30 KASIM, PAZARTESİ, 2020

Sürdürülebilirlik Kavramının Bir Parçası Olmak

Sürdürülebilirlik kavramını, görselin ve gerçeğin gücünden faydalanarak içinde çözüm barındıran, ilham verici belgesellerle ortaya koyan Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali, 2008 yılından bu yana izleyicisini sorunun bir parçası olmaktan çıkarıp, çözüm sürecine dahil edebilmeyi ve karşılaşılan sorunların kökenini anlatabilmeyi amaçlıyor.

Sürdürülebilirlik Kavramının Bir Parçası Olmak

2008 yılından bu yana etki odaklı seçkisiyle izleyiciyi dönüşüm için harekete davet eden Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali, içinden geçtiğimiz olağanüstü dönemde gezegenimizin değişim çağrısına kulak vermek üzere 1-6 Aralık tarihlerinde Surdurulebiliryasam.net’te tüm Türkiye’de izleyicilerle buluşacak. Festivalin açılışı; BM tarafından, kuruluşunun 75. yılında ve Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları'nın beşinci yılını kutlamak için yapılmış Milletler Birleşince: Acil Zamanlar için Acil Çözümler (Nations United: Urgent Solutions for Urgent Times) filmi ile gerçekleşecek. Festivalin kurucularından Pınar Öncel ve Tuna Özçuhadar ile festival programından “Sürdürülebilir Yaşam”a, hazırlık sürecinden ve festival seçkisinden Türkiye’deki belgesel yapımcılığına uzanan bir söyleşi gerçekleştirdik.

Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali’nde bu yıl izleyicileri nasıl bir program bekliyor? Size göre öne çıkan yapımlar neler?

2020 seçkisinde 26 adet kısa ve uzun metrajlı belgesel yer alıyor. İzleyicileri komposttan atığa, bisikletin yaşamlarımızda alabileceği rolden mega yangınlara, su, tohum, yazılım vb. müştereklere ve müştereklerin korunmasına, altın madenciliğinin yarattığı tahribattan yaban hayatın onarımına ve yeniden birlikte yaşamayı öğrenmemize, onarıcı tarım ve hayvancılıktan gıda ve tarım sistemleri ile tedarik zincirlerine, toplayıcılık kültüründen biyoçeşitliliğe, biyotaklitten balıkçılığa, sosyal girişimcilikten iklim değişikliği ve göç ilişkisine epeyce zihin açıcı bir içerik bekliyor.

Her sene dünyanın her yerinden belgesellerle, coğrafi ve konu çeşitliliği yaratan, birbirini tamamlayan bir seçki olmasına özen gösteriyoruz. Hangi belgeselleri tavsiye edeceğimiz veya öne çıkartmak isteyeceğimiz sorulduğunda zorlanıyoruz, beraberinde subjektif bir cevap getiriyor ve içimize sinmiyor bazı filmleri öne çıkartmak, diğer belgesellere haksızlık oluyor diye düşünüyoruz.

Bu sene Türkiye’den iki uzun metrajlı belgesel var. Buğday Derneği’nin Zehirsiz Sofralar belgeseli ile Roni Aran Adıbelli ve Adnan Faruk Turan’ın yönetmenliğini yaptığı Toplayıcılar belgeseli. Zehirsiz Sofralar’da tarım zehirleri olarak bilinen pestisitlerin nasıl ortaya çıktığı, zararları, zehirsiz üretimi mümkün kılan üreticilerin deneyimlerini ve zehirsiz gıdaya ulaşmanın yollarını izliyoruz. Toplayıcılar’da ise ekolojik açıdan oldukça zengin bir coğrafya olan Türkiye’nin Bingöl bölgesi ve civarında doğada kendiliğinden yetişen yabani bitki ve mantarların popülasyonuyla birlikte hâlen devam etmekte olan nesilden nesile aktarılan toplayıcılık kültürünü ve biyoçeşitlilik ve mutfak kültürü ile ilişkisini, yöre insanının yaşadığı habitat ile kurduğu ilişkinin hikâyesini izliyoruz.

Bu yıl pandemi ile birlikte “Sürdürülebilir Yaşam” üzerine daha çok konuştuğumuz ve düşündüğümüz bir yıl oldu. Festivalin seçkisini oluştururken hangi kriterleri göz önünde bulundurdunuz? Bu yıl Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali seçkisinde hangi temalar ön plana çıkıyor?

Pandemi; iklim değişikliği, biyoçeşitlilik kaybı, atık vb. sorunları üreten hasta bir sistemin semptomlarından biri sadece. Ancak diğer semptomlardan farklı olarak çok kısa bir sürede her birimizi doğrudan etkiledi ve sürdürülebilirlik kavramının idrak edilmesine katkısı oldu. Değişim ihtiyacının bu denli acil bir şekilde herkesin gündemine oturduğu dönemde sürdürülebilirlik konuşmak çok önemli.

​Her sene gösterebileceğimiz belgesel sayısına bağlı olarak, sürdürülebilirlik kavramının işaret ettiği tüm konularla kapsayıcı olmaya ve bütüncül bir bakış vermeye çalışıyoruz. SYFF seçkilerinin kendine has bir karakteri oluyor. Birbirini tamamlayacak, boyut ve derinlik katacak şekilde belgeseller seçmeye dikkat ediyoruz; gezegenin değişim çağrısını aktarmaya, dünyanın her yerinden yaratıcı çözüm örneklerini göstererek yeni bir yaşam kültürü oluşturmanın çok da zor olmadığını yansıtmaya gayret ediyoruz. Bu sene ise tarım ve gıda sistemleri ile doğa ile ilişkimizi farklı şekillerde ele alan belgeseller ön planda.

Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali büyük bir sosyal sorumluluk projesi aslında. Dünya ve doğa ile olan varlığımızı sorgulamamızı sağlayan bu festivale hazırlık süreci nasıl gelişiyor? Filmleri seçme kriterleriniz neler oluyor?

Çok teşekkür ederiz. Hazırlık süreci neredeyse bir seneye yayılıyor ve festival tarihi yaklaştıkça yoğunlaşıyor. İçerik, organizasyonel işler, tanıtım, fonlama vb. farklı alanlarda çalışmalar yürütüyoruz. Çok geniş bir yelpazede film tarıyoruz ve yüzlerce belgeselden oluşan bir havuz oluşturuyoruz.

​Bizim için festivalin en önemli kısmı içerik... Bir filmin izleyende nasıl bir etki bıraktığını önemsiyoruz. Mevcut durumu, büyük ölçekli ve karmaşık problemleri çok iyi ele alan, etkileyici hatta başyapıt niteliğinde belgeseller seçkiye girmeyebiliyor! Öncelikle bütüncül bakış içerip içermediğine bakıyoruz, farklı katmanlar ve sorunlar arasındaki ilişkiler görünür olmasını önemsiyoruz. Yaratıcı çözümler içerip içermediğine bakıyoruz. Bir film eğer izleyiciyi güçsüz ve çaresiz hissettiriyorsa SYFF seçkisinde yer almıyor. Filmlerin bir bireyin, bir topluluğun veya bir kurumun sorunlarla yaratıcı şekillerde mücadelesi ve hayata geçirdiği çözümler ile ilham verip vermediğine, hikâye anlatım teknikleriyle izleyicileri duygusal olarak etkileyip etkilemediğine bakıyoruz. Ayrıca seçkideki filmlerin Türkiye’deki konularla paralellikler içermesini önemsiyoruz.

Festival özelinde ve sinema sektöründe kadın yönetmenlerden söz edebilir miyiz? Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali’nde ve belgesel filmlerde kadın varlığı nasıl bir noktada?

Sinema sektörüyle ilgili bir değerlendirme yapmamız pek mümkün değil; yine de kadın yönetmenlerin epey azınlıkta olduğunu tahmin etmek zor değil. Festival seçkisinde her sene kadın yönetmenlerin filmleri yer alıyor ancak filmleri seçerken özellikle kadın yönetmen aramıyoruz; seçki kriterlerimiz içerikle alakalı. Belgeseller sinema sektörü içerisinde kendine has bir alan; bizim ilgi alanımıza giren filmlerin yönetmenleri belli konuları kendilerine dert eden, merak eden ve araştıran kişilerden oluşuyor. Tahminimizce kadın-erkek yönetmen oranı sinema sektörü ve muhtemelen genel anlamda belgesel sektörüne kıyasla çok daha yüksektir. Nitekim bu sene seçkide yer alan 26 filmin 12’sinde kadın yönetmen var! Son yıllarda kadın ve erkek yönetmenlerin birlikte yönettiği daha fazla filme denk geliyoruz, bu seneki filmlerin 6 tanesi bu şekilde ortak çekilmiş, 6’sı ise kadın yönetmen tarafından.

Surdurulebiliryasam.net üzerinden tüm Türkiye ile paylaşacaksınız. Bu noktada biraz sponsorluklara değinmek istiyorum. Sponsor bulma süreçleri nasıl işliyor? Bu konuda yaşadığınız zorluklar neler?

SYFF geçtiğimiz 13 yıl içerisinde çekirdek ekibi dahil olmak üzere çok sayıda gönüllünün emeği ile festivalin amacına ve toplumda yarattığı etkiye inanan destekçileri sayesinde gerçekleşti. Her geçen sene güçlendi, yayıldı, format değiştirdi ve bu yolculukta her sene destek vermeye devam eden kurumlar yanında yer aldı. Her sene kasım ayında fiziksel bir buluşma olarak gerçekleşen festivalin fonlama süreci ocak ayında başlıyor. Dokuz yıldır destek veren Heinrich Böll Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği, dört yıldır destek veren UNDP Türkiye ve bu sene ilk defa desteğini aldığımız Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu ana destekçiler arasında yer alıyor. Sürdürülebilirlik için fonlar ayıran sivil toplumu ve projeleri destekleyen bu gibi kurumlardan farklı olarak festivale destek veren özel sektörden şirketler ise ülkenin içinden geçtiği ekonomik koşullardan daha fazla etkileniyor ve öncelikleri değişebiliyor. 

Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali’nde Türkiye’den yapımlar da yer alıyor mu? Festival geçmişini düşünerek Türkiye’deki belgesel yapımcılığı hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Festivalde Türkiye’den en azından bir film yer almasına her sene özen gösteriyoruz. Geçtiğimiz 13 yıl boyunca birçok kısa ve uzun metrajlı belgesel seçkide yer aldı. Bunlar arasında geçen sene Ufuk Tambaş’ın yönetmenliğini yaptığı Ekotopya; Kars’ın Yeni Boğatepe (Zavotlar) köyünde 2000’li yılların başında, İlhan Koçulu’nun öncülüğünde başlayan sürdürülebilir bir yaşam felsefesi ile yola çıkan insanların hikayesini anlatıyor. Osman Çakır’ın kısa filmi Acil Çırak Aranıyor başta oto sanayi siteleri olmak üzere sanatkârlık geleneğinin sürdürülmeye çalışıldığı alanlarda yaşanan çırak sorunu, çocuk işçiliği, usta-çırak geleneğinin geldiği durum ve hayatlarını sanatlarına adayan ustaların bakış açısını aktarıyor. SYFF2020 seçkisinde ise Roni Aran Adıbelli ve Adnan Faruk Turan’ın yönetmenliğini yaptığı Toplayıcılar Bingol filmi yer alıyor. Filmde ekolojik açıdan oldukça zengin bir coğrafya olan Türkiye’nin Bingöl bölgesi ve civarında, doğada kendiliğinden yetişen yabani bitki ve mantarlar, yöre insanının yaşadığı habitat ile kurduğu ilişki, nesilden nesile aktarılan toplayıcılık kültürü, biyoçeşitlilik ve mutfak kültürü ile ilişkisi aktarılıyor. Bu seneki seçkide yer alan bir diğer film ise Zehirsiz Sofralar. Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği’nin yürüttüğü Zehirsiz Sofralar projesi kapsamında yapılan belgeselde, tarım zehirleri olarak bilinen pestisitlerin nasıl ortaya çıktığı, zararları, zehirsiz üretimi mümkün kılan üreticilerin deneyimlerini ve zehirsiz gıdaya ulaşmanın yollarını konu alıyor, konunun uzmanları ve çiftçiler, bir yandan pestisitlerin yok edici etkilerini anlatırken diğer yandan da zehirsiz üretimin ve sofraların mümkün olduğunu gösteren alternatif yöntemlerden ve zehirsiz gıda için neler yapılabileceğinden bahsediyor.

​Ülkemizde kendi çabalarıyla, kısıtlı imkanlarla harika belgeseller üreten yönetmenler var. Belgesel yapımcılığı önemli bulduğu bir hikâyeyi anlatmak isteyenlerin kendi kaynaklarını yaratmak zorunda olduğu bir alan; destekler çok önemli olduğu bir sektör. Ekonomik sıkıntılar içerisinde olan ülkelerde ister istemez daha az sayıda film üretiliyor. Bu topraklarda anlatılacak çok fazla hikâye var, yeterince anlatıldığını düşünmüyoruz.

Pandemi süreci bu yıl festivali nasıl etkiledi? Gerçekleştirmeyi düşünüp ertelediğiniz şeyler oldu mu?

19 - 22 Kasım tarihlerinde Pera Müzesi’nde gerçekleştirmeyi planladığımız festival 18 Kasım’da T.C. İçişleri Bakanlığı tarafından kamuya duyurulan tedbir kararları doğrultusunda, festivalin açılışına bir gün kala iptal edildi. Fiziki festivalle birlikte planladığımız ve hazırlıklarını yürüttüğümüz çevrimiçi festival olan SYFFEVDE ücretsiz olarak 1 - 6 Aralık tarihlerinde Surdurulebiliryasam.net adresinde izleyicilerle buluşacak. SYFFEVDE’ye çevrim içi katılmak için, izleyicilerin izlemek istedikleri filmleri seçip, bunların belli gün ve saatlerde gösterileceği film seanslarına kayıt olması gerekiyor. Kayıtlar Surdurulebiliryasam.net sitesinde açıldı. Programda çoğu film iki kez farklı saat ve günlerde yer alacak, izleyiciler filmler ve programla ilgili detayları www.surdurulebiliryasamfilmfestivali.org ve www.surdurulebiliryasam.net adresinden inceleyebilirler. Her seansta 450 kişilik kota var, filmleri izleyebilmek için mutlaka seçilen filmlerin gösterimine kayıt olmak gerekiyor ve tabii izleyicilerin katılabileceklerine emin oldukları seanslara kayıt olmaları da önemli.

2008 yılından beri devam eden Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali’ni dünden bugüne incelediğimizde olduğu noktayı nasıl görüyorsunuz? Festivalin geleceğinden biraz bahsedebilir misiniz?

SYFF yıllar içerisinde evrildi. Önce açık kaynak bir organizasyon modeli ile yerel ekiplerle iş birliği yaparak birçok şehirde eş zamanlı gerçekleşti ve toplam 25 farklı şehirde gerçekleşti. Festival artık SYFF olarak her sene Kasım ayında sadece İstanbul’da düzenleniyor. Bundan sonra SYFF organizasyonu olarak değil ancak tüm geçmiş seçkilerde yer alan filmleri kendi etkinliklerinde göstermek isteyenlere Surdurulebiliryasam.net’de içerik olarak sağlayacağız. Uzun süredir planladığımız ancak pandemiyle birlikte hızlanarak hayata geçmek üzere olan Surdurulebiliryasam.net ile SYFF belgesellerini dileyen herkesin çevrim içi veya çevrim dışı festival veya film gösterim organizasyonlarında gösterebileceği bir format oluşturduk. Örneğin; bu sene ilk olarak Eskişehir’de Eskişehir Toplum ve Sanat Derneği tarafından organize edilen ETOS Yaşam Film Festivali’nde SYFF2019 seçkisi çevrimiçi olarak 26-29 Kasım tarihlerinde Surdurulebiliryasam.net’de izleyicilerle buluşacak. Ardından yine SYFF2019 seçkisinin çevrim içi olarak gösterileceği, İzmir’de Atölye Deneme Sanat ve Ekolojik Çalışmalar Derneği 7-10 Aralık tarihlerinde Yeryüzü Film Festivali’ni ve Antalya’da Antalya Kültür Sanat 9-13 Aralık tarihlerinde Koyu Yeşil Film Festivali’ni gerçekleştirecek.

Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali’ni 1 – 6 Aralık 2020 tarihleri arasında çevrim içi olarak takip etmek ve festivalde yer alacak filmlere kayıt olmak için buraya tıklayabilirsiniz.

0
8873
1
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle
Geldanlage