’da izleyiciyle buluşacak.
Direklerarası Tiyatro Ödülleri’nde “En İyi Özgün Tiyatro Müziği” ve Yeni Tiyatro Dergisi Emek ve Başarı Ödülleri’nde “Yılın Oyun Yazarı” ödüllerini kazanan Gabriel’in Düşü, göçün toplumsal bellek üzerindeki etkileri ve insan doğası üzerinde yaptığı tahribatı üç farklı toplumun fertleri üzerinden anlatıyor. Oyun, göç edene beslenen merhamet ve nefret duygularının bıçak sırtı mücadelesini Midilli Adası’nın atmosferinde ele alıyor. Gabriel’in Düşü’nün oyuncu kadrosunda Ayşegül Tekin, Banu Çiçek, Batur Belirdi, Burak Tamdoğan, Çiçek Dilligil, Ersin Umut Güler ve Kerem Pilavcı yer alıyor. Etkinliğin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
“Berna ile Berk, on yıllık evliliklerinin kaderi üzerine birbirlerinden habersiz kararlar almış ve eyleme geçmek için karşı kıyı Midilli Adası’nı seçmiştir. Tatil için kiraladıkları evin sahipleri, Türkiye’nin yakın geçmişinde yaşanmış 6-7 Eylül Olayları sonrasında İstanbul’dan adaya göç etmiş bir ailenin fertleri olan Angeliki ve Angelos’tur.
Çift, ‘tuhaf’ ev sahiplerinin ‘tarih kokan’ evlerine yerleşirken; Suriye İç Savaşı’ndan Almanya’ya gitme umuduyla kaçıp, Midilli’deki Mora Kampı’nda sıkışıp kalmış Mirvan ve Yana, adadaki zorunlu misafirliklerini sonlandırmanın yollarını aramaktadır.
Midilli Adası, belki de tarihinin en kaotik dönemini yaşarken, adayı tepeden izleyen gizemli manastırın merhum Aziz’i Gabriel; birbirlerinden hem uzak hem de çok yakın üç ailenin kadınları için kurtuluş umuduna dönüşür.”
Yazar: Sema Elcim
Yönetmen: Ahmet Sami Özbudak
Dramaturji: Selen Korad Birkiye
Işık Tasarımı: Yasin Gültepe
Koreografi: Alparslan Karaduman
Ses ve Müzik Tasarımı: Vehbi Can Uyaroğlu
Gianfranco Calligarich'in 1960'ların sonlarında geçen, Federico Fellini'nin Tatlı Hayat'ını anıştıran, Roma’nın adeta bir karakter gibi öne çıktığı romanı Kentte Son Yaz, Eren Cendey’in çevirisiyle Can Yayınları’ndan çıktı.
Calligarich, romanını 1973'te yayımladığında kısa sürede kültleşti. Antikahraman Leo Gazzarra'nın usta bir kara mizahla kurgulanmış hikâyesini anlatan, sürükleyici bir roman olarak karşımıza çıkıyor Kentte Son Yaz.
Leo, Milano'dan Roma'ya taşınmıştır. Otuzlarının başında, aylak, toplumun birey için öngördüğü düzenli ve kurumsal yaşam biçimlerini reddeden bir karakter, bir tür "tutunamayan"dır. Arada sırada edebiyat dergilerine yazılar yazarak ve Corriere dello Sport gazetesinde transkripsiyon yaparak üç-beş kuruş kazanır ancak tüm meteliksizliğine rağmen kentin kaymak tabakasıyla, yazar çizerlerle, sanatçılarla aynı ortamlarda bulunup tatlı hayatı da yaşar. Bir partide tanışıp âşık olduğu Arianna'yla birlikte, canlılığını günün yirmi dört saati koruyan Roma'nın sokaklarını, barlarını, gözde buluşma mekânlarını, plajlarını gezer, bolca içer, arada bir içkiyi bırakır, sonra yeniden başlar. Ne var ki Leo tüm bu canlılığın ortasında içindeki boşluğu doldurmakta zorlanır.
Yönetmen ve senarist Simone Manetti’nin, Pippa Bacca olarak tanınan performans sanatçısı Giuseppina Pasqualino di Marineo ve arkadaşı Silvia Moro’nun tüm dünyaya barış mesajı vermek için otostopla çıktıkları yolculuğu konu alan belgeseli Barış Gelini: Pippa Bacca, 20 Ağustos’ta MUBI’de gösterime girecek.
Pippa Bacca’nın etrafındaki herkese ilham veren kişiliğine odaklanan Barış Gelini: Pippa Bacca belgeseli 37. Torino Film Festivali’nde Gli Occhiali Di Gandhi ödülünü kazandı. Belgesel izleyiciyi “başkalarına güvenirseniz karşılığında iyi şeyler alırsınız” düşüncesiyle çıkılan yolculuğa dair hiç bilinmeyen detaylar ve mahrem anlarla karşı karşıya getiriyor.
Barış Gelini: Pippa Bacca, 2008 yılında “beraberimizde götüreceğimiz tek elbise, yolculuk boyunca üzerinde birikecek tüm kiri görebileceğimiz beyaz bir gelinlik olacak” mesajıyla, Milano’dan başlayan ve trajik bir şekilde Türkiye’de son bulan uluslararası yolculuğun manşetlere yansımayan gerçek hikâyesini anlatıyor. Belgesel, Pippa Bacca’nın yolculuğunun asıl amacı olan umut ve güven hissini, dostlarının anlattığı hikayeler aracılığıyla tüm insanlığa yaymaya devam ediyor. Barış Gelini: Pippa Bacca, 20 Ağustos’tan itibaren MUBI’de izlenebilecek.
Beykoz Kundura’nın bu yıl altıncısını düzenlediği açık hava etkinliği Bir Yaz Gecesi Festivali, 14 Ağustos Pazar günü Hedonutopia ve The Away Days konseriyle sona erecek.
Bir Yaz Gecesi Festivali’nde Peter Sellers’ın rol aldığı 1968 yapımı çılgın komedi Tatlı Budala (The Party) 12 Ağustos’ta (bugün), Audrey Hepburn’ün başrolünde yer aldığı 1961 yapımı romantik başyapıt Tiffany’de Kahvaltı (Breakfast at Tiffany’s) 13 Ağustos Cumartesi akşamı izleyiciyle buluşacak. Festivalin 14 Ağustos Pazar akşamı gerçekleşecek kapanış konserinde ise alternatif sahnelerin özgün iki grubu Hedonutopia ve The Away Days sahnede olacak. Sahneye ilk olarak elektronik ritimler ve melankolik melodilerle yüklü şarkılarıyla sadık bir dinleyici kitlesi yaratmış indie-electronic ikilisi Hedonutopia çıkacak. Ardından indie rock ve dream pop grubu The Away Days sahne alacak, gruba konserde şarkıcı, söz ve müzik yazarı Sedef Sebüktekin konuk sanatçı olarak eşlik edecek.
Kundura Sinema ile Kundura Sahne iş birliğinde, Beykoz Kundura’nın Kültür ve Sanat Direktörü S. Buse Yıldırım’ın küratörlüğünde düzenlenen Bir Yaz Gecesi Festivali biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.