13 ŞUBAT, CUMA, 2015

Bir Arada Olmak

Kim bu Signs Of Time diyenler için; Huo Rf (Ümit Özdoğan), Burak Ata, Sabo, Burak Dak ve Sena ile "Başı Balkonda Dünyaya Ters" sergileri kapsamında buluştuk. Bir arada olmanın bilmediğimiz yanlarını kendilerinden dinledik.

Bir Arada Olmak

Hande Oynar sergi metninde Signs Of Time'ı imrenilecek bir biçimde anlatıyor.

"Her şeye rağmen birlikte yürünebileceğine, birlikte üretilebileceğine, hatta hiçbir şey yapılmasa bile birlikte durulabileceğine dair güçlü bir ışık huzmesi kapı arasından sızan. Herkes bir isim olmanın, alanı ve yetisi ne olursa olsun 'marka'laşmanın peşindeyken birbirini beslemenin ve kollamanın verdiği güvenle, etraflarına çizdikleri içtenlik çemberinin dışına çıkmaya gerek duymayan ama mümkünse bu çemberi de genişletme arzusu taşıyan bir avuç insan. Huo Rf (Ümit Özdoğan), Burak Ata, Sabo, Burak Dak ve Sena."

Çalışmalarınıza bireysel ve bağımsız devam etmek yerine, birlikte olmayı tercih etmenizin sebebi nedir?

Burak Ata: ''Baş başa vermeyince taş yerinden kalkmaz.'' Konunun özüne dair bir atasözüyle başlamayı uygun gördüm. :) Birlikte olduğumuz zaman içerisinde birlik olmanın önemini kavradık biz de. Öncelikle sürekli üreten sanatçılar olarak birbirimiz için müthiş bir teşvik unsuruyuz. Sergiler için çalışırken sorumluluğu paylaşabilmek, görev dağılımı yapmak, yanınızdakini çekmek, iteklemek, destek olmak ve aynısının karşı taraftan geleceğine duyduğunuz inanç... İşte bunlar tek başımıza ilerlemektense birlikte yol almak istememizin nedenlerinden. Aramızda kişisel sergiler açanlar da var. O zamanlarda da her kimin sergisi varsa onu, grubun psikolojik destek çemberinin içine alıyor ve neye ihtiyacı varsa karşılamaya gayret ediyoruz.

"Başı Balkonda Dünyaya Ters" üçüncü serginiz. Pi Artworks’te gerçekleşen sergide; Burak Ata'yı 1863'ün Paris'inde reddedilen resimlerin yer aldığı ‘Reddedilenler Salonu'na göndermeler yapan aynı isimli serisiyle, Sena'yı bu sergi için ilk kez desenlediği "Çeyiz" serisiyle görme fırsatı yakaladık. Bizi korktuğumuz benliğimiz ile baş başa bırakan Sabo'yu “EVE Virüsü” ve “Aranan Adam” tabloları ile izledik, Burak Dak ‘içimizde bir umut başlangıcı olmalı mı olmamalı mı?’ ikileminde "Bahar'ın Başlangıcı" resmi ile aklımızda bir kez daha yer etti. Huo Rf ise geçmişini kurcalayan büyüdüğü şehirden çıkıp İstanbul'a yerleştiği yılları "Part One" isimli işiyle bize anlattı. Birbirinden farklı hikâyeleri anlattığınız sergi bir ortak paydada birleşiyor mu?

Sena: Aynı coğrafyada yaşayan ve üreten sanatçılarız. Dolayısıyla ürettiğimiz işlerin, ortak sıkıntılarımızı ayrı ellerden yansıttığını düşünüyorum.

Burak Ata: Aynı ülkede yaşıyoruz, aynı sanat ortamında üretiyoruz, yaşlarımız yakın, dertlerimiz benzer, keyiflerimiz benzer. Farklı konuları değişik medyumlarla işlesek de bir şekilde birbirimize yaklaşıyoruz. Bir süredir birlikte olmanın getirdiği duygusal bağ da aramızdaki tutkal oldu.

  • Huo Rf, Part One, 2010 2014,  triptik her biri 220 x 60 cm, tuval üzerine yağlıboya, sprey boya, sim, yat verniği, asetatlı kalem
  • Burak Ata, Salon des Refuses I, 2014, 200 x 236 cm, tuvale yağlı boya
  • Burak Dak, Baharın Başlangıcı, 2014, 50x70cm, kağıt üzerine guaş

Burak Dak, Baharın Başlangıcı, 2014, 50x70cm, kağıt üzerine guaş

"Başı Balkonda Dünyaya Ters" için özel bir çalışma sürecine girdiniz mi, yoksa herkes kendi bireysel çalışmasını gerçekleştirip sonrasında eserler bir araya mı getirildi?

Sena : Eserlerin oluşum dönemlerinde sık sık grup içinde fotoğraf paylaşarak birbirimizden haberdar oluyoruz. Bu sergi için hepimizi birleştiren bir başlık altında toplandık ve eserleri sergi öncesinde galeride bir araya getirdik.

Sergi başlığının bir hikayesi var mı?

Sena : Sergi başlığı Sabo'nun önerisiydi. Sabo anlatsın :) 

Mikrofonu Sabo’ya uzatıyoruz.

Sabo: Serginin ismi olarak Jean Coctaeu’nun “Derin Uykunun Söylevi'' şiirinden bir mısrayı seçtik. Açıkçası isim babamız Horasan oldu.  Grup içerisindeki duygusal yakınlığımız, birbirimizin işlerine karşı duyduğumuz heyecan ve üretim süreçlerimizin farklılığına rağmen bir araya geldiğimizde ortaya çıkan bütünlük bize Coctaeu‘nun yaşamını ve yapıtlarını işaret etti. Sonrasında Horasan ile birtakım araştırmalar yapıp bu etkili ve bir o kadar da bizi anlatan başlığı seçmiş olduk.


  • Sabo, (EVE) Virüsü, Denek 02, 2014, 170x100 cm, tuvale yağlıboya
  • Sabo, (EVE) Virüsü, Denek 01, 2014, 170x100 cm, tuvale yağlıboya

Sabo, (EVE) Virüsü, Denek 01, 2014, 170x100 cm, tuvale yağlıboya

Sergi kapsamındaki Nihat Karataşlı ile ortak bir proje gerçekleştirildi. Projeyi Nihat'tan dinleyelim.

Nihat: Tanık, seyirci ve sanat eseri arasındaki ilişkiyi deneysel bir yöntemle inceleyen bir iş. İş kapsamında, bir seyirciye sergilenen resimlerden parçalar gösterilip, bu parçalardan yola çıkarak serbest çağrışım yapması istendi, aynı zamanda da beyin aktivitesi ölçüldü. Bu deneyim ve ölçümler de bir ışık ve video yerleştirmesi olarak sergilenmekte.

Bir grup, topluluk ya da birkaç insanın bir arada olması.. Bir aradalık biraz zor ve meşakatli olabilir diye düşünüyorum ister istemez. Siz birbirinizi nasıl etkiliyorsunuz, birbirinizden nasıl besleniyorsunuz? Aranızda realist eleştiriler olabiliyor mu mesela?

Sena : Biz aramızda herhangi bir çekişme veya zorluk yaşamıyoruz. Serginin konu başlığından başlayarak serginin asılmasına kadar olan süreç boyunca sık sık buluşarak veya konuşarak zaten olabilecek sorunları çözüyoruz. Sergi kurulumu sırasında Pi Artworks ekibi aramızdaki uyum ve nezaketi hayret ve keyifle izlediler. Birlikte çalışmaktan oldukça keyif alan bir ekip olduk. Kimsenin birbirinin üstüne çıkmak gibi bir derdi yok. Zira derdimiz bu olamaz zaten...

  • Sena, gelin, 2014, 28,5cm
  • Sena, başlık parası, 2014, 28,5cm

Sena, başlık parası, 2014, 28,5cm

Herhangi bir galeriye bağlı olmamanın üretim ve tanıtım sürecinize etkileri nasıl oluyor?

Sena: Herhangi bir olumsuz etkisi yok. Hatta daha bile güçlü bir etkisi var. Herhangi bir galeriye bağlı olduğunuz zaman tek mekâna bağlı kalmanız gerekiyor. Oysa ki bağımsız sanatçılar olarak birçok farklı mekân-sanatçıyla çalışma imkânımız var. Bu da daha geniş bir kitleye ulaşabilmemizi sağlıyor…

Burak Ata: Her yeni işte farklı bir mekânı kullanıyoruz, değişik galerilerde sergi açıyoruz. Bu en başta bize özgürlük hissi veriyor. Ayrıca hep yeni insanlar tanımış, görüşlerini almış, tecrübelerinden faydalanmış oluyoruz. Tanıtım konusunda da ''biz biliyoruz da mı oynuyoruz'' tadında tüm sosyal medya organlarını seferber ederek, elimizden geldiğince aktif biçimde kendimizi anlatmaya çabalıyoruz. Fena da olmuyor sanırım.

Yakınlardaki planlarınız arasında yeni sergi ya da projeler var mı?

Sena : Bir kısmını  "Başı Balkonda Dünyaya Ters" sergimizde izlediğiniz "Çeyiz" serisinin üretimine devam ediyorum…

Burak Ata: Bir proje bitmeden diğerinin planlarını yapmaya başlıyoruz. Bu bizi diri tutuyor. Bu sene içerisinde de gerçekleştirmeyi istediğimiz yeni işler var.

Sergi 14 Şubat'a dek Pi Artworks'de görülebilir.

0
2143
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle