24 HAZİRAN, CUMA, 2016

Umut Dolu ve Arayışçı: nerdeen nereye

İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası kapsamında gerçekleştirilen "nerdeen nereye" sergisi queer üzerine düşünen 13 sanatçının işleriyle "Boysan’ın Evi"nde açıldı. İstanbul Onur Haftası boyunca açık olacak sergi genç sanatçıların üretimleriyle günümüzün cinsellik ve cinsiyet kavramlarını kurcalıyor.

Umut Dolu ve Arayışçı: nerdeen nereye

Türkiye’de queer sanat, ya da daha doğru bir deyimle LGBTİ+ meselelerine dokunan üretimler cinselliği sorgulamaya başladığımız 90’lı yıllardan bu yana farklı biçimlerde sanat dünyasında yer aldı. Çağdaş sanatın ivmelendiği ve militarizm, ataerkillik, cinsellik tartışmalarının sanata dahil olduğu 2000’li yıllardan bu yana da queer perspektiften bakan işler görür olduk.

İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası sergilerinin ilki 2008 yılında Hafriyat'ta gerçekleştirilen "Makul" sergisiydi. Queer sanat üzerine öne çıkan birçok sanatçının katıldığı sergi bir başlangıç noktası oluşturmuştu. "İsyan ve Onur"; "Aile"; "Baskı", "Haz", "Beden" başlıklarıyla ilerleyen sergiler 2014 yılından bu yana ise "nerdeen nereye" ismiyle genç sanatçılara odaklanarak sürdürülebilir bir yapıya kavuştu. 

  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel

©Nazlı Erdemirel

Bu yılın sergisi de geçen yıl bir kazada kaybettiğimiz LGBTİ hareketinin aktif isimlerinden Boysan, Zeliş ve Mert anısına gerçekleştirildi. Boysan Yakar'ın LGBTİ merkezine dönüştürülen Üftade Sokak'taki evinde yapılan sergide aynı zamanda Yakar’ın 2007 yılındaki mezuniyetinden bu yana dolaşıma girmeyen pentürleri de yer aldı. Sergi son dönemlerde Şişli Belediyesindeki danışmanlık göreviyle de siyasi yönü öne çıkan Yakar'ın sanatsal geçmişini de hatırlatmış oldu.

Bu seneki serginin seçici kurulunda Gözde İlkin, İlhan Sayın, Şafak Şule Kemancı ve Sena Başöz yer aldı. Başöz hem seçilen işlerin, hem de seçkiye girmeyen işlerin "Kurban psikolojisiyle üretilmemiş, umut dolu ve yeni olanakları sorgulayan" işler olduğunu vurguladı. Başöz ağır bir politik ortam olmasına rağmen teslim olmayan bir sanat anlayışının olduğunu belirtti. 

  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel

©Nazlı Erdemirel

Serginin düzenleme kurulundan Metin Akdemir de "nerdeen nereye" sergilerinin gelenekselleşmeye başladığını, sergi duyurusu yapılmadan önce de LGBTİ+ hareketinin içinden ve dışından queer üzerine düşünen birçok sanatçının çağrıyı beklediğini belirtti.

İşlere bakacak olursak, travma anlatısına yüz vermeyen, standart homoerotik dili dahi sorgulayan, kavramsalla işçiliğin bir arada bulunduğu farklı mediumlarda işler görüyoruz. Ahmet Rüstem Ekici'nin Sünnet, Nişan, Düğün üçlemesi biyolojik aile kavramına eleştiri getirirken, Can Akgümüş'ün Islak Rüya işleri de homoerotik  imgenin boyutunu değiştirerek yeni bir okuma yapıyor. Ceren Saner'in Liquids fotoğraf serisi de cinsel içeriğinin yanında fotoğraf formuna getirdiği bozmayla da ilgi çekiyor. Elif Tekneci'nin kağıt üzerine karışık teknikle yaptığı Boysan işi de Boysan Yakar'ın eylemlerde giydiği topuklu ayakkabıların karşısına yerleştirilerek gerçeklikle imge arasındaki bağı kuvvetlendiriyor. Fikret Karaman'ın iki videosu Embroider Soldier, Embroider ve Bubble standart askerlik fotoğraflarıyla oynayarak militarizm eleştirisini naif bir yerden yakalıyor. Rüzgar Buşki'nin İlk 11 - Atletik Dildoa'ya Sevgiler işi de serginin en provokatif işini oluşturuyor. 

  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel
  • ©Nazlı Erdemirel

©Nazlı Erdemirel

"nerdeen nereye" sergileri bir yandan cinsellik muamması üzerine sorgulamalar yapan yeni üretimleri karşımıza çıkartması, bir yandan da sivil toplum ile çağdaş sanatın buluştuğu özgün bir platform olması bakımından Türkiye'de çok görmediğimiz bir ortaklığı sağlıyor. 

0
3864
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle