13 KASIM, CUMA, 2015

"X-CHANGE" Temasında Şekillenen Plugin Hikayeleri

Contemporary İstanbul'un yeni medya sanatlarına yer verilen bölümü Plugin, bu yıl X-CHANGE başlıklı bir küratöryel tema altında gerçekleşiyor. Üçüncü yılına giren Plugin yüksek teknolojinin basit teknolojilerle birlikte çalışması, organik ve inorganik formların bir arada işlemesi, fiziksel ve dijital ikiliklerin ötesine geçen dinamikler gibi alt başlıklara odaklanıyor. Bölümde yer alan katılımcılardan sergileyecekleri çalışmalarını "X-CHANGE" temasıyla ilişkilendirerek anlatmalarını istedik.

Zıtlıkların Kesiştiği, Şaşırtıcı Bir Çalışma

Prizma olarak Lara Kamhi ve Eli Kasavi Plugin'e Moving Images isimli bir çalışmayla katılıyorlar.

“Hareketli imgelerin şaşırtma niteliği ile cezbetme gayretini görünür kılmayı amaçlayan Moving Images, soyut bir anlatı içeren dijital görüntüleri dev ölçekte oluşturulmuş bir kaleidoskopun içine yerleştirerek fiziksel bir boyutta kurguluyor. Seyirciyi hikayenin yaratım sürecine dahil etmeyi amaçlayan yerleştirme, dijital ile fiziksel olanın, gerçekliğin ve sanrıların, dokusal olan ile yansımaların kesiştiği bir alan yaratıyor.”

Aydınlık ve Karanlık Arasında Düzensiz Dönüşüm

BLOK art space Plugin'de Michael Fisher'in Flimmern isimi çalışmasıyla yer alıyor. Çalışmayı Mine Kaplangı'dan dinledik.

“Bu sene BLOK art space olarak ilk defa katılacağımız Plugin'de Alman genç sanatçı Michael Fischer'in Flimmern adlı hareket-görüntü-heykel/ini sergileyeceğiz. Michael Fischer bu yerleştirme ile daha önce yapmış olduğu İstanbul ziyaretlerinde kaydettiği görüntüleri cama yansıtarak boyut kazandırmaya çalışıyor. Flimmern, sinema perdesine yansıtılan ışığın hareketini anlatan Almanca bir terimdir. Terim aynı zamanda aydınlık ve karanlık arasında düzensiz bir dönüşümü ifade eder. Bir film cam üstüne yansıtılır; cam imgeyi cisimleştirir. Düz ve iki boyutlu olan üçüncü boyutuna kavuşur. İmgeye verilen fiziksel beden imgenin bünyesini değiştirir. Malzeme imgeye vasıta olurken kendini imgeye katar; parlayan ışık ise aynı anda yansımış olur ve böylece üç imge oluşur. Karanlık bir mekânda kulaklıklar ile işi deneyimleyebilecek olan ziyaretçiler, dışarıdan fuar alanına getirilmiş bir doğa görüntü-heykeli ile baş başa kalacaklar.”

Unutulmuş Basit Hayallerin Hikayesi

Umut Gonca Plugin'e Line isimli çalışmasıyla katılıyor. İşlevsellik kaygısı taşımadan oluşturulmuş bir kinetik heykel denemesi olan Line'ı anlatıyor.


“İşin oluşum sürecine başlamadan önce günümüz teknolojisinin geldiği noktadan geriye gidildiğinde, içinde bulunduğumuz çağda, işe yaramaz ve çöp olarak nitelendirilen kenara atılmış birçok eski teknoloji ürününden faydalanarak, geri dönüştürülebilecek ve işlevsellik katılabilecek heykeller var etmek için zamanın gerisinde kalmış bir çalışma ürettim. Unutulmuş ve gerçekleştirmeye değer görülmemiş basit hayalleri gözümüzle görme arzusunu tatmin için hayal gücünden  ve bilim kurgu filmlerinden fırlamış bir hologram fantazisini gerçeğe dönüştüremese de sadece bir ön izlemesini oluşturmaya çalışmak için işlevsellik kaygısı taşımadan oluşturulmuş bir kinetik heykel denemesi Line.

‘Işığı boşlukta nasıl görünür hale getirebilirim?’ sorusu işin başlangıcını oluşturdu. Klasik hologram denemelerinin çalışma mantığı ve ışığın dalga boyu ile ilgili araştırmalar yapma gerekliliği duydum. Bugüne kadar duman ve peppers ghost tekniği ile yapılmış hologram denemelerini inceledim. Bu incelemeler sonucunda, vardığım sonuçları tasarımlara dönüştürdüm.” 

Bilgisayarlar Bizim Gözümüzle Görseydi…

Bahçeşehir University Game Lab (BUG) bu yıl üçüncü kez gerçekleşecek olan Plugin'de Öteki Portre isimli çalışmayla yer alıyor. Tuna Pamir, Çağdaş Yıldırım, Allen Ohan Dülgar ve Arda Çevik'in gerçekleştirdiği çalışmayı kendilerinden dinledik.

“Öteki Portre
Marshall McLuhan'ın Global Köy kavramının etrafında kurulan bir çalışma. Hepimiz bir sistemin parçasıyız ve yeraltındaki kökler gibi birbirimize teknoloji ile bağlanmış durumdayız. Aramızdan birinin bu ağ içinden çıkması sistemin herhangi bir kısmını etkilememekte.

Bu noktaya insanlar arası ilk etkileşim üzerinden yaklaşmayı hedefledik. Öteki Portre yüksek teknoloji bir göz takip sistemi vasıtası ile insanı bir araç olarak kullanıp, biribirine bakan iki kişiden aldığı bilgi ile kendi görsel çıktısını üretmeye çalışan ve biribiri ile iletişim kuran iki makine arasındaki bilgi paylaşımını görselleştirmek üzerine kurulu. Her gün sokakta birilerinin yüzüne bakıyoruz, farklı detaylara dikkat ediyoruz. Bu noktada bilgisayar bizim gözümüz ile görüyor olsaydı neler görürdü, biz aslında neler görüyoruz, bunu arıyoruz.”

Bulanıklaşan Sınırların Üzerine Gitmek

Epitome (Collaborative Network) Plugin'e “Urban - Organik” isimli çalışmayla katılıyor. Cemal Koray Bingöl, Deniz Tümerdem, Metin Şahin, Osman Koç ve Gamze Gündüz tarafından üretilen çalışma zıtlıklar arasındaki daralan mesafeye mercek tutuyor.

“İnsan aklı doğayı gözlemleyerek içgüdüsel olarak istifler, düzenler ve örgütler. Örgü en ilkel malzeme birleştirme metotlarından biri ve günümüzde bilgisayar teknolojileri ile yeniden güncellik kazanıyor. Örgü mantığını istifleme mantığından ayıran, örgün olan bütünün parçalarından daha farklı davranışlar doğurması.

İnsanoğunun nanodan astro ölçeğe malzeme ve üretime el attığı günümüzde suni-doğal, mekanik-organik, sanal-fiziksel arası sınırlar gevşeyip bulanıklaşır. 20. yüzyılın “yapmak/bilmek” pratiğine “script” yani kodun eklenmesi ile yeni ilkelin doğduğuna tanık oluyoruz. Bu artık mekanikten organik ortamın sosyal yani iletişim içeren düzenine geçiş anlamına gelir.

Urban Organik, kentin doğası ve sivilleşme ürünleri olan malzeme ve teknolojilerin örgütlenmesiyle yeni (urban) organik yaşamsal formların oluşması, bu formlarda malzemenin fiziki etkileşimlerinin yanı sıra dijital etkileşimleri ile yeni kinesis ya da davranış tipleri gelişmesiyle meydana gelen bir haller dünyasıdır...”

Rahatsız Edici Samimiyetteki Ulusal Bir Döngü

Ufuk Barış Mutlu ve Deniz Derbent Plugin bölümüne birlikte ürettikleri Fenakistiskop isimli çalışmayla katılıyorlar. Ufuk Barış Mutlu Fenakistiskop: Istanbul’u bizler için anlattı.

“Fenakistiskop
1830'ların film öncesi animasyon tekniklerinden birinin ismini ve prensibini taşıyor. Modern sinemanın, bu denli eski illüzyonlardan türediğini kabul eder ve bu doğrusallığın diğer örneklerini incelediğimde, bilginin kronolojik ve katmanlı olduğunu görüyorum. Bu noktada yüksek ve düşük teknoloji, dijital ve analog, simya ve kimya gibi karşıt gözüken kavramların temellerindeki güdünün ortak ve ayrılamaz olduğunu düşünmeye başlıyorum. Bilgi ve verinin gelişimi incelediğinde, farklı başlıklar arasındaki etkileşimin bu denli yoğun olması, dijital ve analog gibi zıt gösterilen kavramların birbirlerini yarattığını hissettiriyor. Bu karşılıklı etkileşimden çıkardığım sonuçlardan biri, döngü. Hem kendi ekseninde, hem de rotasında işleyen.

Fenakistiskop, içerisindeki illüzyondan bağımsız düşünüldüğünde anlam taşımayan bir strüktür. Şu an taşıdığı hikaye ise rahatsız edici samimiyetteki ulusal bir döngü: Kentsel dönüşüm.”

Çevreyi Farklı Bir Duyumsal Seviyede Algılamak

Can Büyükberber emerge v.02 başlıklı yapıtıyla dahil oluyor Contemporary İstanbul'un yeni medya bölümü Plugin'e. emerge v.02  izleyicinin çevresini farklı bir duyumsal seviyede algılayabileceği bir tecrübe yaşatmayi hedefliyor.

emerge v.02, zuhur (emergence) kavramı üzerine şekillenmiş bir görsel işitsel yapıttır. Doğada gözlemlenen, çok sayıda birleşenin basit ilişkilerle bir araya gelerek karmaşık davranışlar ortaya çıkardığı süreçleri ve örüntüleri, dijital ortamda yorumlayarak bir kompozisyon öğesi olarak kullanır. Yansıtılan geometrik formlar, parametrik hareket dinamikleri, ses ve üçboyutlu izleme formatını kullanarak zihnimizi gündelik hayattaki çalışma biçiminden çıkarıp, izleyicinin çevresini farklı bir duyumsal seviyede algılayabileceği bir tecrübe yaşatmayi hedefler.

Kuşların ucuş dinamiklerinin fotoğraflanabilmesinin uçağın icadını mümkün kılmasında olduğu gibi, teknolojinin gelişmesiyle duyu organlarımızın okuyamadığı süreçleri gözlemleyebilme becerilerimiz dijital yeniliklerin çok öncesine uzanıyor. Yeni donanım ve yazılımlar sayesinde doğaya dair algı alanımızın dışında kalan örüntüleri görünür kılarak, yeni ifade ve düşünce biçimlerini insan işletim sistemine entegre edebilme ve daha gelişmiş yaşam formlarına evrilebilme olasılığımız beni sanat ve teknoloji kesiminde üretime ve keşfe iten bir motivasyon kaynağı.”

Baharın Gelmesi İçin Ölünceye Dek Dans Etmek

Onur Sönmez Plugin'e Franz isimli üretimiyle katılıyor. Makina-mantar ilişkisini çözmeye çalışan proje bizi bilmediğimiz bir hikayeye sürüklüyor.

“Franz, makine mantar ilişkisini gözlemlemeye çalışan bir proje, bir deney. Pleurotus djamor türü mantarların yetişmesi için gereken ortamı sağlamak üzere programlanmış olan Franz, aynı ortamın kendisi için elverişli olup olmadığını sorgulamamakta. Bir yandan çiplerinden sıcaklık yayarken, öte yandan içinde bulunduğu küçük ekosistemin nem ve sıcaklık kontrolünü mantarlar için optimum seviyede tutup bunu bize göstermekte. Belki de Franz, Igor Stravinsky'nin Bahar Ayini balesinin finalindeki gibi baharın gelmesi için ölünceye dek dans etmekte.”

Tarihsel Bir Tema Olan Manzarayı Yeniden Şekillendirebilir miyiz?

Galeri Zilberman Plugin’e iki önemli isimle dahil oluyor. Bu isimlerden ilki Begüm Yamanlar. Sanatçı fuara dahil olacağı Ada isimli video enstalasyonunu bizler için anlattı.

“Ada, tarihsel sayılabilecek bir tema olan ‘manzara’nın bugünün kavrayışı ve sunduğu dijital bilgi ile yeniden nasıl şekillenebileceği üzerine yoğunlaşıyor. Fotografik görüntülerden oluşturulmuş bu video, doğanın döngüsel yapısına, insanın doğayla ve evrenle kurduğu değişken ilişkiye, bütün bunları nasıl algıladığımıza ve zaman kavramına odaklanıyor. Yeniden kurgulanmış zaman akışıyla, yer ve gök, gece ve gündüz yavaşça birbirine dönüşürken birbirinin tamamlayıcısı ve sürekliliklerinin sağlayıcısı oluyor. Bütün bu döngüsel değişime tanıklık ederken de bakışı, gerçek ve optik olarak algılanabilir bir dünya yerine zaman ve mekân tutarlılığının olmadığı bir düzlemde oluşturmayı deniyor.”

İzleyicilerin Ulaşamayacağı Bir Yerde Saklı Duran Teknolojik Altyapılar

Galeri Zilberman’ın Contemporary İstanbul’un yeni medya bölümü Plugin’e katılacağı diğer isim ise Selçuk Artut. Sanatçı fuara görünüşte minimal ve net bir iletişim kurmaya yönelik olarak ancak saklı bir teknolojik altyapısı olan Sonsuza Gerçek isimli işiyle katılıyor.

“Contemporary Istanbul 2015'te sergilenecek eserim dış görünüş olarak minimal ve net bir iletişim kurmaktayken uzun süredir saklamayı oyun edindiğim teknolojik alt yapısı izleyicilerin ulaşamayacağı bir yerde duruyor olacak. Hareketin haline yönelik verilen kararların bir mikroişlemci ile yönetildiği bu eserde mekanik düzen sayısal uzayın gerçek uzay ile konuştuğu bir ara geçişi sağlıyor. Soyutun yansıması olarak ortaya çıkan fiziksel devinim içerdiği hata paylarıyla doğallaşıyor ve iş yumuşayarak organik bir karaktere bürünüyor.”

Görünmeyeni Kurcalayan Bir Yerleştirme

Nihat Karataşlı Plugine Mnömonik isimli interaktif ışık ve video yerleştirmesiyle katılıyor. Karataşlı günlük hayattaki işitsel kakofoniyle olan ilişkimizi irdeleyen çalışmasını anlattı.

“Mnömonik günlük hayatta etrafımızı çevreleyen işitsel kakofoniyle olan ilişkimizi ve ona verdiğimiz nöral reaksiyonu irdeleyen EEG bazlı bir video, ses ve ışık yerleştirmesi. Değiş – tokuşu birey ve çevre arasındaki ilişkide arayarak, bu dinamiğin gözle görünmeyen öğelerini belgeleme, görselleştirme, somutlaştırma amacını taşıyor.”

İzleyicinin Fotoğrafını Çeken Pandomimci

İskele 47 Pluginde Zeynep Nal’ın Pandomimci isimli çalışmasıyla yer alıyor. Zeynep Nal Pandomimci adlı çalışmasını organik ve inorganik arasındaki dönüşüm ve ilişkileri irdeleyen bir çalışma olarak tanımlıyor.

“Pandomimci
, içerisinde gelen ziyaretçiyi gözleriyle takip eden, izleyici tablonun fotoğrafını çekmeye kalkıştığında aynı şekilde fotoğraf çekerek cevap veren bir pandomim sanatçısının bulunduğu, etkileşimli bir tablo. Eser, izleyicisinin yüzünü yüz tanıma sistemiyle buluyor, bakışlarını ona yöneltiyor ve kelimenin tam anlamıyla izleyicisini izliyor. İzleyici, Pandomimcinin imajını bir hediyelik eşya, tüketilebilir nesne olarak yanında götürürken, Pandomimci de izleyicinin imajını kendi dünyasına çekip hapsediyor ve eserin bir parçası haline dönüştürüyor.

Teknoloji, artık kişilerin bir uzantısı haline geldiğinden, aslında kendine has fotoğraf çekmek gibi bir eylemi, kişilik kazanıp karşılık vererek gerçekleştirdiğinde şaşırtıcı oluyor. Pandomimci, organik ve inorganik arasındaki dönüşüm ve ilişkileri sorgulayan bir iş. Pandomimin kelime kökü "mim", Yunancada "taklit ve temsil etme" anlamındaki "mimos" kelimesinden gelmekte. Bu iş, dijital teknolojilerin aslında ilk başta nasıl da insan tarafından insanın bir taklidi olarak, tek taraflı kullanım amacıyla ortaya çıktığını, en başta şekil verilen teknolojiyken daha sonra gelişerek asıl kaynağını nasıl kendisiyle birlikte şekillendirdiğini, dönüştürdüğünü ve karşılıklı ilişkiler kurulmasını sağladığını vurgulayan bir gönderme. Bu "izleme" süreci öyle ilerliyor ki, temelde kimin izleyici, kimin izlenen, kimin orijinal, kimin taklitçi olduğu tümüyle yitiriliyor.”

Işığın Cam İle Buluşması

ATÖLYE Istanbul fuara Amplify adındaki cam-ışık enstalasyonu ile katılıyor. Bilge Nur Saltık, Nesile Yalçın, Gerçek Karakuş ve Neslihan Akman enstalasyonu aşağıdaki gibi anlatıyor.

“Günümüzde yaratıcılık, beceri ve bilgi; teknoloji ile karşılaştığı, işbirliğine girdiği, şeffaf ve hiyerarşisi olmayan bir ortamda etkileşimde bulunduğu, daha geniş global ağa katıldığı yaratıcı komünitelerde toplanıyor. Gelişen bu yeni yaşam ve üretme ortamları, bireysel yarattığımız etkileri yükseltiyor ve çoğaltıyorlar. Işık etkisini yükselten ve onu çoğaltan cam ile kesişiyor.

Amplify: ürün tasarımcısı Bilge Nur Saltık, mimar Nesile Yalçın tarafından yaratılan, kullanım deneyimi tasarımcısı Gerçek Karakuş ile desteklenen, kreatif stratejist Neslihan Akman tarafından kürate edilen multidisipliner bir çalışma ürünü. Enstalasyon anlattığı konu ile birlikte çokça ışığın yatay ve dikey alanla ilişkisini, geometri ile buluşmasını, algının gölge ve perspektif ile yönetilmesini, camın çarpıtılmış yüzeye cevaplarını ve tüm bunların birbirleriyle olan etkileşimini sorguluyor.” 

Dünyanın Her Köşesinde Farklılık Gösteren Canlı ve Organizmaların Yer Aldığı Bir Çalışma

Ayşe Gül Süter, Joseph Alan DeGiorgis Plugine Işığın Altındaki Yaşamlar isimli çalışmalarıyla katılıyor. Farklı okyanus ve denizlerde uygulanarak devamlılığı olan projeyi ikiliden dinledik.

“X-change konseptini bir sanatçı ve biloyoğun beraber çalıştığı, bilimde kullanılan teknikleri, fotoğraf teknikleriyle birleştirerek, ışık mikroskobunun altındaki organizmalardaki değişiklikler olarak ele aldık. Fuarda gösterdigimiz bio-art teknigi ile üretilen iş, biyolojik oluşumları ana medya olarak kullanan canlı-görüntüleme (live-imaging) tekniği ile izleyiciye deneyimlettirilen bir iş. Dünyanın her köşesinde farklılık gösteren canlı ve organizmaları toplayıp bunların hareket, renk ve doku farklılıklarını inceleyip, bazen bunlara müdahele edip yorumlayan bir çalışma.

Fuardaki yerleştirmemiz için Amerika`nın Massachusetts eyaletindeki, Marine Biological Laboratory`de, organizmaları toplamak için buradaki akvaryumu, tekne ve ekipmanları kullandık. Daha sonra bunları ihtiyaçlarımıza uygun mikroskoplar ile görüntüledik.” 

Kökenimizin Derinlerine Doğru Bir Yolculuk

DECOL Coop. Plugin’e interaktif ışık enstalasyonu DE:Fusion ile dahil oluyor. Ahmet S. Kaplan, Mert Uzbaşlı ve Hazal Döleneken birlikteliğinde gerçekleşen çalışmayı kendilerinden dinledik.

“DECOL’ün 2014 senesinde başladığı DE:Konstract serisinin son eseri olan DE:Fusion; bin yıllardır kökenimizle ilgili merak ettiğimiz nasıl ve neden oluştuğumuz sorularının yanıtının tarihsel sürecini ve günümüzde gelinen noktayı metalaştıran bir yerleştirmedir.

Yıldızları ve bedenimizi oluşturan elementlerin aynılığını anlatan kadim geometrik formlarla başlayan DE:Fusion deneyimi, ziyaretçinin organik bedeninin uzay-zamanda kapladığı hacmi referans alan bir algoritmayı aktifleştirmesiyle; hareket, ses ve ışığın birbiri arasındaki form değişimine göre şekilleniyor.”

Işık Kodlarıyla Duygusal Reflekslerin Dengesi

Buşra Tunç The Codes of Light isimli enstalasyonuyla Pluginde yer alıyor. Gerçek zamanlı kayıtlar ve insanın reflekslerinin simulasyonundan oluşan çalışmayı aşağıdaki gibi anlatıyor.

“Proje mecra olarak şehirde yanıp sönen, kayan yazılarıyla gözümüze sürekli çarpan ışık kaynaklarıyla aynı mecrayı kullanıyor. Bu mecra imajı nokta bulutu haline getiriryor. Işık noktalarının yoğunluğuna göre gözün algılayabileceği mesafeyi tarifliyor. Bu ışık kaynağı içeriğin ve görüntünün önemini yitirdiği, yalnız yüzümüze şoklar halinde çarpan ışık hareketlerinin sabit kaldığı bir anlam üretiyor. Görüntü kurgusu şehirde hareket halindeyken alınmış gerçek zamanlı kayıtlar ve insanın reflekslerinin simulasyonundan oluşuyor.”

Robot Şiir Yazarsa

Bager Akbay Plugin’e bir yazılım enstalasyonuyla dahil oluyor. Deniz Yılmaz’ın Hazin Hikayesi isimli çalışması bizleri absürd bir hikaye ile karşılıyor.


“Teknoloji tatlı tatlı gelişirken, ürettiğimiz birçok tanıma sert müdahaleler yapıyor. Bilgisayar bilimleri, biyoloji, nöroloji ve bilişsel bilimlerdeki son dönemki gelişmeler, insanı sürekli olarak merkezden uzaklaştırıyor. Hatta insan kavramının içini boşaltıyor.  İnsana özel zannettiğimiz birçok yetenek robotlar tarafından ele geçirildikçe kaleleri teker teker kaybediyoruz.

Bu değişimi anksiyete oluşturmadan merakla izleyen biri olarak, bilim kurgu senaryoları ile güncel teknolojileri bir araya getirerek izleyicinin kendine ait düşüncelerini  geçici olarak provoke etmeyi amaçlıyorum. Bu etkileşimi özellikle sanat eseri ve sanatçı tanımları üzerine odaklıyorum.

Şiir yazıp, gazeteye çıkmaya çalışan bir robot, absürd bir metod ile olsa da bu tarz boşlukların yaratılmasını sağlıyor. Oluşan boşlukların nasıl dolacağını kesinlikle bilmiyorum ama bunları izlemenin kendime ve izleyiciye keyif verdiğini gözlemleyebiliyorum.”

0
1808
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle