03 ŞUBAT, PAZARTESİ, 2014

14 Şubat Dünyanın Öyküsü

Yaklaşık üç ay önce Ankara’da kurulan Uluslararası Ankara Öykü Günleri Derneği tarafından yayımlanan “14 Şubat Dünyanın Öyküsü” dergisinin ilk sayısı Şubat ayında edebiyatseverlerle buluşuyor. Yayın danışmanlığını Füruzan’ın, yayın yönetmenliğini Özcan Karabulut’un üstlendiği dergi, geniş bir yazar kadrosuna ve zengin bir içeriğe sahip.

14 Şubat Dünyanın Öyküsü

Yaklaşık üç ay önce Ankara’da kurulan Uluslararası Ankara Öykü Günleri Derneği tarafından yayımlanan “14 Şubat Dünyanın Öyküsü” dergisinin ilk sayısı Şubat ayında edebiyatseverlerle buluşuyor.

Yayın danışmanlığını Füruzan’ın, yayın yönetmenliğini Özcan Karabulut’un üstlendiği dergi, geniş bir yazar kadrosuna ve zengin bir içeriğe sahip.

Adını 14 Şubat Dünya Öykü Günü’nden alan iki aylık öykü, roman ve eleştiri dergisi 14 Şubat Dünyanın Öyküsü kâğıt üstünde yeni olsa da aslında köklü bir edebi mirasın üzerinde yükseliyor. Artık uluslararası bir boyut kazanan ve bir dernek çatısı altında kurumsallaşan Ankara Öykü Günleri, Uluslararası PEN tarafından dünya çapında kutlanan 14 Şubat Dünya Öykü Günü ve Türkiye’nin pek çok ilinde gerçekleştirilen edebiyat etkinlikleri/atölyeleri ile oluşan bu edebi mirasın zenginleşerek geleceğe taşınması derginin en önemli amaçlarından biri.

Yayın Yönetmeni Özcan Karabulut, çıkış sayısı için kaleme aldığı sunuş yazısında dergiyi şu cümlelerle anlatıyor:

"Öykü ve eleştiri dergisi; evet, artık roman dergisiyiz de!
Edebiyat hiç kuşkusuz bireysel bir uğraş, herkesin kendi diliyle, kendi kütüphanesiyle var olabileceği, ya da yazarın kendi ipini çekebileceği bir yazma eylemi. Adını 14 Şubat Dünya Öykü Günü’nden alan dergimizi bunun bilinciyle, edebiyatın gerektirdiklerini dikkate alarak hazırlıyoruz. Bununla birlikte, dergi ve edebiyat atölyeleri dâhil, kendi pratiklerimizle, iç içe geçmiş yapılarımızla, gönüllülük temelinde bir edebiyat kolektifini oluşturmak istiyoruz. Bundan önce olduğu gibi bundan sonra da, öykü edebiyatı ortamının canlandırılmasına, öykü edebiyatı ortamının demokratikleştirilmesine yapacağımız katkı, herkesten önce ve herkesten çok, bizim kendimizden beklentilerimiz arasındadır.

Dergilerimizi çıkarırken; günümüz dünya öyküsünün geçmişteki öyküler kadar gelecekteki öykülerle buluşmasına, kuşaklar arasında olduğu kadar edebiyatla hayat arasında köprü kurulmasına, öyküdeki nicel artışın yanında nitel katkıya, öykücünün konuşmasına, eleştirinin canlanmasına, tartışmalarda düzeyin yükselmesine ihtiyacı olduğu düşüncesini bugüne kadar hep taşıdık. 14 Şubat Dünyanın Öyküsü dergisinin formatı, içeriği ve geniş ilgi alanı bu düşünceye göre şekilleniyor, yayın politikamız bu düşüncenin izlerini taşıyor elbette.
14 Şubat Dünyanın Öyküsü dergisi, öykü ve eleştiri dergisi olduğu kadar, artık bir roman dergisi de! Son 10 yıl nicel olarak romanda sıçramanın yaşandığı yıllar olarak dikkati çekiyor. Şairler, gazeteciler, öykücüler roman yazıyorlar. Edebiyat yaşamına romanla başlayan yazarların sayısı artıyor. Edebiyatımızda roman, polisiyeden bilim kurguya, fantastikten siyasala, psikolojik-gerilimden güncel toplumsal-bireysele kadar çeşitlilik gösteren bir tür. Aşk romanı da yazılıyor, tarihsel roman da. Diyeceğimiz, çok yazılan, gitgide tartışılan roman türüne dergi olarak ilgisiz kalamazdık. Bir başlangıç olarak, ilk sayımızın soruşturmasını romana ayırıyor, yazarından çok yapıta dikkat çekmeyi amaçlıyoruz. Soruşturmayla, üzerinde yeterince durulmamış romanları öne çıkarmayı amaçlarken, okurlara bir okuma listesi de sunuyoruz. Bununla da yetinmiyor, soruşturmayı roman eleştirisi de dâhil, türün son dönemini mercek altına alan yazılarla destekliyoruz."

Renkli ve Zengin Bir İçerik
Derginin ilk sayısında okurları, yerli ve yabancı öykülerden konuk  ressam ve şairlere, kuramsal ve eleştirel yazılardan söyleşilere, romandosyası ve soruşturmasından edebiyat atölyelerine kadar oldukça

renkli ve zengin bir içerik bekliyor.

Çeviri ve Türkçe Öyküler
Derginin ilk sayısında Annie Saumont, Bruno Cany, Kamal Abdulla, Azardokht Bahrami ve Hesenê Metê’den çevrilen öykülerin yanı sıra Mustafa Balel, Hakan Şencocak, Zafer Doruk, Vedat Çetin, Ahmet Büke, Fatma Akkubak ve Demet Çizmeli’nin yeni öyküleri yer alıyor.
Konuk Sanatçılar: Hanefi Yeter ve Ahmet Erhan
Derginin ilk sayısının ressamı Hanefi Yeter.  Sanatçının dergide yayımlanan bir resmine İbrahim Karaoğlu’nun dizeleri eşlik ediyor. Hanefi Yeter ayrıca Ercan Kesal’ın “Güzümü Kapatın Abi!” adlı kısa metraj senaryo öyküsüne ve Haydar Ergülen’in “Yiğido” adlı öyküsüne özel desenleriyle görsellik kattı.

Bu ilk sayısında 78 kuşağının önde gelen şairlerinden Ahmet Erhan’ın “Sekizgen” adlı şiirine yer veren 14 Şubat Dünyanın Öyküsü, 4 Ağustos 2013’te kaybettiğimiz usta şaire saygı duruşunda bulundu.

Necati Tosuner ile Söyleşi
Edebiyatta yarım asrı geride bırakan usta yazar Necati Tosuner, 14 Şubat Dünyanın Öyküsü için Kadir Yüksel’in sorularını yanıtladı. Söyleşinin yanı sıra dergi, Tosuner’in kaleme aldığı “İyi ki Öykü Yazmak Var!” başlıklı 2014 Yılı 14 Şubat Dünya Öykü Günü Bildirisi ile yazarın Susmak nasıl da yoruyor insanı! adlı romanı üzerine Mine Hoşcan Bilge’nin yazdığı “Necati Tosuner ile Avaz Avaz ‘Susmak’” başlıklı yazısına yer veriyor.

Hey Onbeşli Onbeşli Öykü Yolları Taşlı
İlk dört söyleşisi “Oğlan Bizim Kız Bizim Fanzin”de yayımlanan “Hey onbeşli onbeşli öykü yolları taşlı” adlı söyleşi dizisi Ercan y Yılmaz yönetiminde artık 14 Şubat Dünyanın Öyküsü Dergisi’nde devam edecek. Dizinin dergide yayımlanan bu ilk söyleşisinin konuğu Kerem Işık.

“80 Sonrası Türkiye Romancılığında Öne Çıkan 10 Roman” Soruşturması ve Roman Dosyası
14 Şubat Dünyanın Öyküsü Dergisi’nde yer alan ilk soruşturma, roman türünü merkeze alıyor ve “80 sonrası Türkiye Romancılığında Öne Çıkan 10 Roman” başlığını taşıyor. 40’ın üzerinde yazarın cevap verdiği soruşturmada yaklaşık 185 eser öne çıktı.

İlk sayının dosya konusu ise yine roman oldu. A. Ömer Türkeş “80’den Sonra: Gerçeklikten Kaçış”, Gürsel Korat “Fethi Naci’den Sonra Tufan”, Sezer Ateş Ayvaz “Romanımızın İki Yakası”, Pınar Güner ise “Son Dönem Romancılığımızda Postmodern Eğilimlere Bir Bakış” başlıklı yazılarıyla dosyada yer aldılar.

Köşe Yazıları ve Yazılar
Her sayısında edebiyatın farklı alanlarıyla ilgili köşe yazılarına yer verecek olan 14 Şubat Dünyanın Öyküsü’nün ilk sayısında yer alan köşe yazarları Adnan Binyazar, Emin Özdemir, Nursel Duruel, Mehmet Zaman Saçlıoğlu, Kemal Gündüzalp, Faruk Duman, Ayşegül Tözeren, Selçuk Orhan, Yaqop Tilermenî ve Sibel Öz. Bu sayıda ayrıca Tuğba Çelik Barış Bıçakçı’nın, Birgül Oğuz Leyla Erbil’in ve Tarhan Gürhan Murathan Mungan’ın eserleri hakkında yazdı.

14 Şubat Dünyanın Öyküsü’nün bu ilk sayısında ayrıca Tarık Günersel kendi yazma süreci anlatır, Nemika Tuğcu Günyüzü Atölyesi’nde yazarlık serüveninin başındaki öykücülere yol gösterirken, Gamze Güller de Ankara’daki Yaratıcı Yazarlık Atölyelerinin çalışmalarını aktardı.

Sunuş
Özcan Karabulut


Bir çatı örgütü olarak Uluslararası Ankara Öykü Günleri Derneği
Öykü edebiyatı yolculuğuna ilişkin hikâyemiz hem çok eski, hem de çok yeni. Çok eski, çünkü Dernek olarak adını aldığımız ve içinde bulunduğumuz yıl on dördüncüsünü gerçekleştireceğimiz Uluslararası Ankara Öykü Günleri’nin, fikir babalığını yaptığımız ve geniş bir coğrafyada kutladığımız 14 Şubat Dünya Öykü Günü’nün, ODTÜ Edebiyat Kulübü’nden bu yana çeşitli biçimlerde çıkardığımız dergilerinin birikimine ve mirasına sahibiz. Çok yeniyiz, çünkü ana çalışma alanları olarak bugüne kadar hayata geçirdiğimiz ne varsa, hepsini çatı örgütümüz olan Uluslararası Ankara Öykü Günleri Derneği’ne taşıyoruz. İlk yapıtlara verdiğimiz öykü ödülü, geçen yıl hazırladığımız öykü yıllığı, çatı örgütümüze taşıdıklarımıza örnek olarak verilebilir. Eskiyiz, yeniyiz, ama hep çok yeni de olmak istiyoruz: Geniş edebiyat çevremizle öykü türünün öne çıkarılacağı ulusal ve uluslararası düzeyde projeler geliştirmek için kolları sıvıyoruz. Farklı kültürlerle, farklı dillerle, başka coğrafyalardaki yazarlarla etkileşim alanı yaratacak projeler tasarlıyoruz. Edebiyata yönelik çabalarımızı bir tür kültür köprüsü olacak projelerle büyütmek, çoğaltmak ve hiç tanımadığımız okurlara, yazarlara yaymak istiyoruz. Başta Ankara ve İstanbul olmak üzere çeşitli kentlerde, çeşitli kurum ve kuruluşlarla edebiyat atölyeleri düzenliyor, edebiyatı bir ilişki biçimi olarak da yaşamak için çaba gösteriyoruz.

Öykü ve eleştiri dergisi; evet, artık roman dergisiyiz de!

Edebiyat hiç kuşkusuz bireysel bir uğraş, herkesin kendi diliyle, kendi kütüphanesiyle var olabileceği, ya da yazarın kendi ipini çekebileceği bir yazma eylemi. Adını 14 Şubat Dünya Öykü Günü’nden alan dergimizi bunun bilinciyle, edebiyatın gerektirdiklerini dikkate alarak hazırlıyoruz. Bununla birlikte, dergi ve edebiyat atölyeleri dahil, kendi pratiklerimizle, iç içe geçmiş yapılarımızla, gönüllülük temelinde bir edebiyat kolektifini oluşturmak istiyoruz. Bundan önce olduğu gibi bundan sonra da, öykü edebiyatı ortamının canlandırılmasına, öykü edebiyatı ortamının demokratikleştirilmesine yapacağımız katkı, herkesten önce ve herkesten çok, bizim kendimizden beklentilerimiz arasındadır.

Dergilerimizi çıkarırken; günümüz dünya öyküsünün geçmişteki öyküler kadar gelecekteki öykülerle buluşmaya, kuşaklar arasında olduğu kadar edebiyatla hayat arasında köprü kurulmasına, öyküdeki nicel artışın yanında nitel katkıya, öykücünün konuşmasına, eleştirinin canlanmasına, tartışmalarda düzeyin yükselmesine ihtiyacı olduğu düşüncesini bugüne kadar hep taşıdık. 14 Şubat Dünyanın Öyküsü dergisinin formatı, içeriği ve geniş ilgi alanı bu düşünceye göre şekilleniyor, yayın politikamız bu düşüncenin izlerini taşıyor elbette. 14 Şubat Dünyanın Öyküsü dergisi, öykü ve eleştiri dergisi olduğu kadar, artık bir roman dergisi de! 2000’lerin ikinci yarısı nicel olarak romanda sıçramanın yaşandığı yıllar olarak dikkati çekiyor. Şairler, gazeteciler, öykücüler roman yazıyorlar. Edebiyat yaşamına romanla başlayan yazarların sayısı artıyor. Edebiyatımızda roman, polisiyeden bilim kurguya, fantastikten siyasala, psikolojik-gerilimden güncel toplumsal

bireysele kadar çeşitlilik gösteren bir tür. Aşk romanı da yazılıyor, tarihsel roman da. Diyeceğimiz, çok yazılan, gitgide tartışılan roman türüne dergi olarak ilgisiz kalamazdık. Bir başlangıç olarak, ilk sayımızın soruşturmasını romana ayırıyor, yazarından çok yapıta dikkat çekmeyi amaçlıyoruz. Soruşturmayla, üzerinde yeterince durulmamış tek bir romanı öne çıkarmayı amaçlarken, okurlara bir okuma listesi de sunuyoruz. Bununla da yetinmiyor, soruşturmayı roman eleştirisi de dahil, türün son dönemini mercek altına alan yazılarla destekliyoruz.

Edebiyatımıza yenileşme hareketi gerek!

Gezi Parkı eylemleriyle birlikte hayat bir anlamda edebiyata dönüşebiliyorsa, Sapanlı Teyze bir öykü kahramanı olarak hayatımızda yerini alabiliyorsa, edebiyatçıların da, sokakları, alanları, merdivenleri dolaşan bu “ruh” üzerinde düşünmeleri gerek, bizce. Gezi Parkı’ndan edebiyatçılara kalan sorulara, edebiyatın insani, vicdani ve toplumsal olarak günümüzde durduğu yerle ilişkisi kurularak cevap verilmeyecekse, nasıl verilecek? En azından, kendi kendimize sormamız gereken sorulara, direniş ile dil arasındaki yaşamsal ilişkiyi göz ardı ederek mi cevaplar bulacağız? Gezi Direnişi’nin  sadece toplumsal yapıda değil, edebiyatta da bir yenileşme hareketi yaratabileceğini, biat kültürünün yarattığı duvarları yıkabileceğini öngörüyoruz. Gezi Ruhu, edebiyatımızdaki en sorunlu ve kusurlu bir alan olan hiyerarşik düzenin yarattığı biat kültürünün yıkılması için de uygun bir zemin, verimli bir alan sunuyor diye düşünüyoruz. Kendimizi kapitalizme ve neo-liberal politikalara karşı çıkan mücadelenin içinde tanımlıyoruz. Bir yenileşme hareketinin içinden piyasada kurulan bağımlı ilişkilere itiraz ediyor, özgür bir edebiyat ortamını, yaratıcı çabayı ve yapıtı kavrayan, yenilikçi bir eleştiriyi, dahası, eleştirinin eleştirisini de talep ediyoruz.

Edebiyatın bir tür Kamu İktisadi Teşebbüsüyüz…

Bugüne kadar sürdürdüğümüz her çalışma alanı bütüncül bir biçimde birbirini tamamlama arzusunun ve kararlılığının birer göstergesidir. Bu çalışmalar hiç kuşkusuz kendi içinde bir kurguya ve öncelikli hedeflere sahiptir. Kötü komşu bizi beklediğimizden önce ev sahibi yaptı. Artık Derneğimizin, dergimizin ve her biri ulusal ve uluslararası birer değer olan çalışmaların sahibiyiz. Özel bir şirket değiliz, kâr amacımız yok. İlle de bir şey olacaksak; öykünün, romanın ve eleştirinin ilgi alanına giren tüm çalışmaların bir tür Kamu İktisadi Teşebbüsü’yüz. Çok kültürlülüğü, çeşitliliği, farklı dilleri, farklı insiyatifleri, yaratıcılığı ve özgürlüğü sonuna kadar savunuyoruz. Kendimizi edebiyatın serbest piyasası içindeki bağımlı ilişkilerin dışında tutuyoruz. Bu anlayışla yeniden yapılanıyoruz ve çalışmalarımızla, edebiyat dünyasında yeniden yapılanmanın bir ihtiyaç olduğunun altını çiziyoruz.

Sevgili okurlar, öykü ve roman edebiyatının nabzını tutmak için biz buradayız. Temsilcilerimizin, edebiyat dostlarının yanımızda olduğunu biliyoruz. Birlikte çalışmanın azim ve heyecanıyla dergiyi çıkarıyoruz, sorunları da yine birlikte aşacağımıza inanıyoruz.

0
1631
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle