18 HAZİRAN, ÇARŞAMBA, 2014

Müzik ve Edebiyat: Beethoven

"Müzik ve Edebiyat" dizimize Özlem Ataünal'ın yazısıyla devam ediyoruz. Beethoven, Müzik ve Hayat...

Süslediği cep defterini, hayranlığını ifade eden bir notla besteciye ileten, kendisi de piyano çalmayı seven sekiz yaşlarındaki Emilie’ye, Beethoven’ın yazdığı mektup, inceliklerle ve samimi duygularla dolu.

Müzik ve Edebiyat: Beethoven

Elyazması eserlerin üzerinde durduğu, eski, büyük bir piyano. Onun hemen yanında küçük, ceviz bir masa. Üstünde çeşitli yazışmalar, sohbet defterleri, ona ait ve ona dair çok sayıda mektup var.

Bazı mektupları yollamamış, ölümünden sonra bulmuşlar çekmecesinde. Biri Heilingenstadt’da yazdığı vasiyetnamesi, görünür muhatabı ailesi. Diğerini ölümsüz sevgiliye yazmış. O ki, halen kim olduğu tartışılır. Kulak borusuna ihtiyaç duyacak kadar sağırlaştığında tutmaya başladığı sohbet defterlerini açıyorum. Tek yönlü iletişimi için kullandığı defterlere, şahsi notlar da düşmüş. Birinde, Olivia’nın Yeri’nde odaların aylık kirası neymiş, öğren yazıyor ve unutmamak üzere kaydettiği pek çok şey daha. Henüz 22 yaşındayken, Viyanalı bir kadının albümüne yazdıkları dikkatimi çekiyor...

Yapabildiğinde, iyilik yap
Özgürlüğü her şeyden çok sev
Tacın tahtın önünde bile, hakikati asla inkar etme’
Nasihatler 1793

İki asırlık bu belgeler, bir yaşamın kapısını aralıyor...

Beethoven

Müzik ve Hayat


‘Beethoven Müzik ve Hayat’, müzik dehası Ludwig van Beethoven’ın eserlerine ve bir besteci olarak gelişimine odaklanmakla birlikte, biyografik ve müzikal katmanları olan, bunların belli ölçüde içiçe geçtiği bir kitap. Beethoven’ın hayatını ya da müziğini merak edenlerin, sadece ilgi duydukları bölümleri okumalarına izin verecek şekilde sınıflandırılmış. Dönemin tarihsel, siyasi ve kültürel çerçevesi içindeki olayların, onun insanlığına ve müziğine yansımalarını görünür kılıyor.

Kitabı kaleme alan Amerikalı müzikolog ve çellist Lewis Lockwood, uzun yıllar Princeton, Harvard ve Boston üniversitelerinde görev yapmış değerli bir isim. Çok sayıdaki eseri derinlemesine incelediği bölümlere, konunun uzmanı olmayan okurun da ilgisini çekmek istediğinden, anlaşılır bir seviye yakalamaya özen göstermiş. Ebru Kılıç’ın başarılı çevirisi, yazarın bu çabasını destekliyor. Son sözü, uzman okur söyleyecektir ancak, konuya ilgi duyanlar bir başucu kitabı kazanmış görünüyor...

Yüksek voltajlı kişilik

Yazarın hem akademisyen hem de yorumcu olarak bakış açısı, kitabı benzerlerinden ayırmış. Okuru, Beethoven’ın iç dünyasına çekmekle kalmayıp, dış dünyasıyla bağını da kurması bunda en büyük etken. Beethoven’ın, yüksek voltajlı kişiliğinin üstü örtülü bıraktığı özelliklerini açığa çıkarıyor. Besteciye yönelik karışık ve tarifi zor duygularım, nihayet yerli yerine oturuyor. Beethoven’ı tanımaktan, onu anlamaya geçiyorum.

Süslediği cep defterini, hayranlığını ifade eden bir notla besteciye ileten, kendisi de piyano çalmayı seven sekiz yaşlarındaki Emilie’ye, Beethoven’ın yazdığı mektup, inceliklerle ve samimi duygularla dolu.

‘Sevgili, iyi kalpli Emilie’m, canım dostum !
Sebat et, sanatını icra etmekle kalma, onun derinlerindeki anlamı kavramaya da çalış; bu çabaya değer.

Sevgili Emilie’m, bir şey isteyecek olursan bana yazmakta tereddüt etme.
Gerçek sanatçının gururu yoktur.

Handel, Haydn ve Mozart’ı defne dalı çelenklerinden mahrum bırakma. Onlar, kendilerininkini hak ettiler ama ben, henüz benimkini hak etmedim.
İnsana en iyi dost varlıklar arasında sayılma hakkı veren kazançlar dışında, başka bir kazanç bilmiyorum.’

Neşeye Övgü

Bestecinin son senfonisi olan 9. Senfoni’ye ayrılan bölümde ilgi çekici detaylar var. Beethoven 20 yaşındayken, Friedrich Schiller’in, insanların kardeşliğine bir çağrı olarak yazdığı ‘Neşeye Övgü’ şiirinden öyle etkileniyor ki, daha o zamanlardan, onu besteleme hayali kuruyor. Yıllar içinde, Beethoven ile birlikte fikir de olgunlaşıyor ve 9. Senfoni, koro tarafından seslendirilen bu eserle, çığır açıyor. Eser, 1956 yılından itibaren olimpiyatlarda kullanılmaya başlanınca, klasik müzikle ilgisi olmayanların bile evlerine giriyor.

Hüzünlü olan şu ki, 53 yaşındaki Beethoven, senfoniyi yaratırken tamamen sağırdır. Prömiyerde, eserinin salonda yarattığı çoşkulu alkışı sahneden duyamamış, önündeki nota defterini karıştırmaktayken, birinin onu kolundan tutup alkışlayan kalabalığı göstermesiyle, izleyicileri selamlamıştır...

Yaşama Övgü

Bonn’da başlayan yaşam, 56 yıl sonra Viyana’da sonlanırken, cenaze kalabalıkların katıldığı bir yürüyüşe dönüşüyor.

Zor bir çocukluk ve ergenliğin ardından, çeşitli sağlık problemleri, sağırlık ve yalnızlıkla kuşatılmış bir insanın yaşamıdır sonlanan. Bu insanın yarattığı müzik insanı çarpıyor. Kararlılık ve dayanma gücü gibi yüksek vasıfları da öyle. Kendini yıkımdan korumayı ve sağırlığından en fazla hasar görebilecek varlığı sanatıyken, onu kendine kalkan yapmayı başarmışlığı, bana göre, yaşamını özel ve kıymetli kılmaya yetiyor.

İçinden muhteşem müziğini çıkarsak bile...

Beethoven
Müzik ve Hayat
Lewis Lockwood
Çeviri: Ebru Kılıç
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
640 Sayfa

0
1373
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle