25 KASIM, SALI, 2014

Grid Istanbul'u Irmak ve Ceren Arkman'dan Dinledik

Frieze Londra’nın geride kaldığı şu günlerde, Frieze’e paralel gerçekleşen ilk Türk çağdaş sanat fuarı olma özelliğini taşıyan CONTRA’yı düzenleyen ajans, Grid İstanbul’un direktörleri, Irmak Arkman ve Ceren Arkman ile bir sohbet gerçekleştirdik.

Grid Istanbul'u Irmak ve Ceren Arkman'dan Dinledik

Önce biraz sizi tanıyalım. Nedir Grid İstanbul, neler yapar?

Grid İstanbul, sanat ve tasarım etkinlikleri düzenleyen bir ajans. Aynı zamanda çok sayıda sanatçının ve tasarım stüdyosunun temsilciliğini yapıyor ve onlar için sergi fırsatları ve yeni projeler kovalıyoruz. Özellikle dijital sanat ve tasarım konusunda uzmanlaştık. Son bir senedir buna ek olarak sokak sanatı ve illüstrasyon ile ilgilenmeye başladık. 

Grid İstanbul’un çok geniş bir çalışma alanı var. Bir taraftan Grid Festivali, Pop-Up sergi serisi ve CONTRA gibi kendi projelerimizi geliştirirken, bir taraftan da önemli sanat kurumları ile ortaklıklar yapıyoruz: bunun en önemli örneği Contemporary İstanbul ile ortak çalışmamız sonucu ortaya çıkan yeni medya fuarı, Plugin. Bunun yanı sıra Türkiye ve yurt dışında birçok tasarım stüdyosuyla ortak çalışarak kurumsal müşteriler için de dijital tasarım hizmetleri sunuyoruz. 

Nereden çıktı Grid İstanbul fikri?

Biz aslında bu işe on sene önce Kurye Video olarak başladık. Kâr gütmeyen bir ekip olarak Türkiye’nin hâlâ devam eden en eski uluslararası video sanat festivali Kurye’yi başlattık. Yıllar içinde Avrupa’nın en büyük on arşivinden birine dönüşen Kurye Video Arşivi’ni kurduk. Şu an galeri ve müzelerde kolaylıkla yer bulan pek çok sanatçının ilk sergilerini biz yaptık. Zaman içinde ilgi alanımız genişledi ve dijital sanat ve tasarımın bütün alanlarıyla ilgilenmeye başladık. Grid İstanbul, tam bu noktada, yıllardır festivaller, sergiler, seminer ve atölyeler düzenleyerek edindiğimiz bilgi birikimi ve uluslararası iletişim ağını kullanarak profesyonel bir ajans kurma isteğimizin sonucunda ortaya çıktı.

CONTRA Frieze’e paralel gerçekleşen ilk Türk çağdaş sanat fuarı olarak gerçekleşti. Bu kararınızı etkileyen faktörler neler oldu?

Frieze, sanat dünyasının en önemli etkinliklerinden biri; Londra da en önemli sanat başkentlerinden. Her sene Frieze ve paralel fuarlarında 500’ün üzerinde galeri ve binlerce sanatçı temsil ediliyor ama bunların arasında Türk galeri ve sanatçıların sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Zaten Türk galeriler yabancı fuarlara gittiklerinde de haklı olarak satış ihtimali daha yüksek sanatçıları tercih ediyorlar. Yani genç sanatçıların yurt dışı fuarlara katılma şansı çok düşük. Hele sokak sanatı, illüstrasyon, yeni medya, video ya da fotoğraf gibi satış ihtimali daha düşük alanlarda işler üretiyorlarsa bu şans daha da düşük oluyor. Buna paralel olarak bu tarz sanatçılara yurt dışı görünürlüğü sağlamak ve Frieze zamanı Londra’da kayda değer bir Türk sanatı varlığı yaratabilmek temel hedeflerimizdi.

Önce Pi Artworks, sonra Rodeo, Londra şubelerini açtı. Bu trendin sebebini nasıl açıklarsınız? Londra’da Türk çağdaş sanatına ilgi nasıl?

Bunun bir trend olduğu tartışılır. Rodeo’nun sadece bir ya da iki Türk sanatçısı var. Onu Türk çağdaş sanatıyla bağdaştırmak doğru değil. Piartworks daha iyi bir örnek bu anlamda. Ama tek galerinin deneyimine bakarak çıkarım yapmak da çok doğru olmaz. Londra’da genel olarak sanata ilgi var; sanat alıcılarının sayısı daha fazla. Özel olarak çağdaş Türk sanatına bir ilgi olduğuna emin değiliz. Merak var muhakkak ama çok da tanınmıyor Türk sanatı. Londra’da Türk galerilerin açılması ve CONTRA gibi etkinliklerin yapılmasıyla birlikte belki yakın gelecekte böyle bir ilgiden bahsetmek daha kolay olacak.

Hem Frieze hem uydu fuarlar derken Londra oldukça meşguldü. CONTRA açılışında beklediğiniz ilgiyle karşılaştınız mı?

İzleyici sayısı beklentimizin altında kaldı aslında. Ama ilk edisyonumuz olduğunu göz önüne alırsak kötü bir başlangıç yapmadığımızı düşünüyoruz. Özellikle gelen izleyicilerin büyük çoğunluğunun sadece gezmek için gelmiş kişlerden ziyade iş satın almak ya da sanatçı bulmak için gelmiş kişiler olması sevindiriciydi.

Fuarın üç günü sizin için nasıl geçti?

Çok yorucu ama keyifli. Çok yorucu geçti çünkü Londra’da ilk kez bu büyüklükte bir etkinlik yaptık ve ilk etkinlikler her zaman ekstra zorluklarla geliyor. Ama ilk etkinliğin heyecanı da aynı derecede büyük oluyor. Alıcılar ve basın ile geliştirdiğimiz iyi kontakların yanı sıra sanatçılarla ilgilenen yabancı galerilerle kurum temsilcileri ve yeni proje teklifleri bizim için sevindirici oldu.  

İşlerini göstereceğiniz sanatçıları seçerken kriterleriniz nelerdi?

Genç ve yetenekli sanatçıları bir araya getirmeye çalıştık. Bir diğer kriterimiz de işlerde olabildiğince çeşitlilik sağlamaktı. Çünkü CONTRA’nın temel hedeflerinden biri Türk çağdaş sanatıyla ilgili insanların kafasında yer alan ön yargıların ötesine geçmek ve burada canlı ve çeşitlilik gösteren bir sanat ortamı olduğunu göstermekti. Çevremizde illüstrasyon, sokak sanatı ve yeni medya fuarları olduğu için bu alanlara da özellikle odaklanmaya gayret ettik.

CONTRA dışında Kinetica, The Other Art Fair, Moniker gibi pek çok uydu fuar da vardı. Örneğin ben kinetik ve elektronik işlere odaklanan Kinetica’dan etkilendim. Sizin ilginizi çeken ne oldu?

Biz en çok Moniker ile ilgilendik. Sokak sanatı zaten ilgilendiğimiz konulardan. Ve biz son senelerde fuarlarda en iyi stantların sokak sanatı odaklı galerilerden çıktığına inanıyoruz. Stant alanını çok güzel kullanıyorlar. Standart beyaz küp yaklaşımının dışına çıkıyorlar. Bu nedenle sırf sokak sanatı galerilerine odaklanan bir fuar gezmek bizim için çok keyifli.

Kinetica’da güzel ve heyecan verici birkaç iş vardı. Ama yerleştirme açısından çok kötüydü. Bu mekân Kinetica’ya küçük gelmiş. Bir taraftan da Plugin’i yaptığımız için yeni medya fuarı nasıl olmalı sorusuna eskiden olduğundan çok daha fazla kafa yoruyoruz. Kinetica açısından baktığımızda, katılımcılarına yaklaşımındaki çeşitlilik bizim de desteklediğimiz bir nokta ama yerleşim, ışık gibi konularda sınıfta kalıyor. 

Mekân olarak da diğer bazı uydu fuarlara da ev sahipliği yapan The Old Truman Brewery’i seçtiniz. Mekânla deneyiminiz nasıl oldu?

Old Truman Brewery çok güzel bir mekân. Zaten tasarım haftasından moda haftasına Londra’daki bir çok önemli etkinlik bu mekânı kullanıyor. Farklı büyüklüklerde çok sayıda salonu olduğu ve özellikle hafta sonları bölge ciddi bir kalabalık çektiği için tercih ediliyor. Ama elbette orijinal olarak fuar yapmak için tasarlanmamış bir alanda fuar yapmanın zorlukları da oluyor.

İleriye yönelik Grid İstanbul olarak ne tür projeleriniz var?

Süregelen bazı projelerimiz var. Bunlar arasında en önemlileri, Contemporary İstanbul için geliştirdiğimiz ve yönetimini üstlendiğimiz yeni medya projesi, Plugin İstanbul; her ay İstanbulluları yeni bir sanatçıyla bir araya getiren ve sanatçıların canlı çizim performansı çevresinde şekillenen tek gecelik sergi/parti projesi Pop-Up; Türkiye’nin tek uluslararası dijital tasarım ve kültür festivali GRID; ve Türkiye’nin şu an devam eden en eski video ve dijital sanat festivali Kurye. Bu sene hepsi için çeşitli yenilikler var aklımızda. Pop-Up’ta şu ana kadar yoğunlaştığımız sokak sanatı ve illüstrasyon dışında alanlardan sanatçıları da projeye dahil etmek ve GRID festivalini ilk durak Londra olacak şekilde yurt dışına taşımak en önemlileri.

Bir de yeni projelerimiz var elbette. Bunlar arasında en önem verdiğimiz her bir edisyonu farklı bir ülkenin tasarım kültürüne odaklanan tek günlük ülke bazlı bir tasarım festivalleri serisi. İlk edisyon Hollanda’ya odaklanacak. Sonrası için ilk etapta aklımızda İngiltere ve İsveç var. Bunun da diğer Grid Istanbul projeleri gibi uzun soluklu olmasını hedefliyoruz.

CONTRA’yı gelecek sene de gerçekleştirmeyi düşünüyor musunuz? Bizi bekleyen yenilikler olacak mı?

CONTRA’yı da uzun soluklu bir proje olarak tasarladık. Hedefimiz CONTRA’yı gezici bir etkinlik haline getirmek. Listemizde ilk etapta üç Avrupa başkenti ve sonrasında Amerika var. Avrupa’daki ilk istikametimiz için çalışmalara başladık bile. Eğer her şey yolunda giderse yıl başında ikinci edisyonun yerini ve tarihini açıklamaya hazır olacağız.

0
1875
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle