
Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi’nin klasik müziğin güncel yorumcularını konuk ettiği Pera Klasikleri serisi 14 Ekim Cumartesi saat 19.30’da gerçekleşecek “Bülent Evcil ile Mozart Flütlü Kuartetler” başlıklı konser ile devam edecek.
“Bülent Evcil ile Mozart Flütlü Kuartetler” başlıklı konserde, klasik dönemin en üretken bestecilerinden Mozart’ın flütlü kuartetleri müzikseverlerle buluşacak. Pera Klasikleri için bir araya gelen kuartette; flüt virtüözü Bülent Evcil, İDSO konzertmeisteri, BİFO ve Bosphorus Trio üyesi keman sanatçısı Özgecan Günöz, İDSO viyola grup şefi Özlem Sevil, CRR Senfoni Orkestrası viyolonsel grup şefi ve İDSO üyesi Rahşan Apay yer alıyor.
Pera Müzesi Oryantalist Resim Koleksiyonu’ndan bir seçkiden oluşan “Kesişen Dünyalar: Elçiler ve Ressamlar” sergisinin yer aldığı salonda, 14 Ekim Cumartesi akşamı saat 19.30’da gerçekleşecek konser, dinleyicileri tarihi ve büyülü müze atmosferinde müzikal bir yolculuğa çıkaracak. Konser hakkında ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Gülden Ataman, Rana Kelleci ve Ayşegül Yapar’ın eserlerinden oluşan “Bilmesen Ne Olur?” başlıklı grup sergisi, 9 Kasım tarihine kadar Kasa Galeri’de sanatseverlerle buluşuyor.
Gülden Ataman, Rana Kelleci ve Ayşegül Yapar’ın altı aylık birlikte düşünme ve üretme deneyinin çıktılarından oluşan “Bilmesen Ne Olur?” sergisi, bireysel ve toplumsal ölçekteki bilinmezliklerle baş etme yollarını araştıran video, yerleştirme, desen ve interaktif yerleştirme mecralarındaki çalışmaları bir araya getiriyor. İzleyicinin kendi bilinmezliklerine sorular yöneltmesine dair bir önerme taşan sergi, sanatçıların üretimleri uçucu, geçici, elle tutulamaz, kavranması zor, tesadüfi unsurlarla bilinmezin yarattığı kaygıyı sağaltıyor.
“Kendimizi sürekli yeni bilinmezliklerle karşı karşıya buluveriyoruz. Kişisel ölçekte geçmişlerimiz, gelecek hayallerimiz, çocukluğumuz, günlük duygu hâllerimiz, ruhsal açmazlarımız; daha geniş ölçekte toplumsal, ekonomik ve jeopolitik gelişmeler... Tüm bu bilinmezliklerin yükü, hızla ilerleyen zaman ile perçinleniyor hem geleceğe dair kaygılarımızı harlıyor hem de barındırdığı potansiyellerle merakımızı cezbediyor.
Çoğu zaman kapısını aralamaktan dahi korktuğumuz bilinmezlikler güvenli paylaşım alanları içinde ifade bulduğunda insanı eylemsiz bırakan ürkütücü gerçeklikler olmaktan çıkıyorlar. Sergi, bir aradalıktan beslenen, soru sormayı ve dinlemeyi merkeze alan bu paylaşım alanının tesis edildiği bir kolektif çalışmanın sonucu. Bu süreçte bilinmezin boyutlarını anlamak üzere sorulan onlarca soru süzülerek ‘Bilmesen Ne Olur?’ sorusunu ortaya çıkarıyor. Sergi bilinmezlikleri ivedilikle çözülmesi gereken sorunlar değil öğrenme fırsatları olarak gören bir bakış açısıyla izleyiciye de kendi bilinmezliklerine bakabilme cesareti sunabilmeyi arzuluyor.”
Künye:
1-2. “Bilmesen Ne Olur?” Sergisinden Görünüm
3. Eser detayı: Gülden Ataman, Suya tutunur, beklerim. (2023) interaktif yerleştirme
4. Eser detayı: Rana Kelleci, Başka hiç kimsenin yolu (2023) desen, 136x185 cm
5. Eser detayı: Ayşegül Yapar, Gerçekliğinden uzak (2023) plastik şişeler, silikon, 50x50x60 cm
İrlandalı yazar William Trevor’un ölümünden sonra yayımlanan ve daha önce gün yüzüne çıkmamış öykülerinden oluşan Son Öyküler adlı kitabı Püren Özgören’in çevirisiyle Yüz Kitap’tan çıktı.
Trevor, öykülerinde yalnızlığın ölümle bile sonlanmadığını hissettiriyor. Mutluluk hep kısa sürüyor çünkü kahramanların geçmişten taşıdığı hasarlar bir türlü tamir edilemiyor. Yine de insanlar bütün yılgınlıklarına karşın sonunda bir şekilde hayata tutunmayı başarıyor.
Bir piyano öğretmeni, öğrencisinin ufak tefek hırsızlıklarına çocuğun müzik yeteneği hatırına göz yumar. Bir seks işçisi hafıza kaybı olan bir tablo restoratörünün birikimlerini çalar. Engelli kuzeniyle birlikte yaşayan bir kadın, emekli maaşını almaya devam edebilmek için adamın ölümünü gizler. Bir öğretmen ile öğrencisi arasındaki yarım kalmış bağ, kızın yetişkinliğinde ilişkiye dönüşür. Bu öykülerde yarım yaşanmış hayatların pişmanlığı, tekdüze bir varoluşun yılgınlığı, içkin bir yalnızlığın getirdiği derin hüzün anlatılıyor.
İBB Miras’ın katkılarıyla şehre tekrar kazandırılan, İstiklal Caddesi’nin simge mekânlarından Beyoğlu Sineması, İBB Kültür tarafından hazırlanacak aylık programlarla sinemaseverlerle buluşacak.
Beyoğlu Sineması’nın ekim ayı programı kapsamında “Sinemanın Büyüsü”, “Sizin Seçtikleriniz”, “Ayın Yönetmeni”, “Çocuk Matinesi” ve “Salı Belgeseli” kuşaklarının yanı sıra söyleşiler, atölyeler ve stand up gösterileri de gerçekleştirilecek. İBB Kültür’ün hazırlayacağı ve her biri ücretsiz olacak Beyoğlu Sineması aylık programında salı günleri “Salı Belgeseli”, çarşamba günleri stand up gösterileri, perşembeleri “Sinemanın Büyüsü”, cuma günleri İstanbulluların İBB Kültür sosyal medya hesapları üzerinden ilettikleri tercihler doğrultusunda belirlenecek “Sizin Seçtikleriniz” kuşağı, pazar günleri ise “Çocuk Matinesi” yer alacak. Her aya özel, Türkiye Sinema tarihinde önemli bir yere sahip, topluma ve sanata bakış açılarıyla iz bırakmış yönetmenlerin ve filmlerinin söyleşilerle ve gösterimlerle ele alınacağı “Ayın Yönetmeni” kuşağı her cumartesi gerçekleştirilecek. Ekim ayında Metin Erksan ile başlayan “Ayın Yönetmeni” kuşağında Sevmek Zamanı, İntikam Meleği-Kadın Hamlet, Yılanların Öcü, Susuz Yaz ve Acı Hayat filmlerin gösteriminin yanı sıra yönetmenin sineması üzerine söyleşiler düzenlenecek. Ayrıca Beyoğlu Sineması’nda dört hafta sürecek atölyeler düzenlenecek. Ekim ayının atölyesi “Ayhan Sonyürek ile Senaryo” için kayıtlar İstanbul Senin uygulaması üzerinden yapılacak.
Yuichiro Kikuma’nın “Fleeting Shadows” başlıklı kişisel sergisi 11 Kasım’a kadar Martch Art Project’te sanatseverlerle buluşuyor.
Yuichiro Kikuma’nın Martch Art Project’te düzenlenen ikinci kişisel sergisi “Fleeting Shadows”, son dönemde oluşturduğu ağırlıklı olarak monokromatik renklere sahip organik formların, bulunmuş nesnelerin ve geometrik desenlerin hâkim olduğu koleksiyonunu gözler önüne seriyor. Yıllar boyunca doğa ve insan faaliyetinin altında yatan görünmez örüntüleri ve ritimleri yakalamak için resimsel olmayan yöntemlerle denemeler yapan Kikuma’nın yol kenarı bitkilerinin karmaşık formları ve çizgilerine olan hayranlığı, Traces of the Summer (2022) başlıklı bir dizi tablonun ortaya çıkmasına neden oldu. Bu işler aracılığıyla evcilleştirilmemiş bitki örtüsünün siyanotip benzeri silüetlerini sunuyor ve onların varlığının altında yatan canlı ama sakin nabzı ortaya çıkarıyor. Bu görüntüler, doğanın büyümesindeki tekrarı öneren bir şekilde, toplanmış bitkilerin bir kumaş üzerine yerleştirildiği ve üzerlerine mürekkep püskürtüldüğü fotoğrafik bir tutum ile oluşturuluyor.
Bu botanik keşiften ilham alan ve devam etmekte olan geometrik kompozisyonlar ise sanatçının Variations XII (2021-23) serisini oluşturuyor. Organik formların karmaşıklığına karşı, bu eserler basit unsurlar olan eşit bölünmüş çizgiler ve kademeli tonlarla oluşturulan görüntüleri keşfediyor. Kikuma’nın sıkça ilham aldığı müzik gibi, bu kompozisyonlar benzersiz ritimler üreten matematiksel desenlerden oluşuyor. Sergide aynı zamanda Variations IX (2019) adlı bir tomar tablo da yer alıyor. Bu tablo, mürekkep yüklü bir pülverizatör ile oluşturulmuş, mekanik olarak tekrarlanan bulanık işaretlerin görünürdeki bitimsiz desenini içeriyor. Bu eserde Kikuma, bir ressamın yalnızca bir görüntünün yaratıcısı olmaktan ziyade, onun oluşmasına rehberlik eden bir kolaylaştırıcısı olduğu rolünü keşfediyor.
Fotoğraf: Ömer Uğurluoğlu
Beyoğlu’ndaki İBB Sevgi Soysal Kütüphanesi, Sevgi Soysal’ın Yürümek adlı romanının fotoğraf ile yorumlandığı “Yürümek” başlıklı fotoğraf sergisine ev sahipliği yapıyor.
“Yürümek” sergisi Atölye 4’33 yürütücülüğünde ve Arzu Eke küratörlüğünde hazırlandı. Atölye 4’33 bu serginin yalnızca Yürümek romanının fotoğraf pratiği ile yorumlanması olarak düşünülmemesi gerektiğine, romanda anlatılanların heyecanını bugün de hissedileceğine inanıyor.
“ ‘Yürümek’ romanı her şeyden önce bir dönem Ankara romanı olarak yazılmasına rağmen, anlattığı konu itibarıyla güncelliğini hala korumaktadır. Farklı kuşaklardan Ankaralılar, aynı şehirde yaşadığı hissine onu okurken kapılabilir. Bu durumun Sevgi Soysal’ın hep kuşaklar üstü olmasından ve onun çağdaşlarının değil, bizim yaşıtımız hissini hep taze tutmasından kaynaklandığı düşünülebilir. Sevgi Soysal romanları ile hala Ankara sokaklarında yürünebilir ve Ankara’nın zamanın ruhu ile birlikte harmanlaması görülebilir. ‘Yürümek’ romanında Ela yürüyor, romanın sonunda ise düş ile gerçek arasında kaybolunuyor. Sevgi Soysal bunu yaparken de bir sinemacı gibi düşünüyor. Romandaki imge geçişlerini okurken tasvirlerin görüntü ve sesleri duyuluyor. Romanın en etkileyici yanlarından biri de bir Ankara kuşağının, çocukluktan başlayıp gençlikten yetişkinliğe dek olan gelişimini de anlatıyor olması. Bu anlatımda katmanlı, çok ince işlenmiş sınıfsal bir eleştiri var. Bununla birlikte roman, kadına ve erkeğe yüklenen öğretilmiş misyonlara, aralarındaki ilişki çeşitliliği ile farklı sınıfların bakış açılarına da tanık olmamızı sağlıyor. Bu bir yol yolculuğu aynı zamanda. Bunu çoklukla alaycı bir metafor renkliliği ile yapıyor olması, onu bizden biri olarak kabul etmemizi sağlıyor.”
“Yürümek” adlı fotoğraf sergisi 31 Aralık 2023 tarihine kadar, her gün 10.00-20.00 saatleri arasında ücretsiz olarak İBB Sevgi Soysal Kütüphanesi’nde görülebilir.
1. AYSE NUR TÜRK, 50x33 cm
2. HABİBE KOÇAN, 50X33
3. NEBİHE MISIR, 35X25 CM
4. SONER ABACI, 50X33 CM
Ahmet Hamdi Tanpınar’ın ölümsüz eseri Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nün tiyatro oyunu, bu hafta Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk’un The Guardian gazetesinde yayımlanan sanat önerilerinde yer aldı.
Serkan Keskin’in onlarca surete büründüğü tek kişilik performansıyla sahnelenen Saatleri Ayarlama Enstitüsü, geçtiğimiz sezondan itibaren kapalı gişe oynuyor. Tanpınar hayranı olan yazar Orhan Pamuk geçtiğimiz sezon izlediği oyuna The Guardian’da yayımlanan öneri listesinde yer verdi. Serdar Biliş’in uyarlayıp yönetmenliğini üstlendiği oyun, dev prodüksiyonu ve farklı tasarımıyla da ilgi çekiyor. Müziklerinde Tuluğ Tırpan imzası yer alan, tiyatro ve sinema arasında hibrit bir dünyanın tasarlandığı oyunun görüntü yönetmenliğini Ahmet Sesigürgil, sahne ve dekor tasarımını ise Gamze Kuş üstleniyor.
Saatler Kolektif’in yapımını üstlendiği Saatleri Ayarlama Enstitüsü, 7 Kasım ve 17 Aralık’ta Zorlu PSM’de sahnelenecek.
Artopol Gallery’nin “The Mirror” başlıklı grup sergisi 22 Ekim tarihine kadar sanatseverlerle buluşuyor.
Cömert Doğru, Çiğdem Akgün, Erdinç Babat, Hülya Sözer, Kaan Baltacı, Sayat Uşaklıgil, Stiliana Alexieva, Turgut Türker, Zeynep Akgün ve Zeynep Koçan’ın eserlerinin yer aldığı “The Mirror / Ayna” sadece bir resim-heykel sergisi değil; algının ve kendini keşfetmenin derinliklerine yapılan bir deneyim olarak izleyici karşısına çıkıyor. Tematik geçişkenliğe odaklanan seçki, gerçeküstü kompozisyonların ve hiperrealist betimlemelerin yanı sıra; mitolojik referansların modern üslupla sentezlenişine yer vererek, günümüzdeki epidemikleşmiş güzellik anlayışına “Ayna” tutuyor. Sanatın temelindeki güzelleştirme kavramı, bu eserlerin dinamizmini artırarak beden ile eserin birlikte oluşturduğu armoniyi çarpıcı bir şekilde sergiliyor. Güncel sanat ortamına “Ayna” tutan; farklı ekol, farklı disiplin ve farklı pratiklerden oluşan eserlerin ortak karakterlerini idealist yaklaşımla ve özgün kimlikle üretilen son dönem eserler olmaları oluşturuyor.
“The Mirror” başlıklı sergiyi 22 Ekim’e kadar Artopol Gallery’nin 42 Maslak’ta yer alan modern loft sergi mekânında ziyaret edebilirsiniz.
Fumiko Hayashi’nin modern Japon edebiyatının klasiklerinden biri olarak görülen ve ilk kez 1951 yılında yayımlanan romanı Savrulan Bulutlar, Sare Burcu Şen’in çevirisiyle Amorf Kitap’tan çıktı.
Japon yönetmen Mikio Naruse tarafından da filme çekilen bu romanda savrulan bulutlar gibi köksüz ve yalnız yürüyen iki serseri ruh yer alıyor. Hayashi, okura acı dolu bir aşkın ve bir kadının savaş sonrası Japonya'sının acımasız gerçekleriyle başa çıkma mücadelesini anlatıyor. Tutkulu, marazi bir ilişkiyi, ihtiraslı iki âşığın birbirini yok ederek, yoktan var ederek yaşadığı sıra dışı yasak aşkı konu alıyor.
Yukiko, Çinhindi'nde Japon bakanlığı için sekreter olarak çalışırken Tomioka ile tanışır ve ilişkileri başlar. Savaştan sonra Tomioka karısına döner ama Yukiko'dan kopamaz. Bu arada Yukiko, savaş sonrası kökten değişen Japonya'da yolunu bulmak zorundadır. Yukiko ve Tomioka'nın hayatları bir kez daha kesiştiğinde, tutku ve çaresizlik duygularıyla şekillenen bir yola girerler.
Puruli Kültür Sanat tarafından bu yıl on birinci kez gerçekleştirilecek Engelsiz Filmler Festivali, 20-26 Ekim tarihleri arasında Ankara’da, 4-5 Kasım’da Eskişehir’de, 14 filmin yer aldığı Kısa Film Yarışması ise 20-26 Ekim tarihleri arasında çevrim içi olarak gerçekleşecek.
Festivalin yeni bölümü Parmak İzi sinema tarihine iz bırakan sinemacıları sinemaseverlerle buluşturacak. İngiliz yönetmen Ken Loach’un bu yıl Cannes Film Festivali'nin ana yarışmasında dünya prömiyerini gerçekleştiren son filmi Umudunu Kaybetme / The Old Oak Ankara’da ilk kez izleyiciyle buluşurken, seçkideki diğer filmler Loach’un sinema dünyasına adını duyurduğu başyapıtlarından 1969 yapımı Kerkenez / Kes ve Yağan Taşlar / Raining Stones olacak.
Festival, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin kabulünün 75. yılına özel hayata geçirdiği İnsanlık Onuru bölümüyle insan hakları sorunlarına odaklanan bir film seçkisini izleyicilerle bir araya getirecek. Bölüm, adını bildirinin maddelerinde öne çıkan “insanlık onuru” teriminden alırken, her bir bireyin ekonomik, toplumsal ve kültürel alanlara eşit ve özgür erişim hakkına odaklanıyor. Nafiss Nia’nın yazıp yönettiği, bu yıl Uluslararası Rotterdam Film Festivali’nde dünya prömiyerini gerçekleştiren ilk uzun metrajlı filmi Öğleden Sonra (That Afternoon), Mélanie Trugeon imzalı belgesel Kubra (Kubra), Justine Martin'in yazıp yönettiği Vaha (Oasis) ve Meksikalı yönetmen Santiago Zermeño’nun belgeseli Sessizliği Gör (Regard Silence) filmleri gösterilecek. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin kabulünün 75. yılına özel olarak, İnsanlık Onuru Kısa Film Seçkisi’nin hemen ardından Selen Doğan (İletişimci ve Engelli Hakları Savunucusu), Gökçer Tahincioğlu (Gazeteci), Bülent Tekin’in (Türkiye Sağırlar Milli Federasyon Başkanı) katılacağı Herkes İçin İnsan Hakları isimli forum düzenlenecek. Forum’da, 75 yıl önce ilan edilen Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nden yola çıkarak, eşitliğe ve eşitsizliğe, adalete ve adaletsizliğe bugün nereden baktığımız konuşulacak.
Farklı kültür ve coğrafyalardan insan hikâyelerini konu edinen Kaleydoskop seçkisinde birçok festivalden ödül alan filmler izleyici karşısına çıkacak. Dünya sinemasının son dönemde öne çıkan yapımların gösterileceği bu bölümde; Kore-eda Hirokazu’nun 2023 Cannes Film Festivali'nden Kuir Palmiye ve En İyi Senaryo ödüllü yeni filmi Canavar - Monster Norveçli yönetmen Ole Giæver’ın birçok uluslararası festivalden ödülle dönen filmi Dereler Özgür Aksın - Let the River Flow Hollandalı yönetmen Aaron Rookus imzalı Hoşçakal Yabancı - Goodbye Stranger ve Kürt asıllı Alman yönetmen Ayşe Polat’ın 42. İstanbul Film Festivali’nden Altın Lale ödüllü filmi Kör Noktada - In the Blind Spot yer alıyor.
Festival, Çocuklar İçin bölümünde dört animasyon filmi çocuk izleyicilerle buluşturacak. Augusto Schillaci’nin yönettiği ve senaryosunu yazdığı Atlıkarınca (La Calesita), Madeleine Homan’ın yönettiği ve senaryosunu yazdığı Kürk (Fur), Britt Raes’in yönettiği ve senaryosunu yazdığı Luce ve Kaya (Luce and the Rock) Thorsten Drößler’in Manuel Schroeder ile birlikte yönettiği ve senaryosunu yazdığı Paolo’nun Mutluluğu (Paolo’s Happiness) filmlerinden her biri otizm spektrum bozukluğu yaşayan çocuk ve genç izleyicilerin de rahatça izleyebilmeleri için loş bir salonda ve yüksek olmayan ses seviyesinde (Otizm Dostu Gösterim) gösterilecek. Çocuklar İçin bölümü kapsamında çocukların kendi yarattıkları karakterler ve öykülerle, canlandırma film denemeleri yaptıkları bir atölye çalışması gerçekleştirilecek. 9-12 yaş grubundan sinema meraklılarını canlandırma sanatıyla tanıştıracak ve katılımcıların kendilerini ifade etmelerini sağlayacak atölye, canlandırma sanatçısı Deniz Öcal tarafından 24 Ekim Salı günü 1200-16.00 saatleri arasında Goethe-Institut Ankara’da düzenlenecek.
Sinemaya eşit koşullarda erişim sağlamak amacıyla düzenlenen Engelsiz Filmler Festivali’nin gösterimleri Ankara’da Paribu Cineverse ANKAmall ve Goethe Institut’te Eskişehir’de Cinema Pink Kanatlı AVM salonlarında izleyicilerle buluşacak. 14 filmin yer aldığı Kısa Film Yarışması ise www.muvi.com adresi üzerinden çevrim içi olarak izlenebilecek.
Engelsiz Filmler Festivali hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.