GÜNDEM
  • 26-10-2022

    Art On Pera, yeni medya sanatçısı Ozan Türkkan’ın “arura” başlıklı kişisel sergisini 27 Ekim - 26 Kasım tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturacak.

    Ozan Türkkan 15 yılı aşkın süredir devam eden araştırmalarından hareketle sunduğu yeni medya pratiklerinde doğadaki yaşam formlarının kendini yaratmak için kullandığı jeneratif sistemler ve kendini sonluluğu üzerinden yeniden var etmenin büyümenin, ölümün, çoğalmanın, yaşamın, bitişin ve tekrarın döngüsel süreçlerine odaklanıyor. Bu süreçlerde incelediği milyonlarca yaşam formunun fraktal geometrik yapısı; Türkkan’ın araştırma süreçlerinde, sonsuzluk, karmaşa ve benzeşim düşüncelerini öne çıkartıyor.

    Sanatçı, “arura” başlıklı sergisinde, sözü geçen kavram ve olguların zaman içindeki değişkenliğine odaklandığı araştırmalarının sonucunu izleyiciye sunuyor. Üretim sürecinde, Biyoçeşitlilik Mirası Kütüphanesi’nde yüzyıllardır incelenen iki milyondan fazla canlı formu yeniden analiz edildi, yaklaşık on bin çizim ve imaj tarandı ve bu canlı formların geometrileri, iki binin üzerinde yaratıcı kodlama ve yapay zekâ aracı kullanılarak yeniden oluşturuldu. Su ve doğadaki yaşam ve yaşam formlarının ona olan bağı bu süreçteki ana ilham kaynağı oldu. Sergi adını Yunanca’da saban sürmek anlamına gelen “ἀρόω” fiilinden türetilen Homerik Yunanca bir sözcük olan “arura”dan alıyor. Arura sözcüğü aynı zamanda, genellikle toprak ve yaşam formalarını barındıran “kutsal toprak ana” için de kullanılıyor.

    “‘arura’ Biyoçeşitlilik, Geçiş Formları ve bu biyolojik formların doğadaki fraktal geometrik yapısı ve bu geometrinin zaman içindeki değişkenliği konularına odaklanan araştırma projesi sonucunda üretilen bir kişisel sergidir.

    ‘Geçiş Formları’, şu anda yapay zekâ tanımlamalarında kullanılsa da evrim teorisi içinde biyolojide kullanılan bir kavramdır. Kavram, örneğin, yirmi beş milyon yıl önce suda yaşayan bir canlı ile şimdi karada yaşayan bir canlının ara formlarını açıklamak için kullanılır. Elbette bunun entelektüel bir boyutu olduğu kadar sosyal ve psikolojik bir boyutu da var. Bir düşünce geliştikçe, aradaki tüm formlar Geçiş Formları hâline gelir. Tabii bunu başı ve sonu olmayan bir süreç olarak düşünürsek, her şey sürekli Geçiş Formları ve sürekli değişim hâlindedir.”

    0
    0
    2721
  • 26-10-2022

    İngilizce yazan Çinli genç yazar An Yu’nun Pekin’in yüksek binaları ve kadının hâlâ ikinci planda bırakıldığı orta sınıf ailelerinden Tibet’e uzanan büyülü gerçekçi bir yolculuk anlattığı ilk romanı Sen Çok Seversin Bu Yemeği, Gökçe Çalışkan’ın çevirisiyle Düşbaz Kitap’tan çıktı.

    Okur, bu romanda farklı sofralara buyur ediliyor ve tek bir yemeğin nasıl olup da geçmişin kilidini açabildiğini görecek, suya da doyacak, su dünyasına dalacak.

    Pekin’de bir sonbahar sabahı... Ciya Ciya yalnızca birkaç dakika önce kahvaltı masasında tatil planları yaptığı kocası Çen Heng’i küvette ölü bulur. Bu beklenmedik ölüm kadar tuhaf bir şey varsa o da küvetin yanında gözüne ilişen gizemli çizimdir. Gördüğü şeyi aklından bir türlü çıkaramayan genç kadın, aklıyla oyun oynayan esrarengiz bir yaratığın peşine takılıp yapmam dediği şeyleri yapacaktır. Barmen Leo ile yası, aşkı, cinselliği ve evliliği sil baştan tanımlaması ise yaşayacağı aydınlanma yanında henüz hiçbir şeydir.

    “Hareket etmeyi bıraktığımızda gideceğimiz yere vardık demektir. ”

    0
    0
    1525
  • 26-10-2022

    GalataPerform’un sahneye taşıdığı, Katalan oyun yazarı Joan Yago imzalı Fairfly oyunu 28 Ekim Cuma saat 20:30’da Bakırköy Yunus Emre Kültür Merkezi Turhan Tuzcu Sahnesi’nde tiyatroseverlerle buluşacak.

    Günümüz iş dünyasındaki acımasız rekabete ve girişimcilik kültürüne ironik bir bakış açısı getiren Fairfly, 23 Ekim’de DasDas Açık Sahne’de prömiyerini yaptı. Joan Yago’nun kendi ekibi La Calòrica ile kaleme aldığı, Mark Levitas’ın yönettiği oyunda Atakan Akarsu, Begüm Akkaya, Tuğçe Altuğ ve Barış Gönenen rol alıyor. Oyunun okuma tiyatrosu ve söyleşisi geçtiğimiz sene Yeni Metin Festivali 10 kapsamında Cervantes Enstitüsü’nün desteğiyle gerçekleşmişti.

    Kendi işinizi kurmak, kaderinizin kontrolünü elinizde tutmanıza gerçekten izin veriyor mu? Arkadaşlık ve iş el ele gider mi? Fairfly, kendi şirketini kurmaya götüren motivasyonları sorguluyor ve bir iş projesinin ilk hayali ile gerçeklik arasındaki boşluğu bolca mizahla izleyiciye sunuyor. Joan Yago’nun neoliberal söylem, başarı ve çok para kazanma takıntısı hakkında dramla komediyi harmanladığı Fairfly, aynı zamanda girişimcilik balonunun, yeni başlayanların ve önerdiğimiz şey ile yaptığımız şey arasındaki mesafenin sert eleştirisi.

    Künye:

    Yazan: Joan Yago & La Calorica
    Çeviren: Seniz Coşkun Adıgüzel
    Yöneten: Mark Levitas
    Işık Tasarımı: Ayşe Sedef Ayter
    Kostüm Tasarımı: Merve Ertan
    Müzik Tasarımı: Bucan Ekin Şimşek
    Uygulayıcı Yapımcı: Nezih Cihan Aksoy
    Yapım Asistanı: Furkan Güder
    Işık Operatörü: Umut Rışvanlı
    Ses Operatörü: Elmas Eliçe Çetinöz
    Reji Asistanları: Ceren Köse - Emrecan Karakurum
    Fotoğraf: Volkan Erkan
    ​Oyuncular: Atakan Akarsu, Begüm Akkaya, Tuğçe Altuğ, Barış Gönenen

    0
    0
    1369
  • 26-10-2022

    Sakıp Sabancı Müzesi, digitalSSM Arşiv ve Araştırma Alanı’nın hayat geçirdiği, teknolojik gelişmeler karşısında sanat eserlerinin korunma yöntemlerine odaklanan “VARYANT. Yeni Medya Sanatının Belgelenmesi” başlıklı program ilk bölümüyle 27 Ekim’de başlayacak.

    “VARYANT. Yeni Medya Sanatının Belgelenmesi” başlıklı araştırma projesinde, dijital koruma uzmanları çözüm arayışlarında radikal bir yöntem olarak kabul edilen yeniden canlandırma (reinterpretation) pratiğine odaklanarak belgelemeyi (documentation) yeni bir anlayışla ele alıyor. Sanatçılar, küratörler, koruma uzmanları, yeni medya araştırmacıları ve bilgisayar bilimcileri gibi farklı disiplinlerde çalışan uzmanların yer aldığı projede, teknolojinin hızlı değişimine karşı sanatın zamansız değerinin nasıl korunacağı, yeni medya belgesellerinden ve ağ biliminden hangi pratiklerin öğrenilebileceği, belgelemenin sanat eseri yerine geçip geçemeyeceği soruları tartışılacak.

    Dört bölümden oluşan “VARYANT. Yeni Medya Sanatının Belgelenmesi” programının ilk bölümü 27 Ekim Perşembe saat 17:00’de çevrim içi olarak gerçekleştirilecek. Etkinlikte Özyeğin Üniversitesi öğretim görevlisi Dr. Zeynep Merve Uygun, “yeni medya belgeseli” kavramını ve buradan hareketle “sürdürülebilir arşiv pratiklerini” ele alacak. Multimedya sanatçısı Deniz Tortum arşivler üzerine çalışan bir sanatçı olarak gözlemlerini paylaşacak ve “yeni medya ve yapay zekâ (artificial intelligence) araçlarının arşivleme süreçlerini nasıl etkileyebileceği” konularını inceleyecek. digitalSSM Arşiv ve Araştırma Alanı Sorumlusu Osman Serhat Karaman’ın moderatörlüğündeki etkinliğin yuvarlak masa bölümünde ise “Yeni medya pratikleri, yeni medya sanat eserlerinin arşivlenmesine nasıl bir yöntem sunabilir, Teknolojik eskimeden dolayı ortadan kaybolmuş sanat eserlerini nasıl bir belgeleme pratiğiyle yeniden canlandırabiliriz?, Teknolojiye bağlı sanat eserleri, zamanla ortadan kaybolmak için tasarlanmışsa geleceğe nasıl bir deneyim taşıyabiliriz?” soruları tartışılacak. Konferansı buradan kayıt olarak izleyebilirsiniz.

    “VARYANT. Yeni Medya Sanatının Belgelenmesi” başlıklı program hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1955
  • 26-10-2022

    John Boyne'un klasikleşmiş romanı Çizgili Pijamalı Çocuk'un devamında yaşananları konu edinen, Bruno'nun ablası Gretel'in sırlarla örülü yaşam hikâyesini gün yüzüne çıkaran devam kitabı Artık Hiçbir Yer Ev Değil, Olcay Mağden’in çevirisiyle Delidolu Yayınları’ndan çıktı.

    Boyne'un, 2006 yılında yayımladığı ve Nazi toplama kampları gerçeğini iki çocuğun gözünden anlattığı romanı Çizgili Pijamalı Çocuk, tüm dünyada milyonlarca kopya sattı ve Miramax tarafından sinemaya uyarlanarak pek çok ödül aldı.

    Yazar, bu romanında yıllar boyunca farklı kimliklerin ardına saklanarak geçmişinden kaçmaya çalışan doksanlı yaşlardaki bir kadının vicdanıyla giriştiği “sessiz” savaşı; 1946'nın Paris'i, 1953'ün Sydney'i ve 2022'nin Londra'sı arasında gidip gelen baş döndürücü bir anlatı eşliğinde sunuyor. Etrafını saran tarihi olaylar karşısında bir insanın ne kadar kusurlu sayılabileceği ve dolaylı ya da dolaysız yoldan işlediği suçlardan ne denli sorumlu tutulabileceği hakkında derin sorgulamalara iten roman, okuru kendi içindeki adalet duygusuyla baş başa bırakıyor.

    “2022 yılının Londra'sında, Hyde Park manzaralı bir evdeyiz...
    Şeytanın kızı adıyla da anılan Gretel artık doksan bir yaşındadır.
    Sırlarını en yakınlarına bile hiç açmamış olsa da; geçmişin acı dolu izleri hâlâ peşindedir.
    Bir zamanlar dünyaya Führer'in gözlerinden bakabilme cesaretini gösteren bu yaşlı kadın için savaş hiçbir zaman bitmemiştir.
    Çünkü olup bitenlerden ötürü kendi içinde yaşadığı suçluluk duygusundan bir an bile kurtulamamıştır.
    Ve şimdi, hiç beklemediği kadar uzun süren ömrünün son hikâyesini anlatmak için yeniden aramızda!”

    “Bir hikâyeyi yeterince sık anlatırsan gerçeğe dönüşüverir.”

    0
    0
    11170
  • 25-10-2022

    Pera Müzesi’nin Türk Müziği Konserleri serisi yeni sezonu “Cumhuriyet Dönemi Bestekârları” ile 30 Ekim’de açacak.

    ​Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi pandemi sebebiyle ara verdiği Türk Müziği Konserleri’ne yeniden başlıyor. Türk müziğinin tarihsel, kültürel, sosyolojik, felsefi, edebi yönleri üzerine sunuş ve sohbetlerin de gerçekleştirildiği konser programı, bu geleneksel müziğin farklı kitlelerle ulaşmasını sağlamayı hedefliyor. 2013 yılından bu yana Devlet Sanatçısı Prof. Dr. Alâeddin Yavaşca danışmanlığında düzenlenen Türk Müziği Konserleri, Yavaşca’nın vefatının ardından Sinan Sipahi koordinatörlüğünde gerçekleştiriliyor.

    Sunuculuğunu Osman Nuri Özpekel’in yaptığı, büyük bestekârların eserlerinin usta yorumcular tarafından seslendirildiği serinin bu sezonki ilk konserinde Çiğdem Yarkın ve İbrahim Suat Erbay misafir solist olarak sahne alacak. Refik Fersan, Sâdeddin Kaynak, Yesârî Âsım Arsoy, M. Nurettin Selçuk, Cevdet Çağla, Selahattin Pınar’ın eserlerinden örneklerin seslendirileceği “Cumhuriyet Dönemi Bestekârları” konseri, 30 Ekim Pazar günü saat 15.30’da Pera Müzesi Oditoryumu’nda dinleyicilerle buluşacak. Konser biletlerini konser günü olan 30 Ekim’de Pera Müzesi’nde satın alabilirsiniz.

    “Cumhuriyet Dönemi Bestekârları”

    Misafir Solistler
    Çiğdem Yarkın
    İbrahim Suat Erbay

    Saz Sanatçıları
    Osman Nuri Özpekel - Ud
    Aziz Şükrü Özoğuz - Keman
    Taner Sayacıoğlu - Kanun
    Lütfiye Özer - Kemençe
    Volkan Yılmaz - Ney
    ​​Volkan Ertem – Viyolonsel

    0
    0
    1424
  • 25-10-2022

    Odeabank’ın sanat platformu O’art, heykeltıraş Hande Şekerciler ve yeni medya sanatçısı Arda Yalkın’dan oluşan sanatçı ikilisi ha:ar’ın disiplinler arası çalışmalarından oluşan “Benküre/Planet I” başlıklı sergisini 27 Ekim - 4 Kasım tarihleri arasında Zülfaris, Karaköy’de sanatseverlerle buluşturacak.

    Geleneksel sanat tekniklerinin yeni medya ile bir araya geldiği “Benküre/Planet I” sergisinde ha:ar’ın daha önce Ankara, Venedik, Milano ve son olarak Londra’da sergilenen İmkansız Heykeller serisinden son işlerinin yanı sıra; Mindflow isimli, bir müzik parçası olarak da görülebilecek, 11 kanallı bir video-ses enstelasyonu ve Refraction adını verdikleri, yapay zeka kullanarak ürettikleri vitray serisinden parçalar yer alacak. Sergide aynı zamanda Hande Şekerciler’in son solo çalışmaları olan, mermer ve bronz heykellerden oluşan saudade serisi de izleyiciyle buluşacak. ha:ar ile Hande Şekerciler’in disiplinler arası diyaloğun önemine vurgu yapan çalışmalarından oluşan sergi; mermer, cam, metal gibi geleneksel malzemeleri ışık, ses, ekran, bilgisayar yazılımları, yapay zekâ gibi teknolojik araçlarla birleştiriyor.

    Sergide sanatı yeni medya ile harmanlayan ha:ar, “insan”a odaklanan yapıtlarında konvansiyonel sanat yapma şekillerini ters yüz ederek çıktığı estetik arayışına devam ediyor. İkili teknik konulardaki ustalıkları vasıtasıyla, sanat tarihinin değişmez kurallarından dijital teknolojinin rastgele kaynaklarına, kullandıkları detayları bir arada sunarak belirsizlikle oynuyor. ha:ar, “Benküre” sergisinde “kendimize bakışımızı” yani kim olduğumuz hakkındaki düşüncelerimizi; bu düşüncelerin nasıl geliştiklerini ve ne tür etkileşimler yaratabileceklerini yeni üretim şekilleri aracılığıyla keşfetmeyi araştırıyor. İsmi “Yerküre” kelimesi dönüştürülerek oluşturulan “Benküre”, bu etkileşimler ve benlik duygusundan uzaklaşarak tek tipleşen, yine de benzersiz ve özel olduğuna inandırılan insanlar üzerine odaklanıyor.

    Serginin girişinde izleyicileri ha:ar’ın uzun zamandır üzerinde çalıştığı bir video-ses yerleştirmesi olan Mindflow karşılayacak. Enstrüman seçimi ve üretim yöntemi düşünüldüğünde “Yeni Müzik” olarak kategorize edilebilecek olan Mindflow, dinleyiciye en iyi ses deneyimini sağlayabilmek için Dobly Atmos Studio’larında Spatial Audio olarak mikslenecek ve Apple Müzik’te yayımlanacak.

    ​17. İstanbul Bienali’ne destek sponsoru olan Odeabank’ın, ha:ar ile birlikte gerçekleştirdiği “Benküre/Planet I” sergisi aynı zamanda bienal paralel etkinleri çerçevesinde de ziyaret edilebilecek.

    0
    0
    2048
  • 25-10-2022

    Ece Erdoğuş Levi’nin Binbir Gece Masalları’nın Şehrazat’ından yola çıkarak kaleme aldığı erkek şiddetine maruz kalan farklı farklı kadınların sarsıcı hikâyeleriyle kurguladığı yeni romanı Şehrazat’ın Son Sözleri, Kafka Kitap’tan çıktı.

    Şehrazat’ın Son Sözleri, Türkiye’de şiddet ve baskı gören, tecavüz edilen, yaralanan, öldürülen, sır olan, sesini duyuramayan tüm kadınlar için kaleme alındı.

    “Binbir Gece Masalları’nın Şehrazat’ını duymayan yoktur... Onu tasvir eden resimlere baktığınızda tüller içinde, allanıp pullanmış, yumuşacık yastıkların üzerine yan devrilmiş, keyfi yerinde bir kadın görürsünüz çoğunlukla. Peki, gerçek öyküsü bu mudur?

    Esasında, her gün bakire bir kızla evlenip sabahına kafasını vurduran Pers şahını birbirinden heyecanlı öyküleriyle meşgul ederek canını kurtarmaya çalışan bir kadındır Şehrazat. Kendi gibi olanlara reva görülmüş makûs talihi bir kez olsun alt etmeye çalışan, silah yerine sözcüklerini kuşanmış cabbar bir savaşçı…”

    0
    0
    2246
  • 25-10-2022

    Alper Tuzcu, bansuri sanatçısı LASYA iş birliğiyle kaydettiği “Tramuntana” isimli yeni teklisini Morning View Music etiketiyle yayımladı.

    Şarkının bestesini, prodüksiyonunu, miks ve mastering’ini kendisi yapan Tuzcu, aynı zamanda şarkıda bağlama da çaldı.  

    Alper Tuzcu “Tramuntana” şarkısı hakkında şunları söyledi: “Bu şarkıyı Mallorca’ya yaptığım bir gezi sırasında bestelemeye karar verdim. Tramuntana, Alp dağlarından Mallorca ve Katalonya’ya esen rüzgâra verilen isim. Sıcak ve güneşli bir Akdeniz adasında olsanız bile, bu noktaya kadar çıkarsanız soğuk kuzey rüzgarını hissedersiniz. Dağın üzerindeki sis bazen denizi ve gökyüzünü kaplar ve bu da gizemli bir atmosfer yaratıyor. Kapakta da gördüğünüz, kuzeyden esen serin Tramuntana rüzgarlarının geldiği Serra de Tramuntana tepeleri.

    Şarkının döngüsel ritmi ve kullandığım enstrümanlar da şarkıda mistik ve sakinleştirici bir atmosfer yaratmama yardımcı oldu. Şarkının elektronik yapısının yanı sıra bağlama ve LASYA eşliğinde Hindistan’dan bansuri de kullanıyorum.”

    Alper Tuzcu şu sıralar 2023 yılı boyunca yayımlamayı planladığı yeni bir tekli serisi üzerinde çalışıyor.

    ​Alper Tuzcu’nun “Tramuntana” isimli yeni şarkısını buradan dinleyebilirsiniz.

    0
    0
    1600
  • 25-10-2022

    Chris Naylor-Ballesteros’un yazıp resimlediği hoşgörü ve yardımlaşma üzerine vicdan ve umut dolu bir öykü anlatan kitabı Bavulumdaki Kırık Fincan, Melike Hendek'in çevirisiyle Domingo Yayınevi tarafından yayımlandı.

    Geçtiğimiz yıllarda Pearson Yayınevi tarafından yayımlanan ve okur tarafından övgüyle karşılanan Bavulumdaki Kırık Fincan, Naylor-Ballesteros’a çocuk edebiyatının en prestijli ödüllerinden CILIP Kate Greenaway Madalyası finalistliği getirdi.

    Kimsenin tanımadığı bir hayvan elinde kocaman bir bavulla çıkageldiğinde, etraftaki diğer hayvanlar haliyle meraklanıyor. O bavulun içinde ne olabilir? Çay fincanı mı? Peki. Masa ve sandalye mi? Hadi o da tamam. Bir ev ve ağaçlı bir tepe mi? Yok artık, bu yabancı ne dediğinin farkında değil herhalde. Hayvanlar meraklarına yenilip bavulu izin almadan açınca, anlamlı bir fotoğrafla karşılaşıyorlar. Böylece tanımadıkları o hayvanın neler neler yaşadığını anlamaya başlıyor ve hep birlikte ona özel bir "hoş geldin" armağanı hazırlıyorlar.

    0
    0
    3248
DAHA FAZLA
Geldanlage