
Beyoğlu’nun en güzel yapıları arasında gösterilen Metrohan, nisan ve mayıs aylarında etnik, caz, Türk müziği, pop, klasik Batı müziği konserlerinin ve söyleşilerin yer aldığı bir program ile sanatseverleri ağırlayacak.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından restore edilen Metrohan, İBB Kültür Dairesi Başkanlığı çalışmalarıyla sanatseverlerin buluşma noktası hâline geliyor. Nisan-Mayıs 2023 tarihlerinde Metrohan’da gerçekleştirilecek program kapsamında; Göksel Baktagir, Burcu Karadağ, Kemenjazz Baki Duyarlar, Sarp Maden Trio, Tuna Kiremitçi - Akustik, Çağrı Sertel, Dilek Türkan, Şirin Pancaroğlu - Arp Resitali, Gökhan Aybulu - Resital - Esen Kıvrak, Sibel Köse, Erdem Sökmen - Ezgi Köker, Elif Çağlar, Burak Bilgili, Nemeth Quartet, Erdal Güney, Sezen Özmen, Neval Güleç, Cenk Erdoğan, Yarkın Duo-Quartet ve Cihat Aşkın dinleyicilerle buluşacak.
5 Nisan’da başlayacak programda müzik dinletilerinin yanı sıra Ezel Akay, Murat Meriç, Yüksel Aksu ile Erkan Can ve Güven Kıraç’ın birlikte katılacağı söyleşiler de gerçekleştirilecek. İBB Kültür Dairesi Başkanlığı’nın 3 - 27 Mayıs tarihleri arasında Metrohan’da gerçekleşecek mayıs programı kapsamında caz, pop, Türk müziği ve klasik batı müziği, performansları dinleyicilerle buluşacak. Ayrıca 26 Mayıs Cuma akşamı Erkan Can ve Güven Kıraç’ın katılımıyla bir söyleşi gerçekleştirilecek.
Metrohan’da gerçekleştirilecek etkinliklerin detaylı programına buradan ulaşabilirsiniz.
Elina Brotherus’un “Large de Vue”, Eva Koťátková’nın “Bir Balıkmışım Bacakları Olan” ve Cengiz Çekil’in “Bugün de Yaşıyorum” sergileri Arter’de sanatseverlerle buluşuyor.
Cengiz Çekil’in bugüne kadarki en kapsamlı sergisi “Bugün de Yaşıyorum”, sanatçının 1970’li yılların başlarından 2015 yılındaki ölümüne kadar cesur ve deneysel bir yaklaşımla ürettiği, kimi ilk kez izleyiciyle buluşacak farklı dönemlerden eserlerini içeren geniş bir seçkiyle sanatçının pratiğine derinlikli bir bakış sunuyor. Eda Berkmen’in küratörlüğünü üstlendiği sergi, sanatçının resim, baskı ve yerleştirme gibi farklı mecralarda ürettiği eserlerini bir araya getiriyor. “Bugün de Yaşıyorum” başlıklı retrospektif sergi ismini sanatçının Günce (1976) başlıklı yapıtından alıyor. Cengiz Çekil, bu eser için bir deftere yaklaşık iki ay boyunca her gün tarih atıp “Bugün de yaşıyorum” cümlesini damgalar. Defterin son sayfasında ise “Askere gidiyorum” ibaresi yer alıyor. Çekil’in yaşamı tüm zorluklarına rağmen kutlayan gündelik bir ritüel olarak konumlandırdığı üretimine ışık tutmayı ve sanatçının yapıtlarının hâlen güncelliğini koruduğunu vurgulamayı hedefleyen “Bugün de yaşıyorum” sergisi, 24 Eylül’e kadar Arter’in 4. ve 3. katlarında görülebilir.
Eda Berkmen küratörlüğünü üstlendiği Eva Koťátková’nın “Bir Balıkmışım Bacakları Olan” başlıklı kişisel sergisi, sanatçının daha erken tarihli yapıtlarıyla bu sergi için ürettiği yeni eserlerini bir araya getiriyor. Sergi, normatif tanımlamaların ve kimliklerin ötesinde birbirimizle ilişki kurmanın, yalıtılmış adalar yerine ağlar ve kolektif organizmalar inşa etmenin ve sesi yeterince duyulmayanların hikâyelerini dinlemenin önemini vurguluyor. Koťátková’nın desenlerini, heykellerini ve anlatılarını bir araya getiren sergi, izleyicilere dinlenmek, oyun oynamak, düşüncelere dalmak ve düşlemek için ayrı alanlar sunuyor. Çizim, kolaj, fotoğraf, video, performans ve heykel gibi çeşitli mecralar kullanarak ürettiği yapıtlarında yerleşik tahakküm sistemlerini tersyüz ederek yaratıcı ifadeye, empatiye ve hayal gücüne yer açan güvenli alanlar yaratan sanatçı, sergide bireylerin toplumsal yapılar içerisinde büründükleri rollerin ve bunların sisteme bağlı gerekçelerinin yanı sıra sanat eserlerinin sunumunu mümkün kılan kurumsal çerçeveleri araştırıyor. Eva Koťátková’nın “Bir Balıkmışım Bacakları Olan” sergisini 27 Ağustos’a kadar Arter’in giriş kat galerisinde görülebilir.
Emre Baykal’ın küratörlüğünü üstlendiği Elina Brotherus’un “Large de Vue” başlıklı sergisi, sanatçının Arter Koleksiyonu’nda yer alan Large de Vue: Erik Satie’ye Saygı (2006) başlıklı fotoğraf serisini, daha yakın tarihli videolarından bir seçkiyle bir araya getiriyor. Brotherus’un pratiğinin geçirdiği dönüşümlere genel bir bakış sunan sergi, sanatçının üretiminin sanat tarihiyle olduğu kadar, müzik ve sesle olan ilişkisini de odaklanıyor. Sanatçının hem erken dönem işlerindeki otobiyografik unsurları hem de manzarayla sanat tarihsel referanslar üzerinden kurduğu ilişkiyi bir araya getiren kırk beş parçalık Large de Vue: Erik Satie’ye Saygı başlıklı fotoğraf serisi, Brotherus’un kendinden önce yaşamış sanatçılara ve farklı sanat disiplinlerine duyduğu ilginin sonraki dönemlerde de artarak süreceğinin işaretlerini taşıyor. Sergide yer alan videolarda sanatçının son dönemde gerçekleştirdiği üretimlerinde Fluxus ve müzikle kurduğu güçlü bağın izleri sürülebiliyor. Sanatçı, 2016’dan bu yana ürettiği fotoğraf ve video serilerinde gerek başka sanatçılardan doğrudan alıntılayıp yorumladığı (Gelbe Musik, 2017) gerekse kendi yazdığı (Rüzgâr Müziği, 2022) partisyon ve talimatları sahneleyerek, yapıtına yeni bir performatif katman ekliyor. Brotherus, Fluxus’a özgü bir ruhla gerçekleştirdiği Kromatik Gam ve Müzikal Parça başlıklı serilerinde ve Rüzgâr Müziği yapıtında görsel veriyi sesle birleştirirken çağdaş besteci Max Savikangas ile iş birliği yaptı. “Large de Vue” sergisi 27 Ağustos’a kadar Arter’in -1 katındaki sergi mekânında ziyaret edilebilir.
Künye:
1. Elina Brotherus Müzikal Parça Bois-Héroult, 2022 4K video, ses 35” Beste ve yapım: Max Savikangas
2. Elina Brotherus Müzikal Parça Akureyri, 2022 4K video, ses 59” Beste ve yapım: Max Savikangas
3. Elina Brotherus Kromatik Gam Çeşitlemeleri, 2022 Alban Berg: Keman Konçertosu’ndan 12 ton içeren dizi (1935) 4K video, ses 29” Yeniden düzenleme ve yapım: Max Savikangas
4-5. Eva Koťátková: Bir Balıkmışım Bacakları Olan Küratör: Eda Berkmen Sergiden görünüm Arter, 2023 Fotoğraf: flufoto (Barış Aras ve Elif Çakırlar)
6. Eva Koťátková Gündüzdüşü İş İstasyonu, 2022 Ses, kumaş, bez, ağ, ip ve ayakkabılar ile yerleştirme Değişken boyutlar
7. Cengiz Çekil Düzenleme No. 5, 1987 Bez, briket, toprak, çim tohumu, floresan ampul, bakır levha, ahşap, elektrik ekipmanı ve akımı 20 x 200 x 200 cm
8. Cengiz Çekil Soldan Sağa: EVET No. 2*, 1982 Tuval üzerine yağlıboya 64,5 x 89 cm Sevgi Avcı Koleksiyonu *Yazı-Resim EVET No. 2 EVET No. 5*, 1984 Tuval üzerine akrilik 81 x 116 cm Fazlı Özcan Koleksiyonu *Yazı-Resim EVET No. 5 EVET No. 7*, 1985 Tuval üzerine akrilik 100 x 140 cm *Yazı-Resim EVET No. 7
9. Cengiz Çekil: Bugün de Yaşıyorum Küratör: Eda Berkmen Sergiden görünüm Arter, 2023 Fotoğraf: flufoto (Barış Aras ve Elif Çakırlar)
Kuzey Kutbu, Güney Kutbu ve Everest Zirvesi’ne yürüyerek ulaşan ilk kâşif olan Erling Kagge’nin yürümek üzerine edebi bir yolculuğa çıkardığı kitabı Yürümek, Adım Adım, Oğuz Tecimen’in çevirisiyle Kolektif Kitap’tan çıktı.
Daha önce dilimizde Gürültü Çağında Sessizlik, Az Parayla Büyük Sanat Eserleri Satın Alma Rehberi kitapları yayımlanan Kagge, kitapları 38 dile çevrilen Norveçli bir yayıncıdır. Kagge için yürümek onu büyüleyen sorulara açılan bir kapı, belki zaman zaman göz ardı etmek istediği dertlerinden uzaklaşma fırsatı, yaratıcılığını açığa çıkarmak için fiziksel bir anahtar, hatta kendini düşüncelerin dile gelmeyen akışına bırakabilmek için kullandığı korunaklı bir alan. Niçin yürüyoruz? Hızlı mı yavaş mı yürüyoruz? Nereden nereye yürüyoruz? Belirli bir hedefimiz mi var yoksa sadece yürümek için mi yürüyoruz? Kagge bunlar gibi birçok sorunun yanıtını okurlarıyla birlikte çıktığı edebi bir yürüyüşte arıyor.
“Kısa yürüyüşler de yaptım, uzun yürüyüşler de. Şehirden şehre de yürüdüm, köyden köye de. Gün boyunca da yürüdüm, gece boyunca da. Sevgililerimden uzaklaştığım yürüyüşler de yaptım, dostlarıma yaklaştığım yürüyüşler de. Ormanların derinlerinde, yüce dağlarda, karla kaplı engin düzlüklerde, şehirlerin yaban bölgelerinde yürüdüm. İçim sıkkınken de yürüdüm, sevinçten havalara uçarken de. Dertlerimden kaçmak için yürüdüğüm de oldu. Acı çekerken de yürüdüm, mutluyken de. Nerede olursam olayım, neden olursa olsun hep yürüdüm. Dünyanın sonuna kadar yürüdüm – gerçekten.
Bütün yürüyüşlerim birbirinden farklı olsa da dönüp baktığımda hepsinin ortak bir paydada buluştuğunu görüyorum: iç sessizlik. Yürümek ve sessizlik birbirini tamamlar.”
Salon İKSV; Boy Harsher, Ishmael Ensemble, RSPC, Barış Demirel ve Can Kazaz konserlerini nisan ayı programına ekledi.
Salon İKSV, nisan ayında da Türkiye’den ve dünyadan güncel müziğin başarılı isimleri müzikseverlerle buluşturmaya devam edecek. Adını Ştrugatski kardeşlerin bilimkurgu romanı Roadside Picnic’den alan hip hop ikilisi RSPC, yeni albümleri FFF’nin lansman konserini Nilipek, Kıvılcım Konca, Çiğ & Oldeaf’in katılımıyla 14 Nisan Cuma akşamı Salon’da verecek. Trompetçi, şarkıcı, şarkı yazarı ve prodüktör Barış Demirel, geçtiğimiz ay yayımladığı yeni albümü Bi’ Aralar İyiydim’in kutlama konseriyle 15 Nisan Cumartesi akşamında konuk olacak. Müziğinde pop, hip-hop, dub ekseninde türler arası orijinal bir deneyim sunan Demirel, albüm kutlama konserinde dinleyicilere 90 dakikalık bir “BD Deneyimi” yaşatacak. Şuh vokallerin eşlik ettiği cesur ve karanlık dans ritimleri üreten elektronik ikili Augustus Muller ve Jae Matthews’tan oluşan Boy Harsher, +1’in katkılarıyla, 27 ve 28 Nisan’da iki gece üst üste konser verecek. Can Kazaz, dokuz albüm yayımladığı 10 yıllık kariyerini dinleyenleriyle birlikte kutlamak için 29 Nisan Cumartesi akşamı konuk olacak. Yapımcı ve saksofon sanatçısı Pete Cunningham’ın Bristol’dan çıkan beşlisi Ishmael Ensemble, Garanti BBVA Uluslararası Caz Günü Konserleri kapsamında 30 Nisan Pazar akşamı müzikseverlerle buluşacak. Son yıllarda İngiltere caz sahnesinde önemli bir yer edinen Ishmael Ensemble, konserde caz ve elektronik müzik arasındaki çizgileri bulanıklaştıran eserlerini seslendirecek.
Salon İKSV’nin nisan ayı konserlerinin biletleri 4 Nisan Salı saat 10.30’da (bugün) Lale Kart üyeleri için indirimli ön satışın ardından, aynı gün saat 14.30’da Passo üzerinden genel satışa açılacak.
Su Yücel’in “Yakalanan Zaman” başlıklı kişisel sergisi 8 - 29 Nisan tarihleri arasında Galeri Diani’de sanatseverlerle buluşacak.
Su Yücel, “Yakalanan Zaman” sergisinde edindiği deneyimlerini anda yakalayıp, zihninde kalanları son zamanlarda tüm dünya ve ülkemizde insan kaynaklı yaşananları, doğanın anlarını, yaşama sevinciyle birleştirip izleyiciye aktarıyor. Yaşama dair hafızasını bizlerle bir belgeselci ruhuyla paylaşan sanatçı, paletindeki renkleri içindeki yaşam, zaman ve mekân öğelerini birbiri içinde eriterek sunuyor.
Sanatsal dilinin tuvale aktarımında bilgisini zihninde kalan anlarla harmanlayıp anın adeta fotoğrafını çekip duygusunu izleyici ile paylaşan sanatçı, bazı eserlerinde fotoğraf makinasının kadrajını ve tuşlarını da resmediyor böylece hem anı yakalayanı hem de o anı belleklere aktarıyor. Doğa ve insanla kurduğu samimi diyaloglara yapıtlarında yer veren sanatçı, bir yandan belgesel çekerken insan ve doğa ile diyaloglarını filmleştirirken duygularını da resmediyor. Gündelik yaşamda herkesin görmeyip hissetmediği ayrıntıların derinine inip o ayrıntıların peşinden giden sanatçı, bu ayrıntıların ne kadar önemli olduklarını, anıları oluşturduklarını söylüyor.
Abdullah Ezik’in kişisel yaşantısından yola çıkarak hayata, dünyaya ve yaşadığı coğrafyaya farklı bir bakış geliştirdiği şiirlerinden oluşan ilk kitabı Kuş Grisi, Vacilando Kitap’tan çıktı.
Ezik, okuyuculara farklı formlar üzerinden inşa edilmiş, şiirin öznelliğiyle dünyaya getirilmiş bir şiir dünyası sunuyor.
5 Nisan, saat 17.00’de, Salt Beyoğlu’ndaki Robinson Crusoe 389’da Abdullah Ezik, şair Cihat Duman ile Kuş Grisi’ni konuşacak. Konuşmanın moderatörlüğünü Zeynep Nur Ayanoğlu yapacak.
“Her ölüm ardında yas bırakmaz
her ölü ardında yas
şu tüfeği doldur da doğrult bana
tüfek dolu mu doğrult bana
tüfek dediğin lanetli bir sandık
doğrult bana”
Fazıl Say, Zorlu PSM’nin 10. sezon açılış konserinde prömiyerini gerçekleştirdiği “Hayat Ağacı Süiti”ni Jamal Aliyev ile birlikte 5 Nisan’da Zorlu PSM’de müzikseverlerle buluşturacak.
Dünyaca ünlü piyanist ve besteci Fazıl Say, 5 Nisan’da vereceği konserde Zorlu PSM’ye özel olarak sadece viyolonsel ve piyano için bestelediği, sanatçının var oluşunda güçlü bir anlam taşıyan değerlerin ve kişilerin; onun yaşamının, anılarının, düşünsel dünyasının içinde büyümesini ve köklenmesini eşsiz melodilerle anlatan ve sanatçının yüzüncü eseri olma özelliğini taşıyan “Hayat Ağacı Süiti”ni seslendirecek. Konserde Fazıl Say’a viyolonsel sanatçısı Jamal Aliyev eşlik edecek. “Hayat Ağacı Süiti”nin yanı sıra Say’ın “Dört Şehir” sonatı ve F. Schubert'in “D. 960 Si Bemol Major Piyano Sonatı” da konserde dinleyicilerle buluşacak.
5 Nisan Çarşamba saat 20.00’de Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde gerçekleştirecekleri konserin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Konser Akış Programı:
Fazıl Say/ Dört Şehir “Op.41”
I. Sivas
II. Hopa
III. Ankara
IV. Bodrum
Süre: 25’
Fazıl Say/ Hayat Ağacı “ Op.100”
I. Umut
II. Annem anısına
III. Ece
IV. Babam Ahmet Say
V. Hayat Ağacı
Süre: 19’
-ARA-
F. Schubert / Piyano Sonatı “Si Bemol Majör” D.960
I. Molto moderato
II. Andante sostenuto
III. Scherzo. Allegro vivace con delicatezza
IV. Allegro ma non troppo
Süre: 45’
Yelta Köm’ün “her şey tanıdık, her şey yabancı” başlıklı kişisel sergisi 30 Nisan’a kadar Versus Art Project’te sanatseverlerle buluşuyor.
Ulya Soley’in küratörlüğünü üstlendiği “her şey tanıdık, her şey yabancı”, Yelta Köm’ün fotoğraf, video, heykel ve metin gibi birbirinden farklı mecraları kullanarak ürettiği işlerinden oluşuyor. Spekülatif bir arkeolojik alan olarak kurgulanan sergi, dünyaya dair yerleşik kurguların yerine yenilerini öneriyor ve geleceğe dair düşünmek için alternatif araçlar sunuyor.
Serginin ana mekânında bulunan ve dijital ayak izlerinin hafızasına odaklanan yerleştirme, gündelik yaşamda bir glitch, gerçeklik algısını değiştiren bir yarılma niteliği taşıyor. Dijital bir topografyayı çağrıştıran fon üzerine yerleştirilen objeler, tıklanan her yeni sayfa, paylaşılan fotoğraf ya da gönderilen e-postanın yolculuğunu görünür kılıyor. Sergide farklı mecralarda karşımıza çıkan şiirler, insan sonrası dönemde, insana özgü olduğunu düşündüğümüz duyguların makinalara atfedildiği kurgusal bir geleceği çağırıyor. Algoritmanın türettiği imgeler aracılığıyla sunulan gelecek kehanetleri ve bilimsel olmayan ritüeller bu kurgusal dünyayı zenginleştiriyor.
Köm’ün çeşitli zamanlarda çektiği, kent imgesinin değişimine ve dönüşümüne odaklanan videoları bir araya getiren katmanlı video ekranlara bölünerek üç kanallı bir yerleştirme formunda izleyiciye sunuluyor. Sergi, her şeyin aynı anda hem tanıdık hem de yabancı olduğu bir alana dönüşüyor.
“her şey tanıdık, her şey yabancı” sergisi Versus Art Project’in ardından kasım ayında TOP e.V Berlin’de izleyici karşısına çıkacak.
“’her şey tanıdık, her şey yabancı’: Sonsuz bir fonda, tarihsiz bir noktadasın. Telefonun uydu sinyalleriyle buluşamıyor; çoktan işlevini yitirmiş. Dünyayı temsil eden imgelerin hiçbiri gerçeği yansıtmıyor. Konumun haritalarda bulunamıyor. Tanıdık objelerin tümü hafızanda. Kendini dijital araçlara duygulanırken buluyorsun. Burası geleceğe dair arkeolojik bir alan. Burada geleceği sen kurguluyorsun.”
Künye:
1. Yelta Köm, 'kazara gerçek', 2023, Mat Fiber Baskı, 100 x 135 cm
2. Yelta Köm, 'olmayan yerlerde buluş benimle', 2023, Işıklı Pano, 80 x 80 cm
Beats By Girlz Türkiye’nin British Council desteğiyle düzenlediği, Birleşik Krallık’tan Saffron Records partnerliğiyle kurulan “Benim Şehrim, Benim Sesim” projesi, 3 Nisan’da İzmir Originn’de, 5 Nisan’da da İstanbul Babylon’da gerçekleşecek iki konserle dinleyicilerle buluşacak.
Kariyerinin başındaki müzisyen kadınlar için bir sanatçı gelişim projesi olan “Benim Şehrim, Benim Sesim” bu konserlerinin odağına dayanışmayı alıyor. Konserlerin tüm bilet gelirleri ise deprem bölgesinde çalışmalarını sürdüren Hatay Defne Kadın Kooperatifi’ne aktarılacak.
Geçtiğimiz kasım ayından itibaren İstanbul’dan İzmir’e, Diyarbakır’dan Antep’e, kariyerinin başındaki 15 farklı kadın müzisyen proje kapsamında bir araya geldi. Sanatçılar, yaşadıkları şehirlerin seslerinden ilhamla ürettikleri farklı türden şarkılarını hem bir albüm ile dijital platformlarda hem de peş peşe gerçekleşecek konserlerde dinleyicilere sunacak.
Adile Yadırgı, Ayça Akkın, Beril Sarıaltun, Burcu Yankın, Derya Cengiz, Dolphin Drama, Ece Çankaya, Ecem, Ezgi Karadayı, Ezgi Tekin, İpek Ektaş, Kamucan Yalçın, Nergis Fırtına, Neval, Rojda, Seda Kireççi projede yer alan sanatçılar.
3 Nisan’da İzmir Originn’de gerçekleşecek konserde 19.00’da Walya dj setinin başında olacak, konser 20.00’de başlayacak. Biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
5 Nisan’da İstanbul Babylon’da gerçekleşecek konserde ise 20.30’da Walya dj setinin başında olacak, konser 21.30’da başlayacak. Biletler Mobilet ve Biletix üzerinden satın alabilirsiniz.
Ferda Art Platform, Burcu Gökçek’in “Prolog” başlıklı kişisel sergisini 7 Nisan - 6 Mayıs tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturacak.
2000’lerden beri video, performans, kolaj ve resim tekniklerini kullanarak birbiri içinde akışkan sınırları olan diziler gerçekleştiren Burcu Gökçek, çalışmalarında kapalı bir söylem geliştiriyor. Sanatçının araştırmalarında günümüzün politik, ekonomik, sosyal ve psikolojik koşulları altında kendine bir duruş noktası arayan bireyler ön plana çıkıyor. Sanatçı sergide gerçekle-kurgu, yaşanmışlıkla-düşlenmişlik arasında gidip gelen kompozisyonlarında varlığı hakkında hiçbir zaman emin olamayacağız “ara alanlar” kurguluyor. Sanatçının geliştirdiği anlatım, belli bir hikâyeyi baştan sona çerçevelemek yerine, izleyicilere belli temaları duyumsatan bir yenileme sistemiyle, onlara farklı bir dünyayı keşfetmelerini öneriyor.
Burcu Gökçek’in, Ferda Art Platform’da 10 senelik aradan sonra gerçekleştireceği ilk kişisel sergisi “Prolog”da, 2020 - 2023 dönemine ait üretimleri yer alıyor. Sanatçı serginin en önemli özelliği olarak, detaylar dünyası üzerinden geliştirdiği anlatımın odağındaki “bireyin” varlığını hissettirirken onu ortaya çıkarmaması, adeta soyutlanmasını gösteriyor.
Burcu Gökçek’in “Prolog” başlıklı kişisel sergisini 7 Nisan - 6 Mayıs tarihleri arasında pazar ve pazartesi hariç her gün 11.00 - 19.00 saatlerinde ziyaret edebilirsiniz.
Künye:
1. Giriş / Entrance, 2023 Panel üzerine akrilik 100 x 125 cm
2. Gelin / The Bride, 2023 Panel üzerine akrilik 100 x 125 cm