27 OCAK, SALI, 2026

Hafıza, Otorite ve Neo-Noir Bir Direniş: “Gizli Ajan”

Dünya prömiyerini geçtiğimiz sene Cannes Film Festivali’nde yapan Kleber Mendonça Filho’nun yönettiği, başrolünde Wagner Moura’nın yer aldığı filmi Gizli Ajan, eski bir akademisyenin otoriter Brezilya rejiminden iltica etme isteği üzerinden şekilleniyor.

Hafıza, Otorite ve Neo-Noir Bir Direniş: “Gizli Ajan”

Kleber Mendonça Filho, 21 yıllık totaliter Brezilya rejiminin baskı atmosferini, 2020’ler sineması ile 1970’lerin neo-noir filmlerinin biçimsel unsurlarını melezleyerek anlatıyor. Film, bu bağlamda salt bir politik gerilim olmanın ötesine geçerek; hafıza, sözlü tarih ve totaliter rejimin nesiller arası ilişkiler üzerindeki tahribatını merkeze alıyor. 1970’li yılların Güney Amerika atmosferini ustalıkla kuran yapım, aynı dönemin Watergate skandalı, Vietnam Savaşı sonrası travmaları ve Petrol Krizi’nin yansımalarını taşıyan “Yeni Hollywood” sinemasına hem biçimsel hem de ritmik göndermelerde bulunuyor.

Recife Sokaklarında Bir “Hayalet”

Büyük bir kısmının 1977 Karnavalı sırasında geçen filmde, eski bir akademisyen olan Armando, karısının öldürülmesi sonrasında kendisini hedef alan mercilerden kaçarak oğluyla birlikte ülkeden iltica etmek üzere gizlice Recife’ye gelir. Dona Sebastian’ın ev sahipliği yaptığı mülteci kampına sığınan Armando, burada diğer siyasi mültecilerle tanışır. Sebastian sayesinde bir kayıt bürosu kılığındaki binada “Marcelo” takma adıyla çalışmaya başlayan Armando, şehrin polisi Euclides ile tanışsa da kısa sürede Euclides ve teşkilatın çürümüşlüğünü gözlemler. İşi sayesinde, kayıtları silinen yerli Güney Amerikalılar ve diğer “sakıncalı” kişilerle ilgili evraklara erişim sağlayan Armando, annesi “India”nın da izini sürer. Kayınpederinin çalıştığı sinemada Brezilya direnişinin lideri Elza ile bir araya gelerek ona eski bakan Ghirotti’nin yolsuzluklarından ve aralarındaki kişisel husumetten bahseder. Elza, Armando’ya sahte bir pasaport temin etse de Ghirotti, Armando’nun infazı için iki kiralık katil tutmuştur.

Jaws Metaforu ve Şiddetin Temsili

Gizli Ajan’da, 1970’lere damgasını vuran Jaws filmine yapılan göndermeler, filmin alt metnini güçlendiren en önemli unsurlardan biridir. Nasıl ki Jaws, neşeli bir sahil kasabasının tekinsiz bir şiddet unsuru tarafından istila edilmesini anlatıyorsa; Gizli Ajan’da da köpek balığı, suçu, terörü ve ölümü simgeler. İlginç bir tarihsel paralellik olarak, Fidel Castro, Jaws filmini “kapitalizmin yozlaşmışlığının muazzam bir metaforu” olarak yorumlamıştır. Zira Gizli Ajan filminde bürokrasi ve yolsuzluk, köpek balığı kadar yıkıcı bir güç olarak temsil edilmektedir. Deniz, güven ve özgürlük yerine, iktidar veya suç örgütlerinin kurbanlarını attığı, ötelenen bir mekânı temsil eder. Köpek balıklarının midelerinden çıkan kopuk bacak ve uzuvlar, esasında iktidarın örtbas etmek istediği cinayetlerin birer kanıtıdır. Armando’nun oğlu Fernando, annesinin iktidar eliyle öldürülmesi nedeniyle şiddetle erken yaşta tanışmıştır. Fernando’nun Jaws afişini yeniden yorumlayarak köpek balığının sırtına kendisini, annesini ve babasını çizmesi, travmatik hafızanın çocuk zihnindeki yansıması olarak karşımıza çıkar.

Kusurlarına Rağmen Güçlü Bir Bellek Filmi

Film, sahip olduğu güçlü alt metni ve özenle işlenen senaryosunu, reji ve kurgu ritmine yansıtmakta zaman zaman güçlük çekiyor. Kuvvetli başlayan birinci perdenin ardından yan karakterlerin yeterince derinleşememesi ve finalin “göster ama anlatma” kuralını ihlal etmesi eleştiriye açıktır. Ancak tarih öğrencisi Flavia ile orta yaşlarına gelmiş Fernando arasındaki diyalog, filmdeki kolektif hafıza inşası bağlamında oldukça önemli bir rol oynamaktadır. Arjantin ve Şili örneklerinde görüldüğü üzere, travma sonrası toplumlarda hafızanın dirilişi, “hafıza kutusunun” (memory box) yeniden açılması ve resmi tarihin dayattığı sessizliğin bozulmasıyla mümkün hâle gelmektedir. Flavia, bu sessizliği bozan bir “hafıza sözcüsü” işlevi görmektedir.

Ayrıca filmde, polis veya suç örgütleri tarafından işlenen cinayetlerin “kopuk bacak” efsaneleriyle medyada örtbas edilmesi, yönetmen Filho tarafından gerçeküstü bir dille anlatılıyor. Kopuk bacağın canlanıp insanlara saldırdığı sahne, belgeselvari üslubu kırsa da dönemin medya sansürüne yönelik kıvrak bir hiciv olarak okunabilir. Yönetmen Filho, Lúcia Murat ve Tata Amaral’ın eserlerinde görüldüğü üzere, diktatörlük sineması genellikle “bakılamayanla yüzleşmek” üzerine anlatılarını kurmaktadır. Filho bu yüzleşmeyi gerçeküstücülük üzerinden yapmayı seçmiştir.

​Sonuç olarak Gizli Ajan, 21 yıllık totaliter rejimin sonucunda ülkeden iltica etmek isteyen bir akademisyeni ve Brezilya’daki iktidar çürümesini merkezine alan önemli bir yapım. Kurgu ve yapı bakımından sekteye uğrasa da özellikle sözlü tarih ve bellek bağlamları açısından şans verilmeye değer bir film.

Kleber Mendoça Filho imzalı Gizli Ajan, 30 Ocak’ta Başka Sinema dağıtımıyla vizyona girecek.

0
673
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle
Geldanlage