08 MART, ÇARŞAMBA, 2017

Fotoğrafçıların Gözünden İkonik Ressamlar: Frida ve Diego

Diego Rivera ve Frida Kahlo Atölye Müzesi’nin Diego ve Frida: Yolun Yarısında Bir Tebessüm” adlı fotoğraf sergisi, 4 Mart günü Ankara’nın gözde sergi mekânı CerModern’de sanatseverlerle buluştu. Dünyanın en ikonik ressamlarından biri olan Frida Kahlo ve büyük aşkı Meksika’nın önemli ressam ve düşünce adamı Diego Rivera’nın hayatlarından kesitler sunan sergi, efsanevi ikili kadar deklanşöre basan fotoğrafçılara da değiniyor.

Fotoğrafçıların Gözünden İkonik Ressamlar: Frida ve Diego

Meksika kültürünün adeta can damarı olan renkleri ile fiziki ve duygusal acılarını tuvale rengarenk aktaran Frida Kahlo’ya tezat olarak serginin tüm fotoğrafları siyah-beyaz. İçinde Frida ve Diego’nun olduğu, ama renklerin olmadığı bir sergi düşünmek zor da olsa, küçük bir tarih seçkisi sayılacak fotoğraflar onların hayatlarını en yalın biçimde seyircisine aktarıyor. Sergi; sanatçıların bebeklerinden ölümlerine değin aşklarını, toplumsal mücadelelerini, ihanetlerini, ayrılma ve barışmalarını, sağlık sorunlarını, dostluklarını en önemli dönemeçlerinde fotoğraflayan isimlere de bir saygı duruşu niteliğinde aynı zamanda. Her ne kadar kadrajda Frida ve Diego’nun ilişkileri, işçi sınıfı için mücadeleleri, sanatsal ilerleyişleri ve arkadaşlıkları olsa da üzerinde durulan; onlara hayatları boyunca eşlik etmiş olan fotoğraf sanatçılarının kim oldukları ve bu öyküdeki yerleri. 

Sergiye tamamen Frida ve Diego’ya odaklanmak üzere katılanlar bir yanılgıya düşerek aradıklarını bulamayabilir, oysa tüm bu süreçte kameranın önü kadar arkasındaki kişi ve hikâyesini de dikkate almak sergiyi çok daha doyurucu hâle getiriyor; tıpkı Nicholas Murray için olduğu gibi. İki ressamın hayatı; Frida’nın Alman asıllı babası Guillermo Kahlo’nun o bebekken çektiği fotoğraflardan başlayarak, Frida’nın bilinen en meşhur, renkli fotoğraflarını çeken, üstelik 10 yıl boyunca onunla gizlice ilişki yürüten Nicholas Murray’nin çektiği siyah-beyaz fotoğraflar ve bu ilişkinin kısa hikâyesi başta olmak üzere, ziyaretçilerin gözü önünde bir film şeridine dönüşüyor. 

“Bu çift mükemmeliyetin metaforu, tüm güçlerin buluşma noktası ve bütün biçimlerin çekirdeğidir. Bu çift, yeniden keşfedilen zaman, zamandan önceki zamandır.” Octavio Paz

Diego Rivera’yla yakın dostluğu bulunan Guillermo Zamora’nın, özellikle ressamın hayatındaki dönüm noktalarında çektiği görüntüler; Juan Guzmán’ın ise Frida Kahlo’nun sarsıcı ameliyat ve nekâhat dönemlerinde çektiği olağanüstü fotoğraflar ve elbette diğer birçok fotoğrafçının gözleriyle ölümsüzleşmiş tüm eserler, iki büyük sanatçının iç içe geçmiş ve ritmi hiç düşmeyen öyküsünü sunuyor. Diego’nun ABD’de reddedilmeyi göze alarak asice yaptığı, siyasi göndermeleri olan mural çalışmaları süresince objektife takılan anlar ya da Frida’nın hasta yatağında sırt üstü yattığı halde havaya tuval astırarak resim yapmaya devam ettiği sahneler bu delişmen çiftin ne kadar tutkuyla yaşadıklarını anlamamıza yardım ediyor. Ayrıca fotoğraflarda, işçi sınıfı mücadelelerini yürüttükleri önemli yerel isimleri; Troçki, Zapata gibi dünya devrim tarihinde esaslı yerleri olan siyasi figürleri; aile büyüklerini ve kardeşlerini; Diego’nun özellikle Frida öldükten sonra hep yanında olan kızı Ruth’u; çok sevdikleri hayvanlarını; şimdi Meksika’nın en mühim müzelerinden biri olan Mavi Ev’i görmemizi sağlayan sergi sayesinde çok sevilen bu iki değerli figürün hayatlarına şahitlik ediyoruz.

Fotoğrafların ardından Meksika’daki müzenin hazırladığı kısa videoyu izlemeden de ayrılmamakta fayda var. Frida Kahlo ve Diego Rivera’yı daha yakından tanımak ve anlamak isteyenlerin merakla dolaşabileceği Diego ve Frida: Yolun Yarısında Bir Tebessüm”, 23 Mart’a dek CerModern’de ziyaretçilere açık olacak.

0
6165
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle