GÜNDEM
  • 03-04-2023

    Benoît Peeters'ın gastronomi ve mutfak sanatlarının yarım asırlık dönüşümünü edebiyat, felsefe ve toplumbilimden beslenerek ele aldığı, kendi hikâyesine dayanan grafik romanı Bir Şef Gibi, Aurélia Aurita'nın çizimleri, Damla Kellecioğlu’nun çevirisiyle Desen Yayınları’ndan çıktı.

    Çocukluğundan beri yemek yapmaya ilgi duyan Peeters, Troisgros'dan El Bulli'nin son akşam yemeğine kadar dünyanın en önemli restoranlarına, devrimsel mutfak akımlarına, ezber bozan şeflere ve eşsiz zarafetteki yemek tabaklamalarına göndermelerde bulunurken renkli anekdotlarla anlatısını güçlendiriyor. Bir Şef Gibi, Aurita'nın iştah kabartıcı desenleri eşliğinde 70'lerden günümüze Avrupa'nın toplumsal, kültürel ve siyasi bir panoramasını da ortaya koyuyor.

    Benoît Peeters, aşçılığın henüz görünmez bir meslek olduğu yıllarda gönlünü mutfağa kaptırır. Damak tadı geliştikçe yemeklerin insana kendini iyi hissettirdiğini ve rahatlattığını keşfeder. 70'li yıllarda Fransa'nın en ünlü restoranı Troisgros Kardeşler'de yemek yedikten sonra ise kendini tutkuyla mutfak sanatlarını öğrenmeye adar. Mutfağa duyduğu hayranlık neredeyse edebiyata duyduğu kadardır artık. Klasik tatlardan sofistike lezzetlere uzanırken sözlerle anlatılmayacak rafinelikteki tariflerin cazibesine kapılır. Ve hatta ilk yemeğini hocası da olan yaşayan bir efsaneye; Roland Barthes'a hazırlama onuruna erişir. Mutfak artık büyük özen isteyen ciddi bir iştir onun için ve belki de hayatını bundan böyle bu yoldan kazanmalıdır. En büyük hayali, kız arkadaşı Marie-Françoise'la birlikte restoran açmak olan genç adam, bu zorlu hedeften önce şansını evlerde aşçı olarak çalışmakta aradığında ise, hayatın soğuk ve acımasız yüzüyle karşılaşacaktır. Aşkla yemek yaptığını düşünen kişi; aşçı mıdır, şef midir yoksa bir saadet zanaatkârı mıdır?

    “Başlangıç olarak sebzeli ve Sauternes şaraplı ıstakoza,
    Ana yemek için trüf mantarlı, tereyağı soslu kaz ciğeri haşlamasına,
    Ve tatlı olarak da ahududulu sufleye ne dersiniz?

    Üstün nefasetteki bu menü kulağa hoş gelmiyor mu?
    Peki, bir araya gelmesi pek de mümkün olmayan bu tatların mimarları kimler?”

    0
    0
    2203
  • 02-04-2023

    Netflix Türkiye, Impact Hub İstanbul ve Tatino Films iş birliğiyle kreatif sektöre katkı sağlamayı amaçlayan “Netflix Adaptation Lab” isimli yeni bir projeye başlıyor. Dört ay boyunca dizi uyarlama eğitimi verecek “Netflix Adaptation Lab” için başvurular 12 Nisan’a kadar devam ediyor.

    “Netflix Adaptation Lab” programına seçilen yazar ve yapımcılar, farklı türdeki eserleri dünyanın dört bir yanında izlenecek dizilere uyarlamanın yöntemlerini ve inceliklerini öğrenecekler. Katılımcılar, Avrupa dizi-film sektörünün önde gelen isimlerinden mentorluk almanın yanı sıra eğitim ve atölye çalışmalarına da katılarak deneyim kazanma ve yeteneklerini geliştirme şansı bulacaklar.

    Program katılımcıları bir eserin uyarlama potansiyelinin analiz edilmesi, hikâye dünyası içerisindeki farklı uyarlama olasılıkların incelenmesi ve global ölçekte kullanılan dizi uyarlama tekniklerinin Türkiye bağlamında uygulanması gibi pek çok alanda bilgi sahibi olacaklar. Dört ay sürecek programı tamamlayanlar, projelerini Netflix yöneticilerine sunacaklar.

    Eğlence servisinin kreatif sektörü geliştirmek ve yeni yetenekleri sektöre kazandırmak amacıyla projeler üreten Grow Creative imzasını taşıyan “Netflix Adaptation Lab” programına dizi uyarlamaları alanında deneyim kazanmak isteyen bağımsız yazarlar ve hâlihazırda bir uyarlama projesi bulunan kreatif ekipler 12 Nisan’a kadar başvuru yapabilecek.

    ​​“Netflix Adaptation Lab” hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    2214
  • 02-04-2023

    Arda Asena’nın “Karmaşanın İçinde Olasılıklar Oluşturabilmek” başlıklı kişisel sergisi Ankara’da yer alan Ka’da 14 Mayıs’a kadar sanatseverlerle buluşuyor.

    Arda Asena’nın günümüzde yaşanan sosyo-politik belirsizliklerin etkisi altında bireysel ifade ve özgürlük sorunlarını ele aldığı “Karmaşanın İçinde Olasılıklar Oluşturabilmek” başlıklı sergisinde sanatçının portre, manzara, beden ve soyut fotoğraflarına, farklı coğrafyalarda aynı sorulara cevap aradığı ve fotoğraf pratiğinin soyut tercümeleri olan dokumaları eşlik ediyor. Zaman ve mekân kavramlarından bağımsız olarak sunulan eserler, izleyicinin iç ve dış dünya ile olan ilişkisini sorgulamasına olanak tanıyor.

    Baskıların arttığı bir dönemde kişisel ifade biçimlerinin zorlaştığı ortamlarda nasıl bir strateji izlenebileceğine dair cevaplar arayan sergi, içsel manzaraları sorgulamaya ve aynı anda olasılıklar yaratmaya odaklanıyor. Sergi izleyiciyi kendilerini sorgulamaya ve karmaşanın içinde olasılıklar oluşturmanın yollarını aramaya davet ediyor.

    Arda Asena’nın “Karmaşanın İçinde Olasılıklar Oluşturabilmek” başlıklı kişisel sergisini 14 Mayıs’a kadar pazar ve pazartesi hariç her gün 10.00 - 19.00 saatleri arasında Ankara’da yer alan Ka’da ziyaret edebilirsiniz.

    ​Adres: Cinnah Caddesi, 1/B Çankaya/Ankara

    0
    0
    1316
  • 02-04-2023

    Nobel kazanan ilk Rus yazar İvan Bunin'in on öyküsünden oluşan Güneş Çarpması, Eyüp Karakuş'un Rusça aslından çevirisiyle Jaguar Yayınları’ndan çıktı.

    İvan Bunin; sürgündeki Rus edebiyatının en büyük isimlerinden, kendinden sonraki Rus yazarları, hatta sanatçıları da derinden etkilemiş bir yazar. Bunin ve öyküleri, kendi deyimiyle, “Eski Dünya’ya, Gonçarov ve Tolstoy’un, eski Moskova ve St. Petersburg’un Rusya’sına ait” bir dünya sunuyor okura.

    Aşk, ölüm ve kaybetme korkusu, insanoğlunun geçiciliği gibi temaları kimi zaman mistik öğelere de yer vererek ama her daim melankolik bir haletiruhiye içinde işleyen Bunin, Nabokov’un deyimiyle “renklerin en güçlü ustası”dır.

    “İçimde Bunin’le kardeşmişiz gibi bir duygu var. “Güneş Çarpması” benim en sevdiğim öyküdür.” - Andrey Tarkovski

    0
    0
    1654
  • 01-04-2023

    Teoman, “Nevrozumun Zindanı” isimli yeni teklisini müzikseverlerle buluşturdu.

    Müzikal olarak yarattığı ekseni güçlü bir hikâye sarmalıyla sunan, sözü ve müziği Teoman’a ait olan şarkıda sanatçı, Safa Hendem, Korhan Futacı, Ediz Hafızoğlu ve Kevin Paul gibi isimlerle çalıştı.

    Şarkı ile birlikte yayımlanan klibin yönetmenliği Kemal Başbuğ üstleniyor. Şarkının kapak görseli Nergis Karan tarafından çekilirken projenin lansmanına özel olarak çekilen fotoğraflar ise Sait Erol imzası taşıyor.

    Teoman, yeni şarkısı hakkında şunları söyledi: “Bu şarkı, Nisan 2024’te yayımlamayı ve son albümüm olacağını düşündüğüm Ben, Zargana, Deus Ex Machina adlı albümümün ilk teklisi. Şarkı, size albümün estetik ve içerik anlamında nasıl olacağıyla ilgili bir fikir verecektir. Yani ticari bir albüm olmayacağıyla, alternatif bir albüm olacağıyla ilgili. Böyle bir albümün, şarkı yazarlığımı noktalamak için bana uygun olacağını düşündüm. Şarkılar hazır, mayıs ayında stüdyo aşaması başlayacak. Bu tarz şarkıları sevenler için beklediklerine değecek bir albüm olması için elimden geleni yapacağım.”

    ​Teoman’ın yeni şarkısı “Nevrozumun Zindanı”nı buradan dinleyebilir, klibini ise buradan izleyebilirsiniz.

    0
    0
    2150
  • 01-04-2023

    Hakan Özer’in “Bir Parça Tebessüm” başlıklı kişisel sergisi 13 Mayıs tarihine kadar OneArc Galeri’de sanatseverlerle buluşuyor.

    Hakan Özer’in “Bir Parça Tebessüm” başlıklı yeni sergisi salgın döneminin münzevilik anlarına dair bir anılar silsilesini izleyiciye sunuyor. Sanatçının resimlerinde yer alan yüzler sıklıkla sanatçının yaşamında olan, görüştüğü, an’lar biriktirdiği bir döngünün sonucu olarak izleyici karşısına çıkıyor. Sergide sanatçının yağlı boya kâğıdı yüzerine boyanın en hafif, akışkan hâlini kullanarak yaptığı şiirsel, pastoral resimleri yer alıyor.

    “Yalnızlık nedir ya da kalabalıklar? Veyahut da kalabalıklar içinde yalnız bir başına olmak? Yalnız olmak ve yalnız kalmak farklıdır, birisi tercihen diğeri ise zorunlu bir gerçekliktir.

    Hakan Özer’in ‘Bir Parça Tebessüm’ adını verdiği sergisi salgın döneminin münzevilik anlarına dair bir anılar silsilesini karşımıza çıkarır. Özer’in resimlerinde karşımıza çıkan yüzler sıklıkla sanatçının yaşamında olan, görüştüğü, an’lar biriktirdiği bir döngünün sonucu olarak izlenir. Salgının zorunlu kapanışı bu sık görüşmelere ket vurup, anı-hafıza konusunu daha yoğun biçimde gündeme getirmiştir. Geçmişin güzel, ılık ve keyifli anları Özer’in zihninde gülümseyerek anımsanan dolu bir kutu bellek nesnesi olarak izlenir. Zorunlu kapanışın ardından kısa bir zaman öncesinde çoğu zaman yan yana olabilen bu sıcak yüzler uzakta bir anıya dönüşerek sakin ve hoşnut geçen demlerin bir izlencesidir.

    Özer, yağlı boya kâğıdı yüzeyinde boyanın en hafif, akışkan hâlini kullanarak şiirsel, pastoral resimler yapar. Renkler olabildiğince şeffaf, geçirgen ve akışkandır. Boya ve fırça kullanımındaki minik dokular, izler o kadar hafiftir ki kişinin resmi kendisinin reel bir yansımasına dönüşür. Üç boyuttan iki boyuta geçmiş, yaşayan, canlı ve sakin bir çift göz gülümseyerek karşımıza çıkar. Tuhaf bir gerçeklikler çağı içinde tebessüm eden yüzler, geçmişteki anılar üstünden zamanın akışı içinde erir, ilişkiler, mesafe ve anı öbekleri ekseninde lirik ve içten bir kucaklama olarak karşımıza çıkar.”

    Melike Bayık

    Künye:
    1. Cem, k.ü.y.b 25x32,5 cm2023
    2. Hüseyin Bey k.ü.y.b.25x32,5 cm 2022
    3. Mukaddes Hanım, k.ü.y.b. 25x32,5
    4. Mira k.ü.y.b. 25x35 cm 2022

    0
    0
    2958
  • 01-04-2023

    Denis Johnson’ın 20. yüzyılın başlarında Amerika’da giderek artan köprü ve yol inşaatlarında bulduğu gündelik işlerde çalışan Robert Grainier’ın hikâyesini anlattığı romanı Tren Düşleri, Çiğdem Erkal’ın çevirisiyle Holden Kitap’tan çıktı.

    Hakkında “minyatür bir destan”, “olağanüstü bir roman” gibi yorumlar yapılan Tren Düşleri, yayımlandığı yıl The New York TimesThe EconomistNPR gibi dergilerde yılın en iyi kitapları arasında gösterildi, Pulitzer Ödülü Finalisti oldu.

    Johnson’ın kaleme aldığı bu roman sıradan bir adam olan Grainier’ın hızla değişmeye başlayan dünyaya tanıklığı üzerine kurulu. Amerika’yı baştan başa saran demiryollarına, gelişen teknolojiye, şehirleşmeye başlayan kasabalara, değişen yaşam tarzına, ölümlere, en çok da ölümlere tanıklık bu.

    “Denis Johnson’ın Tren Düşleri uzun zamandır baskısına ulaşılamayan bir eser gibi, bulması zor, artık hepimizin ona erişebilmesinin ne demek olduğunu bilenlerin değer verdiği, beğeni toplayan bir çalışma. Tren Düşleri’nin tuhaf bir sürükleyiciliği var. Bir zamanlar hâlâ doğal harikalarla ve tehlikelerle dolu bir yer olan Vahşi Batı’nın güzelliğini büyülü ve somut bir şekilde geri çağırıyor ve yalnız bir adamın hayatını, hem kendini tamamen evinde hissettiği hem de içinde kaybolduğu bu mekâna yerleştiriyor.” —Dan DeLuca, The Philadelphia Inquirer

    0
    0
    2039
  • 31-03-2023

    Hollanda çıkışlı Anadolu rock ve saykedelik folk grubu Altın Gün’ün beşinci albümü aşk, Türkiye’de Gülbaba Records etiketiyle yayımlandı.

    70’lerin Anadolu folk-rock müziğine dönüşün izlerini taşıyan aşk albümü, grubun Türk saykedelik groove pop, bilim kurgu disko ve hülyalı asit folk türlerinde gezinen sonik paletini bir adım daha öteye taşıyor. Albümünde yer alan şarkıların tamamı, geleneksel Türk halk müziği ezgilerinin Altın Gün tarafından yeniden düzenlenmesi ile oluşturuldu.

    Altın Gün’ün yeni albümü aşk’ı buradan dinleyebilirsiniz.

    aşk albümü şarkı listesi:

    “Badi Sabah Olmadan”
    “Su Sızıyor”
    “Leylim Ley”
    “Dere Geliyor”
    “Çıt Çıt Çedene”
    “Rakıya Su Katamam”
    “Canım Oy”
    “Kalk Gidelim”
    “Güzelliğin On Para Etmez”
    ​“Doktor Civanım”

    0
    0
    1360
  • 31-03-2023

    Zilberman’ın her yıl genç sanatçıları desteklemek amacıyla düzenlediği “Genç Yeni Farklı” çağrısının 12. edisyonuna başvurular 23 Nisan tarihine kadar devam ediyor.

    Açık çağrı sonucu yapılan başvurular bu yıl sanat yazarı Merve Akar Akgün, küratör Merve Elveren, koleksiyoner Zülal Gülçur, sanatçı Hale Tenger ve galeriyi temsilen Nazlı Yayla’dan oluşan seçici kurul tarafından değerlendirilecek. Seçici kurul tarafından belirlenin eserler 7 Temmuz - 5 Ağustos tarihleri arasında Zilberman İstanbul’da gerçekleşecek “Genç Yeni Farklı 12” sergisinde yer alacak.

    ​“Genç Yeni Farklı” hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1868
  • 31-03-2023

    Gazeteci, yazar Özlem Özdemir’in bilimin ışığında yürüyen kadınların hayat öykülerini kaleme aldığı kitabı Kadınlar Cumhuriyeti, Doğan Kitap’ın Cumhuriyet’in 100. yılına armağan kitaplar dizisinin ilk kitabı olarak yayımlandı.

    Özdemir, Kadınlar Cumhuriyeti’nde Cumhuriyet’in aydınlanmacı, modernist geleneği sayesinde eğitim alan ve varoluşlarını laboratuvarlara, akademi kürsülerine, amfilere, sokağa taşıyan bilim kadınlarının hayat öykülerini yazdı.

    ​Kitapta Kâmile Şevki Mutlu’dan Pakize Tarzi’ye; Remziye Hisar’dan Fatma Hikmet İşmen’e; Fatma Selma Soysal’dan Türkan Saylan’a 12 bilim kadınının hayat hikâyeleri ve akademik serüvenleri anlatılıyor.

    0
    0
    1207
DAHA FAZLA
Geldanlage