GÜNDEM
  • 08-04-2023

    Çevirmen ve yazar Saliha Nilüfer’in yeni bir yerde hayatı yeniden kurmanın zorluklarını, yeni hikâyelerle sarmalanmanın büyüsünü anlattığı kitabı Fakirdağ, Günışığı Kitaplığı’ndan çıktı.

    Fakirdağ, soru işaretleri ve endişelerle başlayan yeni hayatına alışmaya çalışan bir çocuğun hikâyesine odaklanıyor. Arkadaşlığın, oyunların, dayanışmanın farklı bir şehre alışmadaki rolünü anlatıyor. Çocukluğun hayalperest doğasına göz kırpıyor. Merak duygusunun keşiflere götüren ve önyargıları yıkan gücünü duyumsatan, gizem ve macerayla dolu bir roman.

    “Derin ve ailesi, deprem sonrası yeni bir şehre taşınmak zorunda kalır. Oturacakları "ocman"ı yadırgayan Derin, eski evini ve alışkanlıklarını özler. Ama değişik oyunlar icat etme ustası, yaşıtı komşularla tanışınca işler değişir. Yeni arkadaşlarıyla birlikte ağaçlara tırmanmaya, kayıp kedinin izini sürmeye, "bahçe gatası" oynamaya, değişik bitkileri öğrenmeye başlar. Eskici bir dev, esrarengiz iki büklüm ihtiyar, ıssız bir bahçedeki taş kapak... Derin'in yeni yaşamında çözülecek çok gizem, ortaya çıkarılacak çok sır vardır artık...”

    0
    0
    2008
  • 07-04-2023

    Geçen yıl hayatını kaybeden Erden Kıral imzalı 1983 yapımı Hakkâri’de Bir Mevsim filmi, Kadıköy Belediyesi Sinematek/Sinema Evi tarafından, Kurukahveci Mehmet Efendi’nin katkılarıyla restore ediliyor.

    Ferit Edgü’nün er-öğretmen olarak görev yaptığı Hakkâri’de yaşadıklarından ilhamla yazıp 1977’de yayımladığı O adlı romanından uyarlanan Hakkâri’de Bir Mevsim filminin senaryosu Onat Kutlar tarafından kaleme alındı. Erkan Yücel, Şerif Sezer, Rana Cabbar, Erol Demiröz, Macit Koper, Zeynep Irgat ve Berrin Koper gibi usta isimlerin rol aldığı film, Hakkâri’nin bir dağ köyüne sürülen öğretmenin burada yaşadığı şaşkınlığı, yalnızlığı ve olgunlaşmayı ele alıyor. Gösterimi sıkıyönetim tarafından yasaklanan film, 1983’te Berlin Film Festivali’nde Gümüş Ayı ve FIPRESCI ödüllerini kazandı, 1988’de SİYAD’da En İyi Senaryo ve En İyi Görüntü Yönetimi ödüllerini aldı, Erkan Yücel ise Özel Ödül’e layık görüldü.

    Kadıköy Belediyesi’nin bu alandaki ilk çalışması olan Hakkâri’de Bir Mevsim filminin restorasyonu Kurukahveci Mehmet Efendi’nin değerli katkılarıyla, Atlas Post Production tarafından yapılıyor. Ayrıca filmin senaristi ve 1965-1980 yılları arasında faaliyet gösteren Türk Sinematek Derneği’nin kurucusu olan Onat Kutlar’ın adı Sinematek/Sinema Evi’nin sinema salonuna verildi.

    ​Üniversite yıllarında Yılmaz Güney, Bilge Olgaç, Osman Fahir Seden gibi yönetmenlerin asistanı olarak çalışan Erden Kıral, sonrasında reklam filmleri ve belgeseller yönetti, çeşitli dergilerde sinema yazıları kaleme aldı. 1978’de ilk uzun metraj filmi olan Kanal’ı yöneten Kıral, ertesi yıl Orhan Kemal’in aynı isimli romanından uyarladığı Bereketli Topraklar Üzerinde filmini tamamladı. 1982 yılında Hakkâri’de Bir Mevsim’i çektikten sonra Berlin’e taşındı. 1984’te çektiği Ayna ile Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan için yarıştı. 1993 yapımı Mavi Sürgün filmi İstanbul Film Festivali’nde Uluslararası yarışmada Altın Lale kazandı.

    0
    0
    2053
  • 07-04-2023

    Murat Germen, Damla Yalçın, Özge Enginöz ve Gökçen Ataman Tanyer’in eserlerinden oluşan “Space Between Us” başlıklı sergi 2 Haziran’a kadar Krank Art Gallery’de sanatseverlerle buluşuyor.

    Nesnelerin ve mekânların temsili, kültürel tezahürleri ve günlük yaşam üzerindeki etkilerine odaklanan “Space Between Us”, sanatçıların farklı teknikteki eserleriyle mekânın hafıza ile aktüelliği, gerçeklik ile hayal gücünü, geçmiş ile bugünü bir araya getirişini izleyiciye sunuyor. Sergi, insanın dünyayla, mekânla olan ilişkisini ve bağını yansıtarak paylaşıyor.

    Kimlik ve aidiyet, dünyayı nasıl gördüğümüzün merkezinde yer alır. Dünyayla olan ilişkimizi mekânsal metaforla anlama eğilimindeyiz; “dünyadaki yerimiz nedir”?

    Fenomenolojik açından mekân, insan eylem ve etkinlikleri için gerekli bir donatım, bir hammaddedir ve her varlık, zaten var olarak bir mekânı işgal etmekte ve tüketmektedir. Bu yüzden de mekân varoluşun ve eylemin hammaddesi olarak kabul edilmektedir. Bir yer hem fiziksel olarak hem de yorumlanarak, hissedilerek, algılanarak, hikâyelendirilerek kısaca yaşanarak inşa edilir.

    İnsan, kişisel mekânını ‘aidiyet’ gereksinimi doğrultusunda düzenler. İçinde yaşadığı mekân ile tıpkı diğer nesnelerle kurduğu biçimde bir ilişki kurar, benimsediği oranda bağlanır ve hatta kimliğini onda oluşturur. Aslında var olma deneyimimizin bir parçası olarak biz yeri tamamen içselleştirirken, yer bizi kabul eder. Doğal veya fiziksel mekânın algısal, zihinsel ve kültürel yapılanmasına ve ifade edilmesine yönelik zihinsel ihtiyaçla kişiselleştirdiğimiz mekânlar, dünyadaki varlığımızı belirli şekillerde yapılandırır, ifade eder ve varoluş algımıza farklı anlamlar yansıtır.

    Kişiselleştirme olgusu bireyin farkında olarak veya olmayarak gerçekleştirdiği bir eylemdir. Bu şekilde, bireyin kendini mekâna yansıtması, kendisini mekânda görmesi ve oradan beslenmesi, aynı zamanda bireyin mekânla birlikte ölümsüz olma arzusunun bir sonucu olarak da ortaya çıkar. Bu bağlamda kendilemenin benlik ve kimliğin oluşumu ve gelişimi ile ilgili bir süreç olduğu da görülmektedir. Çünkü bu süreç sayesinde birey, tarihsel olarak biçimlendirilmiş olan insani işlevlerini ve yeteneklerini yeniden üretirken aynı zamanda da kendini üretir ve yaratır.

    ‘Mekân ve aidiyet’ ya da ‘mekâna duyulan aidiyet’ üzerine yapılan açıklamalarda birçok farklı ifade olsa da ortak anlam mekânlar ile insanlar arasında duygusal bir bağın bulunduğudur. Mekânın içerdiği ya da ona atfedilen duygusal içerik insanla bir bağ oluştururken; bu bağ insanın mekâna aidiyetini belirler Mekâna bağlılık kavramını şekillendiren bir diğer olgu kültürdür. Kültür, toplum ve mekân birbiriyle bağlantılıdır.

    Kültürler hafıza ve politika alanları üretir. Anlam sahibi olmak için, bu alanların anlatılara, etraflarında üretilen hikâyelere ihtiyacı var. Sanat, anlatıların oluşumunu ve yerler ile mekânların etrafındaki tartışmaları üretirken tutarlılık, ilişki ve anlamlılık duygusunu da destekler. Sanat aidiyet hissi yaratırken, mekânları dönüştürme gücüne sahip olandır.

    0
    0
    1382
  • 07-04-2023

    İş Sanat’ın edebiyatımızın usta şair ve hikâyecilerinin eserlerini sahnede müzik ile buluşturduğu dinleti serisinde 10 Nisan Pazartesi akşamı Sabahattin Ali’nin hikâyelerinden derlenen “Bu Dünya Böyledir İşte” dinleyicileriyle buluşacak.

    Dinletide Sabahattin Ali’nin “Katil Osman”, “Ayran”, “Kafa Kâğıdı” ve “İki Kadın” hikâyeleri radyo tiyatrosu canlandırmasıyla sahnede olacak. Atilla Birkiye’nin metnini hazırladığı, Serdar Yalçın’ın müzik direktörlüğünü üstlendiği, Mehmet Birkiye’nin ise sahneye hazırladığı dinletide hikâyeleri Tilbe Saran, Metin Belgin, Bülent Emin Yarar ve Hakan Gerçek seslendirecek. Anlatıcılara Seda Subaşı Yalçın (keman) ile Şemsa İdil Ural (çello) eşlik edecek.

    ​“Bu Dünya Böyledir İşte” başlıklı dinleti, 10 Nisan Pazartesi, 20.30’da İş Kuleleri Salonu’nda seyirciyle buluşuyor. Etkinlik ücretsiz olup buradan rezervasyon yapılabilir.

    0
    0
    1241
  • 07-04-2023

    Zorlu PSM ve Institut Français Türkiye iş birliğiyle 14 ve 15 Nisan’da gerçekleşecek XXF - Very Very French Festival’inde Johan Papaconstantino, Vendredi Sur Mer, Thomas Guerlet ve Maelstrom b2b Louisahhh Zorlu PSM’de sahne alacak.

    Indie pop’tan elektronik müziğe imza attıkları şarkılarla öne çıkan müzisyenleri konuk edecek XXF - Very Very French Festival, güncel Fransız müzik kültürünü dinleyicilerle buluşturacak. 14 Nisan’da indie pop müziğin sevilen isimlerinden biri olan Yunanistan asıllı Johan Papaconstantino, festivalin açılışını yapacak. Johan Papaconstantino’nun hemen ardından “Écoute Chérie” ve “La femme à la peau bleue” gibi hitleriyle pop ve elektronik müziğin farklı tarzlarını bir araya getirerek özgün ve eğlenceli şarkılara imza atan Vendredi Sur Mer sahne alacak. Gecenin son konserinde Fransa’dan dünyaya açılan Maelstrom ve Louisahhh beraber sahneye çıkarak.

    15 Nisan’da çağdaş Fransız müzik sahnesinin yükselen yıldızlarından Thomas Guerlet Zorlu PSM touché sahnesinde dinleyicilerle buluşacak. Elektronik müzik ve rock müziği harmanlayan Thomas Guerlet; Serge Gainsbourg, King Krule, Chet Baker ve The Strokes gibi müzisyen ve müzik gruplarından ilham alarak yazdığı İngilizce ve Fransızca besteleri ile dikkat çekiyor.

    XXF - Very Very French Festival’inin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    14 Nisan Cuma - Turkcell Sahnesi
    Kapı Açılış: 20.00 
    Johan Papaconstantino: 20:30
    Vendredi Sur Mer: 22:15
    Maelstrom b2b Louisahhh: 23:30

    15 Nisan Cumartesi - touché 
    Thomas Guerlet: 21:30

    0
    0
    1632
  • 07-04-2023

    Ahmet Soydemir, Can İncekara, Etem Şahin, Ezgi Yakın, Melis Cantürk ve Tuğçe Akay’ın eserlerinden oluşan “Gerçek Miydi Yaşananlar?” sergisi 8 Nisan - 21 Mayıs tarihleri arasında BE Contemporary’de sanatseverlerle buluşacak.

    Öznenin hafızayla olan çok katmanlı ilişkisine odaklanan “Gerçek Miydi Yaşananlar?” sergisi, bir tarafta kişisel tarih ile kolektif hafızanın ortak nesnelerini içerirken, diğer yandan hayal gücüyle yaratılan sahneler sunuyor. Sergi, yaşananların eş zamanlı olarak yayımlandığı ve belgelendiği, bir o kadar da manipüle edildiği bu çağda insanın gerçeklik algısı ile hafıza arasındaki etkileşimi ele alıyor. Sergi, izleyiciyi geçmişe dönüp, yaşananların tekrar deneyimlenmesi mümkün değilken, hatırlamanın ve unutmanın anlamına dair bir yolculuğa çıkarıyor. Sergide yer alan sanatçılar hafızanın türlü veçhelerine biricik yaklaşımlarını sunarak sanatseverleri hafızanın dalgalı, puslu, uçucu ama aynı zamanda gerçekliği kuran doğasını sorgulamaya davet ediyor.

    ​6 Şubat’ta gerçekleşen ve etkileri daha da sürecek olan depremin getirdiği yıkımın gölgesinde, “Gerçek Miydi Yaşananlar?” sergisi geçmiş deneyimler ile hatırlamak arasındaki mesafe ve ilişkiyi ele alıyor. Sergide yer alan işler bireysel, kolektif, bedensel, yitirilen, kurgulanan hafızanın peşinde, hatırlamanın ve bir yandan unutmanın zihindeki etkilerini ortaya koyuyor.

    Künye:
    1. Melis Cantürk, Acı, zamanın içine saklandı, yerleştirme, analog fotoğraf üzerine manipülasyon,  ahşap raf, ayna 2023
    2. Tuğçe Akay, İki Kadın, tuval üzerine yağlı boya, 78x106 cm 2018
    3. Ezgi Yakın, suyun ağırlığı zamanın hafifliği ya da, yerleştirme, geri dönüştürülmüş cam, seramik, ahşap, metal 2022
    4. Ahmet Soydemir, isimsiz, 100x120 cm, tuval üzerine yağlı boya 2022 
    5. Can İncekara, isimsiz, 70x108 cm, kağıt üzerine sulu boya, 2021
    ​6. Etem Şahin, Sefil Ruhların Süreğenliği, kağıt üzerine karışık teknik, 28x32 cm 2023

    0
    0
    1508
  • 07-04-2023

    Cem Selcen’in Viyana ile başlayan, café’leriyle meşhur Avrupa şehirlerini kapsayan dizinin ikinci kitabı Kahvenin Peşinde / Avrupa Café’lerinde – Paris, hep kitap’tan çıktı.

    “Kahvenin Peşinde / Avrupa Café’lerinde” dizisi, şehir şehir dolaşarak oralarda yüzyıllardır akan hayatı, kendi dilinde, bazen anılarla, bazen tarihle, bazen de olağanüstü hikâyelerle okura taşıyor.

    Kahvenin Peşinde / Avrupa Café’lerinde – Paris’te Selcen; hiçliğin, edebiyatın ve dolayısıyla erotizmin başkenti Paris’te açıyor defterlerini; bir köşede oturup ortalığa bakıyor, tarihini soluyor şehrin. Dünya edebiyatının da başkenti olan bu şehirde kimi zaman Hugo’nun, Balzac’ın, Camus’nün, Sartre ile Simone de Beauvoir’ın ayak izlerini takip ediyor, kimi zaman o uğrak yerlerin çok okuduğumuz, çok sevdiğimiz müşterilerinin hikâyelerini. Bazen de turist olmanın verdiği rahatlıkla iyi bir milföy uğruna aşıyor kilometreleri.

    ​“Kahvenin Peşinde / Avrupa Café’lerinde” dizisi yakında Berlin ve Roma şehirlerinde okuru kahvenin rehberliğinde yeni keşiflere çıkarmaya devam edecek.

    0
    0
    1427
  • 06-04-2023

    Hem yerel hem de küresel müzik kültürünü yaşatmayı amaçlayan Babylon, nisan ayında da sevilen sanatçıları müzikseverlerle buluşturmaya devam ediyor.

    Babylon’un nisan programında; bilet gelirlerinin tamamı 6 Şubat’ta yaşanan deprem felaketlerinden etkilenenlere yardım amacıyla İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın hayata geçirdiği “Deprem Bölgesi Enstrüman Destek Fonu”na bağışlanacak “Dayanışma için Müzik” konserleri, Swing Planet Gatsby Night, Oldies But Goldies, Kolektif İstanbul’un ev sahipliği yaptığı Balkan Wedding Party, Y2K Millennium Party, old-school, Detroitli grup Slum Village ve Uluslararası Caz Günü’ne özel performansları ile trompetçi, şarkıcı ve prodüktör Barış Demirel “BD Deneyimi” ve yerli caz sahnesinin üretken isimlerinden Sercan Debelec Sextet yer alıyor.

    Babylon’dan gerçekleşecek etkinliklerin biletlerine Biletix ve Mobilet üzerinden ulaşabilirsiniz.

    Babylon Nisan Programı:

    6 Nisan Perşembe 21.30 / Dayanışma İçin Müzik: Jakuzi
    7 Nisan Cuma 21.30 / Dayanışma İçin Müzik: Elektro Hafız, Öncesi: Kamufle DJ Set
    12 Nisan Çarşamba 21.30 / Dayanışma İçin Müzik: Birsen Tezer
    13 Nisan Perşembe 21.30 / Dayanışma İçin Müzik: Yedinci Ev
    14 Nisan Cuma 21.30 / Dayanışma İçin Müzik: Cemiyette Pişiyorum, Öncesi: Deli Gömleği
    15 Nisan Cumartesi 22.00 / Dayanışma İçin Müzik: Aga B
    16 Nisan Pazar 20.00 / Swing Planet Gatsby Night
    21 Nisan Cuma 21.00 / Oldies But Goldies
    22 Nisan Cumartesi 20.30 / Balkan Wedding Party
    28 Nisan Cuma 21.00 / Y2K Millennium Party
    29 Nisan Cumartesi 22.00 / Selectist presents: Slum Village
    ​30 Nisan Pazar 21.00 / Uluslararası Caz Günü: Barış Demirel “BD Deneyimi”, Sercan Debelec Sextet

    0
    0
    1998
  • 06-04-2023

    Britanyalı ressam ve tasarımcı John Craxton’ın yaşamını ve eserlerini tanıtan Türkiye’deki ilk kişisel sergisi “John Craxton: Işığın Peşinde”, 23 Temmuz’a kadar Meşher’de sanatseverlerle buluşturuyor.

    John Craxton’ın (1922-2009) uzun kariyerine yayılan çeşitli eserlerinden bir seçki sunan “John Craxton: Işığın Peşinde” sergisinin küratörlüğünü sanatçının biyografisinin yazarı ve arkadaşı Ian Collins üstleniyor. Sergide anıtsal bir duvar halısı, tablolar, çizimler, baskılar, kitap tasarımları ve kişisel eşyaları da dahil olmak üzere Craxton’ın 200’e yakın eseri yer alıyor. Savaş zamanının karanlığından aydınlığa ve tek renkten parlak renklere doğru ilerleyen keyif dolu ve yaratıcı bir yaşamı anlatan serginin vitrininde sanatçının kullanmayı çok sevdiği klasik motosikletlerden bir örnek bulunuyor.

    Sergide, çeşitli koleksiyonlardan ödünç alınan eserlerin yanı sıra John Craxton Estate’ten sonra en fazla sayıda Craxton eserine sahip olan Ömer Koç Koleksiyonu’ndan 44 eser yer alıyor. Eserlere Amerikalı fotoğrafçı Robert McCabe ile Londra doğumlu ressam Nicholas Moore’un fotoğrafları eşlik ediyor. McCabe’in fotoğrafları, John Craxton’ın resimleriyle büyük benzerlikler taşıyor; Ege’yi ilk defa 1954’te ziyaret eden fotoğrafçı da Ege manzarasına ve insanına odaklanıyor. Nicholas Moore’un fotoğrafları, 1985’te Craxton’la İstanbul’a yaptıkları seyahatten sahneleri izleyiciye sunuyor.

    Türkçe ve İngilizce olarak yayımlanan sergi kataloğu, sanatçının yaşamı ve sanatının canlandırıcı öyküsünü anlatıyor. Ömer Koç’un önsözüyle başlayan katalogda, Ian Collins’in Craxton’ın sık sık İstanbul ziyaretleri de yaparak Ege’de geçirdiği canlı yaşamını ve sanatını tanıttığı “Keyfe Yolculuk” makalesi de yer alıyor. Kataloğa ek olarak Ian Collins’in John Craxton: A Life of Gifts kitabının Türkçe çevirisi Yapı Kredi Yayınları tarafından John Craxton: Hayatın Lütufları başlığıyla yayımlandı.

    ​Sergisine paralel olarak hazırlanan etkinlik programı kapsamında, çeşitli konuşmalar ile yetişkin ve çocuk atölyeleri ücretsiz olarak gerçekleştirilecek. 8 Nisan Cumartesi saat 18.00’de düzenlenecek ilk etkinlik Tony Britten’ın yönetmenliğini yaptığı John Craxton: Hayatın Lütufları filmi, Ian Collins’in aynı isimli kitabından ilhamla Craxton’ın sanatına ve hayatı seven karakterine odaklanıyor. Filmin 8 Nisan’da Meşher’deki ilk gösteriminin ardından, Ian Collins ve yapımcı Anwen Hurt’ün katılacağı soru-cevap bölümü gerçekleşecek.

    Künye:
    1. John Craxton Doğanın Yapı Taşlarıyla Manzara 1975–1976 dokuma halı 423 x 492 cm Stirling Üniversitesi Sanat Koleksiyonu, İskoçya
    2. John Craxton Kasap 1964–1966 tuval üzerine yağlıboya 208,3 x 320 cm Özel Koleksiyon
    3. John Craxton Karnaval Atı 1954, Poros tuval üzerine yağlıboya 53,2 x 60 cm John Craxton Estate
    4. John Craxton Girit Kedileri 2003 tuval üzerine tempera 53,5 x 44,5 cm John Craxton Estate
    5. John Craxton Eleni'nin Portresi 1947 tuval üzerine yağlıboya 59,5 x 44,5 cm John Craxton Estate
    6. John Craxton Yaşlı Giritli Portresi 1948 tuval üzerine yağlıboya 45,5 x 35,5 cm Özel Koleksiyon

    0
    0
    3476
  • 06-04-2023

    Ayfer Tunç'un tek başına bir kadının toplumsal baskılardan özgürlüğe kaçışı üzerine kaleme aldığı yeni romanı Kuru Kız, Can Yayınları’ndan çıktı.

    Tunç, okurunu taşranın karanlığından alıp dünyanın bir ucuna götürürken tüm zamanların mağdurları üzerine bir anlatı sunuyor.

    “Ushuaia, Arjantin'in Tierra Del Fiego - Ateş Toprakları eyaletinin başkentidir. Dünyanın sonundaki şehirdir. Ushuaia'nın güneyinde sadece askerî üslerde insan varlığı bulunur. Antarktika'ya yakınlığı nedeniyle iklimi bir hayli serttir. 2013 sayımına göre nüfusu 60 bin olan Ushuaia'da bugün 70 bin kişinin yaşadığı tahmin edilmektedir. Son yıllarda turizmin gözde yerlerinden biri haline gelen şehirde, Dünyanın Sonu Müzesi, Dünyanın Sonu Deniz Feneri, Dünyanın Sonu Postanesi ve Dünyanın Sonu adını taşıyan pek çok otel, motel, restoran, kafe gibi çeşitli işletmeler bulunur. Antarktika yolculuklarının çıkış noktasıdır. Ushuaia'da isteyenlerin pasaportlarına "Fin Del Mundo - Dünyanın Sonu" damgası vurulur. Kimi turistler buna beş peso kimileri de on beş dolar ödediklerini söylerler. İkisi de doğrudur, damganın gerçek fiyatı belirsizdir.

    Dünya bir şaka olmalıdır ayrıca.”

    0
    0
    4096
DAHA FAZLA
Geldanlage