
Sinema Yazarları Derneği’nin (SİYAD) 56. Türkiye Sineması Ödülleri adayları açıklandı.
SİYAD ödülleri adayları, 2023 yılında sinemalarda gösterilen yerli yapımlar için 11 ayrı kategori altında, dernek üyelerinin oylarıyla belirlendi. Bu yıl Nuri Bilge Ceylan’ın Kuru Otlar Üstüne filmi 11 kategorinin tamamında adaylık alarak ödüllere damgasını vurdu. Özcan Alper imzalı Karanlık Gece on kategoride yılın en iyi beş yapımı arasına girerken, Zeki Demirkubuz’un Hayat’ı da dokuz kategoride on adaylık elde etti. Ayrıca Aniden ve Ela ile Hilmi ve Ali yedi dalda, Atatürk 1881-1919: 1. Film altı dalda, Kar ve Ayı üç dalda, Suna filmi ise bir kategoride aday oldu.
SİYAD üyeleri ayrıca, Dijital Platformlarda Gösterime Giren En İyi Yerli Film ödülü için aday olarak Ayna Ayna, Bursa Bülbülü, Çilingir Sofrası, LCV (Lütfen Cevap Veriniz) ve Sanki Her Şey Biraz Felaket filmlerini belirledi. SİYAD bünyesinde oluşturulan kurullar da çalışmalarını tamamlayarak Uzun Belgesel, Kısa Belgesel, Kısa Film ve Giovanni Scognamillo Fantastik Film Ödülü adaylarını açıkladı. Ödüller, 4 Mart’ta düzenlenecek törende sahiplerini bulacak.
56. SİYAD Türkiye Sineması Ödülleri Adayları:
En İyi Film
Aniden
Ela ile Hilmi ve Ali
Hayat
Karanlık Gece
Kuru Otlar Üstüne
En İyi Yönetmen
Melisa Önel (Aniden)
Zeki Demirkubuz (Hayat)
Özcan Alper (Karanlık Gece)
Selcen Ergun (Kar ve Ayı)
Nuri Bilge Ceylan (Kuru Otlar Üstüne)
En İyi Senaryo
Melisa Önel / Feride Çiçekoğlu (Aniden)
Ziya Demirel /Nazlı Elif Durlu (Ela ile Hilmi ve Ali)
Zeki Demirkubuz (Hayat)
Özcan Alper/ Murat Uyurkulak (Karanlık Gece)
Nuri Bilge Ceylan/ Ebru Ceylan / Akın Aksu (Kuru Otlar Üstüne)
En İyi Kadın Oyuncu Performansı
Defne Kayalar (Aniden)
Ece Yüksel (Ela ile Hilmi ve Ali)
Miray Daner (Hayat)
Merve Dizdar (Kuru Otlar Üstüne)
Nurcan Eren (Suna)
En İyi Erkek Oyuncu Performansı
Aras Bulut İynemli (Atatürk 1881-1919: 1. Film)
Serkan Keskin (Ela ile Hilmi ve Ali)
Burak Dakak (Hayat)
Berkay Ateş (Karanlık Gece)
Deniz Celiloğlu (Kuru Otlar Üstüne)
Yardımcı Rolde En İyi Kadın Oyuncu Performansı
Songül Öden (Atatürk 1881-1919: 1. Film)
Melis Birkan (Hayat)
Pınar Deniz (Karanlık Gece)
Asiye Dinçsoy (Kar ve Ayı)
Ece Bağcı (Kuru Otlar Üstüne)
Yardımcı Rolde En İyi Erkek Oyuncu Performansı
Denizhan Akbaba (Ela ile Hilmi ve Ali)
Cem Davran (Hayat)
Osman Alkaş (Hayat)
Cem Yiğit Üzümoğlu (Karanlık Gece)
Musab Ekici (Kuru Otlar Üstüne)
En İyi Görüntü Yönetmeni
Meryem Yavuz (Aniden)
Torben Forsberg (Atatürk 1881-1919:1.Film)
Yunus Roy Imer (Karanlık Gece)
Florent Herry (Kar ve Ayı)
Cevahir Şahin-Kürşat Üresin (Kuru Otlar Üstüne)
En İyi Müzik
Branislav Jovančević (Aniden)
Batu Şener (Atatürk 1881-1919: 1.Film)
Okan Kaya (Ela ile Hilmi ve Ali)
Cansun Küçüktürk (Karanlık Gece)
Philip Timofeyev (Kuru Otlar Üstüne)
En İyi Kurgu
Zeki Öztürk / Ruşen Dağhan (Atatürk 1881-1919: 1.Film)
Selda Taşkın/ Henrique Cartaxo (Ela ile Hilmi ve Ali)
Zeki Demirkubuz (Hayat)
Osman Bayraktaroğlu / Umut Sakallıoğlu (Karanlık Gece)
Oğuz Atabaş/ Nuri Bilge Ceylan (Kuru Otlar Üstüne)
En İyi Sanat Yönetmeni
Natali Yeres (Aniden)
Osman Çankırılı (Atatürk 1881-1919: 1.Film)
Sinem Şan (Hayat)
Elif Taşçıoğlu / Elif Öner Rosenberg (Karanlık Gece)
Meral Aktan (Kuru Otlar Üstüne)
Dijital Platformlarda Gösterime Giren En İyi Yerli Film
Ayna Ayna (Belmin Söylemez)
Bursa Bülbülü (Hakan Algül)
Çilingir Sofrası (Ali Kemal Güven)
LCV (Lütfen Cevap Veriniz) (İsmet Kurtuluş / Kaan Arıcı)
Sanki Her Şey Biraz Felaket (Umut Subaşı)
Uzun Metraj Belgesel
Kavur (Fırat Özeler)
Mavi Kimlik (Burcu Melekoğlu / Vuslat Karan)
Rodakis’i Ararken (Kerem Soyyılmaz)
Tavuri (Derviş Zaim)
Ulysses Çevirmek (Aylin Kuryel /Fırat Yücel)
Kısa Metraj Belgesel
8 Mart 2020 Bir Günce (Fırat Yücel)
Cevizin Altında (Begüm Aksoy)
Dinamo Mesken (Ahmet Karanfil / Yusuf Anavatan)
Sandes (Berkay Özdinç)
Yüzler (Zeynep Demirhan)
Kısa Film
Avrupa Fatihi (Onur Yağız)
Ben, Sen, O Biz, Siz, Onlar (Sevin Yaman)
Onun Kalesinde (Yasemin Demirci)
Şiir Yaz (Suhan Sürmeli)
Tarihte Yaşanmamış Olaylar (Ramazan Kılıç)
Giovanni Scognamillo Fantastik Film Ödülü
Aç Karnına Çıkmayalım (Yiğit Hepsev)
Burası Size Göre Değil (Ceyda Aşar)
Kadıköy'ün En İyi Falcısı (Emine Yıldırım)
Mitat (Süleyman Arda Eminçe)
Peki Ben Neden Hala Buradayım (Çağıl Saydam)
Gama Gallery, yapay zekâ çağında fotoğrafın evrimini yansıtan “A(m) I ART(ificial)” başlıklı sergiyi, 2 Mart tarihlerine kadar 42 Maslak’ta sanatseverlerle buluşturuyor.
Can Sarıçoban’ın küratörlüğünü üstlendiği “A(m) I ART(ificial)” sergisi, yapay zekânın fotoğraf sanatı üzerindeki evrimini araştırarak teknoloji ve sanatın iç içe geçişini etkileyici bir sunumla izleyiciye sunuyor. Sergide; Gültekin Çizgen, Ali Kabaş, İzzet Keribar, Ceylan Atuk, Mustafa Kemal Kayış ve Can Sarıçoban’ın yapay zekâ araçlarıyla yaratılan ve yeni bir sanatsal dil oluşturan eserleri, ilk kez izleyici karşısına çıkıyor. “A(m) I ART(ificial)” sergisi, teknolojinin sanatı nasıl dönüştürebileceğini ve insan yaratıcılığının yapay zekâ ile nasıl yeni ve beklenmedik şekiller alabileceğini ortaya koyuyor. Sergi, estetik ve düşünsel bir deneyim sunmayı hedeflerken, aynı zamanda ziyaretçileri, yapay zekâ ve sanatın iç içe geçtiği çağdaş dünyamızda gerçeklik ile yaratıcılığın ne anlama geldiğini sorgulamaya davet ediyor.
Serginin yaklaşık altı ay süren içerik çalışmaları, Can Sarıçoban tarafından gerçekleştirildi. Sanatçının onuncu serisinin yer aldığı sergide, fotoğraflardan yapay zekâ araçları kullanarak türettiği birçok yeni eseri yer alıyor.
Sergi açılışında Levent Erden ve sanatçılar, yapay zekâ ve fotoğrafın evrimi, sanatın dünü ve yarını üzerine konuştu; 15 Şubat’ta ise sanatçıların yanı sıra Süreyya Su, Zeynep Sandalcı ve Aslı Uçmak gibi konuşmacılar, yapay zekâ ve sanatın geleceğini ele alacaklar. Bu konuşmalar, katılımcılara sanatın evrimi üzerine derinlemesine bir perspektif sunacak.
Nuri Akbayar’ın yayına hazırladığı, “Çaylak” Mehmet Tevfik’in 19. yüzyılın geleneklerini, âdetlerini, gündelik hayatının yaşayan bir envanterini çıkardığı İstanbul’da Bir Sene, Telemak Kitap’tan çıktı.
Sözlü halk kültürünü, gündelik dili ve bunun örneklerini kaleme almasıyla tanınan “Çaylak” Mehmet Tevfik (1843-1893), yaşadığı dönemin fıkralarını, eskinin lâtife ve nüktelerini derleyerek yarattığı sayısız metinle folklorumuz için özel bir arşiv teşkil eder. Çaylakçı, modernitenin beğenileri nasıl dönüştürdüğünün, yaşanan hızlı Batılılaşmanın eskiyi nasıl süratle unutturup tanınmaz hâle getirdiğinin farkındadır.
İstanbul’da Bir Sene’de Mehmed Tevfik’in ancak beş faslını –Tandırbaşı, Helva Sohbeti, Kağıthane, Ramazan Geceleri, Meyhane ve İstanbul Akşamcıları– yayımlayabildiği çalışması Nuri Akbayar’ın editörlüğünde, özgün dilinde, özgün taşbaskı resimleri eşliğinde sunuluyor okura.
Halk ozanı ve efsane kahraman Köroğlu’nun hikâyesini anlatan, İBB Kültür’ün desteğiyle hayata geçirilen Köroğlu balesi, 11 Şubat’ta Cemal Reşit Rey (CRR) Konser Salonu’nda prömiyerini yaptı.
Projesini Erhan Güzel’in, koreografisini Erhan Güzel ve Gökçe Sönmemiş’in üstlendiği Köroğlu balesi, prömiyerinin ardından nisan ayı sonuna kadar, dokuz gösterimle, İstanbul’da izleyicilerle buluşacak. Bale, 18 Şubat’ta İBB Prof. Dr. Adem Baştürk Kültür Merkezi’nde matine ve suare olarak, 25 Şubat’ta İBB Bülent Ecevit Kültür Merkezi’nde, 3 Mart’ta İBB Yenibosna Dr. Enver Ören Kültür Merkezi’nde matine ve suare olarak, 10 Mart ve 7 Nisan’da ise CRR Konser Salonu’nda matine ve suare olmak üzere toplam dokuz gösterimle sahnelenecek. İBB’nin Köroğlu’nun hikâyesini gelecek nesillere aktararak, sanatın ve kültürün gelişimine katkıda bulunmayı hedeflediği Köroğlu balesi, Köroğlu destanının modern bir yorumunu sunarak, Türk kültürü ve tarihini dansın evrensel dili aracılığıyla anlatmaya odaklanıyor. Köroğlu rolünde Mehmet Nuri Arkan, Telli Nigâr rolünde Deniz Kılınç Tunçeli, Kurt Ali rolünde Erhan Güzel, Bolu Beyi rolünde Yücel Emre Kaynarsu’nun yer aldığı Köroğlu balesinde ayrıca; Bahadır Ovacıklı, Berkay Saraçoğlu, Mustafa Çağatay Özmen, Olcay Tunçeli, Ece Süzgen, Ege Timoçin, Elenay Bacı, Eyşan Duru Uztürk, İlayda Ulaş, Nehir Taşçı, Sena Önel, Zeynep Melek Yaşar, Zeynep Sude Taşdelen, Agit İşcan, Civan Kutluay, Efe Pişkin, Murat Gazi Öztekin, Necmettin Efe Tezel ve Serkan Öztürk rol alıyor. Müziklerini Ceren Türkmenoğlu'nun bestelediği, orkestra şefliğini Erberk Eryılmaz'ın yaptığı projede, kostüm tasarımını Barbaros Şansal, ışık tasarımını Gökçe Sönmemiş, sahne tasarımını Coşku Türkel ve medya tasarımını Dilan Bozyel ve Ecem Ulubaş üstleniyor. Eser sorumlusu ise Bahadır Ovacıklı.
Köroğlu balesinin kültür merkezlerindeki gösterimlerine ait ücretsiz biletler İstanbul Senin uygulamasından, CRR Konser Salonu’ndaki gösterimlerinin biletlerini ise Biletix’ten satın alabilirsiniz.
Çizer ve ressam Selçuk Demirel’in “Yerle Gök Arasında” başlıklı kişisel sergisi, 16 Şubat-9 Nisan arasında Institut français İstanbul sergi salonunda, 4-26 Mayıs tarihleri arasında ise Ankara’da Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde sanatseverlerle buluşacak.
Institut français Türkiye, çağımızın önemli meseleleri üzerine tartışmayı teşvik eden Fikirler Gecesi’nin dokuzuncu edisyonu kapsamında Selçuk Demirel’in sergisine yer veriyor. “Yerle Gök Arasında” başlıklı sergi, izleyicileri Selçuk Demirel’in dünyasını keşfetmeye ve insan ve çevresi arasındaki ilişki üzerine düşünmeye davet ediyor. Sergide yer alan angaje olduğu kadar şiirsel de olan çizimlerin merkezinde, çağımızın en önemli sorunlarından biri olan iklim değişikliği bulunuyor. Sergi, gezegenimizin kırılgan güzelliğini vurguluyor ve çevresel zorluklara ilişkin farkındalığı artırıyor. Her bir çizim, ekosistemlerin çeşitliliğini, türlerin kırılganlığını ve ortak varlığımızı şekillendiren hassas bağlantıları ortaya koyan bir dengeyi temsil ediyor. Mizah duygusunu da elden bırakmayan sanatçı, izleyiciyi harekete geçmeye çağırıyor.
İllüstratör Mike Lowery’nin çocuklar için hazırladığı uzay, astronomi ve evren hakkında ilginç bilgilerle dolu kitabı Uzay ve Astronomi Hakkında Muhteşem Ötesi Bilgiler, Şafak Kılıç’ın çevirisiyle İthaki Çocuk’tan çıktı.
Bu kitapta “Uzay hakkında olağanüstü gerçekler”, “Aşırı havalı gök bilimine derin bir bakış”, “Şahane uzay şakaları”, “Uzayla ilgili şeyleri çizme rehberi”, “Gezegenler, süpernovalar, uzay yolculuğu ve uzaylılar hakkında ilginç bilgiler ve çok daha fazlası!” yer alıyor.
Dikkat: Bu kitabın içinde patlayan yıldızlar ve bu Dünya’dan olamayacak kadar harika gerçekler var.
İKSV’nin performans mekânı Salon İKSV’nin düzenlediği, bu sene Bonus Parkorman’da 29-30 Haziran’da gerçekleşecek +1 Sunar: Gezgin Salon Festivali’nden ilk isimler açıklandı.
Salon İKSV’nin iyi müziği yeşillikler içinde izleyicileriyle buluşturduğu +1 Sunar: Gezgin Salon Festivali’nde 29 Haziran Cumartesi günü Stavroz, 30 Haziran Pazar günü ise Parcels ve La Femme müzikseverlerle buluşacak. Avantajlı dönem festival biletleri, 13 Şubat Salı İKSV Lale Kart üyeleri için başlayacak öncelikli satış döneminin ardından 14 Şubat Çarşamba günü Passo’da genel satışa çıkacak.
İlk albümünü 2018’de çıkaran Parcels, geçtiğimiz yıl Los Angeles’taki Hollywood Bowl ve New York Central Park’taki SummerStage de dahil olmak üzere dünyanın dört bir yanında kapalı gişe çaldı, bu en kapsamlı turları Daft Punk kıyaslamalarını da beraberinde getirdi. Funk ağırlıklı dönemlerini yavaşça geride bırakan Parcels, ilkini David Bowie’nin Berlin günlerine damgasını vuran Hansa Studios’ta kaydettikleri canlı disko kayıtlarına Paris’te, Le Palace’ta kaydettikleri Live Vol. 2 ile devam ediyor.
Son 13 yıl içinde yayımladıkları beş albümle büyüyerek Fransa’nın en havalı, en şaşırtıcı, en “rock and roll” gruplarından biri olan La Femme, Bonus Parkorman’da binlerce müzikseverle buluşmak için yeniden İstanbul’a geliyor. 2013’teki ilk albümleri Psycho Tropical Berlin, Fransa’nın Grammy’leri olarak bilinen Victoires de la Musique’te altın plak ve Yılın Albüm Keşfi ödülünü aldı.
Canlı setleriyle sahneye, mekâna, seyirciye özel, tekrarı olmayan deneyimler sunan bir dörtlü Stavroz, elektronik müzikteki yenilmezliklerinin ilk kanıtı olan The Ginning’den geçen yıl çıkardıkları Kick Up The Dust’a giden yolda pek çok kez ödül aldı; Kindisch, Bedrock ve kendi kurdukları Moodfamily plak şirketleri için parçalar kaydetti. Spotify’da yarım milyondan fazla aylık dinleyicileri, uluslararası festivallerdeki performansları, Stavroz, zaman içinde kendini kanıtladı.
1. Fotoğraf: Sypros Rennt
2. Fotoğraf: JD Fanello
Akbank Sanat, Açık Diyalog İstanbul iş birliği ile Türkiye’de çağdaş sanatı destekleyen “Çağdaş Sanat ve Küratörlük” seminer programının ikinci dönemi kapsamında düzenlenen “Niyetler 2” sergisi 9 Mart’a kadar sanatseverlerle buluşuyor.
“Niyetler 2” başlıklı sergi, uygulamacı ve araştırma odaklı bir yaklaşımla geliştirilen 14 sergi projesini bir araya getirerek izleyicilere çağdaş sanatın derinliklerini keşfetmeye davet ediyor. Açık Diyalog İstanbul ve Akbank Sanat iş birliği ile bu sene beşincisi gerçekleştirilecek “Çağdaş Sanat ve Küratörlük” Seminer Programı’nın ikinci dönem mezunlarının sergisi Akbank Sanat’ta izleyici karşısına çıkıyor. Katılımcı küratör adaylarının, insanın kendi varoluşu ve yaşamı üzerine düşünmeye ve sorgulamaya yönlendiren niyetleriyle oluşturdukları projeleri sergileyen “Niyetler 2” sergisinde yer alan eserler, aynı mekân için tasarlanmış olmalarına rağmen yaşama farklı açılardan bakan projeleri bir araya getirerek izleyicilere benzersiz bir deneyim sunuyor.
Sergi, farklı konseptlerle geliştirilen eser seçkilerini bir arada sergileyerek yeni bağlamsal ilişkiler yaratması niyetiyle gerçekleştiriliyor. İnsan varoluşuna dair çeşitli perspektifleri bir araya getirerek izleyicilere sayısız dünya görüşü sunma potansiyeli taşıyor. Akbank Sanat, bu sergi ile sanatseverlere çağdaş sanatın güçlü ve çeşitli ifadesini keşfetme fırsatı sunarken, genç küratör adaylarının vizyonlarına da vurgu yapmayı amaçlıyor.
Künye:
Niyetler 2 “Çağdaş Sanat ve Küratörlük” Seminer Programı Bitirme Projeleri
Proje Danışmanları ve Küratörler: T. Melih Görgün, Mahir Namur
Program Direktörü: Billur Tansel
Katılımcılar: Canberk Akçal, Oya Aşan Yüksel, Gamze Baktır, Ecem Naz Çakır, İlke Çolak, Burçak Fakıoğlu Yakıcı, Tülay Haspulat, İdil Kemaloğlu, Egenur Öztelli, Arzu Sancar, Özüm Ezgi Satılmış, Mine Söyler, Tuba Terhan, Melike Yürekli
Ömer Erdem’in Sezai Karakoç ile anılarını, onun şahsiyeti üzerine gözlemlerini ve şiiri hakkındaki değerlendirmelerini iç içe geçirerek katmanlı olarak okura sunduğu Günler Çözüldükçe - Sezai Karakoç’a Doğru, Everest Yayınları’ndan çıktı.
Erdem, geçmiş günlerinin en vazgeçilmez ve etkili şahsiyeti olarak nitelendirdiği Sezai Karakoç’un yanında geçen günlerini birer birer çözüyor, çözümlüyor.
“Günler Çözüldükçe, açıktan ve açıkça Sezai Karakoç’u Türk şiirinin yaratıcı bağlamı içinde ve modernizmin imkanlarını kullanarak, yüceltme veya hüküm verme amacı taşımadan insan oluşumuzun ve bir hayatın içinden safça geçişimizin içinden görmektir. Bir biyografi olmadığı gibi yazanın hatıralarının bir kısmı da değildir yazdığım. Anekdotlar, konuyu açmak ve genişletmek için seçilmiştir. Pek çok deftere yayılmış, dağınık Karakoç günlükleri belki bir gün gün yüzüne çıkar. Her cümlesi duyularak, düşünülerek yazılmıştır. Öze yaklaşıp zamana kristalize olmuş yorumlar bırakabilmişse aydınlığa bir adım daha varılmış sayılır.”
MAJİ Art Gallery, Pınar Tınç’ın “Je t’aime” başlıklı kişisel sergisini 28 Şubat’a kadar sanatseverlerle buluşturacak.
“Pınar Tınç, ‘Bu eserleri yaratırken çocukluğuma döndüm ve Bozcaada’nın mor-mavi renkli bahar dallarından, anemon kokulu tepelerinden, bahar esintili renklerinden ilham aldım’ diyor. ‘Resim benim için Bozcaada’nın poyrazı gibidir. Ruhuma ruhuma esmesi, beni alıp götürmesi gerekir uzaklara...’ diyen ressam Pınar Tınç, eserlerinde kızı ve oğlunun büyüme korkusunu kendisiyle özdeşleştirip şu sözlerle betimliyor: ‘İstemiyorsun açmak gözlerini ve gömülmek keşmekeşin içine. Biliyorum çünkü ben de istemedim. Ben de seçmedim büyümeyi. Gömülmeyi keşmekeşin içine. Ama herkes gibi ben de göremedim rüyalarına sarıldığım her karanlığın ardından, geride bıraktığım çocukluğumu.’ Ruhsal arka planında gerçekten özgün bir kişilik Tınç. Doğayı masumiyet kavramıyla eşleştiriyor, korkuyu büyüme (geçip gitme), kadın kavramı dişi doğurganlık, çocuklar saflık ile karşılanıyor. Pınar Tınç resimleri ressamın ‘İçinde yaşadığı dünya’. Rüya kavramından, olgusundan yola çıkıyor. Onun resimleri adeta rüyalar âlemi. Rengarenk, dehlizli, sofistike, çok katmanlı, dopdolu, sakin ama öykücü. Derin bir de. Bu derin hikâyelerde çocuklar, kadınlar, bitkiler, hayvanlar, kısacası doğa hep birlikte. En çok da masalsı bir formda. Işıklarla gölgeler arasından süzülen masallar göklerde duyuluyor sanki. İyi bir ruh hali var ressamın, bize de yansıyor. Dış dünyanın aynılığı kendi içinde eriyor. Ressam sanki tekrar tekrar çocukluğuna dönüyor. ‘Bir kadının mutlu hazları, anılar, hayal meyal masumiyetin görüntüleri, kuşların, otların, bağların arasında kendimi kaybettiğim zamanların tatlılığı... Resimlerime yansıyan bu masumiyet ve tatlı sükûn... İç dünyamı besleyen bu hatıralar bana ilham oluyor’ diyor Pınar Tınç.”
Adres: Valikonağı Cd. Sinoplu Şht. Cemal Sk. No:4/B Teşvikiye / İstanbul