10 EKİM, PERŞEMBE, 2013

Güzergâhta Tek Başına

Aytaç Togay yazdı… İnsanın ancak yolu düştüğü zaman göreceği fakat aynı sürede unutmaya başlayacağı manzaralar vardır. Güzergâh üzerinde olup hızla yol almanın yarattığı bir illüzyon mu, yoksa gözümüzün bilinçli bir elemesi mi bu manzaraları bize unutturan şey, bilinmez. Ama fotoğrafçıysanız ve güzergâh üzerindeyseniz, var oluş sebebiniz bu alelade manzaraları önce makinanızın sonra da insanlık âleminin belleğine kaydetmektir.

Güzergâhta Tek Başına

İnsanın ancak yolu düştüğü zaman göreceği fakat aynı sürede unutmaya başlayacağı manzaralar vardır. Güzergâh üzerinde olup hızla yol almanın yarattığı bir illüzyon mu, yoksa gözümüzün bilinçli bir elemesi mi bu manzaraları bize unutturan şey, bilinmez. Ama fotoğrafçıysanız ve güzergâh üzerindeyseniz, var oluş sebebiniz bu alelade manzaraları önce makinanızın sonra da insanlık âleminin belleğine kaydetmektir.

Herkesin bir çırpıda bakıp geçeceği, bulunduğu coğrafya hakkında en ufak bir ipucu dahi barındırmayan, basit, sıradan manzaralar çizer aslında fotoğrafçının yolunu. İlk defa gördüğümüz, yol bitince nerede olacağımızı bilmediğimiz bir güzergâh üzerinde olmanın verdiği yabancılık hissi, her durakta yaşayacağımız sürprizlerin habercisidir aynı zamanda. Yollar uzar gider, fotoğrafçı omzunda makinesi, aklında binbir düşünce, karşısına çıkacak, yazgısı önceden belirlenmiş karelerin izini sürer.

Sonra birden iki ayna çıkar karşısına fotoğrafçının. Bir direğe tutturulmuş, ayrı yönlere bakan iki ayna. Aynaların arkasında uçsuz bucaksız flora, üzerinde açık olup olmadığı çok da fazla anlaşılamayan bir gökyüzü, önünde asfalt yol-fotoğrafçının güzergâhı. Önünden geçip giden onlarca insanın aksine fotoğrafçı durur, aynalara bakar. Bu alelade manzara herkes için bir anlık bakıp yoluna devam etme

niteliğinde iken fotoğrafçının gözünde o an, saniyeyi bile bulmayan bir perde hızıyla insanlığın belleğine yerleşir.

Fotoğrafçı orada ne kadar kalır bilinmez. Çekerken aklından neler geçer, birbirinden farklı yönlere bakan aynaların fotoğrafını çekmek için elini deklanşöre neden götürür, hangi aynanın gösterdiği yoldan gelip hangisinin aksi üzerinde yoluna devam eder onu da bilmiyoruz. Zaten bilmek zorunda da değiliz. Fakat bu ayrıntının, “alelade” manzaranın, kendi güzergâhı üzerinde yol alan bir fotoğrafçı tarafından bizlerin zihinlerine yerleştirilmesinin bir sebebi olmalı. Sanatın tarihi boyunca insanlığa sunduğu tüm yaratımların var olma sebebi belki de bu. Aynı sebep bundan yüz sene önce Yaşadıkları şehrin sokaklarını arşınlayan Parisli sokak fotoğrafçılarının karşılarına çıkan her ayrıntının fotoğraflarını çekme sebebi ile de aynı aslında: “Oradaydım, karşıma çıkan o aynanın peşinden gittim; o ana şahidim. Bu güzergâhta aynalar, makinem ve ben tek başımayım.”

Yan yana durup farklı yönlere bakan, farklı yolculukların, sebeplerin, sonuçların bilinmezliğini yansıtan aynalarla çevrili etrafımız. Her biri, bizlere ayrı bir güzergâhı ve o güzergâhın vadettiği kareleri gösteriyor. Ve hayat, aynalardan görünen izlerin hangisinin peşinden gideceğimizin kararını vermekle geçiyor.

0
1337
0
Yazar:
Fotoğraf: Merih Akoğul
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle