28 NİSAN, PERŞEMBE, 2016

Beatles Hakkında Düzgün Bir Kitaba Ne Dersiniz?

Çiçeği burnunda yayınevi Kara Plak, The Beatles efsanesinin ilk ve tek onaylı biyografisi "The Beatles"ı yayımladı. Biz de bu vesileyle Türkçede son yıllarda çıkan müzisyenlerin biyografilerine göz attık.

Beatles Hakkında Düzgün Bir Kitaba Ne Dersiniz?

1960'lı yılların başındayız. The Beatles henüz taze bir grup. Efsaneye dönüşmesine uzun yıllar var. Gençler onu keşfetmiş olsa da hala daha tam olarak müzik otoritelerine kendini kabul ettirmiş değil. Genç kızların çığlıkları arasında grup gitgide daha çok konser vererek yükselirken “Acaba birkaç yıl sonra dünya onları hatırlayacak mı?” sorusu havada asılı duruyor. Sonra John Lennon, Paul McCartney, George Harrison ve Ringo Star'dan oluşan Beat'ler, 1966'da "Eleanor Rigby"yi yayınlıyorlar. Ve Hunter Davies adlı bir yazarın dikkatini çekiyorlar. İlk başta çalıştığı yayında bu şarkının tüm sözlerini yayımlamak istiyor. Bu teklifi kabul edilmiyor. Bir süre sonra o şarkının sözlerinde duyduğu, benzer okullara gitmesi benzer çevrede büyümesi sebebiyle yakınlık kurduğu, biraz kendi hikâyesini anlattığını düşündüğü grup The Beatles'ın peşine düşüyor. Topluluktan Paul McCartney'ye başından beri aklında olan fikri söylüyor. "Beatles hakkında düzgün bir kitaba ne dersin?". Kitap 1968'de ilk onaylanmış biyografi olarak yayımlanıyor. İlk kez Türkçeye çevrilip yayımlanması ise geçtiğimiz ay gerçekleşti. Müzik kitapları basmak amacıyla yola çıkan taze yayınevi Kara Plak'ın ilk kitabı "The Beatles" Doruk Yurdesin'in çevirisiyle, Ömer Madra'nın önsözüyle yayımlandı. Ömer Madra'nın "En güzel aşk, isyan ve barış şarkılarını onlar yazdılar" dediği grup hakkındaki kitap, tarafsız dürüst şekilde popüler kültürü şekillendirmiş şarkıların kaynağına iniyor. Titizlikle hazırlanmış kitap öyle çılgın bir The Beatles hayranının değil, meseleyi tüm verileriyle incelemeye çalışan ve sevdiği şey hakkında yazmak isteyen iyi bir gazetecinin elinden çıkma. Yazar baştan kuruluş aşamasıyla ilgilendiğini tüm ayrılıklar, davalar sürecinin ilgisini çekmediğini de açıkça söylüyor. Tüm dünyayı peşinden sürükleyen şarkıların, müziğin peşindeki hayatların aileler, arkadaşlar, çocuklardan oluşan küçük bir çevrede nasıl bir etki yarattığını da gözler önüne seriyor.

Peki, nedir müziği ve müziğin peşindekilere böyle hayatlar yaşatan? Birkaç dakikalık bir şarkıyı dinlerken o şarkının nelere mal olduğunu ya da ne gibi kazançlar yarattığını ya da hikâyesini düşünmez dinleyiciler belki. Ama dinleyiciyle birlikte yeni anlamlar kazanan, dinleyiciye radyoda rastladığı da geçmişi anımsatan şarkıların hikâyeleri de merak edilir. Bu yüzden de müzisyenlerin hikâyeleri, yaşam öyküleri daima merak edilmiştir. Ve iyi olan müzisyen biyografisiyle kötü olan müzisyen biyografisi de bu yüzden kolaylıkla ayrılır. The Beatles kitabından yola çıkarak müzik severlerin merakla okuyacağı biyografilere göz attık.

Onlardan biri Encore Yayınları'nın müzik dizisinden çıkan dünyaca ünlü caz trompetçisi Miles Davis'in otobiyografisi. Avi Pardo'nun çevirisiyle çıkan kitap, Miles Davis ve ve ABD'li yazar Quincy Troupe tarafından kaleme alınmış. Miles Davis'in St. Louis'te geçen çocukluğu sırasında müzikle, cazla tanışması müzik aleti çalmaya başlaması ve bunu hayatının merkezine yerleştirmesine uzanan süreci, bağımlılıklarıyla nasıl baş ettiği ve özel hayatını ailesini kapsamlı şekilde aktarıyor. Miles Davis'i anlatmak sadece ondan bahsetmek değil elbette. Bir araya geldiği müzisyenler ve içinde bulunduğu atmosfer onu şekillendiriyor. Bu yüzden kitapta Davis'in bir araya geldiği aralarında Herbie Hancock, John Coltrand, Wayne Shorter, Tony Williams, Paul Chambers bulunan müzisyenlerin içinde olduğu atmosfer hakkında bilgi yoğun. Caz müziğin birleştirici, bir araya getirici özelliği Davis'in hakkındaki bu kitaptan akılda kalıcı olan kısım oluyor. 

İlgi çekici müzisyen biyografilerinden bir tanesi de Alfa Yayınları’ndan çıkan Philip Glass otobiyografisi. Glass, bilindiği üzere 20. yüzyılın en etkili müzisyenlerinden birisi. Müziğin birçok farklı alanında eserler üretmiş, sayısız müzisyene ilham vermiş, operalar, konçertolar ve 10 adet senfoni bestelemiş bir isim. Ayrıca Philip Glass Ensemble adlı grubu ve üç kez Oscar ödülüne layık görülmüş film müzikleriyle de tanınıyor. Fakat Glass, müzisyenliğinin yanı sıra yazarlık yönünün de oldukça güçlü olduğunu 2015 yılında yayımladığı Müziksiz Sözler (Words Without Music) kitabıyla tam olarak ispatlamış oldu. Ünlü yönetmen Martin Scorsese'nin kitapla ilgili söyledikleri yeterince açıklayıcı gibi: "Onun iyi bir besteci olduğu kadar iyi bir yazar da olduğunu kim bilebilirdi." Alfa Yayınları tarafından basılan kitabın çevirisi Volkan Atmaca’ya ait.

Müzisyen biyografilerinin dünya çapındaki en önemli örneklerinden biri Bob Dylan'a ait. 2004'te ilki çıkan "Chronicles" isimli üç ciltlik otobiyografi müzisyenin hayatını gözler öne seriyor. İlk cildinde büyükannesinin Trabzonlu olduğunu ve soyisminin de Kırgız olduğunu belirten yazarın kitabı bu sebeple Türkiye'de epeyce gündeme gelmişti. Henüz bu kitap Türkçede yok ama Bob Dylan'ın 1960'lı yıllarda neler yaptığını öğrenmek ve müziğinin ne anlama geldiğini merak edenler için bir biyografi çalışması mevcut. Everest Yayınları'ndan çıkan Gökalp Baykal'ın kaleme aldığı Bob Dylan adlı kitap. Yazar "Ne kadar fütursuzca eleştirilirse eleştirilsin, o artık milyarlarca insanın gözünde büyük saygınlık kazanmış bir sanatçıdır" dediği Bob Dylan'ın biyografisini kaleme almasa da ona yönelik eleştirileri ve değerlendirmeleri sunuyor, sanatçı olarak yerini inceliyor bu kitapta. 

ABD'nin çok satanlar listelerinde birkaç kitabı bulunan yazar Christopher Andersen ise Mick Jagger'ın biyografisini kaleme aldı. Meriç Keleş'in çevirisiyle şubat ayında yayımlanan kitap bir müzikal Tanrı'yı, Mick Jagger'ı ele alıyor. Seks, uyuşturucu ve şöhret ekseninde müzisyenin hikâyesini ele alan kitap onu olduğu kadar çekici gösterme ve hayatının detaylarına inme derdinde. Jagger'ın tükenmez gençlik enerjisini değerlendiren kitap onun gibi etrafında bir gizemli erişilmezlik bulutuyla dolaşan ismi etten kemikten bir insan olduğu gerçeğiyle sunmayı hedefliyor. "Mick Jagger- Vahşi Yaşamın Ortasında Çılgın Bir Dahi" adını taşıyan kitap günümüzün usta müzisyenini yakından tanımak isteyenler için iyi bir fırsat.

Jagger'a kıyasla daha az ünlü ama dikkate değer bir müzisyenin biyografisi de Bir Zamanlar Yayıncılık'tan çıkma Ermeni müzisyen Gomidas'ın biyografisi. "Deliliğin Arkeolojisi Gomidas: Bir Ermeni İkonunun Portresi" adlı kitap, 1869 yılında Kütahya'da doğan çağdaş Ermeni müziğin babası kabul edilen Gomidas'ın etnomüzikoloji alanında yaptığı çalışmaları, beste ve derlemeleri anlatırken 1915'te yaşadığı travma sonrasında bir daha müziğe dönemeyişine ve hastalığına değiniyor. Psikiyatrist Rita Soulahian Kuyumjian, tarafından yazılan kitap Gomidas'ın 1935'te bir akıl hastanesinde sonlanan hayatını, hazin bir öyküyü aktarıyor.

Türkçede dikkatten kaçmaması gereken bir kitap da Filiz Ali'nin "Müzisyen Portreleri". Filiz Ali’nin “Müzik mesleğinin çilesini hiç şikâyet etmeden çeken, müzik aşkını bütün öteki aşk ve sevgilerin üstünde tutan, tüm dünya müzikseverlerini bağırlarına basan bu eli öpülesi insanlara bir armağan," dediği kitapta İdil Biret ve Suna Kan'dan günümüzün genç yeteneklerine çok sayıda ilginç ismin hikâyesi var. 

0
5981
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle