21 MART, ÇARŞAMBA, 2018

37. İstanbul Film Festivali’nin Öne Çıkan 16 Filmi

İstanbul Film Festivali, bu yıl 37. kez sinemaseverlerle buluşmaya hazırlanıyor. 6-17 Nisan tarihleri arasında gerçekleşecek olan 37. İstanbul Film Festivali’nde yer alacak filmlere karar vermeden önce sizin için derlediğimiz seçkiye göz atmaya ne dersiniz?

37. İstanbul Film Festivali’nin Öne Çıkan 16 Filmi

37. İstanbul Film Festivali’nde bu yıl Türkiye ve dünya sinemasının en nitelikli ve başarılı örneklerinin yanı sıra usta sinemacılarla söyleşiler de yer alacak. ​Festival dünya sinemasının en yeni örnekleri, kült yapıtlar, usta yönetmenlerin son filmleri, yeni keşifler ve gizli hazinelerin aralarında olduğu 198 uzun metrajlı ve 12 kısa filmden oluşan zengin programıyla takipçileriyle buluşacak. Program kapsamında 12 günde, 18 bölümde, 43 ülkeden 218 yönetmenin toplam 210 filmi gösterilecek. Gösterimlerin yanı sıra konuk yönetmen ve oyuncuların katılımıyla gerçekleştirilecek sohbetler, konserler ve özel etkinlikler de yer alacak. 

The Rider 

Festivalde ilk filmi Songs My Brothers Taught Me’de (Ağabeylerimin Bana Öğrettiği Şarkılar) izlediğimiz Chloé Zhao’nun yeni filmi The Rider, hayatın gerçekliğini sinemanın büyüsüyle ustaca bir araya getiriyor. Oyuncu kadrosunda Brady Jandreau, Lane Scott, Cat Clifford, Lilly Jandreau ve Tim Jandreau’nun yer aldığı filmde genç binici Brady, rodeo sırasında kafasına aldığı neredeyse ölümcül darbenin ardından iyileşmeye çabalıyor. Yeniden at binmesi olanaksız olunca, amaçsızlık içinde, kim olduğuna ve ne yapmak istediğine dair cevapsız sorular oluşuyor zihninde. Kendini oynayan bir kovboyun gerçek yaşamından aldığı kesiti görsel bir mucizeye ve Amerikan tipi erkekliğin gerçekçi bir eleştirisine çeviren Zhao, görsel dünyasıyla Terence Malick, anlık yaklaşımıyla Cassavetes, toplumsal gözlemciliğiyle de Kelly Reichardt’ı anımsatıyor. The Rider, 37. İstanbul Film Festivali’nin Uluslararası Yarışma Bölümü’nde yer alırken aynı zamanda festivalin en merakla beklenen filmleri arasında kendini gösteriyor.

Soldiers. Story From Ferentari (Bir Mahalle Hikâyesi)

Bükreş’in kenar mahallelerinde geçen Soldiers. Story From Ferentari (Bir Mahalle Hikâyesi), birçok yönüyle hem tabuları yıkan hem de sınırları aşan, alışılmadık bir aşk hikâyesini anlatıyor. Kırklı yaşlarındaki utangaç antropolog Adi, manele müziğini incelemek üzere taşındığı kötü ünlü Ferentari semtinde eski suçlu Alberto ile tanışır. Akıllarında yokken gizli bir ilişki yaşamaya başlayan ikili, fakirliğin kıskacına düşünce birbirlerinden çok farklı güç ve baskınlık mekanizmalarını işletmeye başlar. Biri ümitsiz biri hürriyetsiz kalmış iki çok farklı sınıftan adam için yaşam koşullarının hem ekonomik hem de toplumsal açıdan zorlayıcı olduğu Roman gettosu Ferentari’de huzura kaçış yolları hep kapalıdır. Soldiers. Story From Ferentari, Radu Jude’nin Yaralı Kalpler filminde rol alan Sırbistan doğumlu Bosnalı yönetmen Ivana Mladenović’in ilk uzun metrajlı kurmaca filmi. 37. İstanbul Film Festivali’nin Uluslararası Yarışma Bölümü’nde yarışan filmin başrollerini Adrian Schiop ve Vasile Pavel-Digudai paylaşıyor.

En son The Grand Budapest Hotel filmiyle adından sıkça söz ettiren, oyuncak gibi setlerin, görsel zenginliğin, masalsı hikâyelerin ustası Wes Anderson’ın yeni filmi Isle of Dogs (Köpek Adası), Berlin Film Festivali’nin açılışında gösterildi ve En İyi Yönetmen Ödülü’yle döndü. Isle of Dogs, Japonya’da geçen bir animasyon. Seslendirme kadrosunda birçok yıldız barındıran filmin kahramanı, Atari adında 12 yaşında bir çocuk. Yaşadığı Megasaki kentinin bütün köpekleri bir çöplük adasına sürülünce Atari uçan bir araca atlayıp bu adada kendi köpeğini aramaya başlar. Gerisi Wes Anderson’ın sınırsız hayal gücünün yansıması olan aksiyon, macera ve duygu dolu, çocuklarla köpeklerin kahraman olduğu epik bir masal. Film 37. İstanbul Film Festivali’nin Vodafone Red Galaları Bölümü’nde yer alıyor.

You Were Never Really Here

Lynne Ramsey’nin We Need to Talk About Kevinden altı yıl sonra çektiği ilk film olan You Were Never Really Here, küçük bir kızı seks tacirlerinin elinden kurtarmaya çalışırken her türlü şiddete başvurmaktan çekinmeyen bir tetikçiyi izliyor. Eleştirmenler kadar izleyicilerin de söz birliğiyle beğenisini kazanan You Were Never Really Here, Cannes’da Lynne Ramsey’ye En İyi Senaryo Ödülü’nü getirirken, unutulmaz bir anti-kahraman portresi çizen Joaquin Phoenix de En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü hakkıyla aldı. Müziklerini Radiohead gitaristi Jonny Greenwood’un yaptığı, özellikle usta yönetmenliği, klasik anlatımı reddeden yaratıcı kurgusu ve karanlık atmosferiyle dikkat çeken film, Jonathan Ames’in öyküsünden beyaz perdeye uyarlandı. 37. İstanbul Film Festivali’nin Vodafone Red Galaları Bölümü’nde yer alan filmde Joaquin Phoenix’e Ekaterina Samsonov, Alessandro Nivola, Alex Manette, John Doman ve Judith Roberts oyuncu olarak eşlik ediyor.

Tuzdan Kaide (The Pillar Of Salt)

Zamanda takılı kalmış otuzlu yaşlarındaki lanetli bir kadın, mağarayı andıran bir odada yaşar. Şehre yaptığı ender ziyaretlerde, iblislerin musallat olduğu bir sandalcıyla sohbet eder. Eski bir televizyon tamircisi, terk edilmiş bir botanik bahçesi, masa tenisi oynanan ücra bir bodrum katı gibi şehrin muhtelif yerlerinde ikiz kardeşini arar. Zamandan kopmuş, mekânı belirsiz bu yolculukta, aynı rüya tekrar tekrar anlatılır. Burak Çevik yönetmenliğinde karşımıza çıkan Tuzdan Kaide’nin (The Pillar Of Salt) oyuncu kadrosunda Zinnure Türe, Dila Yumurtacı, Esme Madra, Nihal Koldaş, Elit İşcan, Nazan Kesal, Nalan Kuruçim, Reyhan Özdilek, Ayşe Demirel, Banu Fotocan ve Bahar Çevik yer alıyor. Tuzdan Kaide, 37. İstanbul Film Festivali’nin Uluslararası Yarışma Bölümü’nde yarışan tek yerli film olarak da öne çıkıyor.

Once Upon A Tıme in November (Bir Zamanlar Kasım’da)

İşsiz kalan öğretmen Agata, hukuk öğrencisi oğlu Mareczek’le beraber oturdukları evden tahliye edilmiştir. Çaresizlik içinde bir pansiyondan ötekine, bir sığınma evinden boş buldukları bir arsaya Varşova’yı dolaşırlar. Hiç kimsenin yoksulları önemsemediği bir sosyal düzende kurallar empatiden önce gelmekte ve bu iki eğitimli insan her gün başka bir aşağılanmaya göğüs germektedir. Yönetmen Andrzej Jakimowski; Ken Loach, Oliver Stone ve Michael Moore’dan izler taşıyan Once Upon A Tıme in November (Bir Zamanlar Kasım’da) adlı filminde orta sınıfların kendilerini bir anda toplumun en alt tabakasında bulmalarının an meselesi olduğu gerçeğini gazetecilere özgü bir yaklaşımla yüzümüze vuruyor. İlk gösterimini Varşova Film Festivali ’nde yapan ve 37. İstanbul Film Festivali’nin Uluslararası Yarışma Bölümü’nde yarışan filmde Agata rolünü, Oscar’lı Ida filminde teyzeyi oynayan Agata Kulesza üstleniyor.

Mug (Yüz)

Wimie...’yle Teddy ve Beden’le En İyi Yönetmen ödüllerini kazandığı Berlin Film Festivali’nden Mug’la (Yüz) Jüri Büyük Ödülü alan Polonyalı yönetmen Malgorzata Szumowska, yüz nakli ameliyatı üzerinden derin bir kimlik ve toplum eleştirisi yapıyor. Filmin ana karakteri, Polonya’da bir kasabada yaşayan ve buradan kaçma hayalleri kuran, metal müzik hayranı Jacek. Dünyanın en büyük İsa heykelinin inşaatında çalışan Jacek’e geçirdiği iş kazasının ardından Polonya’nın ilk yüz nakli uygulanır. Ameliyatın ardından herkesin Jacek’e karşı davranışı değişir. Kimlik, beden ve toplum politikalarına ciddi ancak kara mizahı ihmal etmeyen bir bakışla yaklaşan Szumowska, filmini “yetişkinler için bir masal” olarak tanımlıyor. 37. İstanbul Film Festivali’nin Dünya Festivallerinden Kategorisi’nde yer alan filmin oyuncu kadrosunda Mateusz Kościukiewicz, Agnieszka Podsiadlik, Malgorzata Gorol, Roman Gancarczyk, Dariusz Chojnacki ve Robert Talarczyk yer alıyor.

Disobediance (İtaatsizlik)

Bu yıl Yabancı Dilde En iyi Film dalında Oscar alan, geçtiğimiz yıl da Filmekimi’nin hit filmleri arasında gösterilen A Fantastic Woman’ın yönetmeni Sebastián Lelio, başrollerini Rachel McAdams ile Rachel Weisz’a teslim ettiği son filmi Disobediance’te (İtaatsizlik) zorluklara göğüs geren kadın karakterlere empatiyle bakmayı sürdürüyor. New York’ta yaşayan başarılı fotoğrafçı Ronit, babasının ölümü üzerine Londra’ya döner. Uzun yıllar önce terk etmiş olduğu dindar Yahudi cemaati onu soğuklukla karşılar. Gençlik arkadaşları Esti ile Dovid evlenmiş ve cemaatte saygın yerleri olan birer öğretmen olmuşlardır. İki kız arkadaş arasında gençlik yıllarında yaşanan yakınlaşma yetişkin kadınlar olarak kimliklerini sorgulamalarına vesile olacaktır. Ortak inanç ve bireysel özgürlüklere hassas yaklaşımıyla dikkat çeken, nüanslarla bezeli bu çok katmanlı film uzun süre zihninizi kurcalayacak gibi görünüyor. Disobediance, 37. İstanbul Film Festivali’nin Vodafone Red Galaları Bölümü’nde yer alıyor.

Unsane (Saplantı)

Steven Soderbergh’in dünya prömiyerini Berlin Film Festivali’nde yapan son filmi Unsane (Saplantı), tamamen iPhone ile çekildi. Başrolünde Breathe (Nefes) filminin yıldızı Claire Foy’un yer aldığı Unsane, geçmişte peşine takılan eski sevgilisinin onu izlediği hissinden kurtulmak için psikolojik destek almaya giden, ancak arzusu dışında hastanede tutulan bir kadını konu alıyor. İzleyiciyi sıkça ters köşeye yatıran bu psikolojik gerilim hem Soderbergh imzası taşıdığı için hem de teknik özellikleriyle çok ilginç. Claire Foy’a Joshua Leonard, Jay Pharoah, Juno Temple, Aimee Mullins ve Amy Irving’in oyuncu olarak eşlik ettiği film, 37. İstanbul Film Festivali’nin Vodafone Red Galaları Bölümü’nde yer alıyor.

Hannah

Bol ödüllü ilk uzun metrajlı filmi Medealar ile 2014’te 37. İstanbul Film Festivali’ne konuk olan Andrea Pallaoro, dört yıl aradan sonra çektiği ikinci filmi Hannah’da başrolü usta oyuncu Charlotte Rampling’e teslim ediyor. Rampling filmde, hapse giren eşinin arkasında durmayı seçen ama bu yüzden kendi oğlu tarafından bile dışlanan Hannah adında yalnız bir kadına hayat veriyor. Bir yandan son derece güçlü ve kendinden emin, diğer yandan içini kemiren şüpheyle yüzleşmekten çekinen bir karakter Hannah. Pallaoro bu çok katmanlı karakteri sakin bir sinema diliyle analiz ederken, sade ama aynı zamanda son derece ayrıntılı tasarlanmış mizansenleri, Haneke ya da Akerman gibi yönetmenlerle karşılaştırılıyor. Rampling’e André Wilms, Stéphanie Van Vyve ve Jean Michel Balthazar oyuncu olarak eşlik ederken film, 37. İstanbul Film Festivali’nin Dünya Festivallerinden Kategorisi’nde yer alıyor.

Kelebekler (Butterflies)

Çok sayıda ödül kazanan Gişe Memuru ve Sarmaşık filmleriyle uzun süre gündemden düşmeyen Tolga Karaçelik, Kelebekler (Butterflies) ile Sundance Film Festivali'nde, Dünya Sineması Büyük Jüri Özel Ödülü’nü kazandı. Bir astronot suratı yakın plan kameranın önündedir. Bu astronot Cemal’dir. Kenan, geçinmek için ev videolarına seslendirme yapar. Anaokulu öğretmeni Suzan, sınıfta çılgınca ağlar. Onlar, Mazhar’ın oğulları ve kızıdır. Şimdi, 30 yıl ayrı kaldıktan sonra, babaları onları Hasanlar Köyü’ndeki evlerine geri çağırır. Nedenini bilmezler. Hasanlar’a vardıklarında babalarının öldüğünü öğrenirler ve babaları, vasiyetinde, köyün acayipliklerinden biri olan kelebeklerin gelişinde gömülmeyi istemiştir. Ne birbirleri ne de babaları hakkında hiçbir şey bilmeyen üç kardeş, kelebeklerin zamanını beklerken bu köyde vakit öldürmek zorunda kalırlar. Babaları ve birbirleri hakkında bir şeyler buldukça kendileri hakkında daha çok şey öğrenmeye başlarlar. 37. İstanbul Film Festivali’nin Ulusal Yarışma Bölümü’nde yarışan filmin oyuncu kadrosunda Tolga Tekin, Bartu Küçükçağlayan, Tuğçe Altuğ, Serkan Keskin ve Hakan Karsak yer alıyor.

24 Frames (24 Kare)

Sinemasal sınırları hep zorlayan, sinemada başyapıtlar yaratırken fotoğraf çekmeyi hiç bırakmayan İranlı büyük usta Abbas Kiarostami, ölmeden önce fotoğraf tutkusunu sinemaya taşıdı. 1999 yılında İstanbul Film Festivali’nden Sinema Onur Ödülü alan Kiarostami’nin veda filmi 24 Frames (24 Kare)fotoğraf ve tablolardan esinlenen her biri dört buçuk dakikalık 24 kısa filmden oluşuyor. Bu benzersiz filmin çıkış noktası ise, metafizik bir soru: Fotoğraf çekildikten hemen sonra ne olur? Görüntünün öteki dünyası neler saklar? Kiarostami’nin yaşamını adadığı iki sanat olan sinemayla fotoğraf arasında bir köprü kuran, hiç diyalog içermeyen 24 Frames, sanatçının sinemaya gönderdiği son aşk mektubu, sinemaseverler için de görsel bir hazine. Merakla beklenen 24 Frames filmi, 37. İstanbul Film Festivali’nin Cinemania Bölümü’nde yer alıyor.

Mektoub, My Love: Canto Uno (Kısmet, Sevgilim: İlk Şarkı)

2013’te Filmekimi’nde gösterilen Blue is the Warmest Color’ın (Mavi En Sıcak Renktir) yönetmeni Abdellatif Kechiche’nin beş yıldır beklenen son filmi Mektoub, My Love: Canto Uno (Kısmet, Sevgilim: İlk Şarkı), prömiyerini Venedik Film Festivali’nde yaptı.  François Bégaudeau‘nun romanından uyarlanan film, yaz tatili boyunca Amin adında genç bir senaristi izliyor. Amin, tatilini geçirmek üzere Paris’ten güney sahillerindeki memleketi Sète’e döner ve barlarla plajlar arasında vaktini geçirmeye başlar. Tam da Jasmine adında bir kadına âşık olmuşken, ilk filmini hayata geçirmesini sağlayacak bir yapımcıyla tanışır. Mektoub, My Love: Canto Uno, yaz mevsiminin tüm sıcaklığını üzerinde taşıyan, yoğun, esprili, tekila ve 1990’lar pop müziğiyle dolu bir film. Shaïn Boumedine, Ophélie Bau, Salim Kechiouche, Lou Luttiau, Alexia Chardard, Hafsia Herzi, Kamel Saadi ve Estefania Argelich’in oyuncu kadrosunda yer aldığı Mektoub, My Love: Canto Uno, 37. İstanbul Film Festivali’nin Dünya Festivallerinden Kategorisi’nde yer alıyor.

The Happy Prince (Mutlu Prens)

En İyi Arkadaşım Evleniyor’dan Aşık Shakespeare’e birçok filmde rol alan ünlü İngiliz oyuncu Rupert Everett ilk kez kameranın arkasına da geçti ve şahsi kahramanlarından Oscar Wilde’ı canlandırdığı The Happy Prince’(Mutlu Prens) çekti. Berlin Film Festivali’nde dünya prömiyerini yapan film, efsanevi İngiliz yazar Wilde’ı, eşcinsel olduğu için ahlaksızlık suçuyla atıldığı hapisten çıkışından sonraki son yıllarında izliyor. Wilde, düşkün bir birey olarak farklı isimlerle Avrupa’nın çeşitli kentlerine gidiyor; bir yandan sağlığı bir yandan da parası tükenirken zarafeti ve onuru ama en önemlisi nüktedanlığıyla yaratıcılığını korumaya devam ediyor. Rupert Everett, Colin Firth, Emily Watson, Tom Wilkinson, Edwin Thomas, Benjamin Voisin, Antonio Spagnuolo, Tom Colley ve Béatrice Dalle’in oyuncu kadrosunda yer aldığı film, 37. İstanbul Film Festivali’nin Vodafone Red Galaları Bölümü’nde yer alıyor.

Güvercin (The Pigeon)

Banu Sıvacı’ya 2018 Sofia International Film Festival’de En İyi Yönetmen Ödülü’nü getiren Güvercin (The Pigeon), 37. İstanbul Film Festivali’nin Ulusal Yarışma Bölümü’nde yarışıyor. Yusuf, Adana’nın kenar mahallelerinden birinde, ağabeyi ve ablasıyla birlikte yaşayan bir gençtir. Oturdukları evin çatısında, ölen babasından kalan güvercinlerini tutkuyla besleyip eğitmektedir. Yusuf, Maverdi adını verdiği dişi güverciniyle özel bir bağ kurmuştur. Ağabeyi Yusuf’a, çalışması ve para kazanması konusunda baskı yapar. Kuşlarından başka bir dünyayı tanımayan Yusuf, çalışma hayatı ve mahallesinin gerçekleriyle yüzleşir. Filmin oyuncu kadrosunda Kemal Burak Alper, Ruhi Sarı, Demet Genç, Michal Elia Kamal, Evren Erler ve Mazlum Taşkıran yer alıyor. 

Soldiers. Story From Ferentari (Bir Mahalle Hikâyesi)


Soldiers. Story From Ferentari (Bir Mahalle Hikâyesi)

Madeline’s Madeline (Madeline Madeline'i Oynuyor)

Tuzdan Kaide (The Pillar Of Salt)

Once Upon A Tıme in November (Bir Zamanlar Kasım’da)

Mug (Yüz)

0
14935
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle