GÜNDEM
  • 06-04-2023

    MUBI, nisan ayında da ödüllü festival filmlerinden ünlü yönetmenlerin klasiklerine, pek çok yapımı sinemaseverlerle buluşturuyor.

    MUBI’nin nisan seçkisi; Gaspar Noé, Jim Jarmusch, Lars von Trier, Rainer Werner Fassbinder ve Vittorio De Sica gibi usta yönetmenlerin imzasını taşıyan filmlerle izleyicileri farklı dönemler ve farklı tarzlarda yolculuğa çıkarıyor. MUBI’nin nisan programında öne çıkan yapımlar arasında; Lukas Dhont’un En İyi Uluslararası Film dalında Oscar adayı olan filmi Yakın, Türkiye’den Almanya’ya taşan müziğin 60 yıla dayanan mirasını anlatan Aşk, Mark ve Ölüm, Gaspar Noé’nin son filmi Vortex, ilk çıktığı dönemde farklı set tasarımı ve yaklaşımıyla ilgi çeken Lars von Trier imzalı Dogville, Jonathan Glazer’ın hem senaristliğini yaptığı hem de yönettiği Derinin Altında, 2022 Cannes Film Festivali’nde Belirli Bir Bakış bölümünde dünya prömiyerini yapan, Norveçli yönetmen Kristoffer Borgli imzalı İlgi Manyağı ve 11 farklı hikâyeden oluşan, konuk olunan masaların tek ortak noktasının kahve ve sigara olduğu Jim Jarmusch’nin yönetmenliğini üstlendiği Kahve ve Sigara yer alıyor. Ayrıca “Jim Jarmusch: Dışarıdakilerin Sineması” özel gösterimi kapsamında Kahve ve Sigara’nın yanı sıra Jarmusch’un diğer filmlerinden Dünyada Bir GeceCennetten de GaripÖlü AdamİçerdekilerSürekli Tatil ve Gizem Treni de gösterime girecek.

    MUBI Nisan Ayı Programı:

    1 Nisan - Derinin Altında / Under the Skin  (Jonathan Glazer, 2013)
    2 Nisan - İlgi Manyağı / Sick of Myself (Kristoffer Borgli, 2022)
    3 Nisan - Bay R. Neden Çıldırdı? / Why Does Herr R. Run Amok? (Rainer Werner Fassbinder & Michael Fengler, 1970)
    4 Nisan - Kayıp ve Güzel / Lost and Beautiful (Pietro Marcello, 2015)
    5 Nisan - Grev (Metin Yeğin)
    6 Nisan - Bu Dans Senin / Take This Waltz (Sarah Polley, 2011)
    7 Nisan - Vortex (Gaspar Noé)
    8 Nisan - Kahve ve Sigara / Coffee and Cigarettes (Jim Jarmusch, 1986)
    9 Nisan - Bana Bak Philip / Listen Up Philip (Alex Ross Perry, 2014)
    10 Nisan - Milano'da Mucize / Miracle in Milan (Vittorio De Sica, 1951)
    11 Nisan - Palm Springs (Max Barbakow, 2020)
    12 Nisan - The Plains (David Easteal, 2022)
    13 Nisan - Kuyucaklı Yusuf (Feyzi Tuna, 1985)
    14 Nisan - Kız / Girl (Lukas Dhont, 2018)
    15 Nisan - Dogville (Lars von Trier, 2003)
    16 Nisan - Manderlay (Lars von Trier, 2005)
    17 Nisan - Yuvasızlar The Roof (Vittorio De Sica, 1956)
    18 Nisan - Küçük Joe Little Joe (Jessica Hausner, 2009)
    19 Nisan - Patrida (Ayça Damgacı, 2021)
    20 Nisan - Victoria (Sebastian Schipper, 2015)
    21 Nisan - Yakın Close (Lukas Dhont, 2022)
    22 Nisan - Kar Korsanları (Faruk Hacıhafızoğlu, 2013)
    23 Nisan - Fırtına / Stormers (Esme Madra, 2022)
    24 Nisan - Columbus (Kogonada, 2017)
    25 Nisan - Savaşta / At War (Stéphane Brizé, 2018)
    26 Nisan - Sambizanga (Sarah Maldoror, 1972)
    27 Nisan - Dörtlü / Quartet (James Ivory, 1981)
    28 Nisan - Liseli Winter Boy (Christophe Honoré, 2022)
    29 Nisan - Aşk, Mark ve Ölüm Love, Deutschmarks and Death (Cem Kaya, 2022)
    ​30 Nisan - Piyano / The Piano (Jane Campion, 1993)

    Tag: MUBI
    0
    0
    1732
  • 06-04-2023

    20 Mayıs - 26 Kasım tarihleri arasında gerçekleşecek 18. Venedik Mimarlık Bienali’nin Türkiye Pavyonu’nda, küratörlüğünü Sevince Bayrak ve Oral Göktaş’ın üstlendiği “Hayalet Hikâyeleri: Mimarlığın Çuval Teorisi” başlıklı proje yer alacak.

    İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın (İKSV) koordinasyonunu üstlendiği Venedik Mimarlık Bienali Türkiye Pavyonu’nda bu yıl, Ursula K. Le Guin’den ilham alan “Hayalet Hikâyeleri: Mimarlığın Çuval Teorisi” projesi sanatseverlerle buluşacak. Binalarla ilgili kanıksanmış imgeleri ve yaklaşımları sorgulayarak, daha gösterişli, başarılı örneklere odaklanmak yerine terk edilmiş binaların hikâyelerini dinlemeyi ve anlamayı öneren proje, “geleceğin laboratuvarı” olarak ele alınabilecek bu yapıları yıkmak ya da kaderine terk etmek yerine nasıl dönüştürülebileceğine dair araştırmalarla geleceğe dair umut verecek önerileri ortaya çıkarmayı amaçlıyor. 

    20 Mayıs - 26 Kasım tarihleri arasında bienalin ana mekânlarından Arsenale’de yer alacak Venedik Mimarlık Bienali Türkiye Pavyonu, İKSV koordinasyonunda, T.C. Dışişleri Bakanlığı’nın himayesinde, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkılarıyla, Schüco Türkiye ve VitrA’nın eş sponsorluğunda gerçekleştiriliyor. Türk Hava Yolları, Türkiye Pavyonu'nu havayolu partneri olarak destekliyor.

    “Hayalet Hikâyeleri: Mimarlığın Çuval Teorisi” projesi adını, Elizabeth Fisher’a ait olan Evrimin Çuval Teorisi’ni Kurgunun Çuval Teorisi başlığıyla edebiyata uyarlayan Ursula K. Le Guin’den ilhamla alıyor. Fisher, insanlara ait ilk kültürel aracın, sanılanın aksine sivri ve keskin av araçları yerine içinde sebzelerin taşındığı bir çuval olabileceğini iddia ediyor. Le Guin, Fisher’ın bu düşüncesini kurmacaya uyarladı ve kahramanlığa soyunmayan karakterlerin hayatı bütün iniş çıkışları ve yenilgileriyle yaşadığı, sürükleyici hikâyeler anlatmayı başardı.

    “Hayalet Hikâyeleri: Mimarlığın Çuval Teorisi”, Le Guin’in kurgusunun mimarlıktaki izlerini sürüyor. Hikâyede sadece alet değişiyor, silah yerini çuvala bırakıyor. Ancak bu değişim neredeyse tüm sahnenin değişmesi anlamına geliyor; anlatı, yok etmek üzerine kurulu bir kahramanlık masalından, ortaklaşa sürdürülen bir hayat hikâyesine dönüşüyor. Bu değişim edebiyattan mimarlığa tüm kültürel üretimleri etkiliyor. Miras edindiğimiz imgeleri sorgulamayı, o imgeler kadar güçlü olmasalar da yeni imgelere yer açmayı, bunu da kahraman yapıların başarı hikâyeleri yerine terk edilmiş yapıları dinleyerek yapmayı öneriyor. Projenin ana başlıklarını Türkiye’nin hemen her şehrinde bulunan bu yapıların kolektif olarak belgelenmesi ve yıkmak ya da kaderine terk etmek yerine nasıl dönüştürülebileceklerine dair araştırmalar oluşturuyor.

    Sergi adı gibi ikili bir kurgudan oluşuyor. “Hayalet Hikâyeleri” “Bulut”ta Türkiye’deki kullanılmayan binalardan farklı işlevlerde örnekler gösterirken, “Mimarlığın Çuval Teorisi”, gerçek ama âtıl bu tabloyu, kentlerin geleceği için birer umut deposuna dönüştürmeyi amaçlayan rengarenk bir “Tezgâh” gibi konumlanıyor.

    “Hayalet Hikâyeleri: Mimarlığın Çuval Teorisi” projesi hakkında ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1818
  • 06-04-2023

    Sandra Siemens’in kaleme aldığı, Bea Lozano’nun resimlediği, küçük bir kıza büyük büyükannesinden yadigâr kalan bir kaşık üzerinden hatıralara dair bir hikâye anlatan O kaşık adlı kitap, Eda Doğançay’ın çevirisiyle Paraşüt Kitap’tan çıktı.

    6 yaş ve üzeri okurlarına O Kaşık, “Sevdiklerimizin anısını taşıyan eşyaları kullanmadan saklamak mı daha doğrudur, yoksa kullandıkça mı onların anılarını yaşatabiliriz?” sorusunu soruyor.

    “Küçük bir kız, büyük büyükannesinden
    yadigâr kalan bir kaşıkla ne yapmalı sizce?
    Onun hatırasını yaşatmak için kaşığı günlük
    hayatında kullanmalı mı, yoksa bir çekmecede
    sonsuza dek saklamalı mı?
    O kaşık, büyük bir sorunun peşine takılan
    küçük bir kızın hikâyesini anlatıyor.
    Peki, sizce hatıralar nasıl yaşar?”

    0
    0
    1345
  • 05-04-2023

    Ukraynalı rock grubu Okean Elzy, “Help for Ukraine” turnesi kapsamında 11 Haziran Pazar akşamı Maximum UNIQ Açıkhava’da sahne alacak. Konserden elde edilecek gelir savaştan etkilenen çocuklara, sağlık kurumlarına ve Ukrayna savunucularına yardım etmek için kullanılacak.

    1994 yılında Ukrayna’nın Lviv kentinde kurulan Okean Elzy, bugüne kadar 11 albüm ve 20’den fazla tekli yayımladı. İlk konserlerini 1995 yılında Lviv Opera Tiyatrosu’nun karşısında veren grup, kendi dillerinde yazdıkları şarkıları ile dünyanın dört bir yanında geniş bir hayran kitlesi edindi. Müziğiyle dinleyenleri yakalamayı, birleştirmeyi amaçlayan grup, daha önce Polonya, Almanya, Kanada, ABD, İngiltere, Avustralya başta olmaz üzere birçok ülkede sahne aldı.

    Okean Elzy ilk yardım konserini 24 Nisan’da Rusya’nın Kiev’e yönelik füze saldırıları sırasında binlerce insan için sığınak hâline gelen Kiev metrosunda verdi. “I will be good / İyi olacağım” isimli konserin telethon yayınına 22’den fazla ülkeden pek çok insan katıldı ve yayın sırasında toplanan dokuz milyon Grivna’lık yardım ile bombardıman sonucu yaralanan çocukların tedavi edildiği Mykolaiv ve Zaporozhye’deki hastanelere tıbbi ekipman satın alındı. 

    Svyatoslav Vakarchuk bu turnenin ana amacını şu sözlerle anlatıyor: “Turnemizden elde edilecek gelir, bu korkunç savaşta acı çeken Ukraynalı çocukların ihtiyaçları için kullanılacak ve elbette turnemizin öncelikli hedefi bu çocuklar için fon yaratmak. Ancak bir diğer amacımız daha var: Bugün Ukraynalıların sadece ülkeleri için savaşmadıklarını, aynı zamanda tüm Avrupa’nın ve dünyanın demokrasisi, özgürlüğü ve gelişimi için nöbet tuttuklarını tüm dünyaya hatırlatmak…”

    ​11 Haziran Pazar akşamı saat 21.00’de Maximum UNIQ Açıkhava’da gerçekleşecek Okean Elzy konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    2712
  • 05-04-2023

    Nilay Özenbay’ın “Akış” başlıklı ikinci kişisel sergisi 8 - 29 Nisan tarihleri arasında MERKUR’de sanatseverlerle buluşacak.

    Nilay Özenbay’ın 14 heykelinin yer alacağı “Akış” sergisinin metni, İTÜ Mimarlık Fakültesi’nden Dr. Mimar Çiğdem Eren tarafından kaleme alındı.

    “Yaşamın içinde yön bulma duygumuzu anlamlı kılan, rahatlatan, bize iyi gelen bir bakış açısıdır ‘akış’. Her insan bilinçli veya bilinçsiz yaşamının bazı dönemlerinde kendini ‘akış’ içine bırakır. Bu kişinin farkındalık düzeyi ile ilgilidir. Sistemin içinde kendimizi ‘an’da kalmaya bırakmak bir teslimiyettir. Farkındalığa dönüşmeye başladığında yaşamın anlamı olur. Enerjinin kolay akmasına yol açar. Güçlü bir haz duygusuna ulaştırır, buna karşılık derin bir konsantrasyon gerektirir.

    Akış: zamansal bir senaryosu olan doğrusal olmayan anlam katmanları içinde farklı durumları barındırır, yaşamın kodlarını değiştirir. Çünkü sistemin içinde akış: bazen çoğalan, azalan, kapsayan, yolunu bulan matematiksel kurgusu olan bir olgudur. Nilay Özenbay’ın çalışmaları bir anlamda teslimiyet öyküsünü içerir. Yaşamın içinde bilinçaltı; aldığımız kararlar, karşı çıkışlar yaptığımız işlere yansır ve duygularımızla bütünleşir. Bunun formülü yoktur, ancak üretimlerde anlam (vücut) bulur.”

    0
    0
    1911
  • 05-04-2023

    Yazar ve bilim muhabiri Lulu Miller’ın doğanın, kendisine hükmedebileceğini sanan bir bilim insanından intikamını nasıl aldığını gözler önüne serdiği kitabı Balıklar Neden Var Olmadı? - Kaybın, Sevginin ve Hayatın Gizli Düzeninin Hikâyesi, Solina Silahlı’nın çevirisiyle Nova Kitap’tan çıktı.

    Balıklar Neden Var Olmadı?, sadece balıklarla ilgili değil. Bilime duyulan bağlılıktan insanın zalimliği karşısında duyulan şaşkınlığa kadar pek çok şey anlatıyor.

    “David Starr Jordan, kendisini doğaya keşfetmeye adamış bir taksonomistti. Yıllar içinde, insanlığın bildiği tüm balık türlerinin beşte birini keşfetmesiyle anılır olacaktı. Ama o evrenin sırlarını açığa çıkardıkça, evren de onu engellemeye daha kararlı hâle geliyordu. Düşen yıldırımlar, çıkan yangınlar ve en sonunda da 1906’daki San Francisco depremiyle birlikte, o zamana kadar topladığı tüm numuneler telef oldu. Hayatını adadığı emekleri göz açıp kapayıncaya kadar yok olmuştu.

    Yerinde başkası olsa yıkılır, hayata küserdi. Ama Jordan, keşfettiği ilk balığı yeniden buldu ve büyük bir kararlılıkla koleksiyonunu sil baştan oluşturmaya başladı. Üstelik bu kez, koleksiyonunu dünyanın kaosundan koruyacağına inandığı zekice bir yöntem kullandı.”

    0
    0
    1240
  • 05-04-2023

    Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) tarafından düzenlenen 55. SİYAD Ödülleri, Salon İKSV’de yapılan, Cem Davran’ın sunuculuğunu üstlendiği törenle sahiplerini buldu.

    Emin Alper’in yazıp yönettiği Kurak Günler, En İyi Film dahil sekiz dalda ödül alarak törene damgasını vurdu. Selahattin Paşalı Kurak Günler’deki rolü ile En İyi Erkek Oyuncu ödülünü, Farah Zeynep Abdullah ise Bergen’deki performansı ile En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazandı. SİYAD Onur Ödülleri Tevfik Başer ve Suna Selen’e, Emek Ödülü ise Korhan Yurtsever’e verildi. Vizyonda Gösterilen En İyi Yabancı Film ödülünü Ryusuke Hamaguchi’nin son filmi Drive My Car alırken Dijital Platformlarda Gösterime Giren En İyi Yabancı Film ödülünü Park Chan-wook imzalı Ayrılma Kararı, Dijital Platformlarda Gösterime Giren En İyi Yerli Film ödülünü ise Selman Nacar’ın İki Şafak Arasında filmi kazandı.

    55. SİYAD Ödülleri’nin kazananları ise şöyle:

    En İyi Film: Kurak Günler
    En İyi Yönetmen: Emin Alper (Kurak Günler)
    En İyi Senaryo: Emin Alper (Kurak Günler)
    En İyi Kadın Oyuncu Performansı: Farah Zeynep Abdullah (Bergen)
    En İyi Erkek Oyuncu Performansı: Selahattin Paşalı (Kurak Günler)
    En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Performansı: Jale Arıkan (Kerr)
    En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Performansı: Erol Babaoğlu (Kurak Günler)
    En İyi Görüntü Yönetmeni: Christos Karamanis (Kurak Günler)
    En İyi Müzik:  Stefan Will (Kurak Günler)
    En İyi Kurgu: Özcan Vardar - Eytan İpeker (Kurak Günler)
    En İyi Sanat Yönetmeni: Natali Yeres (Kerr)
    En İyi Uzun Metrajlı Belgesel: Boşlukta (Somnur Vardar)
    En İyi Kısa Metrajlı Belgesel: Her Şey Yolunda (Muhammet Beyazdağ)
    En İyi Kısa Film: Cehennem Boş, Tüm Şeytanlar Burada (Özgürcan Uzunyaşa)
    Vizyonda Gösterilen En İyi Yabancı Film: Drive My Car (Ryusuke Hamaguchi)
    Dijital Platformlarda Gösterime Giren En İyi Yabancı Film: Ayrılma Kararı (Park Chan-wook)
    Dijital Platformlarda Gösterime Giren En İyi Yerli Film: İki Şafak Arasında (Selman Nacar)
    Giovanni Scognamillo Fantastik Film: Ev Diye Bir Şey Yok (F. Nur Özkaya)
    Ahmet Uluçay Umut Ödülü: Nazlı Elif Durlu (Zuhal)
    Onur Ödülleri: Tevfik Başer ve Suna Selen
    Emek Ödülü: Korhan Yurtsever

    0
    0
    1684
  • 05-04-2023

    Pera Müzesi’nin Pera Klasikleri konser serisi “Bahar Müzikleri” teması ile devam ediyor. Yaylı çalgılar topluluğu Lepidus Ensemble, 8 Nisan Cumartesi akşamı Mozart ve Beethoven’ın eserlerini Pera Müzesi’nde seslendirecek.

    Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi, klasik müziğin güncel yorumcularını ağırladığı Pera Klasikleri konser serisi kapsamında bu ay Lepidus Ensemble’ı müzikseverlerle buluşturacak. Yonca Sülün, Aslı Erdal, Öykü Koçoğlu ve Çağlayan Çetin’den oluşan Lepidus Ensemble, “Bahar Müzikleri” başlıklı konserde Mozart ve Beethoven’ın eserlerini yorumlayacak. Müzenin Oryantalist Resim Koleksiyonu’ndan bir seçkiden oluşan “Kesişen Dünyalar: Elçiler ve Ressamlar” sergisinin yer aldığı salonunda gerçekleşecek konser dinleyicileri tarihi ve büyülü müze atmosferinde müzikal bir yolculuğa çıkaracak.

    ​8 Nisan Cumartesi saat 20.00’de Pera Müzesi’nde gerçekleşecek Lepidus Ensemble konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1205
  • 05-04-2023

    Aylin Zaptçıoğlu’nun “Seni Seviyorum/Beni Sev” başlıklı kişisel sergisi 6 Nisan - 13 Mayıs tarihleri arasında x-ist’te sanatseverlerle buluşacak.

    Aylin Zaptçıoğlu yeni sergisinde sevilme ve kabul görme ihtiyaçlarının alt katmanlarını ele alıyor. Seramikten pirince kadar pek çok malzemenin bir arada kullanıldığı, sanatçının üç boyutlu olarak kurguladığı bu dünyada yumurta, bitkiler, çiçekler ve gözler gibi yaşama ve içe bakışa dair imgeler bulunuyor. Hayvan ya da insan figürleri yeni doğurmuş ya da hamile hâlleriyle yaratım temsilleri olarak yer alırken, tek başına duran figürlerde bir memnuniyetsizlik sezilmiyor; aksine kendini tanımaya çalışan bu karakterler, iç dünyalarında huzurlu bir yalnızlığı barındırıyor. Sergi, insanın kendi iç dünyasına dürüstçe bakmasıyla başlayıp varlığını bir bütün olarak kabul etmesiyle biten bir yol arayışına odaklanıyor.

    “‘Bak, sana çiçek getirdim. Tohumlarını kendim ektim, suladım, tohumun filiz vermesini bekledim; sana layık olacağını düşündüğüm bir çiçek açana kadar baktım ona. Şimdi onu sana veriyorum. Seni seviyorum, (beni sev).’

    Söylemesi gerçekten zor mu? Bunu söylerken karşımızdakinden ne bekliyoruz, ona nasıl bir anlam yüklüyoruz? Ya da aslında duymak istediğimiz ne? Sevilme isteği; görülme, kabul edilme ihtiyacının izdüşümü olan, epey tanıdık bir his. Bu yolda kendiliğimizden vazgeçtiklerimiz ve öğrendiklerimiz zamanla kişiliğimizi oluşturuyor.

    Her kişi olgunluğa eriştiğinde, öncelikle çocuklukta karşılaştığı bu sevilme isteğiyle farklı baş ediyor. Güvende hissetmediğimizde katmanlarımızı kapatıp ara yüzler oluşturabiliyoruz. Bu yarattığımız kişiliğe inanmak için kendi duygularımıza da yabancılaşabiliyoruz.”

    0
    0
    1715
  • 05-04-2023

    Philip C. Stead’in okurlarını hayaller âlemine götüren, Erin E. Stead’in resimlediği kitabı Bay Ay İçin Müzik, Esin Uslu’nun çevirisiyle Yapı Kredi Yayınları’ndan çıktı.

    ​Hale çello çalmayı seviyordu ama kalabalığın karşısında elleri terliyor, yüzünü ateş basıyordu. O da genellikle odasında kendi başınayken çello çalmayı tercih ediyordu. O akşam dışarıdan gelen baykuşun sesi onu çok rahatsız etmişti. Hale baykuştan gitmesini istedi ama baykuş gitmeyince onu kaçırmak için bir çay fincanını pencereden dışarı fırlatıverdi. Neyse ki çay fincanı baykuşa isabet etmedi ve harika arkadaşlıkların kurulacağı muhteşem bir gece başladı.

    0
    0
    1617
DAHA FAZLA
Geldanlage