02 NİSAN, PERŞEMBE, 2015

Şimdiden Kendimi Tekrarlıyor Gibi Hissediyorum

İspanyol yönetmen Carlos Vermut’un ikinci uzun metrajlı filmi Magical Girl, mazoşizm, işkence ve cinayetle dolu bir aile dramasını anlatırken sosyal bir portre çizen, insan ruhunun karanlık dehlizlerine giden komedilerin en karanlığı olma adayında bir film noir. Geçtiğimiz Eylül ayında En İyi Film ve En İyi Yönetmen ödüllerini kazandığı San Sebastian Film Festivali’nde Vermut’la tanışma fırsatı bulduk.

yazar: Nando Salvá

Şimdiden Kendimi Tekrarlıyor Gibi Hissediyorum

Filminin seyircilerde tam bir şaşkınlığa sebep olduğunun farkında mısın?

Kesinlikle. Bence en iyi öyküler, buzdağının ucunu gösterip bizi gerisini ortaya çıkartmamıza zorlayanlar. Seyirciye bütün yanıtları vermek istemiyorum. Şaşırmalarını ve bir sonraki sahnede ne olacağını kestirememelerini istiyorum, çünkü bütün bu eksik parçalar insanı meraklandırıyor. Bir izleyici olarak bir sonraki sahne hakkında herhangi bir fikrim olmamasını seviyorum. Çünkü ne olacağını tahmin ettiğimde sıkılmaya başlıyorum.

Bu türden bir ‘gizemi arayış’ metodu, şiddeti simgelerken kullandığın önemli araçlardan biri.

Evet, Magical Girl’deki şiddet çoğunlukla sahne dışında oluyor, çünkü ne gösterirsem göstereyim hiçbir zaman seyircinin hayal edeceği ölçüde korkunç bir şey olamayacak. ‘Korku filmi’ dedikleri şeyler beni asla korkutmaz çünkü ne olacağı bellidir. Öte yandan Alien (1979) rahatsız edici bir filmdir, çünkü canavarı neredeyse hiç göremezsiniz.

Magical Girl’ün korku ve korkuya teslim olmanın sonuçları hakkında bir film olduğuna katılıyor musun?

Korku her zaman ilgimi çekmiştir. En korkunç olan şeyler ise gündelik ve şeytani olanlardır. İlk filmimde zaten bunu ele almıştım. Diamond Flash (2011) korkunun bizi nasıl felç ettiği ve hayatımızı karıştırdığı üzerineydi. Aslında sadece iki film yaptım ve ikisinin de malzemeleri aynıydı: korkular, takıntılar, öç almak, arzu, azgın bir aşk, kurtuluş, suçluluk duygusu, ahlaksal paradokslar... Şimdiden kendimi tekrarlıyor gibi hissediyorum.

Magical Girl bir tür Film Noir ama aynı zamanda İspanyol finansal krizinden de bahsediyor. Yazarken asıl ilgilendiğin şey neydi?

İzleyiciyi heyecanlandıran, şaşırtan ve en önemlisi eğlendiren bir hikaye anlatmak istedim. Hikayeyi İspanyol finansal krizi bağlamında anlatmayı tercih ettim, çünkü gerçekçi bir senaryo olmasını istedim. Ne derseniz deyin, İspanya olarak zor bir zamandan geçiyoruz ve karakterlerimin bu zamanın etkilerini hissetmelerini istedim. Ama film net bir politik mesaja sahip değil; didaktik olmaya veya ‘materyalizm tehlikelidir’ gibisinden bir ders vermeye çalışmıyorum. Demek istediğim, belki film oraya doğru gidebilir ama oradan başlamadı. Karakterlerimi yargılamıyorum ve bunu yapan yönetmenlerden nefret ediyorum.

Magical Girl bir taraftan güldürürken aynı zamanda kötü hissettiriyor. Bunu bilerek mi yaptın?

Evet. Bana göre mizah bilinçsiz bir şekilde ortaya çıkıyor. Sevdiğim bütün öyküler ve filmler genellikle bir açıdan mizah içeriyor, büyük trajediler veya ahlaksız hikayeler olsalar dahi. Günün sonunda en üzücü trajedi bile birazcık absürt olabiliyor. Gerçek her zaman eğlenceli detaylarla dolu ve gerçeği önemsiyorum. Bir yönetmen olarak en büyük korkum sinema dünyasıyla çok haşır neşir olup gerçekle bağımı kaybetmek. Tarantino’ya olan da bu. Tarantino’dan epeyce öğrenmiş olarak söylüyorum bunu.

Neler öğrendiğine örnek verecek olursan?

Tarantino gerginlik yaratmak için hızı ve anlatımsal ritmi kullanmada gerçek bir usta. İstediği dramatik etkiyi verebilmek için her sahnenin ne kadar uzun olması gerektiğini çok iyi biliyor.

Sürekli gerçeklik hakkında bahsetmene rağmen Magical Girl bazı gerçekdışı ögeler içeriyor.

Evet, çünkü gözümüzden kaçan bazı gerçeklikler var. Ve bu fantastik dokunuşlar sayesinde etrafımızdaki her şeyi algılama kabiliyetimizin olmadığını göstermek istiyorum. Aynı zamanda kurgu olanı övmenin bir yolu ve bir filmde bu da mümkün. Ve hayaller gerçek bir bağlam içinde daha güçlü bir etkiye sahip. Eğer Spider-Man’i Michael Haneke yönetmiş olsaydı daha korkutucu olurdu. 

‘Haneke’ ve ‘Spider-Man’ kelimelerini aynı cümlede duymak pek alışılmış bir şey değil.

Günde üç film izlesem de ben bir sinefil değilim. Ve bunu kalpten yapıyorum, izlediğim filmleri entelektüelleştirmek için değil. Film eleştirmenliği benim işim değil. Filmlerin keyfini bir izleyici olarak çıkarmaktan hoşlanıyorum ve kameranın arkasına geçtiğimde yaklaşımım da buna benziyor.

Kariyerine illüstratör olarak başladın, çizmek bir sinemacı için iyi bir eğitim mi?

Filmlerim her zaman bir görüntüden ortaya çıkıyor. Basit bir çizimle açıklanabilen film yapılabilir demektir. Örneğin Magical Girl, bir insanın diğerine şantajlarla bağlı olduğu dairesel bir olay örgüsüne sahip.

İlk filmin Diamond Flash seni İspanya’da kült yönetmenler listesine soktu fakat düzgün bir şekilde piyasaya sürülemedi. Bunun hakkında ne düşünüyorsun?

Yeni teknolojilerle her şey çok çabuk değişiyor. Eskiden, sinema salonlarında gösterilmek bir sinemacının görülmesi için tek yoldu ama şimdi böyle değil. Artık bir haftada film çekip YouTube’a koyabilirsin ve büyük bir izleyici kitlesine ulaşmak için bir şeylerden feragat etmek zorunda kalmazsın. Seyirciyle iletişime geçmek için gerekli olan tek araç sensin.

Diamond Flash’tan sonra kısıtlı bütçeleri yaratıcı özgürlükleri için fırsata çeviren yeni jenerasyon İspanyol sinemacılarının lideri olarak kabul edildin. Bundan hoşlanıyor musun?

Pek emin değilim. Diamond Flash’ı o şekilde yaptım çünkü param yoktu, yaratıcı nedenlerden değil. Daha fazla param olsaydı harcardım. Problem şu ki, birçok yönetmen bütçe olmamasını ekibine para ödememek için bahane ediyor. Diamond Flash’ta kamerayı ben aldım ve maaşları ödeyebilmek için sandviçleri kendim yaptım. Magical Girl’de ekibime daha fazla para ödeyebildim ve umarım bir sonraki sefer daha fazlasını verebileceğim.

Gösterim tarihleri:

04 Nisan Cumartesi 16:00, Rexx
07 Nisan Salı 16:00, Atlas 2
08 Nisan Çarşamba 19:00, Atlas

0
1383
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle