GÜNDEM
  • 24-10-2022

    İstanbul Bienali ile Koç Holding, sanatçı Ayşe Erkmen’in Haliç kıyısında sergilenen Haliç Haliç’te başlıklı eserini 17. İstanbul Bienali kapsamında şehre armağan ettiklerini açıkladı.

    İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen İstanbul Bienali, 2007 - 2036 sponsoru Koç Holding desteğiyle, 2017 yılından bu yana her bienalle birlikte kalıcı bir eseri kamusal alana kazandırmaya devam ediyor. Ayşe Erkmen’in günün farklı anlarında farklı ışıkları yansıtan ve Haliç’in karakteristik formuna odaklanan eseri, Haliç’in üzerine akşamüstleri yansıyan ve altın renkli güneşle birleşince “altın boynuz” olarak anılan simgesine atıfta bulunuyor. 2007 yılından bu yana sürdürdüğü İstanbul Bienali sponsorluğunu, 2036 yılına kadar uzatan Koç Holding’in desteğiyle bu yıl İstanbul’a armağan edilen kalıcı eser, Haliç’in biçimine odaklanarak günün farklı anlarında farklı ışıkları yansıtıyor.

    Ayşe Erkmen Haliç Haliç’te başlıklı eserini şu sözlerle açıkladı: “Yabancı dillerde ‘Golden Horn/Altın Boynuz’ olarak bilinen Haliç’in ilginç biçimi benim için bir gemiyi andırıyor, bir gondolu veya tuhaf biçimli bir kayığı, hatta bir dumanı… Baktıkça akla tuhaf düşünceler getiren bu hareketli ve esrarengiz form, Haliç’in üzerine akşamüstleri yansıyan altın renkli güneşle birleşince altın boynuz adını almış deniyor. Bu şekil aslında bir kontur, bir dış çizgi. Ben bu çizginin içini doldurup bir yer, bir alan oluşturup, bunu Haliç’te konumlandırmak istedim.”

    Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer M. Koç şunları söyledi: “İstanbul Bienali ülkemizin kültür ve sanat yaşamına paha biçilemez katkılar sağlıyor. Ne mutlu ki; daha yaşanır bir gezegeni mümkün kılma gayemizi de kuvvetlendiriyor, ortak akıldan besleniyor, çözümler sunuyor ve özgür ifadeye alan açıyor. Biz de Koç Holding olarak İstanbul Bienali sponsorluğumuz ile çağdaş sanatın açtığı bu çok önemli alanların büyümesine destek oluyor, geniş kitlelerin çağdaş sanata erişimini mümkün kılmak için Bienal’in ücretsiz ziyaret edilebilmesini sağlıyoruz. Bu yıl 2007 - 2026 yılları arasını kapsayan sponsorluğumuzu, 2036 yılına kadar uzatma kararı aldığımızı duyurduğumda aldığımız müspet tepkiler de ne kadar büyük bir ihtiyaca karşılık verdiğimizi destekler nitelikte oldu. 2017 yılında aldığımız kararla İstanbul’a her bienal döneminde bir kamusal eser bırakmaya, âdeta şehre bir eser armağan etmeye karar verdik. 2017’de dünyaca ünlü sanatçı Ugo Rondinone’nin Buradan Nereye Gidiyoruz? başlıklı neon heykelini, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü yolu üzerindeki Mustafa Kemal Kültür Merkezi’nde, 2019’da ise Monster Chetwynd’in, Gorgon’un Oyun Alanı başlıklı açık hava yerleştirmesini Maçka Sanat Parkı’nda kalıcı eser olarak konumlandırdık. 17. İstanbul Bienali kapsamında bu yıl üçüncü kez bir kamusal eseri şehirle buluşturmanın heyecanı içindeyiz. Ülkemizin küresel ölçekteki temsiliyeti ve çok önemli başarılarıyla her daim gurur duyduğumuz sevgili Ayşe Erkmen tarafından hayata geçirilen, Haliç Haliç’te isimli bu eserle birlikte Bienal’in sanat dünyasına ve İstanbul’a getirdiği canlılığın, şehirde bıraktığı ilham veren izlerin kalıcı hâle gelmesini temenni ediyoruz.”

    İKSV Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı ise şunları söyledi: “İstanbul Kültür Sanat Vakfı olarak sanat üretimine destek vermeyi, İstanbul’un kültür ve sanatla nefes alıp veren bir kent olmasına katkıda bulunmayı en önemli hedeflerimiz arasında görüyoruz. Bu nedenle 2017’den bu yana her bienalle birlikte İstanbul’u bir kalıcı yapıtla buluşturabildiğimiz için büyük mutluluk duyuyoruz. Türkiye’nin en önemli güncel sanatçılarından Ayşe Erkmen’in, yerleştirildiği mekânla doğrudan bir ilişki kuran bu eserinin kentimize kazandırılması konusundaki destekleri için 2007-2036 Bienal Sponsoru Koç Holding’e içten teşekkürlerimi sunuyorum.”

    2017 yılında Ugo Rondinone’nin Buradan Nereye Gidiyoruz? başlıklı neon heykeli, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü yolu üzerindeki Mustafa Kemal Kültür Merkezi’ne yerleştirilmişti. 2019’da da Monster Chetwynd’in, Gorgon’un Oyun Alanı başlıklı işi, Maçka Sanat Parkı’nda çocukların içinde oyun oynayabildiği bir açık hava yerleştirmesi olarak konumlandırılmıştı.

    ​Künye: Kalıcı Eser, Haliç Haliç’te - Ayşe Erkmen Fotoğraf: Sahir Uğur Eren

    0
    0
    3362
  • 24-10-2022

    Hayvan sömürüsü ve türcülüğe karşı çıkan bir aktivist olarak da tanınan Jean-Baptiste Del Amo'nun insanın doğayı fethetme takıntısını, şiddetin nesilden nesle aktarılışını gözler önüne seren romanı Hayvan Hükümranlığı, Şule Çiltaş’ın çevirisiyle Can Yayınları’ndan çıktı.

    Hayvan Hükümranlığı, okura modern gıda üretiminin insanı acıya -sadece hayvanların çektiği acıya değil, başka insanların ıstırabına da- nasıl duyarsızlaştırdığını çarpıcı bir biçimde gösteriyor. İnsanın hayvan ve doğayla ilişkisine ürpertici, rahatsız edici bir yorum getiren Del Amo, modernitenin mirasına esaslı bir eleştiri yöneltiyor.

    ​Fransa'nın güneybatısında sıradan bir köy. Küçük bir arazi parçasıyla başlayıp giderek işi büyüten mütevazı bir köylü ailesi. Ve doğum, büyüme, ölüm döngüsü içinde her gün yüzlerce domuzun çalkalandığı büyük bir endüstriyel domuz çiftliği.

    0
    0
    1490
  • 24-10-2022

    Arter “Koyun Koyuna” başlıklı grup sergisi kapsamında yazar ve eleştirmen Anna Della Subin’i konuk edecek. Subin, Not Dead But Sleeping [Ölü Değil, Uykuda] adlı kitabı etrafında şekillenen performans-konuşmasını 27 Ekim Perşembe saat 19:00’da Sevgi Gönül Oditoryumu’nda gerçekleştirecek.

    “Ölü Değil, Uykuda” başlıklı etkinlik, Subin’in Efes’in yedi uyurlar efsanesini, politik uyanışı ve uykuya ilişkin kültür politikalarını ele alan Not Dead But Sleeping [Ölü Değil, Uykuda] adlı kitabına odaklanıyor. 2011 Mısır Devrimi’nden ilham alan Subin, Mısırlı yazar Tevfik el-Hakim’in Ahl al-Kahf [Mağara İnsanları, 1933] başlıklı ünlü tiyatro oyunundan yola çıkıyor. Yedi uyurlar efsanesinin kökenleri ve farklı tezahürlerinin izini süren Subin, 309 yıllık bu mucizevi uykunun politik direniş, gerçeklerden kaçış ve ritüelleştirilmiş başkaldırının bir aracı olarak günümüze yankılarına odaklanıyor. Aynı zamanda Martin Luther King Jr.’ın tarihe iz bırakan “Devrimi uykuda geçirmek kadar trajik bir şey yoktur” sözüne de şiirsel bir biçimde meydan okuyor.

    Arter Öğrenme Programı’nın Yorumlama Etkinlikleri kapsamında ücretsiz ve İngilizce olarak gerçekleşecek “Ölü Değil, Uykuda” başlıklı etkinlik daha sonra Türkçe altyazı ile Arter’in YouTube kanalı üzerinden yayımlanacak. Sınırlı sayıda katılımcıyla, ücretsiz olarak gerçekleştirilecek etkinlik hakkında ayrıntılı bilgiye buradan ulaşılabilirsiniz.

    Eda Berkmen’in küratörlüğünde sanatseverlerle buluşan “Koyun Koyuna” sergisinde yer alan yapıtlar uyku temasıyla bağlantılı mahremiyet ve paylaşım, birey ve topluluk, kucaklanma ve kısıtlanma, direniş ve teslimiyet, ilerleme ve tekrar gibi kavramlar etrafında toplanıyor. Uykunun geçmişle ve bilinçdışıyla bağı, çağdaş sanat yapıtlarının yanı sıra daha erken tarihli temsiller ve arkeolojik nesneler yoluyla sergiye dahil ediliyor. 

    ​Künye: “Ölü Değil, Uykuda” Anna Della Subin, Morocco, 2014. Fotoğraf: Khalil Nemmaoui

    0
    0
    3057
  • 24-10-2022

    Çizgi roman sanatçısı Kenan Yarar’ın kült çizgi roman serisi Psikoz Hikayeleri’nin devamı niteliğinde olan, bir önceki kitabı Aşk-ı Melun’daki Melunların yaşadığı şehrin hikâyelerini de anlatan yeni kitabı Şehr-i Alem, İthaki Yayınları’ndan çıktı.

    Yarar, okuruna “eğlenceli, komik, trajicomic, psikofantastik, dramatik” ama aynı zamanda da görsel bir şölen niteliğinde etkileyici karelerle resimlenmiş 57 çizgi öykü ile “Welcome to Şehr-i Alem.” diyor.

    “Nedir bu “Şehir” dediğimiz yer? İnsan ırklarının çiftleştirilip beslendiği bir milli park, bir hayvanat bahçesi mi, yoksa türlerin ıslah edildiği dev bir tımarhane, korunaklı bir akıl hastanesi mi?

    Lüks içinde yaşayan sefiller, kariyer yiyen zombiler, eğitimli beygirler, ruhunu abone edenler, ekonomik kerizler, kentsel dönüşemeyenler, orman yiyen siteler, evcilleştirilemeyen eşyalar gibi akla hayale gelemeyecek onlarca fantastik çizgi hikayenin bulunduğu, kült çizgi roman yazarı ve çizeri Kenan Yarar’ın psikotik şehrinden bahsediyoruz tabii ki.”

    0
    0
    1632
  • 23-10-2022

    The Letter Art Gallery, on üç sanatçının doğayla birlikte varoluşa dair çalışmalarından oluşan “E-C-O-E-X-I-S-T” başlıklı sergiyi 24 Ekim - 3 Aralık tarihleri arasında İzmir’de Cleantech Hub’ta sanatseverlerle buluşturacak.

    “E-C-O-E-X-I-S-T” sergisi, farklı nesillerden on üç sanatçının; insanın diğer canlılarla birlikte varoluşuna ve ilişkilerine dair imgelemlerine, bunun yanı sıra yüzleşmeler içeren çalışmalarına odaklanıyor. Cleantech Hub’ın açılış sergisi olan “E-C-O-E-X-I-S-T”e mural sanatçısı Berkanfo’nun binanın ön cephesine gerçekleştirdiği çalışması eşlik ediyor. Sergi, ismini birlikte varoluş (coexistence) kavramından ve canlılarla çevreleri arasındaki yaşamsal ilişkileri inceleyen ekolojiden alıyor. Ekolojinin öncü düşünürü Aldo Leopold’un “toprak etiği” olarak adlandırdığı “doğadaki canlıları etik alana dahil ederek insanın da içinde yer aldığı genişletilmiş bir toplum anlayışı” fikrinden esinlenerek, “E-C-O-E-X-I-S-T” sergisi sanatçıların doğayla ve diğer canlılarla birlikte varoluşa dair imgelemlerinden ve düşüncelerinden güncel bir kesit sunuyor. Sergi, izleyicileri bu düşünsel bağlamda sanatçılarla beraber doğayla ilişkilenmeye davet ediyor.

    “E-C-O-E-X-I-S-T” başlıklı sergide; Ali Kanal, Başak Özkutlu, Berkanfo, Borga Kantürk, Ceylan Eşit, Emirkan Cörüt, Gizem Güler, Gizem Hız, Hazal Arol, Kaybid, Mehmet Dere, Murat Ateşli ve Talha Demiral’ın eserleri yer alıyor.

    The Letter Art Gallery’nin Cleantech Hub ev sahipliğinde ve sponsorluğunda gerçekleştirdiği “E-C-O-E-X-I-S-T” sergisini 24 Ekim - 3 Aralık tarihleri arasında ziyaret edebilirsiniz.

    Adres: Cleantech Hub, Umurbey mah., İşçiler cad., no: 143 Alsancak/İzmir

    Künye:
    1. Gizem Güler, İçeriye Yolculuk, 2018, tuval üzerine yağlı boya, 93 x 140 cm
    2. Gizem Hız, Eutierria Mavi 12.52, kağıt üzerine akrilik, 13 x 13 cm, 30 Mayıs 2022
    3. Hazal Arol, Cruise, 2022, ahşap üzerine yağlı boya, 30 x 35 cm
    ​4. Murat Ateşli, Life, 2022, tuval üzerine yağlı boya ve akrilik, 100 x 100 cm

    0
    0
    1576
  • 23-10-2022

    Nilgün Çolak’ın pes edilen anlarda devam etmenin formülünü anlatırken insanın her şeye rağmen ayağa kalkabileceği umudunu aşıladığı yeni kitabı Sen de Başarabilirsin, Artemis Yayınları’ndan çıktı.

    Bitti Denen Yerden BaşlamakKılçıksız 46’yım Ama… kitaplarıyla tanıdığımız Nilgün Çolak, bu kitabında hikâyeler, alıştırmalar ve kendi yaşadığı deneyimler eşliğinde hayata duyulan inançla ve kendinize duyduğunuz güvenle her türlü zorluğun üstesinden gelebileceğinizi anlatıyor.

    0
    0
    1479
  • 22-10-2022

    KAIROS Gallery, Murat Balcı’nın “Başlangıçta her şey hiç kimseye aitti” başlıklı ikinci kişisel sergisini 25 Ekim - 20 Kasım tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturacak.

    Açılışına twelve-odyssey tarafından gerçekleştirilecek performansın da eşlik edeceği “Başlangıçta her şey hiç kimseye aitti” sergisi sahip olma arzusunun tarihsel sürecindeki kritik eylemleri kronolojik sırasıyla ele alıyor. Mülkiyet kavramının kökene ve evrimine odaklanan sergide sanatçı, günümüzde tekrarlanmaya devam eden üç milyon yıllık mülkiyet deneyimini gün doğumuyla (şafak) gün batımı (asile) arasında inceliyor.

    Murat Balcı’nın “Başlangıçta her şey hiç kimseye aitti” başlıklı kişisel sergisini 25 Ekim - 20 Kasım tarihleri arasında pazar ve pazartesi hariç her gün 12.00 - 19.00 saatleri arasında KAIROS Gallery’de ziyaret edilebilirsiniz.

    ​Künye: Nuh'un Ambarı, 2019, Tuval üz. yağlı boya, 90x64 cm

    0
    0
    1419
  • 22-10-2022

    Antoine Compagnon’un edebiyat teorisinin ve edebiyat incelemelerinin 20. yüzyılda kat ettiği yola dair bir panorama da sunan kitabı Teorinin Cini – Edebiyat ve Sağduyu, Savaş Kılıç’ın çevirisiyle Metis Yayınları’ndan çıktı.

    Teorinin Cini; “Bir metni edebi metin yapan nedir?”, “Eserin anlamı yazarın tekelinde midir?”, “Kurmaca gerçekliği taklit mi eder?”, “Okurun metinde yeri var mıdır?”, “Üslubu meydana getiren nedir?”, “Bir eseri anlamak için muhakkak yazıldığı bağlamı bilmek mi gerekir?”, “Evrensel edebi değerler var mıdır?” gibi sorulara cevap arıyor.

    ​Compagnon’un amacı modern edebiyat teorisinin, özellikle de Fransız yapısalcılığının bu konulardaki temel tezlerini “sağduyu”yla, yani edebiyat konusunda sahip olduğumuz yaygın fikirlerle karşı karşıya getirmek, çarpıştırmak, bu şekilde teoriyi eleştirmek ve sonunda hem teorinin hem sağduyunun hakkını vermek.

    0
    0
    1418
  • 21-10-2022

    Mixer, “İmgelerin Yeni Grameri” başlıklı grup sergisi ile Merve Dündar’ın “Zihinde Bir Dalga” başlıklı kişisel sergisini 22 Ekim - 26 Kasım tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturacak.

    Küratörlüğünü Uras Kızıl’ın üstlendiği “İmgelerin Yeni Grameri” sergisinde Gülçin Aksoy, Chongha Peter Lee & Ozan Atalan, Yüksel Dal, Kıymet Daştan, Didem Erbaş, Gökçe Erhan, Ali Kazma, Murat Morova, Merve Ünsal’ın eserleri yer alıyor. Adını Werner Herzog’un 1980 tarihli bir röportajından alan “İmgelerin Yeni Grameri” sergisi, Herzog’un 2005 tarihli Grizzly Man belgeselinden ve yeni materyalizm düşüncesinin belirsizlik, rastlantısallık ve temsil-dışılık argümanlarından yola çıkıyor. Grizzly Man’in ana karakteri Timothy Treadwell’in doğada bulmayı umduğu uyumun aksine, sergi, doğanın ve nesnelerin görsel imgelemini mutlak bir uyumda göstermeyi amaçlamıyor. Mevcut imgelerin verili ve insan-odaklı oluşlarıyla gerçekliği aktarmakta yetersiz kaldığı ve hakikatin kendisinden ziyade yalnızca tercümesini verdiği varsayımından hareketle sergi, doğayı -güzellemeye içkin- dışsal bir temsile indirgemeyen, olasılıkları çoğaltan, antroposentrik olmayan “yeni” imgeleri arıyor.

    Merve Dündar’ın “Zihinde Bir Dalga” başlıklı sergisi ismini Ursula K. Le Guin’in aynı isimli kitabından alıyor. Sergi, Merve Dündar’ın 2020-2021 yılları arasında üzerinde çalıştığı anlam ağları serisi ile kesişmeler içeren ve bu serinin devamı niteliğinde olan çalışmalarından oluşuyor. Sergide, sanatçının tekrar eden jestlerle, hafızasındaki anılarının izini sürerek ürettiği “duyumsal kaynaklarının haritasını” oluşturduğu desenleri; duygu ifade eden kelimelerden oluşan kâğıt kolajları; toplumsal kodların katmanlarını araştırdığı baskıları ve mekâna özgü müdahaleler içeren çalışması izleyiciye sunuluyor. Anlam ağları serisini oluşturan kafesler ise aynı sinir sistemimizi oluşturan nöronlar gibi karmaşık bir iletişim ağı ile sergi mekânına yayılıyor. Sergi, izleyiciyi “Zihnimizin sınırı nerede?”, “Bu sınırlar duygu ve davranışlarımızı nasıl şekillendiriyor?”, “Anlam dünyamız nasıl oluşuyor?”, “Kararlarımızı nasıl etkiliyor?”, “Dil, sözcükler bunun neresinde?” soruları eşliğinde bir deneyime davet ediyor.

    “İmgelerin Yeni Grameri” sergisi 22 Ekim - 26 Kasım tarihleri arasında Mixer ana galeri mekânında, Merve Dündar’ın “Zihinde Bir Dalga” başlıklı kişisel sergisi ise proje odasında ziyaret edilebilir.

    Adres: Mixer, Mumhane Cad. No:50, Kat-1, Karaköy, İstanbul

    Künye:
    1. “İmgelerin Yeni Grameri”, Yüksel Dal, evre uzayı 6 phace space 6, kağıt üzerine tükenmez kalem, aquarelle, Ink, aquarelle, watercolor, soft crayons on paper, 100x70 cm
    2. “İmgelerin Yeni Grameri”, Merve Ünsal, insansız hava araçları için birkaç kelime (ikinci versiyon), a few words to drones (second version), 2022. dijital baskı digital print, 30x20 cm
    3. “İmgelerin Yeni Grameri”, Ali Kazma, Absence, 2011, iki kanallı HD video two channel HD video, sonsuz döngü endless loop
    ​4. “Zihinde Bir Dalga”, Merve Dündar, çıkış mümkün (senden) there is a way out  (of you), 2022, Lazer kesim kâğıt üzerine mürekkep and kağıt kolaj Ink on lazer cut paper and paper collage, 49x49 cm

    0
    0
    2606
  • 21-10-2022

    Küratörlüğünü HOOD Base’in yaptığı Kendine Has Sunar: Semtine Has, 21 - 30 Ekim tarihleri arasında Kadıköy’de çeşitli mekânlarda katılımcılarla buluşacak.

    Semtine Has, katılımcılarını rotasındaki konserler, atölyeler ve partilerle farklı bir semt turuna çıkarıyor. Kendine Has Sunar: Semtine Has kapsamında gerçekleşecek etkinliklerde katılımcılar Kadıköy sokaklarındaki sokak sanatı eserlerini inceleyebilecek, “Biraz Yalnız Kalabilir Miyiz?” kabininde bire bir konser deneyimi yaşayabilecek, sürpriz konserlere katılabilecekler. On günü kapsayacak etkinliklerde müziğin sesi tüm Kadıköy’de duyulacak. Gülinler ve Canozan’ın pop-up performanslarının yanı sıra Semtine Has için yaratılan şeffaf odada, müzisyenlerin ve dinleyicilerin bire bir konser deneyimi yaşadıkları “Biraz Yalnız Kalabilir Miyiz?” de programı gerçekleştirilecek.

    Semte Dönüş partisinde farklı alanlardan müzik insanları Kenan Sharpe, Merve Evirgen, Taner Yücel, Yaren Avcı ve Yazın Kaçan DJ set’leriyle Semtine Has’ın açılışını yapacak. Kabin Basıncı başlıklı gecede ox / TKO ile Badmash Kolektif’ten Eylül Deniz, Fosil, Granul ve 3Pillie performans sergileyecek. DJ kabininde C Fyah ve Ras Memo’nun olduğu Plaktan Cuma partisi reggae ve dub meraklılarını bir araya getirecek, kapanış partisinde de Q-BRA ve Akış Ka’nın DJ set’lerine Syntia, Anna Tholia ve 71 cm canavar travesti Kiki ggNash’in performansları eşlik edecek. Semtine Has’a özel seyircili olarak Kadıköy Karga’da gerçekleştirilecek Caner Özyurtlu’nun hazırladığı “Loş Sohbet” programı aynı zamanda Youtube’da yayımlanacak.

    Thales’te yer alan “Biraz Yalnız Kalabilir Miyiz?” kabini, dinleyicilere sevdikleri sanatçılarla baş başa bir konser deneyimi sunacak. Nejat Yavaşoğulları ile başlayacak BYKM performanslarında Barış Demirel, Birkan Nasuhoğlu, Can Güngör, Cihan Mürtezaoğlu, Dilan Balkay, Emir Baran Sezginer, Kardelen, Kum, Melisa Zey, Özgül Bolat, Özgün Semerci, Paptircem, Parham A.G, Samet Çiçek ve The Flabbies dinleyicilerle buluşacak.

    ​Katılımcılar Semtine Has kapsamında illüstrasyon sanatçıları Bensu Koçak, Bilge Abur ve Faruksle ile “Çizmek Sana Yakışıyor” atölyesinde yeteneklerini keşfedebilecek, Rundamental’ın rehberli koşusu Koş-Tur ile Kadıköy sokaklarının tadını çıkarabilecek, Suckmywalls ile graffiti’lerin izini sürüp sokak sanatçılarıyla tanışabilecek, HOOD Base ile Yeldeğirmeni’ndeki sanatçı atölyelerini ziyaret edebilecek, görsel sanatçı kolektifi Roadies’in birçok tasarımcıyı ağırladığı tasarım pazarında lokal üreticileri keşfetme fırsatı bulabilecek. İllüstrasyon sanatçısı Uğur Acil’in etkinliğe özel tasarladığı yerleştirmeler, Karga ve Thales’te görülebilecek.

    0
    0
    4279
DAHA FAZLA
Geldanlage