26 KASIM, ÇARŞAMBA, 2025

Sistemi Kırmak İçin Koş: “The Running Man”

Stephen King’in aynı adlı kült romanından uyarlanan, Edgar Wright’ın yönettiği, Glen Powell’ın başrolünde yer aldığı yüksek tempolu bir hayatta kalma mücadelesi anlatan Ölüme Koşan Adam filmi üzerine bir yazı.

Sistemi Kırmak İçin Koş: “The Running Man”

Edgar Wright’ın Stephen King’in (Richard Bachman dönemi) aynı adlı (Türkiye’de Azrail Koşuyor adıyla yayımlanan) romanından uyarlanan ve 1987 tarihli Arnold Schwarzenegger’lı filmin remake’i olan The Running Man, gişe temposunu tavana çıkaran ve Wright’ın ritmik işçiliğiyle şekillenen bir aksiyon dünyası yaratıyor. Film, Wright’ın kendine özgü kurgusu, atmosferi ve tıkır tıkır işleyen aksiyonuyla nefes aldırmayan bir seyir sunuyor. Filmin baş rollerinde günümüzün yükselen yıldızı Glen Powell ile yetenekli oyuncu Josh Brolin yer alıyor.

​Filmde Ben Richards, hasta kızını ve ailesinin geleceğini kurtarmak için devletin manipülatif propaganda mekanizması “The Running Man” adlı ölümcül reality show yarışmasına katılıyor. Yarışmacılar hayatta kalmak için profesyonel katillerden kaçıyor, izleyiciler ise bu ölüm oyununu canlı olarak izliyor. Richards hem kendini ve ailesini kurtarmaya hem de sistemin sahte düzenini açığa çıkarmak için koşuyor.

Edgar Wright Ritmi ve Kaçışın Anatomisi

Edgar Wright, The Running Man’i klasik bir remake olmaktan ziyade kendi sinemasının hız, ritim ve mizah anlayışıyla yeniden yoğuruyor. Bu tempo, 2022 yapımı başarılı aksiyon filmi Bullet Train’in bitmek bilmeyen sekanslarını andırıyor. Wright’ın yıllardır ustalaştığı görsel komedi–aksiyon karışımı burada da beliriyor ancak komedi yönü aksiyona yalnızca eşlik ediyor, önüne geçmiyor. Film, hız treni etkisi yaratan keyifli bir aksiyon deneyimi sunuyor.

​Film, baş döndüren kamera hareketleri, ardı arkası kesilmeyen patlamaları, efektleri ve sürekli değişen çeşitli mekânlarıyla izleyiciyi diri tutuyor. Ayrıca filmin aldığı en doğru karar ise atmosferin yakın geleceği temel alması oluyor. 1987 yapımı ilk filmin aksine uzak ve karanlık bir distopya tercih etmiyor. Bu da izleyicinin filmle ve olaylarla daha çok bağ kurabilmesini sağlıyor. Ben Richards’ın yaşadıkları bir Black Mirror bölümü gibi yakın gelecek uyarısı hâline geliyor.

Glen Powell’ın Yükselişi

Glen Powell, son yıllardaki yükselişinin nedenini The Running Man ile bir kez daha ortaya koyuyor, geleceğin Tom Cruise’u olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Powell, filmde yalnızca kaslı ve güçlü sığ bir portre çizmek yerine modern bir anti-kahraman yorumu getiriyor.

​Yönetmenin Michael Cera ile olan uzun soluklu iş birliği filme beklenmedik bir tat ekliyor. Cera’nın kısa ama etkili sahneleri, Wright’ın kendi evrenine kapı açıyor. Josh Brolin ise her zamanki gibi ağırlığıyla kötü adam karakterini başarıyla canlandırıyor. Fakat diğerlerine nazaran sığ ve tip olarak nitelendirilebilecek bir karakterden öteye gidemiyor. Her ne kadar yine sığ kalsa da Colman Domingo’nun Bobby T karakteri filmin bir diğer yıldızı oluyor. Enerjisi ve sinir bozuculuğu ile etkileyici bir performans sunuyor.

Yüzeysel Sistem Eleştirisi

The Running Man, genel itibariyle son dönemin başarılı King uyarlamalarından birisi oluyor ancak kör göze parmak bir biçimde yüzeysel sistem ve kapitalizm eleştirileri yaparak potansiyelini harcıyor. Özellikle medya manipülasyonu, kapitalist gösteri kültürü, şiddetin ticarileştirilmesi gibi temalar filmde açıkça dile getiriliyor ama derinlemesine işlenmiyor. Bu yaklaşım Wright’ın sinemasında doğal olarak anlaşılabilir olsa da romanın alegorik katmanlarını bilen izleyici için tatmin edici bir yoğunluk yaratmıyor. Film, bu nedenle “başarılı bir King uyarlaması ama daha çok bir aksiyon-popcorn deneyimi” olarak nitelendirilebiliyor. Wright’ın kinetik sineması öylesine güçlü çalışıyor ki, tematik taraf filmde ikinci plana düşüyor. Tam da bu sebeple The Running Man, diğer birçok King uyarlamasının aksine kolay tüketilen ama yüksek enerjili bir gişe filmi olmayı başarıyor.

The Running Man (2025), zayıf sistem eleştirisine rağmen Edgar Wright’ın kusursuz ritim anlayışıyla şekillenen ve Glen Powell’ın enerjisiyle yükselen modern aksiyon sinemasında kendine yer açan başarılı bir Stephen King uyarlaması olarak öne çıkıyor. Hız treni etkisi yaratan film, senenin keyifli aksiyon filmlerinden biri olarak vizyonda yerini alıyor ve beyaz perdede görülmeyi hak ediyor.

0
3317
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle
Geldanlage