26 KASIM, SALI, 2013

Melez Varoluşların Tuhaf Kolajları

Bu ay, genç ve güçlü bir sanatçı sanat dünyamıza katılıyor. Saliha Yılmaz Galata’daki Galeribu’da gerçekleşecek olan ilk kişisel sergisinde; en son çalışmalarını sergiliyor. "Seviyorsan git ormanda yaşa" isimli sergi; kağıt üzerine resimlerin yanısıra, eleştirel fakat şiirsel bir biçimde kentsel dönüşüm ve mutenalaştırma konularını yapıbozuma uğratan pleksiglas ve neon yapıtlara yer veriyor.

Melez Varoluşların Tuhaf Kolajları

İstanbul hakkında konuşmak zordur, onu betimlemek ise imkânsızdır. Parçalı, çok katmanlı ve dengesiz kentsel ve toplumsal yapısı ile bu kentteki her şey sürekli bir akış içerisindedir. Bu yüzdendir ki burada insanlar; denetlenemeyen bir kentsel dönüşüm ve kentin evriminden kaynaklanan bir kaosa uyum sağlama zorunluluğundadır. Bu durum metropolümüzde, sokaklarının jeolojik, psikolojik ve sosyo-politik depremlerle sarsılmakta olduğu gerilimli bir zemin oluşmasına yol açar. Burada kentsel yapı henüz oturmamıştır. Kent; her daim hareket halindedir, değişmekte, dönüşmekte, kendi dokusu içerisinde erimektedir. Hiçbir şey yerine sabitlenmiş değildir.

Saliha Yılmaz’ın son çalışmaları, resim ve çizimlerinin çok katmanlı, heterojen ve çoğulcu biçimsellikleriyle İstanbul’u anımsatır. Kavramsal olarak kişinin metropolle olan yoğun ilişkisini ele alırken; kentleşme ve mutenalaştırma süreçlerinin İstanbul’da yaşayanların üzerlerindeki çeşitli etkilerini de tartışmaya sokarlar. Yılmaz, kırılgan ve güzel çizim ve resimlerinde; soylulaştırma hakkındaki alışılagelmiş mimari ve sosyopolitik yorumları ya da kentsel dönüşüm ile ilgili konu başlıklarını hatırlatmaya gerek duymadan, metropolün üzerimizdeki etkisini değerlendirir. Sanatçı bu ilk kişisel sergisinde; şiir ve politika arasında bir denge yaratırken, çoğunlukla tekil figürlerin İstanbul öyküleri anlatmak için, izleyiciyle karşı karşıya ve doğrudan yüzleştiği, görsel yönden çekici ve kavramsal açıdan çarpıcı bir seri sunar.

Ben İstanbul’da yaşıyorum, fakat İstanbul’u bilmiyorum. Hiç kimse İstanbul’u bilmez. Bu yüzden bu şehirde herkes yabancıdır. ‘Dev’ mutenalaştırılmıştır. Köprüler ve  otoyollara bölündüğü kadar kültürlere ve sınıflara da bölünmüştür. Kentin yapısına bakıldığında belirli bir merkezi olmadığı; çoğulcu, parçalı, heterojen dokulardan oluştuğu fark edilir. İstanbul’un yerelliği de parçalıdır. Melez, çok sesli, heterojen, çoğulcu bir toplumsal sistem; sayısız resmi ve gayri resmi toplumsal gruptan oluşmaktadır. Burada, kamusal ve özel alanın her boş noktasını dolduran güçlü gerilimi sürekli hissedersiniz. Bu gerilim üretken olduğu kadar yıkıcıdır. Modern sosyolojinin babası Georg Simmel; daha bundan yüzyıl önce, 20. Yüzyılın başında modern kent sakininin; kültürel miras, dış kaynaklı kültürler, hayatın mekanikleşmesi gibi yıpratıcı güçlerin karşısında, modern, bireysel bir kimlik oluşturma çabasının altını çizmiştir. Günümüzde bu çaba; kent sakinlerini, bir çok sanatçının yaptığı gibi, eylemcilere dönüşmeye ve kendi alanlarını yaratmak için savaşmaya ya da statükonun edilgen bir gözlemcisi ve takipçisi olmaya zorlayan gerilimlere yol açmaktadır.

Saliha Yılmaz’ın çalışmaları; günümüzde kentin durumuna ve bunu çeşitli sosyopolitik boyutlarına etkin bir tepki olarak görülebilir. İllüstrasyon ve moda tasarımı çizim üsluplarının yanı sıra, Realizm ve Sürrealizm gibi sanatsal yaklaşımların da yer aldığı kolaj benzeri bir karışımda, çoğunlukla yarı çiçek / yarı insan ya da yarı hayvan / yarı insan melez figürler; İstanbul’un çoğulcu ve heterojen yapısıyla benzeşen kent sakinleri olarak anlaşılabilir. 

Kentin dokusuna uyabilmek için bireyselliklerinden ve insani kimliklerinden bir şekilde ödün vermek zorunda kalmışlardır. Çalışmalardaki figürler kimliksiz yabancılardır. Pleksiglas üzerine olanlar gibi bazı çalışmalarında ise, sessiz düşüncelerinin görsel olarak açığa çıkması olarak figürlerin rüyalarını keşfederiz. Sıklıkla, insani ifadelere sahip bireysel yüzler yerine çiçekler, hayvan kafaları görürüz. Belirli bir kişiselliğe ait olanın silinmesi, izleyicinin kendi düşünce ve duygularını figürlere yansıtmasına, böylece yapıtın baş kahramanı olmasına yol açar.

Çalışmalardaki estetik ve kavramsal gerilime bağlı olarak izleyicinin gözü; farklı görsel veri biçimleri ve çeşitleri üzerinde sürekli olarak dolaşır. Resim ve çizimlerdeki heterojen malzemelerin eş zamanlı algılanışı izleyicinin zihnini uyarır. Estetik zevkin yanı sıra, bilineni entellektüel anlamda gözden geçirme isteği uyandırmalarının nedeni budur. Çalışmaları bu kadar çekici yapan; biçim ve içeriğin sentezidir. Onları farklı kılan diğer bir yön ise kırılganlıklarıdır.

Figürlere asgari düzeyde müdahale edilmiş, sıklıkla biçimsel olarak parçalanmış ve arka planları boş bırakılmıştır. Böylece çevrelerini saran mekan ve zaman hakkındaki ipuçları yok edilmiştir. Buna rağmen, giydikleri kıyafetlerden toplumsal ve kültürel altyapılarını anlayabiliriz. Bu durum, moda tasarımının sosyo-kültürel anlamını yeniden düşünmemizi sağlar. Saliha Yılmaz; birkaç çizgi ve biraz renkle, en sonunda izleyiciyi işaret eden, bir anlamlar ve bağlamlar evreninin kapılarını açar. Çalışmaların içindeki boşluk ve açıklık izleyici tarafından doldurulacaktır. Çalışmalar; resimlerdeki beyaz alanları dolduracak, figürlerin çizgilerini tamamlayacak ve çalışmanın oluşturduğu çeşitli katmanların içinden bakabilecek etkin izleyicilere gerek duyar. Bu eylemler; kent sakininin kendi çevresini oluşturmada etkin olarak rol alma ihtiyacına gönderme yapar.

İstanbul; kentin yüzünü ve kimliğini sonsuza kadar değiştirecek dev kentleşme süreçleri tarafından biçimlendirilmektedir. Bizim memleketimiz; güzel ama ölümcül bir canavara benzer. Onunla uğraşmak kolay değildir, çoğu zaman zor ve bazen de tehlikelidir. Fakat buna rağmen bu kentin sakinleri ve kent kültürünün yaratıcıları olarak, kentte etkili bir sivil toplum oluşturmak için, İstanbul’un inşasında etkin rol almak bizim görevimizdir. Benim fikrime göre, anlamlı bir kavram ve estetiğe sahip olan Saliha Yılmaz’ın çalışmaları; günümüz kentsel durumunun güncel, görsel bir eleştirisinin nasıl biçimlendirileceğine dair iyi bir örnek sunmaktadır.

Marcus Graf 
Doc. Dr., Yeditepe Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi Sanat Yönetimi Bölümü
Daimi Küratör, Plato Sanat 
Çeviri: Deniz Güvensoy


0
2825
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle