25 HAZİRAN, SALI, 2019

Rönesans Döneminde Koleksiyonerlik: Nadire Kabineleri

Unicorn boynuzları, deniz kızı iskeletleri, doldurulmuş canlılar, kurutulmuş bitkiler, gök küre ve alışık olmadığımız daha pek çok nesne… Her biri “wunderkammer” ya da “nadire kabineleri” olarak da bilinen, Rönesans ve Barok dönemde yaratılan en popüler seçkilerin bir parçasını oluşturur. Coğrafi keşifler ve bilimsel çalışmaların artmasıyla, nadir görülen bu parçalara ulaşma isteği aristokrat ve burjuva kesimin giderek rağbet ettiği nadire abinelerine de zemin hazırlar. Toplayıcılığın temelini oluşturan, güç ve zevkin sembolü nadire kabinelerinin yer aldığı Artsy makalesini sizler için çevirdik. 

Rönesans Döneminde Koleksiyonerlik: Nadire Kabineleri

Günümüzde nadire kabineleri, kendine has ve sıra dışı bilgileri barındıran gizlenmiş kutu ya da dolaplar olarak tanımlanır. Nitekim Rönesans zamanında “wunderkammer” için yapılan açıklamalar günümüze oranla çok daha kapsamlıdır. Bugün müzecilik anlayışına yön veren kabineler, o dönemler insanların bilgi ve keşiflere duyduğu tutkunun hem sanat hem de el yapımı malzemelerle cisimleştirdiği, özenle toplanan pek çok değere işaret eder.

İngilizceye “cabinet of curiosity” adıyla çevrilen “wunderkammer”, ilk kez 1500’lerin ortasında, dönemin soylu ailelerinden Zimmernleri kaleme alan Johannes Müller ve Count Froben Christoph tarafınadan kullanılır. Aynı dönemlerde Bavaria Dükü’ne ait “wunderkammer” seçkisinde sanat ve bilimsel danışman olarak görev alan Samuel Van Quiccheberg de edindiği deneyimlerden yararlanarak toplayıcılık, sergileme ve koleksiyonerlik üzerine öğretici bir kitap hazırlar. Quiccheberg de 1565’te yayımlanan kitabında “wunderkammer kelimesine yer verir.

Quiccheberg’e göre nadire kabineleri ya da diğer adıyla “wunderkammer”, kendi içerisinde çeşitli bölümlerden oluşur. Artificialia; el yapımı ilk çağ ürünleriyle sanat eserlerini barındıran bölüme verilen addır. Naturalia; bitkiler, hayvanlar ve doğadan gelen diğer şeyleri kapsar. Scientifica bilimsel materyalleri, Exotic uzak ülkelerden getirilenleri ve son bölüm olan Mirabilia ise mucizevi şeyleri içerir. Dünyanın pek çok yerinden toplanıp bir araya getirilen bu objeler, Quiccheberg’ün “dünya sahnesi” dediği o dönemin bilim, sanat ve mistik olaylarını temsil eder. Günümüz uzmanlarından Patrick Mauriès “wunderkammer” seçkisini, evrenin tüm bilgilerini saklayan raflar olarak tanımlar. Kimi bir kabin kadar küçükken kimisi de labirentlerle dolu bir oda kadar geniştir.

Metropolitan Sanat Müzesi’nden Wolfram Koeppe, Rönesans boyunca toplanan bu sıra dışı objeleri insan evriminin bir parçası olarak değerlendirir. 13. yüzyılda bulunan pusula ve akabinde gelişen harita çizim teknikleriyle 1500 ve1600’lü yıllarda küresel ticaret ağı canlanmaya başlar. Coğrafi keşiflerin öncüsü İtalya, İspanya ve İngiltere gibi ülkeler, uzaklara gönderdiği dönemin ünlü araştırmacıları sayesinde yeni yerler ve yeni bilgiler keşfeder. Bu sırada bilim bir disiplin olarak tanımlanır ve dünya, cennet, insan anatomisi gibi konuları irdeleyen büyük soruların cevaplarını aramaya başlar. Çalışmaları takip eden Katolik Kilisesi, İncil için tehdit olarak algıladığı tüm araştırmaları yasaklarken dünyanın oluşumu hakkında teoriler ve tıbbi keşifler içeren sayısız kitap da aynı dönemde tüm ülkelerde sayısız kez yayımlanır. Benzer biçimde Leonardo da Vinci de dini baskılar nedeniyle insanın doğal anatomisi ve dünya hakkındaki gözlemlerini mümkün olduğunca gizli yürütmeye çalışır.

“Wunderkammer” ya da nadire kabineleri, sonu gelmez keşif gezilerinin, kolonileşme sürecinin, bilim ve sanat alanındaki pek çok ilerlemenin sonucunda elde edilen bilgileri kişisel ortamlarda sergilemek ve saklamak isteyenler için bir araç olarak kullanılır. İtalya’nın ünlü ailelerinden şifacı Ferrante Imperato, 35.000’in üzerinde bitki, hayvan ve mineral örneklerini barındıran “wunderkammer” seçkisiyle bu koleksiyonun önemini bir kez daha gözler önüne serer.

Dell’historia natural adıyla 1599’da yayımlanan katalog nadire kabinelerini ilk kez resmeden kitaptır. Gravür teknikle yapılan kitaptaki Ferrante koleksiyonu dondurulmuş balıklar, deniz kabukları ve farklı deniz canlılarının asılı durduğu bir tavan üzerinde sergilenir. Koleksiyonda yer alan tavandaki tüm canlılar merkezde yer alan tek bir noktaya işaret eder. Kabinenin en görkemli parçası dondurulmuş bir timsahtır ve diğeriyle aynı tavanda, asılı bir hâlde bulunur. 

Pek çok nadire kabinesi, yalnızca bilimsel olmakla kalmaz aynı zamanda kişisel zevkler, haz veren gizemler ve güçlü bir konumun ispatına da karşılık gelir. Çoğu nadire kabinesi heykeller, kitaplar, resimler, paralar, ilkel dönemden kalma taşlar ve bilimsel malzemelerden meydana gelirken kabinelerdeki bazı eşyalar da mistik ve gizemli şeyleri temsil eder. Büyülü olduğu söylenen taşlar, Unicorn’dan alınan şüpheli boynuzlar ya da deniz kızlarına ait sanılan doğaüstü, sıra dışı vücutlar bunlardan birkaçını temsil eder. Sanat tarihçisi Giovanni Aloi’ye göre kabineye giren her obje, keşiflerde anlatılan büyülü maceralar vaat eder ya da onlardan bir tane yaratmak üzere yeni alıcısına ulaştırılır.

Nadire kabineleri, koleksiyonerinin toplumsal nüfuz ve ekonomik gücünü sergilediği için de oldukça önemlidir. Öyle ki bir kabine seçkisinin genişliği sahibinin zekâsı, serveti, kişisel zevkleri ve ticari gücüyle doğru orantılı kabul edilir. Aloi’ye göre kabineler, sahiplerinin yarattığı mini evrenler üzerinden onların derin sırlarını da ifşa eder. Her koleksiyoner topladıklarıyla edindiği dünya algısına, sergilediği kabineler üzerinden daha gizemli ve kafa karıştırıcı bir görünüm verir.

İmparator II Rudolf, kabine toplayıcılığındaki seçici zevkiyle bilinir ve tüm Avrupa ülkelerinde nam salar. Öyle ki 1500’lü yıllarda Prag Kalesi’ne davet edilen bir konuk olsaydı, görkemli bir hazine turunda hissedeceği söylenir. Büyülü taşlar, çeşitli gök küreler, astrolojide kullanılan malzemeler ve sanatın büyük ustalarından çok değerli eserler (Albrecht Dürer, Giuseppe Arcimboldo ve Titian) dönemin Rudolf kabinesinde sergilenir. Bu kabine, gücünü uysal bir şekilde simgelemek isteyen hükümdarın aynı zamanda dünya ve barındırdığı gizemleri keşfedebilmek için uzun süre kaldığı bir hazine odasıdır. Doğanın tuhaflıkları ve sanatın ustalarını barındıran nadire kabineleri, yalnızca gücü ve zevki değil aynı zamanda yargı mercilerinin (ülke politikalarının) sanat ve bilime duydukları ilginin de sınırlarını temsil eder.

Gerek II Rudolf’a gerekse diğer koleksiyonerlere ait nadire kabineleri, gelecekte hazırlanacak kişisel ve kamusal koleksiyonların nasıl olması gerektiğine dair dönemin ipuçlarını barındırır. Günümüzde British ya da Metropolitan Museum gibi ansiklopedik koleksiyonlara ilham olan nadire kabineleri, salt mali kaygılar güden Avrupalı toplayıcılara da bir tür kapı aralar.

İçerik kaynağı için tıklayınız.

Çeviren: Özüm Ceren İlhan

0
9382
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle