10 MART, PAZAR, 2013

Işık Ortadoğu'dan Yükseliyor

Arap Baharı ile birlikte Doğu, Batı’nın her anlamda ilgisini yeniden çekmeye başladı. Arap kültürünün izlerini taşıyan sanat eserleri dünyanın en büyük müzelerinde farklı konseptlerle daha çok sergilenmeye başlandı. Bu örnekler arasına, kısa bir süre önce Londra’daki Victoria & Albert Müzesi'nde açılan ve 7 Nisan’a kadar devam edecek ‘Light from the Middle East – New Photography’ (Ortadoğu’dan Işık - Yeni Fotoğrafçılık) sergisi eklendi. Bu sergide Ortadoğu’dan yaklaşık 100 eserle, coğrafyadan güncel fotoğraflar yer alıyor.

Işık Ortadoğu'dan Yükseliyor

British Museum ve Victoria & Albert’ın işbirliği sonucu doğan bu sergi, son 20 senede Ortadoğu’yu şekillendiren sosyal ve politik olaylarla birlikte, Mısır’daki Arap Baharı devriminden sonraki çalışmaları da içeriyor. Din, kişilikler, politika gibi temalar üzerinden vücut bulan bu fotoğraf ve videolar, karmaşa ve duygusallığı da beraberinde getiriyor.

13 ülkeden 30 sanatçının işlerinin toplandığı sergide uluslararası sanat arenasında tanınan Abbas (İran), Youssef Nabil (Mısır) and Walid Raad (Lübnan) gibi isimlerin yanı sıra Doğu’nun parlak yeni yetenekleri arasında gösterilen Taysir Batniji (Filistin), Shadi Ghadirian (İran) ve Abdulnasser Gharem (Suudu Arabistan) gibi isimler de yer alıyor.

Serginin küratörü Marta Weiss, “Son birkaç senede Ortadoğu’dan çıkan çağdaş fotoğraf örnekleri, dünyadaki hiçbir yer kadar heyecan verici, çeşitli ve yenilikçi değil. Bu sergi Ortadoğu’daki karmaşaya karşılık vermek için fotoğrafı kullanan çağdaş sanatçıların yaratıcılığını ve sofistikasyonlarını kutluyor,” diyor serginin amacını özetlerken.

Sergi üç bölüme ayrılmış: Recording (Kayıt), Reframing (Yeniden çerçevelemek) ve Resisting (Direniş).

Recording bölümünde; fotoğrafın olayları, insanları ve mekanları kaydetmek için ne kadar güçlü bir araç olduğunun altı çiziliyor. Newsha Tavakolian’nın Mothers of Martyrs (2006) başlıklı fotoğraf serisi, 1980’lerdeki İran-Irak savaşında hayatlarını kaybeden oğullarının fotoğralarını tutan anneleri gösterirken; Jananne Al-Ani’nin Shadow Sites II (2011) videosundaki havadan çekilmiş çöl görüntüleri, kameranın belgeleme ve kayıt için nasıl kullanıldığını ortaya koyuyor. İranlı sanatçı Mehraneh Atashi’nin Bodiless I isimli fotoğrafı da bu bölümde yer alıyor. Sanatçının ‘zurkhaneh’ denilen ve kadınların bulunmasının yasak olduğu bir spor salonuna girip bu fotoğrafı çekebilmiş olması fotoğrafın gücünün altını çiziyor.

İkinci bölüm olan Reframing’de sanatçılar, eski fotoğraflar üzerinde oynayarak ya da eski fotoğrafları taklit ederek günümüze atıfta bulunuyor. Bu bölümde sergilenen eserlerin kaynakları stüdyo fotoğraflarından moda fotoğraflarına, eski klasik tablolardan modernist fotoğraflara kadar değişkenlik gösteriyor. Çeşitli malzeme ve teknikleri bir arada kullanıp, geçmişle güncel, eskiyle yeni, gerçek ile kurgu arasında bağ kuruyor sanatçılar. Örneğin İranlı sanatçı Shadi Ghadirian, Qajar (1998) isimli serisinde 19. yüzyıl İran stüdyo fotoğraflarını Pepsi kutuları, güneş gözlükleri gibi güncel objelerle yeniden yorumluyor. Faslı sanatçı Hassan Hajjaj, moda fotoğraflarından esinlenerek kurguladığı Saida in Green’de lüks moda markası Louis Vuitton’un monogramıyla, yerel motifleri bir arada kullanıyor. Mısırlı sanatçı Youssef Nabil ise İngiltere’nin kuzeyindeki Güney Shields bölgesinde yaşayan ve gemilerde çalışan Yemenlilerin son temsilcilerini belgelediği fotoğraflarıyla (The Yemeni Sailors of South Shields) sergide yer alıyor. Bu bölge, İngiltere’nin en eski Müslüman bölgelerinden biri olarak biliniyor. Nabil, siyah-beyaz çektiği bu fotoğraf serisini, eliyle renklendirmiş.

Üçüncü bölüm olan Resisting’de ise fotoğrafın dürüstlüğü sorgulanıyor. Sanatçıların fotoğrafa fiziksel müdahaleleri söz konusu burada. Kimileri fotoğraflarını çizmiş, yakmış; kimileri photoshop kullanarak gerçekliğe müdahale etmiş. Bu bölümde Şükran Moral’ın da 2003 tarihli bir fotoğrafı sergileniyor: Despair (Umutsuzluk). Moral’ın ‘dijital bülbüller’ olarak adlandırdığı parlak renkli kuşlar, bir grup işçinin toplandığı kayığa tünemiş bu fotoğrafta. Bülbüller Türk edebiyatında umut, aşk ve ayrılık sembolü olarak kullanıldıkları için bu kuşları tercih etmiş sanatçı. Kayıktaki erkekler ise bulundukları ruhsal durumu anlatmak için siyah-beyaz olarak bırakılmış. Kuşlar uzaklara uçmakta özgürler ama peki ya o erkekler?

Nermine Hammam’ın Upekkha isimli fotoğraf serisindeki parlak renkli fotoğraflar Doğu’nun estetik kitsch’liğini gözlerimizin içine sokarken, Atiq Rahimi’nin 2002 yılına tarihlenen ancak sanatçının kullanmayı tercih ettiği ilkel fotoğraf makinesinin yarattığı görüntüler yüzünden neredeyse sürreal bir görünüme bürünen siyah-beyaz portreler, Doğu’nun ne kadar renkli ve renksiz olabileceğini hatırlatıyor. 

Üçüncü bölüm olan Resisting’de ise fotoğrafın dürüstlüğü sorgulanıyor. Sanatçıların fotoğrafa fiziksel müdahaleleri söz konusu burada. Kimileri fotoğraflarını çizmiş, yakmış; kimileri photoshop kullanarak gerçekliğe müdahale etmiş. Bu bölümde Şükran Moral’ın da 2003 tarihli bir fotoğrafı sergileniyor: Despair (Umutsuzluk). Moral’ın ‘dijital bülbüller’ olarak adlandırdığı parlak renkli kuşlar, bir grup işçinin toplandığı kayığa tünemiş bu fotoğrafta. Bülbüller Türk edebiyatında umut, aşk ve ayrılık sembolü olarak kullanıldıkları için bu kuşları tercih etmiş sanatçı. Kayıktaki erkekler ise bulundukları ruhsal durumu anlatmak için siyah-beyaz olarak bırakılmış. Kuşlar uzaklara uçmakta özgürler ama peki ya o erkekler?

Nermine Hammam’ın Upekkha isimli fotoğraf serisindeki parlak renkli fotoğraflar Doğu’nun estetik kitsch’liğini gözlerimizin içine sokarken, Atiq Rahimi’nin 2002 yılına tarihlenen ancak sanatçının kullanmayı tercih ettiği ilkel fotoğraf makinesinin yarattığı görüntüler yüzünden neredeyse sürreal bir görünüme bürünen siyah-beyaz portreler, Doğu’nun ne kadar renkli ve renksiz olabileceğini hatırlatıyor. 

Üçüncü bölüm olan Resisting’de ise fotoğrafın dürüstlüğü sorgulanıyor. Sanatçıların fotoğrafa fiziksel müdahaleleri söz konusu burada. Kimileri fotoğraflarını çizmiş, yakmış; kimileri photoshop kullanarak gerçekliğe müdahale etmiş. Bu bölümde Şükran Moral’ın da 2003 tarihli bir fotoğrafı sergileniyor: Despair (Umutsuzluk). Moral’ın ‘dijital bülbüller’ olarak adlandırdığı parlak renkli kuşlar, bir grup işçinin toplandığı kayığa tünemiş bu fotoğrafta. Bülbüller Türk edebiyatında umut, aşk ve ayrılık sembolü olarak kullanıldıkları için bu kuşları tercih etmiş sanatçı. Kayıktaki erkekler ise bulundukları ruhsal durumu anlatmak için siyah-beyaz olarak bırakılmış. Kuşlar uzaklara uçmakta özgürler ama peki ya o erkekler?

Nermine Hammam’ın Upekkha isimli fotoğraf serisindeki parlak renkli fotoğraflar Doğu’nun estetik kitsch’liğini gözlerimizin içine sokarken, Atiq Rahimi’nin 2002 yılına tarihlenen ancak sanatçının kullanmayı tercih ettiği ilkel fotoğraf makinesinin yarattığı görüntüler yüzünden neredeyse sürreal bir görünüme bürünen siyah-beyaz portreler, Doğu’nun ne kadar renkli ve renksiz olabileceğini hatırlatıyor. 

0
1347
1
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle