
Pi Artworks, Serdar Acar’ın “Bir Yaz Gecesi Rüyası” başlıklı kişisel sergisini 15 Nisan - 20 Mayıs tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturacak.
Serdar Acar çalışmalarında, günümüz insanlarının yalnızlığına ve bu yalnızlık içerisinde bizlere mümkün kılınan var olma biçimlerine odaklanarak birey için alternatif var oluş alanları yaratıyor. Sanatçı bunu yaparken, gerçeküstücü pastoral bir alternatif gerçeklik alanı içerisine konumlandırdığı figürleri ve imgeleriyle; yalın, son derece çabasız ve kendi deyimiyle “arafta kalmış (büyümek ve büyüyememek) bir çocuğa aitmişçesine” oluşturduğu kompozisyonlarıyla izleyiciye, yüzey üzerindeki hikâyeye kendi kurgu ve yorumlarını katabilecekleri boşluklar ve devamlılıklar bırakıyor.
Sanatçı pastel ve soft renk paletiyle öne çıkan minimal çalışmalarını “şeyler bombardımanına tutulduğumuz bu çok renkli ve kontrast döneme yönelik bireysel ve sakin bir karşı koyuş” şeklinde açıklarken, perspektif kullanımında uzak doğu ve minyatür sanatının derinliksiz ve tanrısal perspektif (üstten bakış) yöntemine sıkça başvuruyor. Doğa manzaraları, özellikle dağlar ve yüksek tepeli coğrafi oluşumlar, sıklıkla kullanılan servi ve ev imgesiyle, bazen pembe ya da siyah olabilen göl kenarları elbette görünenin ötesinde bir anlam arayışı ve dolaylı bir imayı izleyici için gözler önüne sererken, bireysel bir yorum beklentisiyle hemen her çalışmayı interaktif bir duygu ve düşünce alanına dönüştürüyor.
Meghan O’Gieblyn’in felsefi bir titizlik, özgünlük ve ironiyle hayatın anlamını yeni baştan sorguladığı kitabı Tanrı, İnsan, Hayvan, Makine, Filiz Sarıalioğlu’nun çevirisiyle Altın Kitaplar’dan çıktı.
New York Times Book Review Yılın En Önemli Kitabı, Los Angeles Times Bilim ve Teknoloji Kitap Ödülü finalisti ödüllerine layık görülen Tanrı, İnsan, Hayvan, Makine dini imgeleri bir refleks olarak çevrim içi yaşama uygulama biçimlerimizi ele alıyor. Sürekli ve takıntılı olarak dünyayı aslında sahip olmadığı bir yaşamla efsunlamamızı anlatıyor.
“İnsanlık tarihinin büyük bir bölümünde dünya, bizim kavrayışımızın çok ötesindeki güçler tarafından yönetilen tılsımlı bir yerdi. Ancak bilimin yükselişinden ve Descartes’ın zihin ve fiziksel dünyayı birbirinden ayıran felsefesinden sonra bu gizemin yerini materyalizm aldı. Bu noktada kendi bilincimizin, yani “ruhumuzun” aslında bir yanılsama olup olmadığını sorgulayan bir sürece girdik.
Şimdiyse idrakimizin, kontrolümüzün, hayal gücümüzün sınırlarını zorlayan teknolojinin ve özellikle yapay zekânın hayatımıza girmesiyle varoluşun temel sorularını anlamlandırmak için yeni dijital metaforlar kullanmaya başladık. Ama kimlik, bilgi, yaşamın amacı gibi temel felsefe problemleri merkeze alan bu metaforlar yeni bir perspektif ışığında tekrar ele alınmaya muhtaç.”
“İnsan-makine etkileşimleri üzerine kaleme alınmış bu çalışmanın yazarı, Hıristiyan köktenciliğini terk ederek bir anlam arayışına giriyor... Bilincin ‘beyindeki bir madde olmadığını, daha çok özne ile dünya arasındaki karmaşık ilişkilerden ortaya çıktığını’ keşfediyor.” - The New Yorker
Bu yıl 22 Eylül - 2 Ekim tarihleri arasında gerçekleşecek Uluslararası Doğaçlama Dans Festivali’ne başvurular 5 Mayıs’a kadar devam ediyor.
İstanbul’da yüz yüze ve çevrim içi olarak hibrit bir şekilde gerçekleştirilecek Uluslararası Doğaçlama Dans Festivali, yerel ve yurt dışından katılacak sanatçıların performans, atölye, dans filmleri ve sunumları için açık çağrıda bulunuyor.
Uluslararası Doğaçlama Dans Festivali’nin programında bu yıl kamusal alanlarda sergilenmek üzere tasarlanmış mekâna özgü performanslar, her seviyeye açık atölye çalışmaları, sahne üstü performansları, ileri seviye teknik atölyeler, dans filmleri ve sunumları yer alacak. Yerli ve yabancı sanatçılar festivale “performans” ve “sunum” olmak üzere iki farklı kategoride katılabilecekler. Festivalde yer almak isteyen sanatçıların 5 Mayıs saat 23.59’a (Türkiye saati) kadar buradan başvuru yapması gerekiyor.
Improdancefest ilk olarak 2021 yılında bağımsız bir dans inisiyatifi olarak dans üretimini desteklemek, dünyanın her bir yanından dansçıları bir araya getirmek ve dansın teorik alanda gelişimine katkıda bulunmak amacıyla hayata geçirildi. İlk Uluslararası Doğaçlama Dans Festivali 2021 yılında çevrim içi platformlar üzerinden gerçekleştirildi. Festival ikinci yılında ise yüz yüze olarak İstanbul’un her yerine yayıldı. Festival bu yıl ise 22 Eylül - 2 Ekim tarihleri arasında hem yüz yüze hem de çevrim içi olarak gerçekleştirilecek.
Uluslararası Doğaçlama Dans Festivali hakkında ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Galerist, Naz Cuguoğlu’nun küratörlüğünü üstlendiği, Lara Ögel’in “Üzerimdeki Yıldızlı Gökyüzü ve İçimdeki” başlıklı kişisel sergisini 20 Mayıs’a kadar sanatseverlerle buluşturuyor.
Lara Ögel’in adını onuncu yüzyılda yaşamış mistik ve sembolik simyacı Ibn Umayl’ın Gümüşi Su ve Yıldızlı Yeryüzü kitabından alan Gümüşi Su Kitapları serisi, hikâye anlatma geleneğinin insanlık tarihindeki varoluşsal önemine gönderme yapıyor. Yazı dilinden arındırılarak soyutlaşan ve yüzeylerinde sembolik bir anlatım taşıyan kitap kapakları, izleyiciyi gündüz ve gece arasındaki araf alanlarının renkleri eşliğinde kendi dünyalarına, onları duymaya, açmaya ve derinleştirmeye davet ediyor.
“Seni New York’ta bir eskicinin tozlu rafları arasında sadece kapaktan ibaret gizemli bir kitapla karşılaşırken hayal ediyorum. Senin oluşturduğun kapaklar da tıpkı onun gibi bir portal. Her biri sergi hakkında farklı bir anlatıma yol veriyor. Takım yıldızları örneğin seni oluşturan ana yıldızları simgeliyor. Kendilerine özgü kimlikleriyle bir araya geldiklerinde mitolojik varlıklara dönüşüyorlar. Tıpkı sürekli yüzeye çıkan imgelerin birbirine bağlanması gibi bu takım yıldızları. İpin ucu bilinmeyene doğru uzanmaya devam ediyor, bir açıklık, ulaşma gayreti var. Seni oluşturan kümeler uzanıyorlar, altın bir denize doğru.”
Künye:
1. Lara Ögel, Yıldızlı Gökyüzü, 2023, Sırlı seramik, 23 x 25 x 5 cm
2. Lara Ögel, Gümüşi Su Kitapları (Aurora), 2023, Keten cilt bezi üzerine yaldız baskı, huş çerçeve, 37 x 25 cm (çerçevesiz), 47x 35 x 6 cm (çerçeveli)
Vanessa’nın Yanındayım adlı sessiz kitabın da yaratıcıları Kerascoët’in yazdığı ve resimlediği özür dilerken ve affederken hissettiğimiz karmaşık duyguları ele alan sessiz kitap Leo’yu Affediyorum – Anlayış Üzerine Bir Öykü, Redhouse Kidz tarafından yayımlandı.
Kerascoët; Marie Pommepuy ve Sébastien Cosset çiftinin kendilerine taktıkları bir isim. Hazırladıkları Leo’yu Affediyorum, özür dilemenin ve affetmenin değerini anlatan, anlayış üzerine bir sessiz kitap. Kitabın sonunda yer alan kılavuzda ise birini incittiğimizde ya da birisi bizi incittiğinde neler yapabileceğimize dair öneriler sunuluyor.
“Leo okul bahçesinde oynarlarken bir arkadaşının resimlerini kazara su birikintisine düşürüyor. Sınıf arkadaşları yaşanan olay nedeniyle hem üzülüyor hem de Leo’ya kızıyorlar. Derken Leo özür dilemenin, resimleri zarar gören arkadaşı da Leo’yu affetmenin bir yolunu buluyor.”
Müzik dünyasının sevilen isimleri ile yeni sanatçıları aynı sahnede bir araya getiren “Herkes Tek”, 16 Nisan Pazar akşamı özel bir etkinlikle Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda müzikseverlerle buluşacak.
“Herkes Tek - Dirsek Teması” konserinde Artun Özoğlu (Yaşlı Amca), Brek, Can Güngör, Caner Karamukluoğlu (TNK), Deniz Tekin, Dilan Balkay, Dilhan Şeşen, Eftalya Yağcı, Eren Alıcı (Evdeki Saat), Fırat Tanış, Görkem Karabudak, Gülinler, In Hoodies, Irmak Ecem, Kardelen, Korhan Futacı, Kum, Mavi, Mert Demir, Nova Norda, Ozbi, Özgün Semerci (Second), Parham A.G, Selin Sümbültepe, SÜH.EYL ve Tolga Akdoğan (Adamlar) sahne alacak. Tüm sanatçıların solo olarak sahneye çıkacağı etkinliğin bilet geliri, İstanbul Vakfı’nın “Büyüt Hayallerini” projesine bağışlanarak deprem bölgelerinden İstanbul’a gelen üniversiteli kız öğrenciler için eğitim bursu olacak.
“Herkes Tek - Dirsek Teması” konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Yapı Kredi bomontiada, Atay Gergin’in ekolojik yaşam dengesi ve çevresel dinamiklerine odaklandığı “HUMANIMALIUM” sergisini 14 Nisan - 7 Mayıs tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturuyor.
Kâğıt sanatçısı ve sahne tasarımcısı Atay Gergin, “HUMANIMALIUM” sergisinde kâğıt, ahşap ve buluntu nesnelerden oluşturduğu eserlerini izleyiciye sunuyor. Ağırlıklı olarak kâğıtla üretim yapan, üç boyutlu eserlerde ise yardımcı malzeme olarak ahşap ve buluntu nesneler kullanan Gergin, eserlerinde sıklıkla kullandığı kafatası formu aracılığıyla izleyenlere doğanın en temel kurallarına dair bir sorgulama ortamı sunuyor. İnsanoğlunun ekolojik yaşam dengesi içindeki illüzyonunu kırma ve farkındalık seviyesini artırma kaygısı taşıyan sanatçı, sergideki eserleri ile bir bütün olarak ekolojik denge ve doğa ile tam bir uyumla var olabileceğimiz bir dünyanın mümkün ve hatta zorunlu olduğu gerçeğine odaklanarak, acilen üretmemiz gereken gerçekçi stratejilerin ihtiyacına işaret eden bir bilinci oluşturmayı hedefliyor.
Atay Gergin’in “HUMANIMALIUM” başlıklı kişisel sergisini 14 Nisan - 7 Mayıs tarihleri arasında 12.00 - 21.00 saatlerinde Yapı Kredi bomontiada Galeri’de ziyaret edebilirsiniz.
J.R.R. Tolkien’in zihninden yayılan hikâyeler aracılığıyla elflerin, büyücülerin, cücelerin, ejderhaların, orkların ve Yüzüklerin Efendisi’yle Silmarillion’da tasvir edilen birçok diğer yaratığın evi olan büyüleyici Orta Dünya’nın kapısını açan eseri Hobbit, Alan Lee’nin çizimleriyle ve Kemal Baran Özbek’in çevirisiyle İthaki Yayınları’ndan çıktı.
Kendi kendine yeten bir hayat süren Bilbo Baggins’in huzurlu günleri büyücü Gandalf ve bir grup cüce onu bir maceraya götürmek için kapısında belirdiğinde sekteye uğrar. Muhteşem Smaug adındaki ejderhanın yıllar önce cücelerden çaldığı Yalnız Dağ’ı ve hazineleri geri alacaklardır. Bilbo plana dahil olma konusunda ayak direse de bir hırsız olarak yeteneğini ve başarısını fark ettiğinde kendisi bile çok şaşırır!
“Bilbo girişin eşiğinden başını bir kez daha uzatıp etrafa göz gezdirdiğinde, kelimenin tam anlamıyla derin uykudaymış gibi gördü Smaug’u, her türlü parıltıdan arınıp kapkara kesilmiş o koca vücuduyla ölü gibi hareketsiz uzanıyor, burun deliklerinden yoğunluk bakımından gözle bile görülemeyecek ölçüde zayıf bir dumanla eşdeğer bir hava üflüyordu. Tam zemine adım atmak üzereydi ki Smaug’un aşağı doğru sarkık duran sol gözkapağının altından gelen, incecik ama bir o kadar keskin kızıl renkli bir ışık fark etti. Bunca zamandır uyur numarası yapıyormuş meğer! Aslında tünelin girişini kollamaktaymış!”
Zorlu PSM’nin geçen yaz başlattığı “PSM Loves Summer by %100 Müzik” konser serisine Róisín Murphy, Benjamin Clementine ve Molchat Doma isimleri de eklendi.
Bu yaz da birçok müzisyeni ağırlayacak olan “PSM Loves Summer by %100 Müzik” konser serisi, Zorlu PSM’yi uzun soluklu bir festival alanına dönüştürecek. Zorlu PSM daha önce açıkladığı Baxter Dury, Tasha Sultana, Moderat ve FOALS konserlerine; Róisín Murphy, Benjamin Clementine ve Molchat Doma isimlerini de dahil etti.
Son yılların dikkat çeken post-punk gruplarından Molchat Doma, 1 Haziran Perşembe saat 21.30’da Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde müzikseverlerle buluşacak. Vurucu synth ve sert ritimleri harmanlayan Belarus çıkışlı grup, konserde dinleyicileri post-punk, cold wave ve dark synth pop’un derin atmosferiyle bir araya getirecek.
Róisín Murphy, 7 Haziran Çarşamba saat 21.30’da Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde konser verecek. İrlanda çıkışlı 90’ların ünlü elektro-pop gruplarından Moloko’nun solisti olarak tanınan Róisín Murphy, müzikal kariyerine funk’tan house’a, glam rock’tan country’te tüm türlerde yaptığı yenilikçi ve orijinal bir yolculukla devam ediyor.
Güncel müzik sahnesinin vokali ve besteleriyle önde gelen isimlerinden Benjamin Clementine, 12 Ağustos Cumartesi saat 21.30’da Turkcell Sahnesi’nde dinleyicilerle buluşacak. Piyanoya dayanan, şiirsel ve sesli baladlardan oluşan üç parçalık EP’si Cornerstone ile çıkış yapan Benjamin Clementine, BBC’de yer aldığı programın ardından geniş bir izleyici kitlesine ulaştı. Sosyal ve toplumsal olaylarla ilgili duyarlılığını bestelerine yansıtan ve bu tavrıyla Mercury Ödülü'ne de layık görülen Clementine, “Condolence” ve “Phantom of Aleppoville” gibi hit parçalara imza attı.
“PSM Loves Summer by %100 Müzik” konser serisinin biletlerini Passo üzerinden satın alabilirsiniz.
“PSM Loves Summer by %100 Müzik” Programı:
1 Haziran / Molchat Doma
7 Haziran / Róisín Murphy
14 Haziran / Baxter Dury
23 Haziran / Tasha Sultana
24 Haziran / Moderat
12 Ağustos / Benjamin Clementine
15 Ağustos / FOALS
PİLEVNELİ, Frank Nitsche’nin “Turkish Delight” başlıklı Türkiye’deki ilk kişisel sergisini 8 Nisan’dan (bugün) itibaren sanatseverlerle buluşturacak.
Boya katmanlarını üst üste koyarak, kesişen çizgilerle belirli formlar oluşturarak sofistike bir görsel dil geliştiren Frank Nitsche, soyut kompozisyonlarını ortaya koymak için medya, pop ve tüketim kültüründen aldığı geniş bir görsel arşivden yararlanıyor. Geometrik şekiller, çizgiler ve formlar, inşaat planlarını, teknik modelleri, kaligrafiyi veya bilgisayar programlarını hatırlatabilecek soyut oluşumlardan meydana geliyor. Sanatçı eserlerinin çoğunu, karakteristik bir özellik olarak hafif tonlarda hâkî, mavi veya yeşil ile donatılmış geniş kanvas yüzeylerde üretiyor.
Hochschule für Bildende Künste’de sanat eğitimi alan Frank Nitsche’nin “Turkish Delight” başlıklı kişisel sergisini 8 Nisan - 14 Mayıs tarihleri arasında pazar ve pazartesi hariç her gün 10:00 - 18:00 saatlerinde PİLEVNELİ Dolapdere’de ziyaret edebilirsiniz.