28 NİSAN, CUMA, 2023

Arayışların Ressamı Giovanni Bellini

Paris, Musée Jacquemart André’de 3 Mart 2023’te açılan ve tüm ziyaretçileri adeta büyüleyen “Giovanni Bellini, Influences Croisées” sergisine ve Giovanni Bellini’nin sanatındaki dönüşüme dair bir yazı.

Arayışların Ressamı Giovanni Bellini

İtalyan Rönesansı’nda, öğrencileri Giorgione ve Titian ile birlikte Giovanni Bellini, Venedik Okulu’nun kurucusu ve 16. yüzyılda bu okulun en ayırt edici özelliklerinden olan “Renk ve Tonlama Sanatı”nı başlatan ve yön veren kişi olarak kabul ediliyor. Bellini'nin, atmosferik perspektif gibi teknikleri kullanarak ve renkleri daha gerçekçi bir şekilde oluşturmaya çalışarak doğanın tasvirine odaklanan ilk Rönesans sanatçılarından biri olduğu biliniyor. Zamanının Gotik tarzından radikal bir kopuşla, renk kullanmaya cesaret eden, kompozisyonlarının her birinde katı bir geometrik titizliği pekiştiren bir devrimci Bellini.

​Sergiyi gezerken, Giovanni Bellini’nin yaşamının her döneminde yenilenmeye adanmış bir kariyeri devam ettirmede gösterdiği tutarlılığa şahit oluyoruz. Karşılaşma şansına sahip olduğu, farklı tarz ve tekniklere sahip sanatçılardan etkilenerek sürekli yeni bakış açılarıyla eserlerini üretmekten ve bu etkileşimleri tuvallere yansıtmaktan asla kaçınmamış sıra dışı bir sanatçı.

“Giovanni Bellini, Influences Croisées” sergisine belki de bu sebeple, küratörleri Neville Rowley ve Pierre Curie, “Influences Croisées”, “Karşılaşan Etkileşimler” ya da başka bir yorumla “Etkileşimlerin Kavşağı” ismiyle hayata geçirmişler. Sergide, toplamda müzelerden ve özel koleksiyonlardan getirilmiş, yirmi bir adeti Giovanni Bellini’ye ait olmak üzere elli adet eser sergilenmekte ve bunlardan bazıları ilk kez bir sergiye konuk oluyor.

Sergiye adım attığınız andan itibaren sizi en çok etkileyen, eserlerin sunumunun klasik-kronolojik bir şekilde verilmiyor olması. Kronoloji yine esası oluşturuyor ama bizlere Giovanni Bellini’nin kariyerinin her döneminde resim dilinin nasıl sürekli olarak kendi otantikliğinden ödün vermeden fakat çeşitli etkilenmeleri de ruhunda taşıyarak değiştiğini ifade eden bir tema eşlik ediyor. Her tema seyirciye verilirken, bu değişimlere ilham vermiş olan oyuncularla bir diyalog hâlinde sunulmasına da ayrı özen gösterilmiş.

“Sadece Giovanni Bellini’nin eserlerinden oluşan bir Bellini sergisi izleyicisini yanlış yönlendiren bir sergi olurdu,” diyor serginin küratörü Neville Rowley. Ve Giovanni Bellini’nin çok dikkatli gözlemleyen, ödünç alan, ödünç aldığını dönüştüren ve daha başka bir seviyeye taşıyan bir ressam olduğunun, dolayısıyla Bellini ile çağdaşları arasındaki bağlantılar üzerine fokus oluşturmanın çok daha öğretici olacağının altını çiziyor.

© Culturespaces / Thomas Garnier

Giovanni Bellini, sanatçı bir aileye doğmuş. Ünlü ressam Jacopo Bellini’nin evlilik dışı olarak dünyaya gelmiş oğlu. Fatih Sultan Mehmet’in de portresini yapmak üzere İstanbul’a gelmiş ressam Gentile Bellini’nin üvey kardeşi. Her iki kardeş de babalarının atölyesinde son derece yoğun ve sıkı bir disiplinle Gotik resim ve Floransa resmi konularında uzmanlaşmışlar. Üvey kız kardeşi Nicolasia ile evlenen ünlü ressam Andrea Mantegna’nın aileye katılmasıyla birlikte, Mantegna’nın klasik, Donatello’dan etkilenen heykelsi formlarının ve perspektif konusundaki ileri düzeydeki çalışmalarının da etkisiyle Giovanni Bellini’nin eserleri de çok daha anıtsal bir etki taşımaya başlamış.

Antonella da Messina’nın Venedik’e gelmesinden sonra Giovanni Bellini’nin resim tarzı Flaman etkisiyle birlikte yeni bir döneme başlar. Daha sonraları ise Bizans sanatı ve özellikle Bizans Madonnaları, onun “Bakire ve Çocuk” (Meryem ve İsa) temalı pek çok resmine ilham verir. Bizans etkilerini izleyen yıllarda, bir dönem, birlikte çalıştıkları genç ressam Cima da Coneglio’nun topografik manzaralarından etkilenir ve “Madonna ve Çocuk” resimlerinin arka planlarını bu manzaralarla süsler.

Bellini’nin bir sonraki döneminde ise genç öğrencileri Giorgione ve Titian’ın da etkisiyle fakat yine son derece özgün bir stille çok daha modern ve çarpıcı fırça darbelerine şahit oluyoruz.

Sergi sekiz bölüme ayrılmış. Sekiz bölümde Giovanni Bellini’nin tüm resim kariyeri, sekiz temayla anlatılmış ve bölümlendirmeyle izleyici, ressamın etkilenmelerle yeni ufuklara açılan dönemlerini, renk ve ışık ekseninde yarattığı muhteşem eserlerini izleme şansına sahip oluyor.

Salonlar sırasıyla;

© Culturespaces / Thomas Garnier

Jacopo’nun Stüdyosu’nda

Döneminin ünlü ressamı Jacopo Bellini (1400-1470) “International Gothic” adı verilen bir stille çalışmaktadır. Giovanni onun atölyesinde, onun işlerini kopya ederek çalışmaya başlar. Bu dönemde tüm aile aynı atölyede ve aynı modelleri kullanarak çalıştıkları için Bellini’lerin işlerini ayırt etmek kolay değildir. Bu bölümde ailenin eserleri birlikte sunulmaktadır.

Gentile Bellini, The Annunciation, c. 1475, tempera and gold on panel, 80 x 60 cm, Museo Thyssen-Bornemisza, Madrid,
© Museo Nacional Thyssen-Bornemisza. Madrid 

Padova Tarzı (The Paduan Models)

1453 yılında kız kardeşi Nicolasia’nın Andrea Mantegna ile yaptığı evlilik, Rönesans'ın şafağında en büyük sanatsal dostluklardan birini pekiştirir. Bu dostluk karşılıklı etkileme oyununun ötesinde, hümanizm ve doğaya duyarlılık arasında diyalog kuran iki dünya görüşüdür. Hayata çoban olarak başlayan Mantegna ve Venedik'teki en ünlü sanatçı hanedanında, elinde bir fırça ile doğan Giovanni Bellini. Mantegna şimşek dehasıyla 10 yaşında, Paduan usta Francesco Squarcione'nin çırağı olur ve ustasından Latince, antik Roma heykel sevgisini öğrenerek kendisini geliştirir.

Bellini, Mantegna’nın eserlerinde etkileri görülen Roma dönemi mimarisi ve heykelleri, klasik antikite, mitoloji temalarından etkilenmeye başlar. Mantegna bir entelektüel olarak resmederken, Bellini duyguları uyandırmak için resmeder, ancak Mantegna'dan bir tema, kompozisyon ya da motif ödünç alıp ona farklı bir hava katmaktan hiç çekinmez. Resimli diyalogları, Bellini'nin sonunda kendisini Mantegna'nın etkisinden kurtarmasına kadar yedi yıl sürer. Bununla birlikte, Bellini tarafından yapılan İsa'nın Başkalaşımı (1458-60) uzun süre Mantegna'ya atfedilmiştir.(National Gallery, Londres, Exhibition Mantegna-Bellini, 2019)

​Mantegna’yı çok etkileyen Donatello onu da etkiler ve Donatello’nun modern tarzıyla tanışınca kendini aldığı klasik eğitimden kurtararak yeni bir dönemin temellerini atar. 1460 yılında Mantegna’nın Gonzaga Ailesi’nin resmi ressamı olarak atanmasıyla ve Mantova’ya yerleşmesiyle birlikte Giovanni artık kendi tarzını oluşturmaya başlar. Işıklar içinde yıkanan, Saint Justina isimli eseri bu değişime çok güzel bir örnektir. Sonrasında “Bakire ve Çocuk” kompozisyonlarında uzmanlaşır ve pek çok özel müşteriden siparişler alır.

Giovanni Bellini, Saint Justina, c. 1475, tempera on panel, 128.4 x 54.5 cm, Museo Bagatti Valsecchi, Milan,
Photo © ElenaDatrino / Culturespaces

Bizans Çağrışımları

Venedik bilindiği üzere yıllarca Doğu Roma İmparatorluğu’nun kolonisi olarak yaşamış bir şehirdir. 1453 yılında Konstantinapol’ün Türkler tarafından alınmasıyla birlikte pek çok sanatçı yanlarında ikonalar, sanat eserleri ve el yazmalarıyla Venedik’e gelmişlerdir. Bu dönemde, Bellini’nin çeşitli “Madonna ve Çocuk” resimlerinde arka planının aynı Bizans ikonaları gibi altın rengine döndüğünü ve bazı jestlerin de yine Bizans ikonalarını hatırlattığını fark etmemek imkansızdır.

Giovanni Bellini, Virgin and Child, c.1485, tempera and oil on panel, 55.6 x 43.9 cm, Gemäldegalerie, Berlin,
© Staatliche Museen zu Berlin, Gemäldegalerie / Chris- toph Schmidt; Public Domain Mark 1.0 

Kuzey ve Güney Arasında

Bellini, Flaman sanatını ilk olarak Jan van Eyck (1390-1441) ve Hans Memling’den (1430-1494) öğrenmiştir. Manzaraları hem gerçekçi hem de şiirsel bir üslupla resmetmenin, ten tonlarının transparanlığını göstermenin mümkün olduğunu, yağlı boya tekniği sayesinde keşfetmiştir.

Giovanni Bellini, Prudence (from the « Restello de Vincenzo Catena »), detail of Five allegories, c.1490-1495, oil on panel, 32 x 22 cm, Gallerie dell’Accademia, Venice,
© G.A.V.E Archivio fotogra co – su concessione del Ministero della Cultura 

Antonello da Messina: Bellini’nin Alter Egosu

kuzey sanatından oldukça etkilenmiş olan Sicilyalı ressam Antonello da Messina’nın (1430-1479) Venedik’e gelmesi ve tanışmaları Giovanni Bellini’nin resim stilini inanılmaz bir şekilde etkilemiştir.

Antonello da Messina, Napoli'de Flaman resim tekniğini ustası Colantonio'dan öğrenmiş, Venedik'te sadece bir yıl kalmış (1475-1476) ancak bu kısa süre içinde Venedik sanatına Flaman gerçekçiliğinin hayranlık uyandıran parlak etkilerini, yeni yağlı boya resim tekniklerini göstermiştir. Antonello da Messina'nın Venedik'e gelişi, 15. yüzyılın ikinci yarısında Venedik sanatında önemli bir dönüm noktası olacaktır.

Hiç seyahat etmemiş olan Giovanni’nin aksine Messina çok geniş bir coğrafyada seyahat etmiş ve görsel anlamda çok fazla tecrübeye sahiptir. Messina’yı aynı zamanda model olarak da kullanan Bellini, Messina’nın etkisiyle artık renkler ve ışık kullanımında çok daha cesurdur. Aynı zamanda bu Sicilyalı ressamdan, izleyicinin doğrudan gözlerinin içine bakan kişileri resmetmeyi öğrenmiştir. Messina’nın etkisi çok kuvvetlidir ama ne yazık ki ressam 1476 yılında Venedik’i terk eder ve üç sene sonra da hayata veda eder.

Giovanni Bellini’nin İki Melek Tarafından Taşınan Ölü İsa (The Dead Christ Supported by Two Angels) eseri ile Antonello da Messina’nın, Üç Melek Tarafından Taşınan Ölü İsa (The Dead Chist Supported by Three Angels) adlı eserinin karşılaştırmalı olarak sergilendiği bu salon muhteşem. Her iki eser de çok etkileyici ve her iki eser de son derece özgün.

​Sanatçıyı oldukça iyi tanımlayan bu resimde zarafet ve dinginlik söz konusu. İncil'deki konularda insan duygularının karmaşıklığını ifade eden Bellini, kutsal ile dünyevi evren arasındaki çizgiyi özellikle  daha da bulanıklaştırır.

1. Giovanni Bellini, The Dead Christ Supported by Two Angels, c. 1470-1475, tempera and oil on panel, 82.9 cm × 66.9 cm, Gemäldegalerie, Berlin, © Staatliche Museen zu Berlin, Gemäldegalerie/Christoph Sch- midt
2. Antonello da Messina, The Dead Christ Supported by Three Angels, c.1476, oil on panel, 115 x 85.5 cm, Fondazione Musei Civici di Venezia, Museo Correr, Venice, 2023 © Photo Archive - Fondazione Musei Civici di Venezia 

Pathos (Duygu Yoğunluğunu İzleyene İfade Etme) 

Flaman sanatıyla tanışmasıyla birlikte Giovanni Bellini’nin izinde tüm Venedik resmi için dini resimlerde yer alan kişilerin yüzlerindeki ifadesizlik ve bu dünyadan uzak görüntüler ortadan kalkmış ve tüm dini kişiliklerin, insanların kendilerine daha yakın hissettikleri acı içindeki ifadeleri resimlere yansımaya başlamıştır. Bu ifadeyi Andrea Mantegna’nın Ecce Homo (Musée Jacquemart-André, Paris, c. 1500) eserinde de görmek mümkündür.

Andrea Mantegna, Ecce Homo, c. 1500, tempera with glue on linen canvas on panel, 54 cm x 42 cm, Musée Jacquemart-André, Paris, © Culturespaces / Studio Sébert Photographes 

Manzaralar: Rüyalar ve Gerçek Arasında

Giovanni Bellini’nin eserlerinde gerek Flaman gerekse Mantegna’nın etkisiyle arka planda manzaralar her zaman var olmuştur. Fakat genç sanatçı Cima da Conegliano (1459-1517)’nun etkisiyle arka fondaki manzaralar daha renkli ve gerçekçi bir şekilde tuvallerde yer almaya başlamıştır. Ustası Bellini’nin eserlerini taklit ederken arka planda çok daha detaylı ve cesur renklerle çalışan Cima da Coneglio, Bellini’yi bir başka aşamaya taşımıştır.

​16. yüzyılın başlarında artık iyice yaşlanmış olan Bellini, kendi atölyesinde çok yetenekli iki öğrenciye; Giorgione (1477-1510) ve Titian’a (1488-1576) ders vermiş ve özellikle önce Giorgione tarafından ele alınan ve sonra Titian tarafından geliştirilen konturların tamamen kaybedilerek, renklerle verilmesi tekniğinden etkilenmiştir. Bir ömür boyu öğrenci olarak kalan ve öğrenmeyi sürdüren, amatör ruhunu hiç kaybetmeyen büyük usta için bu son etkileşimdir.

Giovanni Bellini, Virgin and Child with Saint John the Baptist and a saint (Sacra Conversazione Giovanelli), c. 1500, tempera and oil on panel, 54 x 76 cm, Gallerie dell’Accademia, Venice,
© G.A.VE Archivio fotogra co – su concessione del Ministero della Cultura 

Tanrıların Belirsizliği

Bellini’nin son eserlerinden bir tanesi olan Nuh’la Alay isimli eserde, insanlığı büyük bir sel felaketinden kurtaran Nuh peygamber, hiç de zafer kazanmış bir edayla resmedilmemiştir. Tam aksine sarhoş, çıplak, uykulu ve oğullarından bir tanesi tarafından dalga geçilen, aşağılayıcı bir şekilde resmedilmiştir.

Bu tablo, Aziz Augustine’in “İncil’de Yaratılış” metninde Nuh'un üç oğlunu adlandırdığı sırayı çağrıştırıyor. “İyi” Sem, “Kötü” Cham ve “Kayıtsız” Japhet. Cham “kötü oğul”un, diğer iki kardeş arasında kalması, kötülüğün kontrol altına alınması, kilitlenmesi ve “boğulmuş” gibi olması gerektiği anlamına gelir. Sam ve Japheth iyi oğullardır, babalarının çıplaklığını gizleyip gözlerini kaçırarak saygı duyarlar. Aksine, Cham babasıyla dalga geçer, bu onun ve soyundan gelenlerin lanetlenmesine neden olur (Ham'ın Laneti).

​Roberto Longhi, Bellini’nin adeta bir vasiyeti olarak kabul edilen bu resmin, modern resmin başlangıcı olarak kabul edildiğini ifade etmektedir.

Giovanni Bellini, Mocking of Noah, c. 1515, oil on canvas, 103 x 157 cm, Musée des Beaux-Arts et d’Archéologie, Besançon,
© Leonard de Selva/Bridgeman Images 

​1506 yılında Venedik’i ziyaret eden Albrecht Dürer ise, Giovanni Bellini için “Artık çok yaşlı ama hâlâ resim sanatında en iyisi,” diyerek hayranlığını ifade etmiştir.

Eğer yolunuz Paris’e düşerse, Fransa’da ilk kez bu kadar geniş bir kapsamda açılan ve 17 Temmuz’a kadar açık kalacak olan “Giovanni Bellini, Influences Croisées”​ sergisini kaçırmayın derim.

*Yazının hazırlamasında yardımlarını esirgemeyen Paris, Musée Jaquemert André’ye sonsuz teşekkürler.

​​** Görseller  MUSÉE JACQUEMART-ANDRÉ -INSTITUT DE FRANCE | PARIS'den alınmıştır. Sergiye dair ayrıntılara buradan erişebilirsiniz. 

0
6321
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle
Geldanlage