10 EYLÜL, ÇARŞAMBA, 2014

Kişisel Bir Anlatı ya da Bir Milletin Tomografisi

21 Haziran’da Bodrum Gümüşlük Akademisi’nde kişisel sergisini açan Maik Armstrong’la, Türkiye’de yaşadığı 10 yıl boyunca ürettiği işleri ve gelecek projeleri hakkında sohbet ettik.

Kişisel Bir Anlatı ya da Bir Milletin Tomografisi

İşlerinin İstanbul’a bakışını ve zaman içindeki tecrübelerini yansıttığını düşünüyorum. İlk yıllarda Boğaz’dan ve şehrin enerjisinden etkileniyorsun, Lodos serisi ortaya çıkıyor. Bu seriyi, tarihi ve politik olgulara değindiğin ve yakın tarihte Mixer’de sergilediğin 2023 "Vizon" serisi izliyor. Son zamanlarda ise hem kişisel hem de toplumsal açıdan görünenin arkasına baktığın "New Gold Dream" serisi üzerinde çalışıyorsun.

Evet, 10 senedir İstanbul’da yaşıyorum ve burasını artık evim olarak görüyorum. Bu yüzden şehrin ve toplumun etkisi işlerimde belirgin bir biçimde görülebiliyor. Üretimlerimin her zaman politik bir yanı oldu. Goldsmiths yıllarımda yaptığım Jubilee ya da Swastika in Pink işlerinden beri bu böyle. Kimi zamansa kişisel yaşamıma dair anlatılar içeriyor, mesela Lodos serisi gibi. 2023 Vizon serisinde ise bunların yanı sıra matematik ve sayılar, kişisel ve politik olanla birleşiyor. Hayatımın bir bölümünde profesyonel olarak yer aldığım inşaat sektöründeki geçmişim ve mimar yönüm ise New Gold Dreams’te açık bir şekilde görülebiliyor. Hepsinde farklı teknikler kullanarak çalıştım. Anlatmak istediğim mesajı daha iyi veriyorsa her türlü malzemeyi kullanabilirim: yağlıboya, üç boyutlu yazıcı çıktıları ya da en son işlerimde kullandığım günlük atıklarımdan oluşan çöpler.

Diğer işlerinle karşılaştırdığımızda "Lodos" serisindeki işlerin tahmin edilemeyen bir yanı var ve daha duygusal, daha raslantısallar. Bunun belli bir nedeni var mı?

Evet, bu hem kullandığım malzemeden hem de sözkonusu rüzgarın kendisinden kaynaklanıyor. Lodos serisinin başlangıcı 2007 yılında Boğaz kıyısında yürürken çektiğim dalga fotoğraflarına kadar gidiyor. Daha sonra bu fotoğraflardan yeni bir şeyler yaratmak istedim: daha duygusal, daha soyut, organik ve yoruma açık bir şeyler. Yağlıboya ve farklı çözücülerle denemelere başladım ve her seferinde farklı sonuçlar almak hoşuma gitti. Bir şekilde neler olacağını kestirebiliyorsun ama sonuç seni hep iyi bir şekilde şaşırtıyor. Yağlıboya tablolar isimlerini Hokusai’den alıyor ve her biri lodosun ve rüzgarın farklı etkilerini betimler nitelikte. Bir yandan İstanbul’un şizofrenik ve çok kişilikli yanını da yansıtıyorlar. Bir de şu var; çok kişisel bir seri olarak başladı "Lodos". Daha çok çağdaş işler yapmayı seviyorum; daha elle tutulamayan. Ama "Lodos" serisi benim klasik resme ya da mesela Amerikan soyut resmine olan bağımın da bir göstergesi. Fakat bu kişisellik de bir noktada yine politik bir sürece evrildi. Boğaz’ın ve lodosun yansımaları, Gezi süreci sırasında tabir-i caizse “dumana boğuldu”. Seriye son eklenen “Güneybatı Rüzgarları” çalışmaları bu manzaranın karşılığıdır.

İlk olarak Mixer’de sergilediğin 2023 "Vizon" serisindeki işlerinden bahsedebilir misin biraz?

2023 "Vizon", Türkiye’nin politik serüveninden ilham alarak gerçekleştirdiğim bir proje. Cumhuriyetin kuruluşundan bugüne kadar olan gelişmeleri ve gelecek tahminlerimi, yeni sembollerle ve matematiksel bir dille kurgulayarak 2023’teki Türkiye’yi anlatıyorum. Aslında hem Goldsmiths’te okurken üzerinde çalıştığım 2020 Vizion işime hem de George Orwell’in 1984’üne gönderme yapıyor.

Serideki işler tasarladığım banknot, madeni paralardan ve pullardan, 33 yıllık dönemleri betimlediğim 4 tane panelden ve 29 Ekim 2023’teki kutlamaları yansıtan bir videodan oluşuyor. Bu işler üzerinden ütopik/distopik bir politik gelecek, bir millet tomografisi çıkarıyorum.

Bu serideki işlerinde anlatımını daha çok semboller üzerinden kuruyorsun. Bu sembollerin toplumsal ve tarihsel gerçekleri ne kadar temsil ettiğini düşünüyorsun?

Türkiye’deki politik yapının semboller üzerinden kurulduğunu ve sürdürüldüğünü düşünüyorum. Bazen bu semboller gerçeğin yerine geçiyor, gerçeği aşındırıyor. Ben de bu sembollerin yarattığı yanılsamalarla oynuyorum; bir tür yapısöküm. Geçenlerde işlerimin baskısının yapıldığı atölyedeki çocuk aradı ve işlerimden “üzerinde Atatürk’lerin olduğu paneller” olarak bahsetti. Halbuki ben o profilleri herhangi bir Türkiyeli’ye ait olduğunu düşünerek çizmiştim; bu güzel bir örnek. Bu seride yer alan işler Türkiye’nin bugünkü politik düzenini, Kemalizm sonrasını ve belki de Yeni Osmanlıcı bir geleceği yorumluyor. 33 yıllık dönemleri anlatan panellerin her birinde o dönemi yansıtan malzemeler ve semboller kullandım. İlk panel bir karatahtayı andırıyor ve üzerinde yer alan profiller ise plastikten yapılmış. İkincisinin kareleri ise siyah ve beyaz renklerden oluşuyor ve seramikten yapılmış profillerin bazıları kırılmış; kimisi sağa bakarken kimisi sola bakıyor. Ayrıca, bu projede betimlediğim geleceği kurgularken Cumhuriyet kurulurken yapılan dil ve alfabe reformlarından da ilham aldım. 2023’teki alfabeyi ve Türkçe’yi hayal ederek, Kürtçe alfabede yer alan Q, W, X harflerini ve Í Z gibi, birleşik sesleri temsil eden harfleri bugün kullanılan alfabeye dahil ettim. Ayrıca global kültürün harfleri de yeni alfabeye dahil. Benim için dil, kimlik ve kültür demektir. Kimlik ve kültüre dair yıkıcı bir vizyon geliştirmek istiyorsam, ilk olarak dili parçalamalıyım diye düşündüm. Orwell’in yaptığı gibi ya da Sevim Burak ve Lale Müldür gibi..

Şu anda üzerinde çalıştığın bir proje var mı?

21 Haziran’da Gümüşlük Akademisi’nde Lodos serisinden eserlerin yer aldığı bir kişisel sergi açtım. Latife Tekin’in başını çektiği Gümüşlük Akademisi, organik ve bağımsız bir alan, bu da Lodos’un kimliğine tam anlamıyla uyuyor. Tabloların kendilerini mutlu hissedecekleri bir yer. Önümüzdeki aylar içinse Portekizli sanatçı arkadaşım Joao Leonardo ile ortak bir sergi planlıyoruz, "New Gold Dream" adında. İstanbul’la alakalı olacak; İstanbul’un benim gözlemlediğim 10 yıl içindeki değişimiyle, insanlarıyla, görüleniyle ve görülmeyeniyle... Kentsel dönüşüm ve yolsuzluk teması etrafında kurguladığımız eserler yer alacak. Joao çoğu işinde malzeme olarak sigaralar, sigara paketleri, izmaritler ve hatta saf nikotin kullanıyor. Bu sergide ben, onun tekniğiyle ürettiğim işleri, o da İstanbul’da çektiği fotoğrafları sergileyecek. Ve ayrıca Mixer’de kimi parçalarını sergilediğim 2023 "Vizon" serisini tamamlamak istiyorum.

0
2991
0
Fotoğraf: Korhan Karaoysal
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle