GÜNDEM
  • 12-04-2023

    ABD’li indie pop/rock grubu Brazzaville, 5 Mayıs Cumartesi gecesi Blind’da sahneye çıkacak.

    David Brown tarafından 1998’de kurulan Brazzaville, kendi ismini taşıyan ilk albümlerini 1999 yılında Brown’ın sahibi olduğu plak firması South China Sea’den yayımladı. İsmini Kongo’nun başkentinden alan Brazzaville; Joel Virgel Vierset (perküsyon), Joe Zimmerman (bas gitar) ve Mick Bolger’in (trompet) katılımıyla hazırlanan Somnambulista isimli ikinci albümünü 2001 yılında çıkardı.

    Kariyeri boyunca toplam 12 albüme imza atan ve farklı coğrafyalardan ilham alan Brazzaville, İstanbul için şarkılar yazdı, İstanbul’da klipler çekti ve sırf bu kente özel In Istanbul (2009) isimli bir albüm yayımladı.

    ​5 Mayıs Cumartesi saat 21.30’da Blind’da gerçekleşecek Brazzaville konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1444
  • 12-04-2023

    Ruth Ozeki’nin 2022 Women’s Prize Edebiyat Ödülü’ne layık görülen ve jürinin “kitapların ve okumanın gücüne dair bir şölen” diye tanımladığı romanı Biçimin ve Boşluğun Kitabı, Yiğit Yavuz’un çevirisiyle İthaki Yayınları’ndan çıktı.

    Aynı zamanda Zen Budist rahibi olan Ruth Ozeki, uzun yıllar boyunca sinema ve medya alanında çalışıp bağımsız filmler çektikten sonra roman yazmaya başladı. Biçimin ve Boşluğun Kitabı, yetişkinliğe adım atmanın acısını, zihnin darmadağın seslerini, edebiyatı, anneliği ve tutulan yası anlatan bir roman.

    ​“On üç yaşındaki Benny, müzisyen babasının ölümünden bir yıl sonra etrafındaki nesneleri duymaya başlar. Hem yasla, hem geçim sıkıntısıyla hem de çocuk yetiştirmenin dertleriyle uğraşan annesi Annabelle ise etrafında gittikçe biriken eşyaların altında boğulacaktır sanki. Bir de Kitap vardır elbette. Benny’nin hayatını anlatan, dert ortağı olan, gerçekten mühim şeyleri dinlemesini öğreten, konuşan bir Kitap.”

    0
    0
    1609
  • 11-04-2023

    Nike’ın katkılarıyla hayat geçirilen HOPE Alkazar, 12 Nisan’dan itibaren “RESET” başlıklı interaktif enstalasyonu katılımcılarla buluşturuyor.

    İstanbullu prodüktör Erdem Dilbaz’ın Türkiye, Almanya, İspanya ve Amerika’dan sanatçı ve mühendislerle beraber geliştirdiği “RESET”, katılımcılara fitness’ı beş öğesiyle bütüncül şekilde deneyimlerken anda kalmanın önemini hatırlayacakları sürükleyici bir yolculuk vadediyor.

    İyi hissetmeyi merkeze alan “RESET”, vücuda ve zihne iyi gelen şeylere odaklanarak ve hislere kulak vererek hareketin iyileştirici gücünü hatırlatmayı hedefliyor. Hareket, güç toplama, uyku, beslenme ve farkındalığı bir araya getiren 10 dakikalık deneyimde, katılımcılara sanatçı ve dans terapisti Ekin Bernay’ın seslendirdiği rehber yol gösteriyor. “RESET”, Alkazar Ana Salon’da ziyaretçilere şehrin yoğun temposundan uzaklaşıp kendilerine odaklanacakları renkli ve dinamik bir durak sunuyor.

    ​12 Nisan’daki genel açılış öncesinde, 8 - 9 Nisan tarihlerinde Nike üyelerine özel etkinlikler gerçekleştirildi. Dans performansları, ses terapisi ve antrenman seanslarının yer aldığı etkinliklere Los Angeles’tan gelen global Nike Trainer Kirsty Godso konuk oldu.

    0
    0
    3989
  • 11-04-2023

    Oxford Üniversitesi’nde coğrafya profesörü olan Danny Dorling’in nasıl bir gelecek tasavvur etmemiz gerektiğine dair farklı disiplinleri bir araya getirerek hazırladığı kitabı Yavaşlamak- Hız Çağının Sonu: Dünya, Ekonomi ve İnsanlık İçin Neden Böylesi Daha İyi?, Efsun Ecem Üçkardeş’in çevirisiyle Timaş Yayınları’ndan çıktı.

    Dorling, bu çalışmada küresel çapta tecrübe ettiğimiz yavaşlamanın faydalarına dair güncel ve alışılmışın dışında bir argüman sunuyor. İlk kez 1890’larda kullanılan ve temelde “daha yavaş ilerleme” anlamına gelen bu kavramı, doğurganlık oranlarından banka kredileri ve toplumsal hareketlerin sıklığına uzanan bir veri çeşitliliğinden yararlanarak inceliyor.

    ​“Hızla büyüyen dünyamız, aslında ekonomik krizler ve salgınlardan çok daha önce sonun eşiğine geldi. Uygarlığımızı son sürat ileriye taşıdığına inanılan teknolojik gelişmelerin ilerleyişi, yaygın kanının aksine, hızla yavaşlıyor. Nüfusumuzun büyüme hızı düşüyor. Gidişata bakıldığında mevcut yavaşlama, hızlanma beklentisine karşı büyük bir meydan okumayı ve bilinmeyene doğru bir adımı temsil ediyor. Fakat ortada endişelenmemizi gerektirecek bir şey yok.”

    0
    0
    1401
  • 11-04-2023

    OMM’un “Yas ve Haz” sergisine paralel olarak Aposto desteğiyle hayata geçirilen “OMM Podcast: Yas ve Haz Serisi” başlıklı podcast serisi Spotify’da dinleyicilerle buluşuyor.

    “OMM Podcast: Yas ve Haz Serisi”, toplumun değişen değer ve normlarını beden üzerinden ele alan “Yas ve Haz” sergisinde yer alan sanatçıları bir araya getiriyor. Ayça Telgeren sanat üretimindeki ilham kaynaklarını, CANAN sanat tarihindeki kadın imgesini, Elif Uras sanat üretiminin inceliklerini ele alırken, Pınar Yolaçan değişen vücut standartlarına, Sibel Horada ise biyolojik bir bilgi kaynağı olarak saçın hafızasına odaklanıyor. Ata Doğruel ise 40 gün / 960 saat aralıksız gerçekleştirdiği Işık Kaynağı performansının küratörü Simge Burhanoğlu ile tecrübelerini ve performans sanatı üzerine düşünceleri aktarıyor. Podcast serisinde sanatçıların yanı sıra OMM Sergiler Direktörü Zeynep Birced “Yas ve Haz” sergisinin ayrıntılarından bahsediyor.

    Podcast serisinin “Görünmez Bir Sahne Yaratmak” bölümünde; karanlık bir odada aralıksız 40 gün / 960 saat geçiren performans sanatçısı Ata Doğruel, küratör Simge Burhanoğlu ile birlikte “Işık Kaynağı” sürecinde yaşadıklarını ve tecrübelerini aktarıyor.

    “Doğudaki Modernizmler ve Rönesanslar - Elif Uras” bölümünde; resimlerini üç boyutlu hâle getirmek istediği için seramik üretmeye başlayan sanatçı Elif Uras, çini sanatı ile olan ilişkisini ve sanat üretiminin inceliklerini anlatıyor.

    “Tanrılar Kadınken - Pınar Yolaçan” bölümünde; sergide Nü’ler başlıklı eseriyle yer alan multidisipliner sanatçı Pınar Yolaçan, antik dönemden günümüze kadın imgesi, değişen vücut standartları ve Amazon’daki yerli topluluklara dair düşüncelerini paylaşıyor.

    “Saçın Hafızası - Sibel Horada” bölümünde; Sibel Horada biyolojik bir bilgi kaynağı olarak saçı, insanın kaybettiklerini kontrol etme dürtüsüne ve suyun zamanla ilişkisine odaklanıyor.

    “Kavuşmanın Son Anı - Ayça Telgeren” bölümünde; sergide Baharın Son Günü başlıklı eseriyle yer alan Ayça Telgeren, sanat üretimindeki ilham kaynaklarından, eserlerinde kullandığı materyallerin seçimlerinden ve sanatçı kolektiflerinden bahsediyor.

    “Yaşamın Kaynağı - CANAN” bölümünde CANAN, kalıplaşmış annelik ve kadınlık imgesini yıkan Çeşme başlıklı eserini ele alarak üretim süreçlerine ve sanat tarihindeki kadın imgesine odaklanıyor.

    “İnsan İnsanın Işığıdır - Simge Burhanoğlu ve Ata Doğruel” bölümünde; Performistanbul kurucusu Simge Burhanoğlu ve performans sanatçısı Ata Doğruel ile “Yas ve Haz” sergisi kapsamında, 7 Kasım - 17 Aralık 2022 tarihleri arasında OMM’da gerçekleşen Işık Kaynağı performansı ve performans sanatı üzerine fikirlerini paylaşıyor.

    “Yas ve Haz’ın Hikayesi” başlıklı podcast serisinin giriş bölümünde OMM’un Sergiler Direktörü Zeynep Birced, “Yas ve Haz” sergisinin fikir aşamasından hayata geçmesine kadar tüm süreçlerini anlatıyor.

    ​Yerli ve yabancı 38 sanatçıyı bir araya getiren “Yas ve Haz” başlıklı sergi, seçkisine eklediği Amerikalı sanatçı Bill Viola’nın Sal adlı eser yerleştirmesiyle 30 Temmuz’a kadar devam ediyor. Aposto desteğiyle düzenlenen “OMM Podcast: Yas ve Haz  Serisi”nin tüm bölümlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1227
  • 11-04-2023

    Bu sene 28 - 30 Nisan tarihleri arasında 7. kez Zorlu PSM’de %100 Music’in katkılarıyla gerçekleştirilecek Sónar Istanbul’un BtcTurk’ün ana sponsorluğundaki yaratıcılık ve teknoloji platformu Sónar+D Istanbul’un programı açıklandı.

    Bu yıl yapay zekâ ile Web 3.0 odağında düzenlenecek Sónar+D Istanbul kapsamında bu iki temayı odağına alan paneller, masterclass’lar, VR enstalasyonları ve müzikle teknolojinin birleştiği canlı performanslar gerçekleştirilecek. Sónar+D Istanbul, bu yıl yapay zekâ ve teknolojinin insan üzerindeki etkileri ile Web 3.0, NFT sonrası ekosistem ve blockchain (blokzincir) teknolojileri üzerine odaklanacak. Programda yer alan paneller, konuşmalar, atölyeler, masterclass’lar, marketplace, AV gösterimlerinin yanı sıra açık çağrı ile seçilen projeler Sónar Screen ve marketplace’de yer alacak.

    Yapay zekanın müzikal ve audiovisual (görsel-işitsel) projeler ile ilişkisi ve toplum-kültür üzerine etkisini odağına alan “Yapay Zeka Sanatında Günümüz” (The State of The AI Art) temalı panelde; yaratıcı kodlama ve makine öğrenimi alanında interaktif ve aynı zamanda açık fikirli yaklaşımlarıyla sanat ve teknoloji arasındaki yaratıcı bağı kodlama, algoritmalar ve yapay zeka aracılığıyla keşfetmeye çalışan Andreas Refsgaard; Sónar+D dahil olmak üzere birçok konferans, festival, radyo programı ve podcast’in küratörü, moderatör ve sunucu Antònia Folguera; biyoloji ve organik hayattan aldığı ilhamla eserlerini oluşturan ve yapay zekanın artistik potansiyelini sorgulayan çalışmalarıyla ünlenen Sofia Crespo; Satore Studio’nun kurucusu ve kreatif direktörü, görsel efekt ve ışıklandırma tasarımlarıyla Béyonce gibi birçok dünyaca ünlü sanatçı ve modacının sahnelerine dokunan nam-ı değer “Işık Sihirbazı” Tupac Martir gibi önde gelen isimler, yapay zekanın sanat ve teknolojiye etkisi üzerine konuşarak gelecekte bizi nelerin beklediğine dair öngörülerini paylaşacak.

    Gelişen teknolojilerin yaratıcı süreçler ile kesişimlerini, Web 3.0’ı, yükselen NFT dalgası ardından bulunduğumuz noktayı ve DAO’ları (merkeziyetsiz otonom organizasyonlar) odağına alan “Web 3.0: Neredeyiz?” (Web 3.0: Where Are We) başlıklı panelde ise, sürdürülebilir teknolojileri müzik ile harmanlayan DJ ve yazar Elijah, müzik ve teknolojinin Web 3.0’daki potansiyelini DAO’lar ve komünite inşası alanlarında inceleyen, Friends with Benefits ve Refraction DAO’ları kurucu üyelerinden Kaitlyn Davies, Web 3.0, yapay zeka ve Metaverse kavramlarının müzikle bağlantısını ve aralarındaki etkileşimi araştıran Water & Music kurucu üyesi Katherine Bassett gibi başarılı isimler programda konuşmacı olarak yer alacak. SonarHall’da da görsel-işitsel projeleri SYNSPECIES ile sahne alacak sanatçı ve araştırmacı Elías Merino ve sanatçı ve yazılımcı Tadej Droljc bu isimlere sanatçı perspektifleri ile eşlik edecek.

    Tasarım ve kurgu arasındaki yolculuğa odaklanan yönetmen Liam Young, hem sanat ve teknoloji arasındaki bağı yorumladığı konuşması ile hem de Planet City enstalasyonu ile Sónar+D Istanbul’da yer alacak. Programda yer alan iki masterclass’ı panelde konuşmacı olan DJ ve yazar Elijah ile sanat ve teknoloji arasındaki yaratıcı bağı keşfeden Andreas Refsgaard gerçekleştirecek.

    Sónar+D Istanbul programı kapsamında Algorave Istanbul tarafından gerçekleştirilecek “Berke Baramuk ile SonicPi Kullanarak Canlı Kodlama Yöntemiyle Müzik Üretimi”, “Kerem Altaylar ile P5JS Kütüphanesi ile Yaratıcı Görsel-İşitsel Kodlama Atölyesi” ve “Uzak ile Touchdesigner Aracılığıyla Sese Tepki Veren Görseller Oluşturma” atölyelerinde ise katılımcılar kod bazlı sistemlerle görsel-işitsel eserlerin üretim aşamalarını ve süreçlerini deneme fırsatı bulacak.

    Programda yer alan AV gösterimleri ise SonarScreen by Converse’te ve SonarHall’da gerçekleştirilecek. SonarScreen by Converse’te Introversion by Karakter & Motus Lumina, av: portraits by tko, “MTMRPHSS” (live A/V) by CARBONE BLACK & DI, Koi Failure, “flow” (live av) by Akkor & Onar, Granul Live A/V, NO MORE (LIVE AV) by Amir Ahmadoghlu & HICCUP, SonarHall’da ise Tupac Martir: “Haita” ile SYNSPECIES performansları yer alacak.

    Bu yıl açık çağrı ile sanat ve teknolojinin kesişimi üzerine hazırlanan projeler ve eserler seçilerek marketplace ve SonarScreen’de sergilenecek. Açık çağrıya Gerçeklik (AR) ve Sanal Gerçeklik (VR), müzikal ve görsel-işitsel prodüksiyon, sanatsal video oyunları, dijital tasarım ve üretim, ses enstalasyonları üreten kişiler başvuru yapabilecek.

    Sónar+D Istanbul’un ücretsiz 29 Nisan 12.00 - 17.00 programına Zorlu PSM’nin internet sitesinden kayıt olarak katılabilirsiniz.

    ​Sónar Istanbul ve Sónar+D Istanbul’un detaylı programına buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1782
  • 11-04-2023

    Alp İşmen’in “Aşk imiş…” sergisi ile Ekin Keser’in “Kendimden Bir Şeyler Aradım” sergisi 13 Mayıs’a kadar Mixer’de sanatseverlerle buluşuyor.

    Alp İşmen’in ilk kişisel sergisi olan “Aşk imiş…”, adını Fuzûlî’nin bir beyitinden alıyor. İkili ilişkiler, aşk, sevgi gibi kavramlar etrafında şekillenen sergi, İşmen’in ikili olma hâlini ele aldığı lavi, çizim, gravür gibi farklı tekniklerdeki eserlerinden oluşuyor. Aşkın tanımlanmaktan öte tanımsızlığına ve yarattığı duyguların zihinsel süreçlerine odaklanan sergide, sanatçının üretim pratiği ile örtüşen paralellikleri izleyiciyle buluşturuyor.

    Her düşünür, aşka farklı bir pencereden baksa da aşkın hayatın anlamını ve değerini artırıp zenginleştirdiği konusunda ortak paydada buluşuyorlar. Bu bağlamda bir araya gelen eserler “Aşk imiş…” sergisinin çıkış noktasını oluşturuyor. İşmen’in zihnindeki aşk kavramı kâğıt ve mürekkeple yorumlanarak bilindik uzuvlar ve hibrit figürler şeklinde izleyicinin karşısına çıkıyor. Tanıdık gelen, iyi bilindiği düşünülen ancak tanımlanamayan bu hibrit figürler, ruh akrabalığı yapan bedenler olarak sergi mekânına yayılıyor. 

    Ekin Keser “Kendimden Bir Şeyler Aradım” başlıklı ilk kişisel sergisinde kendi varoluşunu buluntu fotoğraflar, belgeler ve farklı nesneler aracılığıyla yeniden kurguluyor. Başkalarına ait anı ve belgelerden kestiği yaşanmışlıklar ile kendi hikâyesini yeniden inşa ediyor. Bu inşada birbirine benzeyen ve kesişen hikâyeler, insanın salt gerçeklikte birbirine ne kadar benzediğini gözler önüne seriyor. Sanatçı tanımadığı insanların geçmişlerinden çekip aldığı bu hikâyelerle kendi varoluş öyküsünü tamamlamaya çalışıyor. Deyim yerindeyse başka insanların hikâyeleri bir ayna görevi görüyor ve kendini bu ayna aracılığıyla tanımlamaya çalışıyor.

    Sanatçının “Kendimden Bir Şeyler Aradım Sadece” serisi, farklı sosyal statü ve geçmişlere sahip insanların buluntu fotoğraf ve belgelerinden oluşturduğu kompozisyonlara yer veriyor. Kesilmiş, dönüştürülmüş kompozisyonlarıyla sanatçı, toplum ve birey arasındaki ilişkiyi sorguluyor ve bu hikâyeler aracılığıyla izleyicisine ortak bir dil önerisi sunuyor. Her kompozisyonun belleği isimlendirilirken, bulunan fotoğraflarda yer alan mekânlar, insanlar ve olaylardan türüyor. Sanatçı, izleyicilerin eserleriyle ortak bir dil kurmalarını ve kendilerinden bir şeyler aramalarını hedefliyor. Keser’in çalışmalarda yer alan bellek örgüleri yaşananları yeniden biçimlendirirken sınırları deşen bir konumda duruyor. Sanatçı ayrıca buluntu fotoğrafları başka formlara dönüştürüp kaybolan yaşamları görünür hâle getiriyor. 

    “Kendimden Bir Şeyler Aradım” sergisi böylelikle bir sanatçının üzerindeki Stoacı felsefenin de izlerini gözler önüne seriyor. Sanatçı perspektifiyle toplumsal cinsiyet, ırkçılık, türcülük gibi iktidar mekanizmalarını çatlatarak nefes alanları için yer açıyor. Sanatçı mikro-kozmosunu ufak bir kıyıya kurarak kendini bir yerde sınırlamıyor.

    Künye:
    1-3. Ekin Keser, “Kendimden Bir Şeyler Aradım” Sergisi
    4-6.Alp İşmen, “Aşk imiş…” Sergisi

    0
    0
    1401
  • 11-04-2023

    Vahşi yaşam fotoğrafçısı Süha Derbent’in Afrika doğası ve insan portrelerinden oluşan “Harmoni” başlıklı kişisel sergisi 2 Nisan - 19 Mayıs tarihleri arasında Maximum Uniq Hall’de sanatseverlerle buluşacak.

    İskandinavya’dan Madagaskar’a, Sri Lanka’dan Kanada’ya kadar 80’den fazla ülkede çalışan, 1998’de ilk Türk vahşi yaşam fotoğrafçısı olan Süha Derbent’in fotoğraflarından oluşan Harmoni” sergisinin küratörlüğünü Hülya Şekercioğlu üstleniyor. The Wild Side of Kenya’nın Yaban Yüzü ve Yüz Yüze adlı kitaplar yayımlayan Derbent, seyahat yazıları ile yerli yabancı birçok gazete ve dergide yer aldı.

    “Afrika’yı görmek, doğayı ve hayvanları izlemek aslında, insanın özüne ve kendine yaptığı bir yolculuktur.” diyen Süha Derbent, “Harmoni” sergisi hakkında şunları söylüyor: “Milyonlarca yıldır varlığını sürdüren ve kusursuz bir döngüye ve uyuma sahip olan doğayı yenmeye çalışmak yerine, uyum içerisinde olmayı öğrenmemiz ve bunu sürdürülebilir kılmamız gerekiyor.

    Doğada yaşayan tüm canlılarla eşit büyüklükte bir parça olduğumuzu, eşit haklara sahip olduğumuzu ve onlardan daha önemli olmadığımızı kabul etmeliyiz. Bugün, bazı türlerin (tükettiğimiz için) sadece fotoğraflarını gösterebiliyoruz çocuklarımıza. Hepsi birden tükendiğinde, sadece fotoğraflarını gösterebileceğimiz bir gün olmayacak. Çünkü o gün biz de tükenmiş olacağız. Doğayı tüketerek varlığını sürdürebileceğini düşünmek, insana özgü adım adım intihar etme yöntemidir. İşte tam da bu nedenle adı ‘Harmoni’ olan bu sergide, sizler Afrika doğası ve bölgenin farklı yerlerinde yaşayan insanların portrelerini izlerken bu uyuma dikkat çekmeyi umuyorum.”

    ​Tanzanya’dan Türk iştiraki SkyPalm Travel & Tours’un desteği ile gerçekleşen Süha Derbent’in “Harmoni” başlıklı sergisini 2 Nisan - 19 Mayıs tarihleri arasında Maximum Uniq Hall’de ziyaret edebilirsiniz.

    0
    0
    1887
  • 11-04-2023

    Britanya’nın önde gelen adli psikiyatrlarından Dr. Gwen Adshead’in ve Eileen Horne’un okuru görüşme odasına davet edip, on bir hastasıyla tanıştırdığı kitabı Tanıdık Şeytan - İnsanın Gaddarlığı ve Merhameti Üzerine, Selen Ak’ın çevirisiyle Domingo Yayınevi’nden çıktı.

    Adshead; seri katilleri, kundakçıları, takipçi sapıkları, çete mensuplarını ve gaddarlıkları karşısında hem dehşete hem de meraka kapıldığımız tüm diğer “canavarları” tedavi ediyor. Yaşamlarının dönüm noktasında tanıştığı hastalarını suçları ne olursa olsun dinliyor, kolayca silinmeyecek kimlikleriyle yüzleşmelerine yardımcı oluyor. Tanıdık Şeytan, insan doğasıyla ilgili bildiğinizi sandığınız her şeye meydan okuyor.

    ​Şeytanla özdeşleştirdiğimiz bu insanlar tüm karmaşıklıkları ve dahası, tüm insanlıklarıyla okurun karşısına çıkıyorlar. Tanıklık edilen görüşmeler, cazibesiyle haber ve eğlence mecralarını ele geçirmiş yüzeysel “kötülük” hikâyelerinden çok daha derinlere sürüklüyor. Zihnini tanımaya başladığında insanın düşüncelerinin (canavarlar dahil) nasıl radikal biçimde değişebildiğini, ne kadar güçlü bir şekilde empatiye meyledebildiğini gösteriyor.

    0
    0
    1682
  • 10-04-2023

    Pera Film’in “Paula Rego: Hikâyelerin Hikâyesi” sergisi kapsamında düzenlediği “Ruhların Derinliklerinde” film programını 11 Nisan - 7 Mayıs tarihleri arasında Pera Müzesi oditoryumunda gerçekleşecek.

    “Paula Rego: Hikâyelerin Hikâyesi” sergisine eşlik eden film seçkisi düzenlediği “Ruhların Derinliklerinde”, Rego’nun kürtaj meselesine ve depresyona değindiği eserlere atıfta bulunuyor. Film programında izleyiciler, sanatçının sıklıkla kullandığı dramatik imgeleri keşfedip insan zihnindeki çatışmaların ve acıların yansımalarına tanık olma şansı bulacaklar. II. Dünya Savaşı sırasında illegal şekilde kürtaj yapan Marie’nin hikâyesini anlatan Bir Kadın Meselesi filmi ile, Rego’nun kişisel hayatından sahnelerle birlikte sanatının arka planında yatan düşünceleri inceleyen Paula Rego: Masal Anlatmak; dünyaca ünlü sanatçıların üretim süreçlerine mercek tutan Son Sanat Filmi; Rego’nun oğlu Nick Willing’in yönetmenliğini yaptığı Paula Rego: Sırlar ve Hikâyeler ve 1970’lerde güvenli kürtaj isteyen kadınlar için bir servis kuran kadınların hikâyesini anlatan Jane belgeselleri program kapsamında izleyicilerle buluşacak.

    Claude Chabrol’un yönetmenliğini üstlendiği Bir Kadın Meselesi, II. Dünya Savaşı sırasında hemcinslerini hoş olmayan bir yükten kurtarmak üzere illegal şekilde kürtaj yapan ve ardından bunu iş hâline getiren ev kadını Marie’nin, Ceza Mahkemesi tarafından idam edilmesiyle son bulan hayatını anlatıyor.

    Kürtaj hakkına odaklanan, Oscar adayı Tia Lessin ve Emmy adayı Emma Pildes’in birlikte yönettikleri Jane belgeseli Türkiye prömiyerini Pera Film’de yapacak. Kendilerine Jane adını veren kürtaj aktivistlerinden oluşan bir yeraltı ağının açığa çıkma hikâyesini anlatan belgesel; Roe v. Wade davasından önceki yıllarda, ihtiyacı olan kadınlara yardım etmek için kürtajı yasaklayan eyalet yasama organına, bunu kınayan Katolik Kilisesi’ne ve bundan kazanç sağlayan Chicago Mafyası’na meydan okuyarak 11 binden fazla kadının bakımını sağlayan gruba odaklanıyor.

    İngiliz belgesel yapımcısı Jake Auerbach imzalı Paula Rego: Masal Anlatmak ve Son Sanat Filmi belgeselleri program kapsamında izleyicilerle buluşacak. Paula Rego: Masal Anlatmak belgeselinde, Rego’nun sanatının arka planındaki düşünceleri mizahi ve samimi bir dille anlattığı röportajlar ve özel hayattan kesitler yer alıyor. Tracey Emin, Grayson Perry ve Paula Rego ile birlikte birçok sanatçının üretim süreçlerini anlatan Son Saat Filmi ise bu isimlerin üretime devam etmelerini sağlayan etkenleri sorguluyor.

    Paula Rego’nun oğlu Nick Willing’in yönetmenliğini üstlendiği Paula Rego: Sırlar ve Hikâyeler belgeselinde, mahremiyetine düşkünlüğü ve ketumluğuyla tanınan sanatçı ilk kez içini döküyor. 60 yıla yayılan röportajlar, ev videoları ve aile fotoğraflarından oluşan dev bir arşivi içeren filmde, Rego’nun faşizmle, kadın düşmanı bir sanat dünyasıyla ve manik depresyonla mücadele ettiği hayatına dair hikâyeler yer alıyor.

    “Paula Rego: Hikâyelerin Hikâyesi” programı hakkında ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

    “Ruhların Derinliklerinde” Gösterim Programı:

    11 Nisan Salı
    19.00 / Paula Rego: Sırlar ve Hikâyeler (92')

    14 Nisan Cuma
    19.00 / Jane (101')
    21.15 / Bir Kadın Meselesi (108')

    18 Nisan Salı
    19.00 / Paula Rego: Sırlar ve Hikâyeler (92')

    25 Nisan Salı
    19.00 / Paula Rego: Sırlar ve Hikâyeler (92')

    26 Nisan Çarşamba
    19.00 / Bir Kadın Meselesi (108')

    28 Nisan Cuma
    19.00 / Jane (101')
    21.15 / Son Sanat Filmi (95')

    2 Mayıs Salı
    19.00 / Paula Rego: Sırlar ve Hikâyeler (92')

    4 Mayıs Perşembe
    19.00 / Paula Rego: Masal Anlatmak (47')

    7 Mayıs Pazar
    13.30 / Paula Rego: Masal Anlatmak (47')
    ​15.00 / Son Sanat Filmi (95')

    0
    0
    1625
DAHA FAZLA
Geldanlage