GÜNDEM
  • 12-10-2023

    Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı, Türkiye Yayıncılar Birliği iş birliğiyle bu yıl 40’ıncı kez 28 Ekim-5 Kasım 2023 tarihleri arasında TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde okurlar ile buluşacak.

    TÜYAP Fuarcılık Grubu tarafından 1982’den bu yana 40 yıldır düzenlenen Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı’nın bu yılki teması “Yaşasın Cumhuriyet”, Onur Yazarı Nermin Abadan Unat oldu. Ayrıca fuarın 2023 için odak pazar ülkesi “Hindistan” olarak belirlendi.

    Fuara bu yıl yurt içi ve yurt dışından 998 yayınevi ve sivil toplum kuruluşu katılacak, 400’den fazla kültür etkinliği ve 2000’den fazla yazar imza günü düzenleyecek. Uluslararası Yayıncılar Birliği – IPA Başkanı Karine Pansa da açılış törenine katılacak ve ardından da “Yayıncılıkta Gelişmeler” konulu bir söyleşide konuşmacı olarak yer alacak. 

    Fuar süresince onur yazarı Unat’ın yaşamı ve eserleri üzerine, kendisinin de katılımıyla çeşitli panel ve söyleşiler düzenlenecek. Ayrıca yazarın yaşamına ve eserlerine odaklanan bir anı kitabı da okurlarla buluşacak. Fuarın “Yaşasın Cumhuriyet” ana temasına ilişkin olarak, “100. Yıl Etkinlikleri” kapsamında, “Cumhuriyetin Yüzyılı Edebiyatı” konu başlığı altında, yüzyılın şiiri, öyküsü, çocuk ve gençlik edebiyatı, romanı, denemesi, eleştirisi ve yayıncılığı ile ilgili de ilgi çekici söyleşiler gerçekleşecek, yazarlar okurlarla bir araya gelerek, fikirlerini paylaşacaklar.

    Fuarın uluslararası salonda bu sene yurt dışından Kuzey Makedonya, Almanya, Çin, Romanya ve İran’dan yayınevleri yer alacaklar. 1 Kasım Çarşamba günü “İllüstratör ve Yayıncı Buluşması” gerçekleştirilecek olup, buluşma tüm çocuk ve gençlik yayıncıları ile illüstratörlerin katılımına açık olacak.

    Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı’na giriş öğrenci, öğretmen, çocuk, emekli ve engellilere ücretsiz olacak. Hafta içi 10.00-19.00, hafta sonu 10.00-20.00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek. Fuar, 5 Kasım 2023 Pazar akşamı 19.00’da sona erecek. Fuarla ilgili etkinlik listesi, imza günleri ve detaylı bilgilere buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    3314
  • 12-10-2023

    Kaş Çevre ve Kültür Derneği organizasyonuyla bu yıl ikincisi düzenlenen Kaş Tiyatro Günleri, 20-24 Ekim tarihleri arasında dört farklı mekânda, yedi ayrı gösteri ile tiyatroseverlerle buluşacak.

    Antalya’nın Kaş ilçesinde halkın ve esnafın kişisel katkılarıyla organize edilen bir etkinlik olan Kaş Tiyatro Günleri, bu yıl Culture Civic’in desteği ve açıkALAN projesinin iş birliği ile gerçekleştiriliyor. Organizasyonun bütün masrafları Kaş’taki işletmeler, oteller ve restoranlar tarafından karşılanıyor ve etkinliklerin tamamı ücretsiz olarak katılımcılarla buluşuyor. Sanat Yönetmenliği Şule Ateş tarafından yürütülen etkinliğin direktörlüğünü, Kaş Çevre ve Kültür Derneği başkanı Ahmet Murat Akoy yapıyor.

    Bu yıl İstanbul’da son iki sezonda kapalı gişe oynayan, Tülin Özen, Tansu Biçer ve 2022 Afife Jale En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödüllü Nihal Geyran Koldaş’ın oynadığı Nora 2; yine geçtiğimiz yıl Afife Jale ödüllerinde En İyi Kadın Oyuncu ödülünü alan Pınar Güntürkün’ün Herkes Kocama Benziyor; geçen yıl Kaş Tiyatro Günleri’nde Dirmit ile seyirciyi büyüleyen Nezaket Erden’in de rol aldığı Tırnak İçinde Hizmetçiler; İstanbul’da sekiz sezondur seyirciyle buluşmaya devam eden Shakespeare - Macbeth uyarlaması Şatonun Altında, Antifellos Antik Tiyatrosu’nun farklı atmosferinde sahnelenecek. Melek Ceylan’ın mekâna özel oyunu On İkinci Ev ise, Kaş Tiyatro Günleri’ne bu yıl eklenen yeni bir mekân olan Oburus Moburus’ta bir camekânın arkasında izleyiciyle buluşacak.

    Mekâna özel diğer bir gösteri, Şule Ateş’in açıkALAN Kamusal ve Katılımcı Performans Projesi kapsamında, Kaş’taki sanatçılarla birlikte tasarlayacağı bir parkur performansı olacak. Ekoloji ve doğa mücadelesine odaklanan performans, Kaş’ta yürütülecek on beş günlük atölye sonunda, Çukurbağ Köyü’ndeki bir yürüyüş rotasında gerçekleşecek.

    Program kapsamında bir de Sunum/Lecture Performans düzenlenecek. açıkALAN projesi kapsamında sunulacak do-laş-mak isimli gösteri, Eylem Ejder’in performans ve ekoloji ilişkisi üzerine araştırma notlarını, şiir-metin ve otokurmaca yazılardan oluşan günlüğü ve çektiği fotoğraflarla harmanlıyor. Ayrıca Kaş Tiyatro Günleri programında, açıkALAN Projesi tarafından düzenlenen iki seminer ve bir panel de yer alıyor.

    Kaş Genedoskop Kültür Yaşam Kooperatifi tarafından yürütülen açıkALAN Kamusal ve Katılımcı Performans Projesi, İzmir’in Bergama ve Rize’nin Hemşin ilçelerinde gerçekleşen atölyelerin ardından, projenin son atölyesini 21 Ekim’e kadar Kaş’ta düzenliyor. Küratörlüğünü Şule Ateş’in, koordinatörlüğünü Alper Akça’nın yaptığı açıkALAN, bu ilçelerdeki kültür ekolojisi ile bugüne dek yürütülmüş doğa mücadelelerinin ortak hafızasına odaklanıyor.

    Kaş Tiyatro Günleri hakkında ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

    Kaş Tiyatro Günleri Programı:

    20 Ekim Cuma
    16.00 - Video Gösterim ve Söyleşi / Echo Bar - açıkALAN Bergama - “Onların Hikayesi”
    17.00 - Video Gösterim ve Söyleşi / Echo Bar -  açıkALAN Hemşin - “Bublik Bublik Ne İster?”
    20.00 - Oyun / Kaş Antifellos Antik Tiyatrosu / Şatonun Altında - Fiziksel Tiyatro Araştırmaları

    21 Ekim Cumartesi
    14.00 - Seminer / Echo Bar / Yaşanılabilir Bir Dünyanın İzinde: Tiyatro ve Performans Ekolojileri - Eylem Ejder
    17.00 - Parkur Performans / Çukurbağ Köyü / açıkALAN_Kaş: Mekâna Özel Performans - Şule Ateş
    20.00 - Oyun / Kaş Antifellos Antik Tiyatrosu / Nora 2 - Bahçe Galata

    22 Ekim Pazar
    15.00 - Seminer / Echo Bar / Ecopoesis ve Dışa Vurumcu Sanat - Aslınur Sarıca
    17.00 - Panel / Echo Bar / Merkezin Ötesinde Kültür Ekosistemi Yaratmak Moderatör: Nevra Aslantürk Konuşmacılar: Ahmet Murat Akoy, Alper Akça, Umut Aslan, Tuğba Yazıcı           
    20.00 - Oyun / Kaş Antifellos Antik Tiyatrosu / Herkes Kocama Benziyor - Kadıköy Emek Tiyatrosu

    23 Ekim Pazartesi
    16.00 - Sunum Performans / Echo Bar / do,laş,mak  - Eylem Ejder
    20.00 - Oyun / Kaş Antifellos Antik Tiyatrosu / Tırnak İçinde Hizmetçiler - Tiyatro Hemhal

    24 Ekim Salı
    20.00 - Mekân Tiyatrosu / Oburus Moburus / On İkinci Ev - Melek Ceylan

    0
    0
    2265
  • 12-10-2023

    Ateş Alpar’ın “Dipten ve Derinden” başlıklı kişisel sergisi, 18-28 Ekim tarihleri arasında Bilsart’ta sanatseverlerle buluşacak.

    Ateş Alpar’ın 10 yıla yakın bir süredir kayıt altına aldığı “Queer Gece Hayatı” serisinin bir bölümünden oluşan “Dipten ve Derinden” sergisi ışıltı, eğlence ve arzunun sanatçının kişisel deneyimleriyle kesiştiği bir noktadan yola çıkıyor. Israrla akan bir var olma ve temsil mücadelesine işaret ederken güncel sanat mecralarını kullanarak tarihe not düşen sergi, kapsamlı bir arşivin içinden titizlikle seçilen fotoğraflar ve videoları izleyiciye sunuyor.

    “‘Queer Gece Hayatı’, pervasızca ayrımcılığa ve tahakküme maruz kalan bir topluluğun sistem-karşıtı mücadelesinin bir parçasıdır. Geceyi ışıldatır, renklendirir; kimi zamansa onu yeğinleştiren yaratıcı bir dinamo olarak çalışır. Bu dinamo, salt tüketime ve eğlenceye koşullanmış günümüz kültürünün ötesine geçen bir aralığı mesken tutar. Türlü karşılaşmaların, yatay yakınlıkların, çapraz desenlerin, dayanışmacı ilişkilerin ve toplumsal mücadelelerin zeminini yakaladığı sağaltıcı bir mayalanma anıdır ‘Queer Gece Hayatı’.

    ‘Dipten ve Derinden’, her zaman var olan toplulukların kuşaktan kuşağa aktardığı fısıltıların şiirsel imgeleridir. Fısıltılar yükselirken sınırları baştan çizilmiş kurgu bedenlerin varlığına karşı güçlü bir reddiye açığa çıkar. Kabul gören normlar ve inkâr karşısında temsilin mümkünlüğü sorunsallaştırılır. Bu fotoğraf ve video serisi, dipten ve derinden gelen mırıltılara kulak kabartır. Mırıltıların sese dönüştüğü, rutinin sekteye uğratıldığı, örtük ve açık hazzın bir arada deneyimlendiği queer gece hayatı aynı zamanda çoğalmanın olanaklarını araştırır.”

    Ateş Alpar

    ​Künye: Ateş Alpar, Dipten ve Derinden serisinden, 2016- 2023

    0
    0
    1056
  • 12-10-2023

    Colum McCann’in hem deneyimlediği korkunç saldırının hem de İrlanda’da gerçekleşen güncel olayların izlerini taşıyan bir novella ve üç öyküsünden oluşan kitabı Görmenin On Üç Yolu, Mehmet Gürsel’in çevirisiyle Alfa Yayınları’ndan çıktı.

    Çağdaşları arasında öne çıkan bir yazar olan McCann, National Book Award başta olmak üzere the International UMPAC Dublin Literary Award, Fransız hükümetinden a Chevalier des Arts et des Lettres ödülüne layık görüldü.

    ​Dikkatli betimlemeleri ve kurduğu ayrıntılı dünyayla derin karakterler yaratan McCann; eylemler ve sonuçları, hayatlarımızın nasıl bir şekilde birbirine bağlı olduğu gibi temalarda gezinerek okuru kâh New York’ta karlı bir güne kâh İrlanda’nın yabani doğasına götürüyor. Çözülmeye çalışılan bir cinayet; yeni bir yıl, yeni sorular; bir kayboluş ve yeniden bulunuş ve geçmişin geçmeyen izleri…

    0
    0
    1406
  • 11-10-2023

    Kadıköy Belediyesi Sinematek/Sinema Evi tarafından restore edilen Erden Kıral’ın Hakkâri’de Bir Mevsim filmi 5 Kasım ile 7 ve 30 Aralık tarihlerinde Sinematek/Sinemaevi’nde sinemaseverlerle buluşacak. Erden Kıral Toplu Gösterimi kapsamında Hakkâri’de Bir Mevsim filminin yanı sıra yönetmenin altı filmi daha gösterilecek.

    Kadıköy Belediyesi Sinematek/Sinemaevi, sinema tarihimizin köşe taşı niteliğindeki filmlerin restorasyonunu gerçekleştirmeye, geçen yıl hayatını kaybeden yönetmen Erden Kıral’ın Hakkâri’de Bir Mevsim filmi ile başladı. Ferit Edgü’nün er-öğretmen olarak görev yaptığı Hakkâri’de yaşadıklarından ilhamla yazıp 1977’de yayımladığı O adlı romanından uyarlanan film, Hakkâri’nin dağ köyüne sürülen bir öğretmenin burada yaşadığı şaşkınlığı, yalnızlığı ve olgunlaşmayı anlatıyor. Senaryosunu Onat Kutlar’ın yazdığı filmin başrolünde Genco Erkal yer alırken filmde ona Erkan Yücel, Şerif Sezer, Rana Cabbar, Erol Demiröz, Macit Koper, Zeynep Irgat ve Berrin Koper gibi usta isimler eşlik ediyor. Film, Erden Kıral Toplu Gösterimi kapsamında 5 Kasım ile 7 ve 30 Aralık’ta gösterilecek.

    Erden Kıral Toplu Gösterimi, 25 Ekim’de Bereketli Topraklar Üzerinde filmi ile başlayacak. Program kapsamında Erden Kıral’ın Bereketli Topraklar ÜzerindeHakkâri’de Bir Mevsim, Ayna, Vicdan, Yük, Gece ve Kanal filmleri izleyicilerle buluşacak.

    Her yıl bir film restore etmeyi hedeflediklerini açıklayan Sinematek/Sinemaevi Sanat Yönetmeni Emin Alper şunları söyledi: “Bu çalışmalarımıza Hakkâri’de Bir Mevsim ile başladık. Erden Kıral yakın zamanda aramızdan ayrıldı. Hem kendisini anmak maksadıyla hem de 1983 senesinde Berlin Film Festivali’nde Gümüş Ayı ödülünü almış bu filmi genç kuşaklara göstermek amacıyla Hakkâri’de Bir Mevsim’i seçtik. Sinemamızın çok fazla kayıp, kaybolmakta olan gösterilemeyecek durumda olan filmi var. Bunlar köşe taşı niteliğinde filmler ve bu filmleri genç kuşaklara ulaştırmak bu anlamda çok önemli bizim için. Her sene böyle bir klasiği restore ederek sinemamıza yeniden kazandırmayı amaçlıyoruz.”

    Erden Kıral Toplu Gösterimi hakkında ayrıntılı bilgiye ve programa buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    2244
  • 11-10-2023

    Burçin Başar’ın “Büyük Laflar” başlıklı kişisel sergisi 12 Ekim-11 Kasım tarihleri arasında x-ist’te sanatseverlerle buluşacak.

    Bireyin toplumda yer edinme arayışıyla beraber kimlik meselelerini, toplumsal şiddeti ve bellek ile politik olanın iç içe geçmişliğini sanatının pratiği hâline getiren Burçin Başar, “Büyük Laflar” başlıklı yeni sergisinde insan konuşmalarının, cümlelerinin ve jestlerinin inceliklerini gözlemleyerek ironik bir bakışla “anlam blokajı”nı aşmaya çalışmayı düşünsel olarak araştırırken her bir resminin bir cümle, gösterge, kendi içinde bir aforizma olma durumunu araştırıyor. Başar, kelimelerin dünyalar ve kişiler arasında hem bir geçiş yolu hem de bir engel olabileceği bağlantısını ve yüzleşmesini sorgulamayı hedefliyor. Sanatçı daha önceki çalışmalarının devamı olarak işlerinde doğayı inceleyerek, gözlemleyerek kavrama yolunu referans alıyor. Çalışma pratiğine eskizlerle başlayan sanatçı, sergide kendi deyimiyle “mutfağını” izleyiciye sunuyor. Defterlerinden referans aldığı çizim ve yazılarıyla galeri duvarlarına müdahalede bulunan sanatçı, defterlerini sergisine direkt olarak dahil ediyor ve galeri mekânının tamamını defterleri olarak tasarlıyor. Sanatçı, yarattığı atmosferde çalışma disiplinini, kendisi için aldığı notları, çizimleri ve resimlerini “Büyük Laflar” adı altında izleyiciye sunuyor.

    “Söylediklerimiz, duyduklarımız, içeridekiler ve dışarıdakiler, dört tarafımızı çeviren cümleler... Kocaman kocaman laflar, kelimeler… kelimeler… Kim daha büyük konuşursa onun haklı-doğruymuş gibi bütün hayatımızı sarmalayan kocaman egolar, konuşma eyleminin tatmin güdüsüne ne zaman dönüştüğünü anlayamadığımız zamanlar...”

    0
    0
    1784
  • 11-10-2023

    Amerikan pop-rock ikilisi Daryl Hall & John Oates’un ikonik şarkısı “Out of Touch”, Avangart Tabldot tarafından yeniden mikslenmiş versiyonuyla, RCA/Sony Music etiketiyle müzikseverlerle buluştu.

    Elektronik müzik sahnesinin yükselen isimlerinden Avangart Tabldot imzası taşıyan “Out Of Touch (Avangart Tabldot Remix)”, şarkının orijinal yayın tarihinin 40. yıl dönümüne sayılı zaman kala yayımlandı. 1984 yılında başta Billboard Hot 100 olmak üzere ABD ve İngiltere listelerinde haftalarca zirvede kalan “Out of Touch”, funky melodisi ile ön plana çıkıyor. Şarkının kapak görseli ve videosu, remiksin dinamik, bulaşıcı ve gençleştirici ruhuyla kasıtlı bir tezat oluşturarak üç arkadaşın Portekiz güneşinin tadını çıkarırken “temastan uzak” (Out of Touch) kalışını işliyor. Ünlü Amerikalı fotoğrafçı Slim Aarons’a saygı duruşu niteliğini taşıyan bu çalışma, film yönetmeni ve sokak fotoğrafçısı Mu Tunç’un sanatsal objektifinden aktarılıyor. Benzer düşünce yapılarına sahip çocukluk arkadaşları Ata, Aytek ve Semih’ten oluşan Avangart Tabldot’un moda, film, resim ve diğer görsel sanatlardaki geçmişleri, üçlünün A.T. olarak nihai personalarını oluşturmasında önemli bir rol oynuyor.

    ​“Out Of Touch (Avangart Tabldot Remix)” şarkısını buradan dinleyebilirsiniz.

    0
    0
    1445
  • 11-10-2023

    Fotoğraf sanatçısı Nazlı Tuhera Moral’ın “Hiç Kimse, Hiçbir Yerde” başlıklı ilk kişisel sergisi 212 Photography Festival paralel etkinlikleri kapsamında 5 Kasım’a kadar NOKS Art Space’de sanatseverlerle buluşuyor.

    Hem doğayı hem insan bedenini, başta kendi bedeni olmak üzere iki farklı yöntemle hiçbir yere yerleştiren ve hiç kimseleştiren Nazlı Tuhera Moral, “Hiç Kimse Hiçbir Yerde” sergisinde normun temellenmesinde estetiğin belirleyiciliğine odaklanırken, karşı stratejisini fotoğrafta kesin çizgileriyle nesne belirmelerinin öncesine ya da sonrasına odaklanan teknik müdahalelerle gözler önüne seriyor.

    “Nazlı Tuhera Moral, ‘Hiç Kimse Hiçbir Yerde’ sergisinde, görünenle görünmeyen dolayısıyla kavranabilirle kavranamaz olan arasında var olmasına inanmanın kaçınılmaz olduğu ama hiçbir biçimsel temsile sığdırılamaz çizginin, görünen dünyanın kopyası olan fotoğrafta anlık estetik olasılık olarak serimine tanıklık ediyoruz. Bu çizginin varlığının kaçınılmaz oluşu ise bizim için bir şeyin o şeyin kendisi oluşunun, o şeyi bizim için o şey yapan tüm biçimsel sınırının ve aynı zamanda dolayısıyla o şeyin tanımının sağlayıcısı olmasından gelir. Kısaca, görünen şeyleri görünen ve o şeyin kendisi yapan sınır, sözünü ettiğimiz. Moral, bu çizginin kesinliğine neredeyse bir başkaldırı olarak kurmuş görünüyor işlerini, bu kesinlik hiç de masum bir kesinlik değildir çünkü. Çizginin dışında yer alan tüm gerçeğe tahakküm kurar. Toplumsal düzlemde diğer taraftan politiko-etik bir problem olarak karşımıza çıkar. Böyle bir kesinliğe dayalı yargılar normu ve normali oluştururken, kolaylıkla önyargıya, hatta ideolojik silaha dönüşüp tüm çizgi dışı görünen yaşamı kısıtlar. 

    Bu durumun çok açık bir şekilde ayrımında olan Moral, ‘Hiç Kimse Hiçbir Yerde’ serisinde normun temellenmesinde estetiğin belirleyiciliğini gündemine alırken karşı stratejisini fotoğrafta kesin çizgileriyle nesne belirmelerinin öncesine ya da sonrasına odaklanan teknik müdahalelerle ortaya koyuyor. Bu müdahaleler doğanın aslında sonsuz rastlantılar üzerine kurulu olduğunu olumlarken, kesin sınırlar içinde verili nesnenin kurguya hatta çok sıklıkla ideolojik kurguya dayalı olabileceğini ortaya koyuyor. Moral, bu müdahalelerin bir kısmını ‘birtakım kimyasallar uygulamak’ olarak ifade ederken doğadaki kimyanın dinamiklerinde nesnenin bize görünümünün dışında potansiyelleriyle ilgileniyor. Bu potansiyelin ise en gözle görülebilen biçimi yanmadır. Bir tür çerçeve işlevinde olmasının yanında, yanma, Moral’ın bu serideki işlerinde, değişimle anlık estetik olasılığın belirebileceği her yerdedir. Biliyoruz ki yanma bununla birlikte antik düşüncede değişimle özdeşleştiğinden sadece değişimin var olduğunu iddia eden Herakleitos için ateş biçimiyle ana maddedir. Ama yine biliyoruz ki bugünün fiziğinde ana madde diye bir şey yoktur. Madde sadece, enerjinin, ışık hızının karesine bölünmesi ya da bu bölünmeden ortaya çıkan şeydir. Yine de kuantum fizik teorisinin temeline Belirsizlik İlkesini yerleştirmiş olan Werner Heisenberg tüm antik düşüncede bir tek Herakleitos’un haklı olduğunu düşünür. Çünkü sadece ve sadece enerjinin değişimi ve dönüşümü vardır. Moral için de kuşkusuz kimyasal bir uygulama ya da olay olarak yakma nesnenin, durmaksızın değişimine, gelip geçiciliğine vurgudur.”

    Selman Akıl’ın kaleme aldığı metinden alıntı.

    0
    0
    1970
  • 11-10-2023

    Çağan Irmak’ın edebiyata duyduğu gönül borcunu ödediği, altı öyküden oluşan Gözümden Deliler Taştı isimli ilk kitabı Doğan Kitap tarafından yayımlandı.

    Irmak; Gözümden Deliler Taştı’da filmlerinden de aşina olduğumuz sıra dışı, derinlikli karakterlerinin, Ege’nin bir kasabasındaki acı-tatlı yaşamlarını çok katmanlı, şiir gibi öykülerle anlatıyor. Bu öykülerle sahil kasabalarına, gülümseten gazinolara, hıncahınç doldurulan pazar plajlarına ve özlemle hatırlanan 70’lere ışınlanıyor okur. Gözümden Deliler Taştı’da Cıgaralı Naciye’nin sinema tutkusundan Haktan’ın sırlarla dolu hayatına; Hüsniye Hanım’ın sıkıntısından bir mevtanın dramına; Elektrikçi Kemal’in inadından Perizat’ın küskün kalbine ve bir çocuğun rengârenk hayal dünyasıyla tanışıyoruz.

    “Geceden hazırlanıp yoğrulmuş ekmek içi ve soğanı bol tutulmuş kıyması az köfteler yaz sıcağında daha fazla beklemesin diye öğlen olmadan mangala atılır, iyot kokusu kısa bir zaman sonra yerini et ve duman kokusuna bırakırdı. Aile babaları dışında kişi başına üçer taneden fazla düşmeyen assolist köfte, bol ekmekle katık edilir, doyurmayınca da harcıâlem domates ve yeşil biber yetişirdi imdada. Domatesin uvertür olduğu zamanlardı.”

    0
    0
    3356
  • 10-10-2023

    Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi’nin klasik müziğin güncel yorumcularını konuk ettiği Pera Klasikleri serisi 14 Ekim Cumartesi saat 19.30’da gerçekleşecek “Bülent Evcil ile Mozart Flütlü Kuartetler” başlıklı konser ile devam edecek.

    “Bülent Evcil ile Mozart Flütlü Kuartetler” başlıklı konserde, klasik dönemin en üretken bestecilerinden Mozart’ın flütlü kuartetleri müzikseverlerle buluşacak. Pera Klasikleri için bir araya gelen kuartette; flüt virtüözü Bülent Evcil, İDSO konzertmeisteri, BİFO ve Bosphorus Trio üyesi keman sanatçısı Özgecan Günöz, İDSO viyola grup şefi Özlem Sevil, CRR Senfoni Orkestrası viyolonsel grup şefi ve İDSO üyesi Rahşan Apay yer alıyor.

    ​Pera Müzesi Oryantalist Resim Koleksiyonu’ndan bir seçkiden oluşan “Kesişen Dünyalar: Elçiler ve Ressamlar” sergisinin yer aldığı salonda, 14 Ekim Cumartesi akşamı saat 19.30’da gerçekleşecek konser, dinleyicileri tarihi ve büyülü müze atmosferinde müzikal bir yolculuğa çıkaracak. Konser hakkında ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1253
DAHA FAZLA
Geldanlage