12 OCAK, PERŞEMBE, 2017

Minimalizm Bilinçli Bir Tercihtir

Minimal tarzı, kullandığı doğa-hayvan figürleri ve katıldığı yarışmalar, aldığı ödüllerle dikkat çeken dövme sanatçısı Okan Uçkun ile bir araya geldik. Kendisiyle üretim pratiği, seyahat tutkusu, görsel sanatlardan etkilenişi ve kendini geliştirme yöntemleri üzerine konuştuk.

Minimalizm Bilinçli Bir Tercihtir

Minimal dövmelerinle dikkat çekiyorsun, kendi tarzını nasıl tanımlarsın? 

Ben en az hareketle konuyu anlatmaya çalışanlardanım. Resim yaptığımda, fotoğraf çektiğimde, herhangi bir videoda veya yaptıgım 3 boyutlu bir işte de bu böyleydi. Sanat eğitimi ve sonrasındaki tüm algım bunun üzerine yoğunlaştı ve herhangi bir baskıdan çıkardığım estetik de bu yönde oldu. Bunun ismine minimalizm diyebiliriz evet, fakat bir şekilde matematik bu işin arkasını kavramlardan daha iyi dolduruyor. 

Video, fotoğraf, tasarım ve mimarlıkla da ilgileniyorsun görsel sanatlarla olan ilişkin dövmelerini nasıl etkiliyor?

Benim tarzımı bir dövmenin etkilemesi zaten mümkün değildi. Öncesinde Türkiye'de ve dünyada tabii ki linework ve geometry üzerine üreten harika insanlar oldu. Fakat bu kadar sade anlatımda birisi olmadı. Yukarıda da bahsettiğim gibi görsel sanatlar olarak aldığım tüm eğitim ve tecrübe aşamasında anlatım olarak hep sadeleşmeyi tercih ettim. 1960'lar öncesinde özellikle döneme en yakın olan soyut dışavurumculuğun biçim ve duyguya verdiği aşırı önem sonrasında, nesnenin kendisi nesne olma özelliğini yitirdi. Buna karşılık da dönemin sanatçıları Carl Andre, Robert Morris ve müzikte Philip Glass gibi isimler konuyu nesnenin kendisine, en sade haline indirdiler. Benim estetik anlayışım da tam bu noktada başlıyor. Ludwig Mies van der Rohe şöyle bir laf ediyor "Fakirlik, yoksunluk, eksiklik değildir minimalizm; aksine bilinçli bir tercihtir; zor olanı seçmektir, azla çok yapmaktır." demek istediğim bu. Dövme benim için sadece bir teknik. Estetik olarak beslendiği yer ise daha öncesinde sanatın içerisinde onu değiştiren, ona yön veren satırlar ve parmaklar arasında zaten mevcut.

Günde bir randevu almanın sebebi nedir? Bu şekilde odaklanman daha mı rahat oluyor? 

Ben dövme yapacağım fikirleri ve insanları özenle seçiyorum. Biliyorum ki onlar da beni yüzlerce insan arasından özenle seçiyorlar. Bu kısım da ortaya çıkacak işin özenli ve temiz olmasını gerektiriyor. Dövme sadece deriye boyayı bırakmaktan ibaret değil. Öncesinde ilk olarak karşındakini anlamak var. Sonrasında karşındakine o tasarımları sunmak geliyor. Ardından onun bunları kabullenmesi süreci. Doğru bölgeyi belirlemek, onu doğru yerleştirmek, dövmeyi yapmak ve tabii ki dövmeyi yaparken ki etkileşim. Üç, dört saat bir insanla ten temasında oluyorsun, günde iki kişi aldığımda bu evrelerden birtanesini özensiz yapmak durumunda kalabilirim. Bu konudaki hassasiyetim bu yüzden. Benim acelem yok. Sizin de yoksa ne ala.

Peki sende hiç dövme var mı, varsa ne tarz dövmeler? 

En yeni dövmemi altı sene önce yaptırdım. Dövmeyi öğrenmeye başladığım andan bu yana dövme yaptırmaktan uzaklaştım. Son iki yılda, 16 ülke dünyanın en değerli dövme sanatçılarıyla aynı stüdyoda, aynı toplantıda, aynı evde birlikte vakit geçirdim. Birçoğuna dövme yaptım, fakat dövme istemek hiç aklıma gelmedi. Nedeni konusunda gerçekten hiçbir fikrim yok.

Ayrıca birçok ödüle sahipsin. Yurt içi ve yurt dışında pek çok workshop’a katılıyorsun. Bu ödül ve workshoplardan biraz bahseder misin?

Benim hayalimde hiçbir zaman dövme sanatçısı olmak yoktu. Öğrenciliğim sırasında dövmeye başladım ve sonrasında okul bitip iş ararken de hep dövme yaptım. Sonrasında İstanbul'a yerleştim ve burada dövme yapmaya devam ettim. Bir şekilde kurumsal iş hayatının saçmalıkları vs gibi durumlar karşısında "acaba dövme gerçek bir iş mi?" sorusunu kendime sormaya başladım. Bu dönemde zaten Türkiye'de etkinlikler yapılmaya başlanmıştı ve bende bu etkinliklerde ödüller almıştım. Sonrasında yurt dışında neler oluyor acaba diye biraz karıştırmaya başladım. 2011, 2012 yılları, o dönem Instagram, Pinterest veya diğer sosyal medya ağları bu şekilde kullanılmıyordu. Gidip gözle görmek gerekiyordu. İlk olarak Almanya'da bir yarışmada yer aldım. 80'e yakın sanatçı vardı ve ilk deneysel işimi orada yapmıştım ve oradaki tepkiler ve sonrasınra gelen ödül beni çok mutlu etti. Sanırım ben bu işi adam gibi yapabiliyorum dediğim ilk andır bu, çünkü işlerine hayran olduğum insanla yarışmıştım. Tabii bu gazla birkaç yarışma daha gezdim ve orada da kazandığım ödüller oldu. Ardından Avrupa'nın en büyük yarışması olan Berlin Tattoo Convention'a katıldım. Kafamda ne ödül ne de birilerinin beni farkedeceği fikri vardı. Yıllardır bu sektörün tanrıları dediğim insanlar yarışırlar bu etkinlikte. O gün yaptığım dövme üzerinde yaklaşık 10 saat uğraşmıştım. Alman bir dövme modeliydi dövme yaptığım kişi ve daha önce altı kez farklı dövme sanatcıları bu kişiye dövme yaparak yarışmaya katılmışlardı Ama hiç ödül alınamamıştı ve tüm güzel bölgeleri dövmeyle doldurulmuştu. Ben de aslında mantık olarak çok zor bir bölgeye dövme yaparak o gün kupayı aldım. Ödülü almayı o kadar beklemiyordum ki isimler açıklanırken standımda temizlik yapıyordum ve üzerimde önlük vardı. O heyecanla koşarak sahneye çıkmıştım. Ödülü açıklanan son isimdim o gün. Herkes sahnedeydi bana ne düşünüyorsun diye sordular. "Thank yo"u diye bir saçmaladım o kadar. O gün dövmeciliği bir meslek olarak yapmaya karar verdiğim andır. 

Sonrasında birkaç kez daha yarışmalara katıldım fakat artık bu tarz etkinliklerde yarışmıyor ve dövme yapmıyorum. Buralar çok zor yerler aslında dövme konusunda, biraz gezip ödül vs de aldığım zaman tercih etmez hale geldim. Artık sadece misafir sanatçı olarak ülkeleri ziyaret ediyor ve orada birkaç şehri ziyaret eden turlar düzenliyorum. 

Dövmelerinde doğa ve hayvan figürlerine rastlıyoruz. İlham kaynakların neler? 

