GÜNDEM
  • 22-05-2024

    Rus müzik grubu Shortparis, 26 Mayıs Pazar akşamı Kadıköy Sahne’de konser verecek.

    Shortparis, Nikolay Komiagin’in önderliğinde, farklı ritimlerin post-punk ve deneysel seslerle birleştiği sahne performanslarıyla, dinleyici kitlesini her geçen gün arttırıyor. Rusça, Fransızca ve İngilizce performans sergileyen Shortparis, aslında grup üyelerinin St. Petersburg’taki yaşamlarının büyülü anlarının “soundtrack” müziğini yapıyor. Nikolay Komyagin, Danila Kholodkov, Alexander Ionin ve Pavel Lesnikov’dan oluşan grup, 26 Mayıs Pazar akşamı Kadıköy’de dinleyicilerle bir araya gelecek.

    Müzik eleştirmeni John Doran, İngiltere’nin ünlü çevrim içi dergilerinden The Quietus’taki yazısında grup için şunları söyledi: “Biliyor musunuz, sürekli olarak Shortparis gibi gruplarla karşılaşmayı hayal ediyorum ama çok nadiren karşılaşıyorum. Hırslı, abartılı, son derece gösterişli, erotik, heyecan verici, tespit edilmesi imkânsız, belli belirsiz, sapkın, dans etmesi eğlenceli ve devrimci potansiyelle dolu. Elbette, yeterince dikkatle dinlerseniz onların güldüklerini duyabilirsiniz ancak şaka yaptıklarını düşünmek gibi bir hataya düşerseniz bu aptallık olur.”

    ​26 Mayıs Pazar akşamı Kadıköy Sahne’de gerçekleşecek Shortparis konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1264
  • 22-05-2024

    İpek Duben, Azade Köker, Nancy Atakan, Suzy H. Levy, Dilara Akay ve Gönül Nuhoğlu’nun eserlerinden oluşan “Kadının Adı Var” başlıklı sergi 30 Haziran’a kadar G-art Galeri’de sanatseverlerle buluşuyor.

    “Ve işte kadınlar... Erkek egemenliğini sorgulayan, kadınların tarihsel süreçlerdeki etkin rolünün görülmesini kendine amaç edinen, toplumsal cinsiyet kalıplarını tespit edip dönüştürmeye çalışan, ataerkil sistemle ve sıklıkla iç içe olduğu kapitalizmle de mücadele eden, çeşitliliği ve eşitliği savunan kadınlar. İpek Duben, Azade Köker, Nancy Atakan, Suzy H. Levy, Dilara Akay, Gönül Nuhoğlu. Bunlar, dünyanın insan iradesiyle, kolektif ifade ile değişebileceğine dair inançları yüksek kadınlar. Ve bir dönemin özgürlük arayışındaki parlak kadınlarından Duygu Asena vasıtasıyla ‘Kadının Adı Var’ ve olsun diye gözünü budaktan sakınmayan birçok kadın var.

    Bu sergide bir araya gelen sanatçılar ve eserleri arasındaki anlam örgüsü, yıllar içinde oluşturdukları sanat pratiklerinde yankı bulan, kadın kimliğini tanımlayan kodları belirleyen gelenek ve modernite anlayışları, cinsiyet-beden ve kimlik stereotipleri, aile hafızaları, kadına yönelik şiddet, yasaklar ve haklar üzerine güncelliğini hiçbir zaman yitirmeyen temalardaki üretimleri üzerine kurulu. Farkındalık yaratmaya çalışan, sınırları bulanıklaştıran, bazen yakından ve kişisel, altı çizilen gerçeklikler ve hem cinsiyet açısından hem de kim olduğumuza dair varoluşsal sorgular...”

    Künye:
    1. Nancy Atakan- Her Yerde
    2. Azade Koker-Kız Kardeşler
    3. Gönül Nuhoğlu - Every step you take, stainless steel, lenticular lens, 40x40cm,9 piece
    4. İpek Duben
    ​5. Suzy Hug Levy - Karyatid
    ​6. Dilara Akay

    0
    0
    1555
  • 22-05-2024

    Kristin Roskifte’nin yazdığı ve resimlediği, yeryüzünün farklı köşelerinde bir araya gelmiş hareket hâlindeki insanların günlük yaşamlarından ilginç manzaralar sunduğu kitabı Herkes Her Yerde, Ümit Mutlu’nun çevirisiyle Desen Yayınları’ndan çıktı.

    Herkes Her Yerde, “Hayat, sonsuz bir yolculuğa benzer,” görüşünü destekleyen kurgusuyla seyahat etmenin, gezip görmenin, yaşayarak öğrenmenin insana kattığı artı değerlerin altını çiziyor.

    “Yörüngede durmadan hareket eden sekiz milyar dünyalıyız. Peki nereye gidiyoruz? 
    Birimiz, an itibarıyla yağmur ormanlarında nesli tükenmekte olan bir hayvanla karşı karşıyayken bir diğerimiz Norveç fiyortlarının büyüsüne kapılmış vaziyette. Güney Kutbu'nu görmek için yanıp tutuşanlar ve hatta özgürce uçup istediği yere gidebilen küçük kuşu kıskananlar bile var aramızda!
    Kimimiz hayatının ilk seyahatine çıkmaya hazırlanıyor, kimimiz ise dünyayı yepyeni gözlerle görecek olmanın sabırsızlığını yaşıyor. Ay'a ayak basmayı düşleyen çocuğu ve zaman yolcularını unutmak da olmaz tabii! 

    Bir yerden başka bir yere gitmenin arzusuyla onbinlerce yıldır yollardayız. Atların, eşeklerin belki de fillerin sırtında başlayan yolculuğumuzun hızı bugün ses hızıyla yarışıyor olsa da ilk günkü heyecanımız hiç dinmedi. Zaten bilmediğimiz bir yerde, tanımadığınız insanlarla bir araya gelmekten daha keyifli ne var ki şu hayatta?

    ​Lakin, nereye gidersek gidelim, aslında sekiz milyarımız da bütün sınırlara inat aynı yere, birlikte gidiyoruz. Evet, sen de bizden birisin!”

    0
    0
    1451
  • 21-05-2024

    Şef Aziz Shokhakimov yönetimindeki Tekfen Filarmoni ve Fransız viyolonsel sanatçısı Edgar Moreau, 52. İstanbul Müzik Festivali kapsamında 9 Haziran’da AKM Türk Telekom Opera Salonu’nda konser verecek.

    Daimi şef ve sanat direktörü Aziz Shokhakimov yönetimindeki Tekfen Filarmoni, genç ve başarılı viyolonsel sanatçısı Edgar Moreau eşliğinde, sevilen başyapıtlardan oluşan bir programla müzikseverlerle buluşacak. Konserde; Tekfen Filarmoni, romantik dönem bestecilerinden Charles Gounod’un, Goethe’nin Faust eserinden esinlenerek bestelediği aynı adlı operasından bale müziği ile müzik literatürünün en renkli, en sürükleyici eserlerinden biri olan Nikolay Rimski-Korsakov’un senfonik süiti Şehrazad’ı seslendirirken; Moreau, Shostakovich ile Rachmaninov’un “viyolonsel için yazılmış en iyi konçerto” olarak tanımladığı Camille Saint-Saëns’in 1 numaralı viyolonsel konçertosunu çalacak.

    11 yaşındayken Torino’da Teatro Regio Orkestrası ile Dvorak’ın çello konçertosunu çalan Edgar Moreau, dünyanın her yerinde ünlü şeflerle, önemli konser salonlarında performanslar sergiledi. 2011 Rostropovich yarışması, Tchaikovsky yarışması ve 2014 Genç Konser Sanatçısı Ödülleri’nde birinciliğe layık görülen Mareau’nun zengin bir diskografisi bulunuyor. Sanatçı, Fransızların Grammy’si olarak kabul gören “Victoires de la Musique Classique” ödülünü 2013 ve 2015’te olmak üzere iki kez kazandı ve 2017’de ise ECHO Rising Star seçildi.

    ​9 Haziran akşamı Atatürk Kültür Merkezi Türk Telekom Opera Salonu’nda gerçekleşecek festival konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

    0
    0
    1101
  • 21-05-2024

    Ruzy Gallery, matematiğin ve sanatın doğadan aldığı ilham ve estetik değerlere odaklanan “Evvel” başlıklı yeni karma sergisini 15 Eylül tarihine kadar sanatseverlerle buluşturuyor.

    Begüm Güney’in küratörlüğünü üstlendiği “Evvel” başlıklı sergide; Suat Akdemir, Mahmut Aydın, Nazan Azeri, Melis Buyruk, Mahmut Celayir, Leyla Emadi, Tom Fellows, Gülfem Kessler, Başak Özocak ve Jake Michael Singer’ın eserleri yer alıyor. Matematiğin evrensel diliyle sanatın gizemli dünyası arasındaki ilişkiyi araştıran sergi, sanatın dilinden varoluşun kökenini sorguluyor, plastik sanatlarla matematiğin ilişkisini inceliyor, insanın matematiğine odaklanıyor.

    ​Sergi, ünlü İngiliz matematikçi G.H. Hardy’nin Bir Matematikçinin Savunması kitabındaki “Bir matematikçinin yaptığı şey bir ressamın ya da şairinki kadar güzel olmalıdır. Düşünceler, renkler ve sözcükler gibi uyumlu bir biçimde birbirini tamamlamalıdır. Dünyada çirkin bir matematik için kalıcı bir yer yoktur.” sözlerinden ilham alıyor. Plastik sanatlarla matematiğin ilişkisini konu alan sergi, matematiği keşfeden insanın doğasında ne var? sorusu üzerinden her iki disiplinin de doğadan aldığı referanslar ve estetik değerler üzerine düşündürüyor.

    0
    0
    1491
  • 21-05-2024

    Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Olga Tokarczuk’un dini tartışmaların odağında yer almış tarihi bir figür olan Yakup Frank’ın hikâyesini anlattığı romanı Yakup’un Kitapları, Neşe Taluy Yüce’nin çevirisiyle Everest Yayınları’ndan çıktı.

    Yakup Frank; Musevi, Hıristiyan, Müslüman geleneklerinin tümünden beslenen, 18. yüzyılın ortalarında dinler sahnesine bütün esrarıyla adım atan, etrafında topladığı cemaatle bugüne kadar tartışılan bir karakter. Yakup’un Kitapları, yeni dünyanın tehlikelerle dolu eşiğinden hem kendi zamanına hem de geleceğe aynı kusursuz dikkat, ihtiyat, bilgelik ve mizahla bakıyor.

    ​“18. yüzyılda, Polonya’da genç bir Yahudi ortaya çıkar, Yankiele ya da Jacob Frank ya da sadece Yakup ya da… isimlerinin sonu gelmez, unvanlarının, hallerinin ve karakterlerinin de; ama o daima parlar. Önce Müslüman, sonra Katolik olur. Dinden dine dönenleri de “ışığa” üşüşen kelebekler gibi etrafına toplar. Yakup kâh büyücü kâh efendi, baba, ağabey, kardeş, kâh “sahte” peygamber kâh Mesih olur. Bir aşağılanır bir göklere çıkarılır, bir durulur bir gürler, bir sevilir bir nefret edilir.”

    0
    0
    1800
  • 21-05-2024

    Melisa Önel’in senaryosunu Feride Çiçekoğlu’yla birlikte kaleme aldığı, dünya prömiyerini 35. Uluslararası Tokyo Film Festivali’nde, Avrupa prömiyerini ise Rotterdam Film Festivali’nde yapan Aniden, 25 Mayıs’ta MUBI’de gösterime girecek.

    Melisa Önel imzalı Aniden, koku alma duyusunu yitiren bir kadının kendini arama hikâyesini anlatıyor. Filmde Defne Kayalar, Öner Erkan, Şerif Erol, Ayşenil Şamlıoğlu ve Dilan Çiçek Deniz rol alıyor.

    Uzun süredir Hamburg’da yaşayan Reyhan (Defne Kayalar), kocasının işi sebebiyle bir süreliğine İstanbul’a gelir. Geri dönmeye hazırlanırken, koku alamadığını fark eder. Bunun ciddi bir problem olabileceğini kabullenmek yerine, geçmişiyle yüzleşmeyi, şehrin içinde kendini aradığı bir yolculuğa çıkmayı tercih eder.

    Filmin yönetmeni Melisa Önel, Aniden filmi hakkında şunları söylüyor: “Senaryo yazımı konusunda Feride Çiçekoğlu ile üçüncü ortaklığımızdayız. Karakterimiz Reyhan’ın ortadan kaybolmasının hem toplumsal normların aşılması hem de failliği ve kadınlığı sorgulamanın bir yolu olduğunu düşündük. Senaryo üzerinde çalışırken, kadın arzusu açısından nelerin ‘uygun’ sayıldığını irdeledik. Kadın olmanın, bencil olmanın, arzulamanın ve sokaklarda yürümenin anlamını sorguladık. Sokaklarda amaçsızca dolaşıp insanları izleyen biri olmak, kahramanımız Reyhan’ın kimliğini yeniden şekillendirebilir mi? Ona bir özgürleşme imkânı sunabilir mi?”

    ​25 Mayıs’tan itibaren MUBI’de gösterime girecek Aniden’in fragmanını buradan izleyebilirsiniz.

    https://www.youtube.com/watch?v=x9dY70Y5erI

    0
    0
    1590
  • 21-05-2024

    Kerem Görkem’in günümüz toplumunu, toplumdaki bireylerin açmazlarını büyüteç altına yatırdığı yeni romanı Gerçek Hayat, Sia Kitap’tan çıktı.

    Gerçek Hayat, ortak yanlarımızı, bizi birbirimizden nelerin ayırdığını ya da ayırmadığını, o toplumun, toplum çarkının tam ortasından anlatıyor.

    “Sıradanlaşmayı bir kurtuluşa eşliyoruz.

    Arzularımızdan vazgeçerek tüketmeye, örneğin bir noktada konut kredisi borçlusu olmaya ya da yılın tamamında iki haftalık yurtdışı tatilini planlamaya meylediyoruz. İhtiyacımız olmayan pahalı kıyafetlere, en yeni cep telefonlarına, ayakkabılara, gözlüklere erişmek için uyanıyoruz her gün; günü de bunlara erişebildiğimizi göstermeye ayırıyoruz. Çok çalışan, sık tüketen, haddinden fazla şeye sahip olan birer sıradan oluyoruz böylelikle. Toplum bizi takdir ediyor, açık açık söylemiyor ama kitap yazmak gibi boş hayallerin peşinde sürüklenmektense bütün bunları başarmış olduğumuz için kabul ediyor bizi. Tercihimiz yeni bir ben yaratıyor

    – bu yeni ben herkese çok benziyor.”

    0
    0
    1348
  • 20-05-2024

    Ahmet Sarı’nın “Deep Time” başlıklı kişisel sergisi 22 Haziran tarihine kadar OneArc Galeri’de sanatseverlerle buluşacak.

    Ahmet Sarı’nın “Deep Time” sergisi izleyiciye tarih öncesi zamanlardan günümüze uzanan, kültürel ve estetik öğeleri ustalıkla birleştiren bir senkretizm sunuyor. Doğu ve Batı’nın simgesel öğelerini entegre eden sanatçı, biyomorfik ve somut nesnel formları iç içe geçirerek, kültürel belleğimizin derinliklerine dokunan bir görsel dil yaratıyor. Bu eserler, Batı ve Doğu arasındaki kültürel mirasın içinde yaşadığımız döneme nasıl yansıdığını aktarırken gerçeküstü ve mistik bir atmosfer sunarak, hermetik sembolizm ve psikedelik sürrealizm dolaylarında gezen izleyicileri ezoterik bir algı alanına taşıyor.

    ​Sergideki eserler, antik çağlardan günümüze uzanan estetik öğeleri harmanlayarak, izleyicilere hem tarihsel bir derinlik hem de zamandan bağımsız bir sanat deneyimi sunuyor. Modernlik ve antikite arasındaki bellek füzyonu ile benzersiz olan sergi, farklı zaman dilimlerinden ve kültürlerden alıntılar yaparak sanatın evrensel ve zaman üstü doğasını ortaya koyuyor. Sergi, kültürel ve estetik sınırları aşan eserleriyle sanatın birleştirici gücünü ve tarihsel sürekliliğini vurguluyor.

    0
    0
    1126
  • 20-05-2024

    Peter Brooks’un melodramın modern edebiyatın önemli bir ifade biçimi olduğunu Balzac ve Henry James’i merkeze alarak savunduğu kitabı Melodramatik Muhayyile - Balzac ve Henry James'te Aşırılık Kipi, Suzan Sarı’nın çevirisiyle VakıfBank Kültür Yayınları’ndan çıktı.

    Melodramatik Muhayyile yazıldığı günden bugüne tiyatro, roman ve sinemayı anlamak için temel bir eser olma özelliğini koruyor. Melodram, başta Hollywood olmak üzere Türk sineması gibi ulusal sinemaların popüler hikayelerini anlamak için sıklıkla kullanılan bir kavram. Peter Brooks, kavrama teorik bir derinlik kazandıran bu duru ve etkileyici kitabında melodramın modern edebiyatın önemli bir ifade biçimi olduğunu savunuyor.

    ​Brooks, romanda Balzac ve Henry James’i merkeze alarak bu “gerçekçi” romancıların melodramın retoriğini ve aşırılığını, özellikle de sekülerleştirilmiş iyilik-kötülük, felaha erme-lanetlenme karşıtlıklarını kullanarak nasıl hikâyeler anlattıklarını gösteriyor.

    0
    0
    1293
DAHA FAZLA
Geldanlage