GÜNDEM
  • 07-05-2024

    Türk sinemasında kendine özgü bir yere sahip olan yönetmen Erden Kıral’ın anılarından oluşan kitabı Aynadan Yansıyan Hatıralar – Benim Güzel Günlüğüm, Yapı Kredi Yayınları’ndan çıktı.

    Hakkâri’de Bir MevsimBereketli Topraklar ÜzerindeYolda gibi ödüllü filmlerin yönetmeni Kıral’ın kaleme aldığı anılarında Yılmaz Güney’le çalkantılı ilişkisinden Sıkıyönetim zamanlarında film çekmenin zorluklarına, Gérard Depardieu ile yapacağı sinema çalışmasından yurt dışında yaşadığı ilginç olaylara varıncaya dek, zor ama dolu dolu geçen yıllar yer alıyor.

    “Dünyanın da ülkenin de bir dönüşüm geçirdiği, siyasi çalkantıların sokağa indiği, devrim beklentilerinin yükseldiği, entelektüellerin ve sanatçıların fikir lideri olduğu bir dönemin izdüşümü…

    Erden Kıral’ın Aynadan Yansıyan Hatıralar’ında bunların hepsi var. Ayna tuttuğu her şey, her yer ve herkes ‘Benim Güzel Günlüğüm’ diye adlandırdığı bu anı kitabının parçası oldu.” – Alin Taşçıyan (Sinema Yazarı)

    0
    0
    1093
  • 07-05-2024

    Davulun fenomeni olarak bilinen büyük usta Dave Weckl, bas gitarist Tom Kennedy ile beraber çıktığı turne kapsamında, Epifoni organizasyonuyla %100 Müzik katkılarıyla 22 Ekim Salı gecesi Blind’da müzikseverlerle buluşacak. Konserde Dave Weckl & Tom Kennedy Project, saksafonda Eric Marienthal ve klavyede Stu Mindeman ile beraber dinleyicilerin karşısına çıkacak.

    35 yılı aşkın bir süredir hayranları, meslektaşları ve uluslararası müzik camiası arasında yaşayan en iyi davulculardan biri olarak bilinen Dave Weckl; müziğe, müzik eğitimine ve davulcuların kullandığı ekipmanlara büyük katkıda bulundu. Modern Drummer dergisi Weckl’i 2000 yılında Hall of Fame’e dahil etti ve “tüm zamanların en iyi 25 davulcusundan biri” olarak seçildi.

    Dünyanın en iyi akustik ve elektrik basçılarından biri olarak gösterilen Tom Kennedy, önde gelen çağdaş oyuncularla performanslar ve kayıtlar yaptı. Tom Kennedy’nin müzikal kökleri, dokuz yaşında çalmaya başladığı ve birkaç yıl içinde Freddie Hubbard, James Moody, Nat Adderly, Sonny Stitt ve Stan Kenton gibi uluslararası üne sahip müzisyenlerle sahne almasını sağlayacak kadar doğal bir enstrüman olan akustik basa dayanıyor.

    Dave Weckl & Tom Kennedy Project feat Eric Marienthal & Stu Mindeman
    Dave Weckl, davul 
    Tom Kennedy, elektrik bas gitar 
    Eric Marienthal, saksafon
    Stu Mindeman, klavye

    ​22 Ekim Salı gecesi Blind’da gerçekleşecek Dave Weckl & Tom Kennedy Project konserinin biletlerine Biletinial ve Biletix üzerinden ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1438
  • 07-05-2024

    Ankara’nın bağımsız sergi ve paylaşım platformu NUE, “displacement II” başlıklı karma sergiyi 25 Mayıs’a kadar sanatseverlerle buluşturuyor.

    Tekirdağ’ın ilk bağımsız sanat mekânı Odd Art Space’in sanatçı seçkisinden oluşan sergi, yer değiştirme, yerini alma, yerinden etme ve yerinden çıkarma gibi birbirine yakın anlamları karşılayan “displacement” kavramına odaklanıyor. Ayça Ay, Furkan Öztekin, Kaan Sarı ve Kardelen Semerci’nin farklı tekniklerdeki son dönem üretimlerinin yer aldığı “displacement II”, “Çok katmanlı olarak düşünebileceğimiz bir kavram olan yer değiştirme, gündelik hayatımızda nerede konumlanıyor?” ve “Genellikle fiziksel bir eylem olan yer değiştirme, zihinsel bir ölçekte düşünülebilir mi?” sorularını izleyiciye yöneltiyor.

    ​Ayça Ay, son dönem eserlerinde ağırlıklı olarak koyu gölgelerin hâkim olduğu görsel araştırmalara odaklanıyor. Sergide yer alan, video ve enstalasyon çalışmasında içinde yaşadığı coğrafyada gerçekleşen, bir süredir tanıklık ettiği doğa değişimlerini odağına alıyor. İzleyiciyi; geçmiş, gelecek ve şimdi ekseninde bir yolculuğa çıkarıyor. Furkan Öztekin, sergide yer alan serisinde 2021 yılında vefat eden sanatçı ve aktivist Ceyhan Fırat’ın İsviçre Lozan’da bulunan balkon manzarasını yeniden yorumluyor. Perspektifle her daim temas hâlinde olan ufuk çizgisini, onun hizadan kaçan arşiviyle düşünüyor. Her bir çizgi, yeni ve sürekli değişim hâlinde olan bir şehir siluetini temsil ediyor. Kaan Sarı, ağırlıklı olarak sürrealist ve neo-ekspresyonist etkiye sahip eserlerinde izleyiciyi yepyeni bir dünyanın içine doğru sürüklüyor. “displacement II” sergisinde yer alan serisinde, yer değiştirme kavramını rüya ve gerçeklik arasında konumlandırıyor. Bu durumu, gündelik hayatta edindiği deneyimlerle ilişkilendiriyor. Kardelen Semerci, üç boyutlu yerleştirmesinde “yolunu kaybeden rüzgarlar nereye giderler?” sorusuna yanıt arıyor. Yer değiştirme ve yerinden edilme kavramlarını rüzgâr metaforu üzerinden ele alırken, izleyiciye farklı bakış açıları sunuyor. Yer değiştirmenin, bir yeri fiziksel olarak terk etmekten daha fazlasını ifade ettiğini hatırlatıyor.

    0
    0
    1047
  • 07-05-2024

    Sharjah Film Platformu’nun yurt dışı etkinlikleri kapsamında, Orta Doğu ve Kuzey Afrika asıllı kadın yönetmenlerin filmlerinden oluşan “İki Arada” adlı program 9 –19 Mayıs tarihleri arasında İstanbul Modern Sinema’da gösterilecek.

    İstanbul Modern Sinema’nın Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki Sharjah Art Foundation ile ortaklaşa gerçekleştirdiği "Sharjah Film Platformu Ötesi" adlı etkinlikler serisi İstanbul’da devam ediyor. Türk Tuborg A.Ş.’nin katkılarıyla, iki sanat kurumunun ortaklaşa hazırladığı projeyle ilgili bilgi veren İstanbul Modern Film Küratörü Müge Turan, “2021 yılında Türkiye’den beş kadın sinemacıyı ve filmlerini, Sharjah’ta izleyicilerle buluşturmuştuk. Bu kez Orta Doğu ve Kuzey Afrika asıllı kadın yönetmenlerin geçtiğimiz yıla damgasını vuran filmlerini İstanbul Modern’de izleyicilerle buluşturacağız. Altısı Türkiye'de ilk kez gösterilecek olan ve çoğunlukla belgesellerden oluşan seçki, kadın olma hallerine, kadının toplumsal ve kültürel rollerine odaklanıyor” dedi.

    Dokuz filmden oluşan seçkide Malezya’nın Oscar adayı Kaplan Desenleri, Fas asıllı yönetmen Sofia Alaoui’den bir bilimkurgu örneği olan Aramızdalar ve annesinin İran’daki geçmişini ortaya çıkarmak isteyen Amerikalı bir yönetmenin hikâyesi Canım Benim dikkat çekiyor.

    9 – 19 Mayıs tarihleri arasında İstanbul Modern Sinema’da gerçekleşecek “İki Arada” adlı program hakkında ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1014
  • 06-05-2024

    Cem Demirer’in bu yıl 14-25 Mayıs tarihleri arasında gerçekleşecek 77. Cannes Film Festivali’nin Semainde de la Critique bölümüne seçilen kısa filmi Noksan’ın fragmanı yayımlandı.

    İlk uzun metrajlı filmi Mendirek ile dünya prömiyerini Atlanta Film Festivali’nde gerçekleştiren ve ardından 29. Adana Film Festivali’nden iki ödülle ayrılan yönetmen Cem Demirer’in yapımcılığını Berfin Demirat ile birlikte gerçekleştirdiği kısa filmi Noksan, festivalin Semainde de la Critique bölümünde 20 Mayıs’ta izleyici karşısına çıkacak. Lunaparkta çalışırken yaşadığı içsel bunalımla birlikte farklı insan ve varlıklarla etkileşime giren ana karakteri Mert’in anlam arama çabasını izleyiciye sunan filmde Demirer kameranın ve sinemanın tüm olanaklarını zorlayarak deneysel bir performansa imza atıyor. Mert karakteriyle başrolde olan Haydar Şahin’e, Şencan Aslan, Barış Yılmaz Gündüz, Aydın Erek ve Alev Karaçam’ın eşlik ettiği Noksan bu yılki festival programında Türkiye’yi temsil edecek tek yerli yapım olma özelliğini taşıyor. 

    Bu sene 11 uzun ile 13 kısa filmin seçildiği ve Fransız Eleştirmenler Sendikası tarafından yeni yeteneklerin ödüllendirilmesi için 1962’den beri aralıksız gerçekleştirilen Semainde de la Critique seçkisinde önceki yıllarda Ken Loach, François Ozon, Wong Kar Wai gibi isimler yer aldı.

    Cem Demirer’in kısa filmi Noksan’ın fragmanını buradan izleyebilirsiniz.

    Ekip Listesi:
    Yönetmen, Senarist: Cem Demirer
    Yapımcı: Cem Demirer, Berfin Demirat
    Oyuncular: Haydar Şahin, Şencan Aslan, Barış Yılmaz Gündüz, Aydın Erek, Alev Kara
    Görüntü Yönetmeni: Sebastian Lojo
    Sanat Yönetmeni: Gamze Şankaya
    Yardımcı Yönetmen: Tuğçe Taşer
    Uygulayıcı Yapımcı: Emre Nedim Alkan
    Yapım Şirketi: Har Films
    ​Ortak Yapım Şirketi: A La Deriva Cine Production

    0
    0
    2782
  • 06-05-2024

    Aslı Özdoyuran’ın “Kulaç” başlıklı sergisi, yeni bir yorumlamayla 18 Mayıs’a kadar Hayy Açık Alan’da sanatseverlerle buluşuyor.

    “Kulaç” sergisi, Aslı Özdoyuran’ın 1974-1979 yılları arasında İzmirli bir milli yüzücü olan annesinin yüzme pratiğini belgelemek amacıyla dedesi tarafından derlenen arşivden yola çıkıyor. Bu arşiv, genç yüzücülerin o dönemde basına yansıyan başarılarının (ve başarısızlıklarının) kaydını tutuyor. Arşivde yer alan manşetlerdeki gelecek vurgusu, “yarının yıldızları”, “altın kulaçlar”, “rekor makinaları” gibi tabirler, “milli” kimliğin performansına dair soruları da akıllara getiriyor. Sanatçı, Türkiye kadın voleybol takımının yakın zamandaki galibiyetleriyle ilişkili kolektif duygulanımlar ve tartışmalardan da yola çıkarak, ulus-devletlerin sporcu bedeni aracılığıyla nasıl temsil edildiği üzerine düşünüyor. “Kulaç”, sanatçının aile arşivinde karşılaştığı ve modernleşmenin temsilî bir mekânı olarak yorumladığı yüzme havuzunu da sergi mekânına taşıyor. Ayrıca sergiye Derin Print Shop ortaklığında üretilen gravürler de eşlik ediyor.

    “Kulaç” gerilmiş iki kolun parmak uçları arasındaki mesafeyi tarif ediyor. Bedenden bedene değişen ve dolayısıyla evrensel olmayan bir ölçü birimi olan kulaç, Osmanlı’da kullanılıyor ve daha sonra modernleşme uğruna terk ediliyor. Bu terim; Türkiye’nin geç modernleşme döneminde, yüzme sporuyla yeniden gündeme geliyor. Kulacın moderniteyle ilişkilenen bu iki farklı anlamı, serginin ilham kaynaklarından biri oluyor. “Kulaç”; tempo, kulvar ve hedef gibi ölçütlerle birlikte, hayalî bir seyirci ve başarı baskısıyla şekillenen, bükülen bedenlerden oluşuyor.

    Künye:
    1. Hayy Open Space Aslı Özdoyuran, Kulaç, enstalasyon görünümü, Tek kol çekişi, 2023
    2. Hayy Open Space, Aslı Özdoyuran, Kulaç, enstalasyon görünümü, Dizler Karna Doğru, Dinlenen Fleksör Kası, 2023
    3. Hayy Open Space Aslı Özdoyuran, Kulaç, Havuza dair eskizler (II), 2024.
    4. Hayy Open Space, Aslı Özdoyuran, Kulaç (Hayali ve altın bir zaman çizelgesi), 2023
    ​5. Hayy Open Space 1974-1979, 2023, Dr. Abdurrahman Turan’ın 1974-1979 yılları arasında oluşturduğu, kızı Yeşim Turan’ın yüzme pratiğini belgeleyen arşivden uyarlanmış fanzinler

    0
    0
    1861
  • 06-05-2024

    Richard Powers’ın 2019 Pulitzer Kurgu Ödülü’nü kazanan, tüketen insani hırsların karşısında ağaçların şefkatinden yana olanların hikâyesini anlattığı romanı Her Şeyin Hikâyesi, Kıvanç Güney’in çevirisiyle İthaki Yayınları’ndan çıktı.

    Bugüne kadar Pen, Ulusal Kitap, Ulusal Kitap Eleştirmenleri gibi çeşitli ödüllere layık görülen çok sayıda roman yazan Powers’ın on ikinci kitabı olan Her Şeyin Hikâyesi de 2019’da Pulitzer Ödülü yanı sıra New York Times, Washington Post, Time, Newsweek, Kirkus Review ve Amazon tarafından yılın en iyi kitapları arasında gösterildi. Powers; sanattan bilime, çocukluktan aşka, doğadan sanal âleme, aile öykülerinden çevre mücadelelerine ağaçların dünyayı nasıl yaratıp etkilediğine dair modern bir şaheser sunuyor okuruna.

    Her Şeyin Hikâyesi, doğayı, insanları, uygarlığı birbirine bağlayan ağları tüm azametiyle göstermeye çalışıyor: Dünyanın farklı yerlerinden gelmiş insanların Amerika’ya köklerini salarken yanı başlarında her yere uzanmış ağaçların imkânlarından yararlandıklarını; buna karşılık kendi uygarlıklarını kurarken hayat veren ağaçların soyunu nasıl tükettiklerini anlatıyor. Çok farklı karakterde insanların birleşerek ağaçları kurtarmak için nasıl çırpındıklarını, kimi zaman heba olsalar da attıkları tohumların ne kadar etkili olacağını zarafetle işliyor.

    0
    0
    1258
  • 06-05-2024

    İstanbul Devlet Opera ve Balesi, Giuseppe Verdi’nin son başyapıtı olan, bir insanlık komedyası olarak nitelenebilecek Falstaff operasını, 8, 11 ve 18 Mayıs’ta Atatürk Kültür Merkezi Türk Telekom Opera Salonu’nda sahneleyecek.

    Falstaff operasında, misafir sanatçılar ünlü bariton Zeljko Lucic ve Grammy ödüllü tenor Bülent Bezdüz de sahnede olacak. 11 Mayıs’ta dünyaca ünlü Sırp bariton Zeljko Lucic “Sir John Falstaff” rolünde izleyici karşısına çıkacak. Metropolitan Opera, Royal Opera House, San Francisco Opera, l'Opéra National de Paris, Teatro alla Scala, Oper Frankfurt, Deutsche Oper Berlin, Lyric Opera of Chicago gibi dünyanın önde gelen opera evlerinde sahnelediği performanslarıyla tanınan Zeljko Lucic, uluslararası alanda birçok ödüle layık görüldü. 8 ve 18 Mayıs’ta ise “Fenton” rolünde, Falstaff operası ile 2006 yılında 48. Grammy ödüllerinde En iyi Opera Kaydı kategorisinde ödüle layık görülen solist Bülent Bezdüz sahnede olacak.

    Giuseppe Verdi, birçok dramatik ve trajik opera bestesinin ardından, bu gülünç, muzip ve nükteli opera eserini bestelerken büyük bir keyif aldığını belirtmiştir. William Shakespeare’in Windsor’un Şen Kadınları ve IV. Henry oyunlarından uyarlanarak hazırlanmış olan eserin librettosu Arrigo Boito’ya ait. İtalyanca seslendirilecek olan eserin rejisörü Renato Bonajuto. İstanbul Devlet Opera ve Balesi Orkestrası’nı Tolga Atalay Ün yönettiği eserin koro şefi Paolo Villa. Dekor tasarımı Efter Tunç’a, kostüm tasarımı Ayşegül Alev’e, ışık tasarımı ise Yakup Çartık’a ait.

    14.yy. İngiltere’sinde geçen eserde, Shakespeare’in yarattığı en eğlenceli karakterlerden biri olan şişman çapkın Falstaff’ın, aynı anda evli ve iki iyi dost olan Alice Ford’u ve Meg Page’i baştan çıkarmaya çalışması ile başlayan zincirleme olaylar anlatılıyor. Bu insanlık komedyasında; aşk, para, hırs, entrikalar kısaca tüm beşerî duyguların yaşandığı bir karmaşanın sonunda, budalalarla dolu olan bu dünyada, her şeyin bir şakadan ibaret olduğu vurgulanıyor.

    Temsillerde; “Sir John Falstaff” rolünde; N.Işık Belen, Zeljko Lucic; “Ford” rolünde; Caner Akgün, Alper Göçeri; “Fenton” rolünde; Bülent Bezdüz, Ufuk Toker; “Dr.Cajus” rolünde; Çağrı Köktekin, Anıl Önder; “Bardolfo” rolünde; Hazal Ata, Bahadır Özkoca; “Pistola” rolünde; Erdem Sakarya, Ali Haydar Taş; “Alice Ford” rolünde; Esra Abacıoğlu Akcan, Şebnem A. Kışlalı; “Nannetta” rolünde; Sevim Ateş, Özgecan Gençer; “Mrs. Quickly” rolünde; İpek Zehra Evre, Deniz Likos; “Mrs.Meg Page” rolünde; Barbora F.Hitay, E.Tuğba Tekışık dönüşümlü olarak sahnede alacak.

    Falstaff operasının tüm temsillerinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1146
  • 06-05-2024

    Tuğçe Diri’nin Türkiye'nin kültürel dokusunun titizlikle işlendiği, çağdaş sanatın zengin ifadesini sunduğu “Taşların Ardında: An ve Arşiv” başlıklı kişisel sergisi 10 Mayıs-30 Haziran tarihleri arasında Anna Laudel’de sanatseverlerle buluşacak.

    Tuğçe Diri’nin “Taşların Ardında: An ve Arşiv” serisi, derinlemesine bir araştırma, okuma ve üretme sürecinin ürünü olarak ortaya çıkıyor. Bu seri, tarih boyunca defalarca yıkılmış, yeniden inşa edilmiş, farklı amaçlar için kullanılmış ve müdahale edilmiş mekânların izini sürerek geçmişin izlerini günümüze taşımayı hedefliyor. Kaybolmuş çevreleri, kültürel mirası yeniden hafızalarda canlandırma görevini de üstlenen seri, tekrara dayanan, ritüelistik çalışmalarla şehir belleğini yeniden yorumlamaları için ziyaretçilere sıra dışı bir atmosfer sunuyor. Ayasofya, AKM, Arap Camii ve Molla Zeyrek Camii gibi önemli yapılardan esinlenerek oluşturulan seçki, aynı yapıların yıllarca başkalaşan ve şekil değiştiren taş dokusu gibi değişen kültürel ve mimari hafızamızı sembolize ediyor. Eserlerinde iktidar ve mimari, hatırlama ve yitirme gibi ilişkilerdeki dengeyi yeniden keşfeden sanatçı seriyi şu sözlerle tanımlıyor: “yok olan çevre ve kültürel mirası hatırlatma çabası”

    ​Ağırlıklı olarak, tuval üzerine yağlı ve akrilik boya, dantel, ip ve kolaj gibi çeşitli tekniklerle çalışan sanatçı, deseni çalışma pratiğinin başına koyuyor. Duygusal ifadenin; leke, renk ve doku aracılığıyla kurulan kompozisyonları, Diri’nin özgün tarzını oluşturan unsurları bir araya getiriyor. Diri, kullandığı frotaj tekniğiyle kendi desen müdahalesini, yeniden yaratma ve silme eylemi olarak görüyor. Aynı zamanda, mimari formları tümevarım tekniği ile sıra dışı bir şekilde yorumlayan Diri, bu bağlamda, mekânların ve bölgelerin fiziksel temsilini, hafızada bıraktığı izlerle birlikte yeni bir kurgu içinde günümüze uyarlıyor.

    Künye:
    1. Tuğçe Diri, Zanaatkarca Yineleme Serisi_Artisanal Iteration Series, Ayasofya, 2021, kağıt üzerine frotaj tekniği ile desen ve akrilik sprey, 97x127cm, Anna Laudel
    2. Tuğçe Diri, Zanaatkarca Yineleme Serisi_Artisanal Iteration Series, 2023, Kağıt üzeri grafit ile frotaj tekniği, akrilik mürekkebi ve çizim kalemi ile desen,100x100 cm, Anna Laudel
    3. Tuğçe Diri, Zanaatkarca Yineleme Serisi_Artisanal Iteration Series, 2023, Kağıt üzeri grafit ile frotaj tekniği ve çizim kalemi ile desen,150x150 cm, Anna Laudel

    0
    0
    1904
  • 06-05-2024

    Liz Fosslien ve Mollie West Duffy’nin öfke, kaygı, kıskançlık gibi karmaşık duyguların anormal olmadığını, onlardan yeni bir anlayışla çıkabilmenin herkes için mümkün olduğu anlattıkları kitapları Büyük Duygular - Hiçbir Şey Yolunda Değilken Nasıl İyi Oluruz?, Ecem Kerimoğlu’nun çevirisiyle Profil Kitap’tan çıktı.

    Fosslien ile Duffy hem kendi deneyimleriyle hem de çizimlerle zenginleştirdikleri bu kitaplarında umutsuzluk ve kıskançlık gibi rahatsız edici bir duyguyu enine boyuna ele alıyor, büyük duyguları yönetebilir hâle gelmek için sunulan somut ve uygulanabilir stratejilerle destekliyorlar.

    “Hepimiz büyük ve güçlü duygular yaşarız. Ancak duygu fobisi olan modern zamanların insanı gittikçe zayıflatan belirsizliği arasında, yaşadıklarımız hakkında nasıl konuşacağımızı hatta bunlarla nasıl başa çıkacağımızı genellikle bilemiyoruz. Stresin, tükenmişliğin ve kaygının artması, zamanımızın en acil sorunlarından biri. Bu kitap, yalnızca karmaşık duygularla başa çıkmak için değil, aynı zamanda zor zamanları atlatmayı ve ardından daha da dirençli bir şekilde devam etmeyi öğrenmek için hayati bir rehber. Huzursuz, yorgun ve endişeli hisseden herkese hitap ediyor; gerçekte neler olup bittiğini anlamak, rahatlık bulmak ve geleceğin belirsizliğiyle yüzleşmek için araçlar sunuyor.”

    0
    0
    1109
DAHA FAZLA
Geldanlage