03 MAYIS, PAZARTESİ, 2021

“Sanatın İyileştirici Gücünden Daha Çok Faydalanmalıyız”

Sanat tarihinden heykele, cam şekillendirmeden desen çalışmalarına; katıldığı sanat eğitimleri, açtığı sergiler, Atina’dan Floransa’ya katıldığı bienaller... “Sanat benim için bir yaşam şekli” diyen Ayşen Mehtap Kurbanzade ile sanat yolculuğunu, eserlerini, kurucusu olduğu Umay Bilim, Sanat ve Yaşam Merkezi’ni ve sanatın iyileştirici gücünü konuştuk.

“Sanatın İyileştirici Gücünden Daha Çok Faydalanmalıyız”

Sanatçı kimliğinizi tanıyabilir miyiz? Biraz geçmişe dönersek, sanata olan tutkunuz nerelere dayanıyor ve tüm bu yolculuk, nasıl ilerledi sizin için?

Kendimi ve çevremde olan biten her şeyi merak eden bir insan olduğum için sınırlarımı zorlamayı hep sevdim. Ailemde sanatla uğraşan kimse olmadığından, sanatçı kimliğim ancak kırklı yaşlarımda görünür olabildi. O zaman yaratıcı tarafımın aslında hayatım boyunca benimle olduğunu anladım. Estetik kaygısı olan, görselliğe önem veren, organize etmeyi seven meraklı bir çocuktum. Ailem ev değiştireceği zaman geceleri hayalimde yeni evin duvarlarını yıkıp odaların yerini değiştirdiğimi hatırlıyorum. Dolap içlerini ben düzenlerdim, kesip biçmeyi, ellerimle yeniden bir şeyler oluşturmayı, herkese makyaj yapmayı severdim. Benim için, ev kıyafetlerimdeki uyum ve estetik bile çok önemliydi.

​Astronomi ve Uzay Bilimleri’nden mezun olduktan sonra alanımda çalışmaya ilgi duymamıştım. Hep gönlümde olan mimarlıkla ilgili neler yapabilirim diye araştırırken iç mimarlık eğitimlerine katıldım. Eğitim sonrasında da mimarlık bürolarında iç mimarlık projelerinde çalıştım. Ta ki katıldığım sanat tarihi derslerinde, hocamın heykeltıraş olduğunu öğrenmeme ve onun heykel sınıfına katılmama kadar. Bu, sanat yolculuğumda bana heykeltıraş kimliği de kazandırdı. Birkaç özel sergim oldu, yurt dışında sanat fuarlarına ve Floransa Bienali’ne katıldım. Sanat kişinin özünde var olan bir tutku, bir aşk... Koşullar da uygun olduğunda, teknik tarafını öğrenme merakıyla daha da büyüyor. Hayata sanatın gözlüklerinden baktığımı fark edişim ise bugünlere dek uzanıyor diyebilirim.

Aynı zamanda Kadıköy Suadiye’de; bilim, sanat, yaşam başlıkları altında hem bireysel hem kurumsal atölye ve eğitimler düzenleyen Umay Bilim, Sanat ve Yaşam Merkezi’nin de kurucususunuz. Bu değerli merkezin kurulma hikâyesi nedir?

Koçluk yaparken, yol boyunca aldığım çeşitli eğitimlerin, bütünsel yaklaşımıma hizmet ettiğini fark ettiğimde, kendini bilmemin önemini daha iyi anladım. Yaşamımızda alan açan eğitimlerin, atölyelerin, insanın kendini gerçekleştirme yolculuğuna nasıl katkı sağladığını bizzat yaşayan biri olarak, kişisel dönüşümü için çalışan herkese yönelik Umay Bilim, Sanat ve Yaşam Merkezi’ni kurdum.

​Kendi hikâyemdeki travmalar ve çeşitli sağlık sorunlarına karşı küllerimden yeniden doğarak canlanışım, bilim ve ilimin bütünlüğü ile kendini bilmek isteyen insanlara hizmet etme tutkumu doğurdu. Aynı dili konuşan insanların çoğalması, gezegenimizde insanca yaşamaya dair umudumu taze tutuyor. Özetle, bütünsel bakış açımı yansıttığım Umay Bilim, Sanat ve Yaşam Merkezi, aşk ile çalışmak ve gelecek nesillere hizmet etmek için kuruldu diyebilirim.

1. Body - Beden
2. Friendship - Kardeşlik
3. Identitiy - Kimlik
​4. Power - Güç

Sanat sizin için ne ifade ediyor? Sanatın evrenselliği, iletişim üzerindeki etkisi veya birey üzerindeki iyileştirici gücü ile ilgili neler söylemek istersiniz?

Sanat benim için bir yaşam şekli. Evrimsel sürecin kendisi, canlılık hikâyemiz bir sanat eseri. Doğrusu insanın kendisi bir sanat eseri. Bizler, katman katman daha açılmamış pek çok şifremiz ile mucizenin ta kendisiyiz. Ve mucizeyi kendimizin dışında aradıkça dünyaya sanatın bütünsel bakışı ile bakamıyoruz. Oysa sanat bir tencere yemekten ağacın büyümesine, arının bal yapmasından gökyüzüne, okyanuslardan güneş sistemine, gezegenlere, evrene kadar her yerde.

Uzun yıllar astronomi okumamın anlamını bulamamıştım. Ama şimdi anlıyorum ki, galaksimiz ve güneşin sisteminde, büyük bir kaos içinde ve aynı zamanda muhteşem bir düzende, evrenselliğin kendisini yaşadığımızı öğretmiş aldığım eğitim bana. Evrensellik derken şundan söz ediyorum: Dünyanın neresine giderseniz gidin, tüm insanların hislerini ifade ettiği sürece, her biçimde anlaşabildiğine şahit olursunuz. Bunun bir yolu da sanat...

​Bir sanat eserine baktığınızda bizde neler hissettirdiğini fark edebiliyorsak sanatçı işini iyi yapmış demektir. O sanat eseri insana hizmet etmiş olur. Sanat, mutluluk hormonlarının daha fazla salgılanmasını sağlar, beynimizin yaratıcı lobunu aktive eder ve her iki lob arasında iletişimi kuvvetlendirir. Dolayısıyla sanata ilgili insanlar, yargıdan uzak, toparlayıcı ve birleştirici niteliklere sahip olurlar. Eğer savaşların bitmesini istiyorsak, yapay zekanın bizi ele geçirmesini istemiyorsak, bizi içine çeken sanatın herhangi bir dalının iyileştirici gücünden daha fazla faydalanmalıyız. Edebiyatla hayal gücümüzü harekete geçirmek, ellerimiz ile üreterek beyin fonksiyonlarımızı güçlendirmek, duygu ve akıl bütünlüğü ile olduğundan yapay zekâ algoritmasıyla bunların üzerine çıkamayacaktır. Bu yüzden insanın gerçeğini keşfetmesi çok önemli olacak. İçinde bulunduğumuz çağda karşılaşacaklarımız karşısında bizi güçlü ve hayatta tutan” şeklin ötesindeki, şeklin gizlediği güzelliği görebilmek” psikoestetik bakış açısıyla olacak.

Bildiğim kadarıyla, en yakın tarihli serginiz 2020’nin Haziran ayında gerçekleşen “Virüsü Kovuyoruz” adlı çevrim içi sergi. Burada her biri içinde derinlikli anlamlar barındıran toplam 7 eseriniz bulunuyor. Bu eserleri yaratırken nelerden ilham aldınız, çıkış noktanız ne oldu?

Eserlerimi ortaya çıkarırken en büyük ilhamı hayatın kendisinden aldım. Kendimi bilmeye odaklandığım ve kendi üzerimde yaptığım her türlü farkındalık çalışması bende katman katman açıldıkça, ilmen merakım olan tasavvuf özellikle rehberim oldu. Büyük bir illüzyonun içinde yaşadığımızı anlamaya çalışırken hikayeler benim elimden tuttu, bana yol gösterdi diyebilirim. 

Bütünsel bir anlam arayışında olan, kendini farklı kollardan besleyerek bireysel devrimini gerçekleştirmek isteyen insanlar, Umay Bilim Sanat Yaşam Merkezi’nde düzenlenen atölye ve eğitimlerden ne beklemeli?

Hayatında kendi gelişimine, kendini bilmeye önem veren, merak ettiği dönüşümü yaşamak isteyenler, Umay Bilim, Sanat ve Yaşam Merkezi’nde düzenlenen atölye ve eğitimleri takip edebilir. Artık günümüzde vaktini iyi geçirmek, kendini iyi hissetmek için atölyelere katılmak yetmiyor. Bunun ötesine geçmek gerekiyor. Biz de Umay ailesi olarak düşümüze ortaklar arıyoruz. Günümüz ebeveynlerinin sağlıklı nesiller yetiştirmesi, onların da gelecekte sağlıklı birer ebeveyn olmaları demek ve bu döngüdür dünyayı iyileştirecek olan... Bunun için de özellikle ebeveynlerin ama hepimizin önce kendimizde var olanları bilmesine, işe yarayanları daha da parlatabilmesine aracılık ediyoruz.

Gündemde olan atölye çalışmalarımızdan; “Derin Okuma” sınıfında, değerli kitaplardaki karakter analizlerini yaparken her birinde kendimizden bir parça buluyoruz. “Müzik’li Salon Sohbetleri”nde bestecilerin izlerinden gidiyor, “Sanat Tarihi” sınıflarında Gilles Deleuze’ün fikir dünyasıyla buluşuyor ya da geçmişten günümüze ışık tutan keşifler yapıyoruz. Gerçekleştirdiğim “Rüya Analizi” seansları ise bireysel ya da grup çalışmaları şeklinde ilerliyor ve kişinin kendini yeniden inşa etmesine, kendini bilme yolculuklarına eşlik ediyorum.

​Katılımcılarımız, aldıkları her eğitim ile geleceğe neler bırakabileceğini daha iyi bilebiliyor. 

0
6540
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle
Geldanlage