15 MART, SALI, 2022

Yere Baksak da Gökyüzünü Görebileceğimiz Manzaralar

Mina’nın Çocukları Projesi kapsamında, Ayça Okay küratörlüğünde Trabzon Kızlar Manastırı’nda açılan “Kolektif ‘Yansıma’” sergisi, Shirin Abedinirad’ın ayna odaklı enstalasyonlarını izleyiciyle buluşturdu. Yansıma teması çerçevesinde şekillenen eserler, saflık, öze dönüş, kadın olmak, yer ile göğün birleşiminden ilham aldı.

Yere Baksak da Gökyüzünü Görebileceğimiz Manzaralar

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nden ilhamla toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve kadının toplumdaki yeri konularına dikkat çekmeyi hedefleyen “Kolektif ‘Yansıma’” sergisi, “gökyüzünü görebilmek için yukarıya bakmak zorunda mıyız?” sorusunu merkeze yerleştirerek toplumsal normlara eleştirel bir bakış açısıyla yaklaşıyor.

Hayat telaşı içinde, bir yerden bir yere koşturuyoruz hepimiz. Daha anın keyfini yakalayamadan bir şeylere yetişme, bir şeyleri yetiştirme derdindeyiz. Bu belki de çağımızın kronik rahatsızlıklarından biri. Artık öyle alıştık ve kanıksadık ki şikâyet bile edemez olduk. Yakınlarımızı, kendimizi, iç sesimizi unuttuğumuz, özlediğimiz, yabancılaştığımız bir çağ belki de bu. Daha geçen gün bir parçası olduğum ve uzun zamandır hazırlandığımız bir serginin açılışında kalabalık ve kaosun ortasında aynadaki yansımamla karşılaşıp şaşırdım. Tıpkı bir yabancıyı görmek gibiydi, refleks olarak selam vermem an meselesiydi.

​Tüm bu kaos ve yabancılaşma hâli bir yandan da derin düşüncelere itiyor beni. İstanbul’dan uzaklaşmak, doğayla, sakinlikle baş başa kalmak da bu bilinç akışını daha da yüzeye taşıyor elbette. Mina’nın Çocukları Projesi kapsamında, “Kolektif ‘Yansıma’” sergisi vesilesiyle yaptığım Trabzon seyahati de zihnimdeki tüm bu kilitli kapıların açılmasına vesile oldu. Trabzon’un derin ve uçsuz bucaksız denizinde tüm bu düşüncelere dalmak serginin etkileyiciliği yanında eşsiz bir deneyimdi. İç hesaplaşmamı bir kenara bırakıp bu yazının asıl konusu olan “Kolektif ‘Yansıma’”ya dönüyorum.

Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği (TÜKD) İstanbul Şubesi bünyesindeki Mina’nın Çocukları Projesi’nin Beril Başaran öncülüğünde hayata geçirdiği, İran asıllı Amerikalı sanatçı Shirin Abedinirad’ın eserlerini bir araya getiren, Ayça Okay küratörlüğünde gerçekleşen “Kolektif ‘Yansıma’” sergisi, renovasyonu yeni tamamlanmış olan Kızlar Manastırı’nda karşıladı bizi. Eylül ayında 11 sanatçının resim, heykel, enstalasyon, video eserlerinin yer aldığı “Kolektif Hafıza” isimli sergiyle Bodrum’da ve ardından Contemporary İstanbul’da izleyicilerle buluşan proje bu defa 8 Mart’tan ilhamla bir sanatçı kadının işlerine ev sahipliği yaptı.

Günümüzün ve aslında tüm zamanların en büyük problemlerinden toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve kadının toplumdaki yeri konularına sanatçı Shirin Abedinirad’ın gözünden dikkat çeken sergi, 13. yüzyılda kız öğrencilerin yaşam ve üretim alanı olarak korunma misyonu ile inşa edilmiş Trabzon Kızlar Manastırı ile de estetik bütünlüğünün yanı sıra kıymetli bir duygusal bağa sahipti. Sanatçının oyunlu aynalarının manastırın mistik ruhu, büyüleyici manzarası ile kurduğu görsel diyaloğun da altını çizmek gerek.

​Büyük ölçekli enstalasyonlar, kamusal alan projeleri ve ayna detayını kullanmasına alışık olduğumuz sanatçı bu proje kapsamında akla gelebilecek en doğu tercih olmuş. Sanatçının üretimlerinde sıklıkla kullandığı aynalar gökyüzü ile kurulan bağı simgeliyor. Bu ifade biçimini sanatçı şu sözleriyle anlatıyor: “Bu projede eserlerimle kadınları cesaretlendirmeye ve kendi ayakları üzerinde durabilmeleri için aynadaki yansımalarına bakmalarının yeterli olduğunu anlatmaya çalışıyorum. Özellikle erkek egemen toplumlarda, üretken, gökyüzü gibi aydınlık kadınlara umutsuzluğa kapıldıklarında gökyüzüne bakmaları ve yaptıklarını yapmaya devam etmeleri için bir mesaj veriyorum.” Sanatçının aynalar ile yer ve gökyüzünü ortak bir düzlemde buluşturduğu enstalasyonları “Gökyüzünü görebilmek için yukarıya bakmak zorunda mıyız?” sorusunu akıllara getiriyor.

Ayna ile üretirken her defasında bir şey keşfettiğini söyleyen sanatçı, aynayı bir ruh gibi ele alıyor. Rumi’den ilhamla oluşması ve ortaya çıkması için zorlu aşamalardan geçen ayna gibi tıpkı ruhun da cilalanmasının zor olduğunu ve sabır gerektiğini vurguluyor. Ayna burada saflığa, öze, benliğe ulaşmak için bir sembol olarak karşımıza çıkıyor. Psikanalist Jacques Lacan’ın ayna evresi, bir bebeğin kendini ilk kez aynada gördüğünde egosunun oluştuğunu öne süren teori, sanatçının piramit figürüne ilham veriyor. Öze dönmenin yanı sıra ego ile mücadele ve şehir yansımaları çalışmada bütünleşiyor.

Çağrışım isimli eser ise kadının ayna ile kurduğu ilişkiye farklı bir açıdan yaklaşıyor. Sanatçının birebir çocukluk hikâyesinden ilham alarak ürettiği eser, beş yaşındayken akrabalarının evlerini ziyaretlerinde onu ayna karşısında saçlarını tararken eleştirmesi, “bir kız bu kadar aynaya bakmamalı” yorumu Abedinirad’ın hafıza katmanlarından taşarak bu çalışmasına yansıyor. Kadının sembolü daire ile ortaya çıkan eser, yukarıya bak-ma- mesajını vurguluyor. “Kızlar aşağıya bakmalı”, “önüne bak”, “etrafa çok bakma”, “göz teması kurma” söylemleri hepimizin aşina olduğumuz ifadeler ancak sanatçı bunları kırarak yere baksak da gökyüzünü görebileceğimiz manzaralar sunuyor.

​Optik yanılsamalar yaratan ve izleyiciyle etkileşime geçen çalışmalar bir araya gelerek bir bütünü oluşturuyor. Bu bütünün önemli bir parçası da izleyici faktörü. Enstalasyonları yaşayan bir organizmaya dönüştüren, onlarla etkileşime geçerek hayat veren izleyiciler. Aynanın saflığından ve coğrafyanın ilhamından beslenerek şekillenen “Kolektif ‘Yansıma’”, 1-11 Mart tarihleri arasında manastırda yer aldı, ancak eminim ki yansımaları süzülmeye devam ediyor.

0
3204
1
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle
Geldanlage