Ben insan oğlunun doğal olmadığını düşünüyorum. Bu doğaya ait veya bunun bir parçası degiliz. Şu andaki besin zincirinin tepesine de yanımızda yer alan diğer canlılar gibi eşit şartlarda yer alarak gelmedik. Doğaya aitmişiz gibi davranabiliyoruz sadece. Kanserli bir hücre olduğumuzu düşünürsek bazılarımız iyi huylu bazılarımız ise kötü. İyi huylu olanlar o bölgedeli diğer hücrelerle olan ilişkilerini iyi yönde ilerletirken diğerleri oraları yok etmekle vakit geçiriyorlar. Doğaya ait olmayı, onu gerçekten hissedebilmeyi çok isterdim. Çünkü insanın ötesinde bir şey olduğuna inanıyorum. İnsan her yönüyle bana fazla estetik geliyor. O yüzden taklit ediyorum. Doğal davranmaya çalışıyorum. Bu sadece bana kendimi iyi hissettiriyor. Bunu yapmazsam insanın gerçekte olduğunu düşündüğüm mikroba dönüşecekmişim gibi geliyor. Buna ilham diyebilirmiyiz bilmiyorum fakat kafamın merkezinde bu düşünce var. İlham almakla ilgili cevap verecek olursam da cevabım bundan öteye gitmez sanırım. Biliyorum ki ilham aldığım diğer insan oğulları da doğayla aynı sorunu yaşıyorlar. 

Blogunda çizimlerinde kendini tekrar etmekten hoşlanmadığını okudum. Sana gelen dövme tekliflerini nasıl değerlendiriyorsun?

Kendimi uzun zamandır tekrar ediyorum, bunu ben de görüyorum ki takip eden insanlar da görüyorlar. Yaptığım şey bir anda çok popüler oldu ve heryerde bu tarzda işler görmeye başladık. Artık gerçekten midem bulandı. Bilmiyorum insanlar sıkıldılar mı bundan ama bence her şey gibi bunun da cılkını çıkarttık. İki sene önce "ne kadar farklı bu tarz" derken. Şu an "evet ya bu ara çok popüler bu tarz" diyoruz. İyi olan bir şeyin popüler olmasının kaçınılmaz olduğunu düşünüyorum bu yüzden de üreten kişilerin bir süre sonra ister istemez farklılaştığını ve yaptığı şeyin daha derinine inerek tüm fazlalıklardan kurtulduğunu düşünüyorum. Ben de şu anda tam olarak bu darlanmanın içerisindeyim ve böyle dönemlerin de üreten kişiye iyi geldiğini düşünüyorum. 

Teklifler konusunda ise ben gelen insanlarla iletişim kurabildiğim sürece -ki zor iletişim kurabilen birisiyim- işi kabul ederim. Sinemada bir söz var "Ne yaptığınız degil, nasıl yaptığınız önemli" diye. Konu çok basit olabilir, iş o zaman farklılaşmak konusunda daha zorlayıcı oluyor. 

Mesela aklında hiçbir fikir olmadan sadece dövme talebiyle gelen biri ile çalışır mısın? 

Benim çalıştığım insanların çoğu böyledir zaten. Fikirlerin önemi yok. Ben estetik zevkine güvendiğim insanlarla çalışırım. Güzel bir fikir varsa da ne ala. 

Bir dövme üzerinde çalışma sürecin nasıl gelişiyor? Desene nasıl karar veriyorsun? 

Öncelikle kişilerin işlerimi tanımasını istiyorum. Öyle duyduk, mail attık vs gibi bir yaklaşım olursa aynı yaklaşımla cevabım "gördük dönmedik sana" oluyor. İşlerimi tanıyan insanlar zaten web sitemi etmiş oluyorlar. Sitemi baştan sona ben yaptım, hem beni hem de çalışma şeklimi iyi anlattığını düsünüyorum. Orada zaten her şey kısaca anlatılıyor. Sonrasında ise mail atıyorsunuz, ben mailleri okuyorum ve tanışmak istediğim insanlarla bir ön görüşme yapıyorum. Bu görüşmede onlara nasıl çalıştığımı anlatıyorum. Kişilerden şunu isterim:

Randevu tarihinden 15 gün önce
1. Benim işlerim üzerinden beni eleştirmesini. 
2. Bana genel estetiğini tanımlamasını. Bunun için tasarıma sahip her şeyi kullanabiliriz. Bazen sadece bir koltuk, bazen bir ressam, yönetmen, film veya sadece bir vazo olabilir. Bu kişinin estetik olarak hangi ekollere yatkın olduğunu anlamamı sağlıyor. 
3. Bu madde aslında istediğiniz işi bana kelime kullanmadan anlatmanızı sağlıyor. Estetik olarak sizi anlıyorum.

Bu maddeler bana geldiği andan itibaren tasarım süreci başlar. İş basit veya karmaşık olsun her iş için geçerlidir bu. Evde bir çalışma odam var. Bu odanın heryeri o hafta yapılacak işlerin referansları ve kişilerin maillerinde anlattıklarıyla dolu. Son geceye kadar birçok eskizle birlikte bu süreç devam ediyor ve randevudan bir gece önce, ertesi gün sunabileceğim bir dosya haline geliyorlar. İnsanlae geldiğinde onlara en az üç tasarım sunarım. İstedikleri şeyle, üzerinde kafa patlatırken kullandığım her şeyi görmelerini isterim, bu yüzden de sayı bazen üçün çok üzerine çıkabiliyor. Sonrasında ise üzerlerinde konuşur dövmeyi yaparız. Bu sürecin bu şekilde uzun ve özenli ilerlemesi benim en sevdiğim kısım aslında. İşimi seviyorum ve her aşamasından da uzun uzun keyif almak istiyorum. Genelde birlikte çalışmayı deneyimlediğim tüm insanlar için de bu keyif verici bir hale geliyor. Kimse hazıra konmuyor. Karşılıklı olarak biraz kafa patlatıyoruz. Bu kişinin üzerinde taşıdığı işe olan saygısı açısından da önemli bir hale geliyor böylece. 

Yaptığın en zor dövmeyi hatırlıyor musun? 

Ben sadece çizgi atıyorum, o yüzden hep aynı zorlukta. Burada dövme değil de deri zor olabiliyor. Her bölge birbirinden farklı; kalın, ince, hassas veya hesapta olmayan başka bir şey. Bazen gerçekten bataklıkta çalıyor veya aynı deri üzerinde harika bir parçaya da denk gelebiliyorsun. Ya da stresli olabiliyorsun, dövme dışında olayı zorlaştıran çok fazla etken var. Ama dediğim gibi dövme en kolay tarafı. 

Dövme-dövmeci konusunda Türkiye ve yurt dışını kıyasladığında yorumların nasıl oluyor? 

Ben daha dövmeye başlamadan vizyon olarak zamanın çok ötesinde insanlar oldu bu coğrafyada. Danny Garcia gibi... Bu insanlar bundan 10 yıl önce buraya dünyanın sayılı dövmecilerini misafir olarak getirdiler ve henüz ortada ne sosyal medya nede başka bir etken yokken bu işin "rockstar"ları oldular. Sonrasındaki nesil ise sosyal medyanın çıkışıyla birlikte cesaret ederek yeni bir şeyler denedi. Gerçekten bu dönemde dünyanın neresine giderseniz gidin Türk'üm dediğinizde size söyleyebilecekleri Türk dövmeciler ortaya çıktı, bunları benim de içlerinde olduğum, sizin de bu yazı dizisinde yer verdiğiniz kişiler olarak isimlendirelim. Bizden sonraki nesil ise yeni şeyler denemenin önemini ve ayrıştırıcılığını farkederek gerçekten çok uçlara sürdü işi. Bu dünyada böyle degil. Herkes usta çırağın ötesine gidemez. Avrupa'da bazı ülkelerde deneysel işlerle karşılaşırız. Fakat bizim coğrafya hırslı, ayrılmayı bir şeye benzememeyi çok sevdiği, taklite gidip farklı bir şey yapıyormuş gibi davranmaya bayıldığı kadar, bunu gerçekten yapma konusunda da başarılı. Zaten bunu başaran adamın puanı herzaman olmasa da izleyici tarafından veriliyor. Dünyanın heryerinden insanlara dövme yaptım ve yapmaya devam ediyorum. Benim dışımda en az iki, üç Türk isme hakimler ve işlerini gerçekten estetik kaygıyla takip ediyorlar. Ben birçok ismi takip ederken büyük keyif alıyorum. 

Çok seyahat ettiğini okudum, bu çalışmalarını da besliyor olmalı. 

Bir meslek düşün, dünyanın heryerindeki insanlarlara, kültürlere dillere, dinlere uyum sağlıyor. Bu seni beslemez mi? Ben başka bir şeyden beslenemiyorum artık. Şu anda üç kıtada, toplamda 14 ülke üzerinde dövme yaptım. Herbirisi birbirinden farklı kültürler ve insanlardan oluşuyor gittiğimde gördüğüm, duyduğum, hissettiğim şeyler birbirinden farklı. Bu da tabii ki hem yaptığınız işe hem de hayatınıza oldukça şey katıyor. Sadece tatil için gittiğinizde bile bu kültürlerin içerisinde yer almak insanın bakış açısını değiştirirken tüm bu kültürdeki insanlarla, haftalarca onları dinleyerek ve paylaşımda bulunarak çalıştığınızı düşün. Bundan başka şehirleri keşfetmeyi, kendimi daha iyi hissetmemi sağlayacak bir meslek bulamazdım sanırım. 

Yaptığın dövmelerin hikayelerini blogunda yazıyorsun. Her dövme ayrı bir hikaye mi senin için? 

Herbirisinin ayrı bir hikaye olmasını isterdim. Fakat her iş üzerinden ciddi anlamda bir hikaye veya ilham çıkmayabiliyor. Bazen gerçekten güzel bir çıkış yolu bulabiliyorum ve bu tasarıma da yansıyor ama bazen de daha basit kurgulardan ilerleyebiliyoruz. Burada da estetiği öne çıkarmaya çalışıyorum. 

Dövme yaptığın herkesin bir palaroid fotoğrafını çekiyorsun sanırım. Bu çok güzel bir sergi konusu olmaz mı? 

Son iki yılda nerdeyse dövme yaptığım herkesin polaroid olarak fotoğraflarını çektim ve elimde kocaman bir arşiv oluştu. Bunları bir ara farklı bir Instagram sayfasında yayımlamayı planlamıştım fakat buna zaman ayıramadım. Şu anda sen söyleyince, evet bir sergi mi bilmiyorum fakat bunlarla bir şeyler yapmam gerektiğini birkez daha farkediyorum. Yakında bir youtube Channel açmayı planlıyorum. Aslında neredeyse her şey hazır. Daha önce Almanya ve İtalya turu sırasında benimle birlikte seyahat eden bir ekiple tüm turu kaydettik ve elimizde gerçekten büyük bir video arşivi oluştu. Şu anda web sitemin girişindeki video, yakın zamanda bölüm bölüm yayımlamaya başlayacağım belgesel kıvamındaki bir işin fragmanı aslında. O bölümlerin bir tanesinde -fragmanda da biraz belli oluyor- bu fotoğraflarla yapılmış bir video var. Belki onu oradan ayrıştırıp fotoğrafların içerisinde olacağı ayrı bir projenin girişi yapabilirim. :)

0
5276
0
800 Karakter ile sınırlıdır.
Yorum Ekle