20 NİSAN, PAZARTESİ, 2015

Tophane'de Bir İtalyan

İtalya'nın köklü galerilerinden Galleria Russo'nun dördüncü kuşak temsilcisi Fabrizio Russo ile geçtiğimiz sene İstanbul'da açılan Russo Art Gallery ve İstanbul sanat piyasası üzerine kısa bir sohbet gerçekleştirdik.

Tophane'de Bir İtalyan

Galleria Russo’nun 1898 yılına kadar uzanan bir geçmişi var. Bugünkü halini nasıl aldığından kısaca bahsedebilir misiniz?

Yüz yirmi yıllık bir geçmişi özetlemek kolay değil, bu yüzden önümüzdeki aylarda Russo ailesinin en önemli anlarını toplayan bir yayın çıkartacağız. Ama şunu kesinlikle söyleyebilirim, 1300’lerden bugünün çağdaş sanatına kadar, sanatın tüm önemli dönemleriyle ilgilendik.

Dört kuşaktır sanatın ve galericiliğin içinde olan bir aileden geliyorsunuz. Peki kişisel olarak sanata ve galericiliğe bağlandığınızı ne zaman hissettiniz?

Küçüklüğümden beri sanat benim için ailevi bir gelenek-görenek gibiydi. Üç kardeştik ve babam, özellikle beni sergileri yerleştirmeye dahil ederdi. Yirmi yaşında ise satışa başladım. Ondan sonrası ise çok doğal olarak gerçekleşti, önceden yazılmış bir hikaye gibi.

Galleria Russo’nun İtalya sanat dünyasında üstlendiği bir misyon var mı?

Misyonumuz koleksiyonerlere karşı her zaman büyük bir saygı ve şeffaflık içinde çalışmak. Alıcıyı koruyacak kuralları gözetmek, satış öncesi ve sonrası ilgi ve yardım ve her şeyin üstünde sunduğumuz önerilerde tutarlılık ve kalite.

  • Sessizliğin Bilgeliği, Massimo Giannoni, Russo Art Gallery ©Korhan Karaoysal
  • Sessizliğin Bilgeliği, Massimo Giannoni, Russo Art Gallery ©Korhan Karaoysal
  • Sessizliğin Bilgeliği, Massimo Giannoni, Russo Art Gallery ©Korhan Karaoysal

Sessizliğin Bilgeliği, Massimo Giannoni, Russo Art Gallery ©Korhan Karaoysal

Massimo Giannoni, Tommaso Ottieri, Manuel Felisi gibi önemli İtalyan sanatçılarla çalışıyorsunuz. Beraber çalışmak istediğiniz sanatçıları seçerken göz önünde bulundurduğunuz kriterler neler?

Sanatçılarımızı seçerken kullandığımız metodlar çok sayıda ve hepsini anlatmak zor. Sadece neyi sevmediğimi belirtmekle yetineceğim. Ne yazık ki çok yaygın olmaya başlayan kötü zevke inanmıyorum, geçmişi referans almayan yeni sanatsal dillere ve basit provokasyonlara da inanmıyorum. Bunlar 60'lı yıllarda yapıldı, artık eskidiler. İnandığım şeyleri ve kriterlerimi görmek için galerideki eserleri dikkatle incelemeniz yeterli.

2014 yılına kadar sadece İtalya’da faaliyet gösterdikten sonra İstanbul’da yeni bir mekâna kavuştunuz. Bu kararı vermenizde etkili olan nedenlerden bahsedebilir misiniz?

İstanbul olağanüstü bir şehir, Türkiye çok enteresan bir ülke. Sanat dünyasına karşı gittikçe büyüyen bir duyarlılık gözlemliyorum. Seçimler ve alımlar büyük bir dikkatle yapılıyor ve bu da hoşuma gidiyor.

Peki İstanbul’daki galerinizi gösterdiği sergiler ve sanatçılar bakımından İtalya’daki Galleria Russo ile karşılaştırmanızı istesem neler söyleyebilirsiniz? Birbirleriyle ilişkileri nasıl olacak?

İlk olarak zamanımızı İtalyan sanatçıları burada tanıtmaya adayacağız. Aynı zamanda şimdiden Türkiyeli profesyonel sanatçılara yönelik önümüzdeki senelerde gerçekleştireceğimiz etkinlikleri planlamaya başladık.

  • Sessizliğin Bilgeliği, Massimo Giannoni, Russo Art Gallery ©Korhan Karaoysal
  • Sessizliğin Bilgeliği, Massimo Giannoni, Russo Art Gallery ©Korhan Karaoysal
  • Sessizliğin Bilgeliği, Massimo Giannoni, Russo Art Gallery ©Korhan Karaoysal

Sessizliğin Bilgeliği, Massimo Giannoni, Russo Art Gallery ©Korhan Karaoysal

İtalya’nın çağdaş sanat dünyasındaki konumu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Büyük sanat hareketlerinin her zaman büyük ekonomik merkezleşmeleri takip ettiğine inanıyorum. Rönesans resmi Floransa'nın ve Medici ailesinin büyümesini takip etti, çok önemli Venetia resmi ise Venedik’in ihtişamlı günlerini... Muhteşem Flaman resmi, Amsterdam ve Hollanda'nın ekonomik olarak ağırlığının çok yüksek olduğu bir dönemde, ekspresyonizm ve kübizm Fransa’nın “büyük Fransa” olduğu dönemde ve Amerikan resmi de İkinci Dünya Savaşı’nın sonunda doğdu. İtalya ise son yüz yıldır bunlara bir istisna teşkil ediyor. Son yüzyılda gördüğümüz büyük İtalyan sanatçılar ne yazık ki ölümlerinden uzun süre sonra dünya sahnesindeki yerlerini buldular. Fütürizm akımından Balla, Boccioni ve Severini başta olmak üzere, onları takiben Marino Marini, Lucio Fontana bu sanatçılara örnek gösterilebilirler. İtalyan sistemi ne yazık ki bu sanatçıları görünür kılamadı, sadece zaman ve bu sanatçıların kendi dehaları onlara hak ettikleri nâmı vermeye devam ediyor.

Fabrizio Russo ©Korhan Karaoysal

Fabrizio Russo ©Korhan Karaoysal

Peki sanat piyasası bakımından Türkiye ve İtalya arasındaki en belirgin benzerlik ve farklılıklar neler sizce?

Türkiye’nin şu anki sanat piyasası İtalya'nın 80'li yıllarına çok benziyor: bazı açılardan dikkatli, bazı açılardan zorlayıcı... Ama her zaman yeniliğe açık ve dünyada az sayıda ülkenin sahip olduğu potansiyelinin farkında.

Galleria Russo’nun gelecek planları neler? İleride Türkiyeli sanatçıları da temsil etmeyi düşünüyor musunuz?

Tabii ki! Galerimizin sanatsever kitlesine uygun Türkiyeli sanatçılara rastladığımızda fırsatı kaçırmayacağız. İnşallah!

0
2370
2
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle