
Neş’e Erdok, Hüsnü Koldaş, Kemal İskender, Nedret Sekban, Resul Aytemür ve Ahmet Umur Deniz’in eserlerini bir araya getiren “Ağaçlar Gibi Konuşmak” başlıklı sergi, 16 Kasım’a kadar Brieflyart Galeri’de sanatseverlerle buluşuyor.
Aslı Bora’nın küratörlüğünü üstlendiği “Ağaçlar Gibi Konuşmak” sergisi, şair Rainer Maria Rilke’nin “Ağaçların arasında yalnız hissetmez insan; onlar hep birlikte ayakta durur,” dizelerinden ilham alıyor. Bir arada olmanın hem yükünü hem de ferahlığını sanat aracılığıyla gösteren sergi, kuşaklararası sessiz diyalogları görünür kılıyor. Farklı kuşaklardan sanatçıları buluşturan sergi, İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nin köklü geleneğini ve Neşet Günal Atölyesi’nin ortak belleğini, günümüz sanatında yeniden görünür kılıyor. Sergi, bu belleğin bugüne uzanan etkisini izleyiciye sunuyor.
Seçki, aynı atölyeden beslenen farklı kuşakların, kolektif bakışlarını ve özgün yaklaşımlarını yakından inceleme imkânı sunuyor. Neş’e Erdok’un insan ruhunun kırılganlığını yoğun bir gerçekçilikle aktaran figürleri, serginin duygusal yükünü taşıyan en güçlü katmanlardan birini oluşturuyor. Hüsnü Koldaş’ın disiplinli ama deneysel yaklaşımı, işler arasındaki sessiz diyaloglara farklı bir ritim ekliyor. Araştırmacı tavrıyla düşünsel bir omurga kuran Kemal İskender’in işleri, Akademi’nin titiz disiplinini hatırlatırken serginin kavramsal zemininin de altını çiziyor. Nedret Sekban, insan bedeninin dramatik gücünü öne çıkaran figürleriyle serginin görsel yoğunluğunu belirginleştiriyor. Resul Aytemür, Beyoğlu sokaklarının renkli atmosferini işlerindeki güçlü paletle yansıtarak, kentsel belleği canlı bir duyarlılıkla görünür kılıyor. Ahmet Umur Deniz ise toplumsal hafızayı bireysel deneyimlerle harmanlıyor; gerçekleşmiş olayların izini sürerken geleneği çağdaş bir dille yorumluyor ve sergiye geleceğe uzanan bir perspektif kazandırıyor.
Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nin yeni süreli sergisi “Yan Yana” kapsamında serginin küratörleri Dr. Öğr. Üyesi Ali Kayaalp ve Ömer Faruk Şerifoğlu’nun vereceği Yan Yana Konferansları 10 Ekim’de BlackBox’ta başlıyor.
Yan Yana Konferansları’nda, serginin odağındaki sanatçı çiftler Melahat-Eşref Üren ile Eren-Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun hayatları ve eserlerinin sanat tarihimizdeki yansımaları mercek altına alınacak. “Aramızda Bir Şey Var – Melahat Üren” başlıklı ilk konferans, 10 Ekim Cuma 15.00’te BlackBox’ta gerçekleşecek.
Dr. Kayaalp’in “Aramızda Bir Şey Var – Melahat Üren” başlıklı konferansı, sanat tarihi yazımında gölgede kalmış bir kadın sanatçıyı odağa taşıyacak; onun sanatın farklı dallarındaki üretimlerini, Eşref Üren’le olan yaratıcı ve kişisel ilişkisi bağlamında değerlendirerek, bu birlikteliğin her iki sanatçının eserlerine nasıl yansıdığını irdeleyecek.
BlackBox etkinliklerinin biletlerini Biletix’ten ve Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi danışmasından temin edebilirsiniz. Ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Ukrayna’nın çağdaş sahne sanatları alanında dikkat çeken topluluklarından Elysium Pro Art, Alice’s Mirrorland Adventure ile 17, 18 ve 19 Ekim’de Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde sanatseverlerle buluşacak.
Elysium Pro Art topluluğu, akrobasi, modern dans ve illüzyonu sahne teknolojisinin en yeni olanaklarıyla buluşturduğu Alice’s Mirrorland Adventure gösterisiyle izleyicilere alışılmışın ötesinde bir Alice deneyimi sunuyor. Masalsı bir kurguyu LED ekranlar, 3D projeksiyonlar ve özel ışık-ses efektleriyle güçlendiren topluluk; Alice, Çılgın Şapkacı, Cheshire Kedisi ve Kalplerin Kraliçesi gibi unutulmaz karakterleri büyüleyici bir görsel dünyada yeniden hayat bulduruyor.
2012’de kurulan Elysium Pro Art, bugüne kadar 25’ten fazla büyük prodüksiyon sahneledi; Fransa’dan Suudi Arabistan’a 12 farklı ülkede turnelere çıktı. Monte Carlo Uluslararası Sirk Festivali’nde ödül alan Flash of Splash ikilisinden, Cirque du Soleil sahnesinde yer almış illüzyonistlere kadar pek çok uluslararası sanatçı kadroda yer alıyor. Guinness Rekoru sahibi denge sanatçısı Usenko Iryna ve dünya şampiyonu akrobatlardan oluşan Aquamen grubu da İstanbul sahnesinde seyirciyle buluşacak.
Alice’s Mirrorland Adventure etkinliklerinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
Ali Kotan’ın “Bana yüreğini ödünç ver” başlıklı sergisi 10 Ekim-15 Kasım tarihleri arasında Galeri Siyah Beyaz’da sanatseverlerle buluşacak.
Ali Kotan’ın “Bana yüreğini ödünç ver” sergisi, insan doğasında bulunan gözlem yetisine vurgu yapıyor. Çevreyi duyumsamayı ve yansıtmayı içerisinde barındıran bu yetisiyle insan, gören gözün ötesinde bir algıya işaret ediyor. Sergi, izleyiciyi yalnızca bakan değil aynı zamanda bakılan konumuna taşırken görmenin, duymanın ve hissetmenin hakikatini yeniden hatırlamaya çağırıyor. Kotan, geleneksel yöntemlerle kurguladığı tuval resimlerinde birbirine bakan, gören, izleyen ve izlenen göz imgelerini merkeze alıyor. Sanatçının bir metafor olarak kullandığı bu imge göz, dünyanın hareketli zemininde izleyiciyle karşılaşmayı bekliyor.
İçinde yaşadığımız zaman, çevremizi görmekten, duymaktan uzaklaştıran bir süreci beraberinde getiriyor. Dijital dünyanın içine sıkıştırdığımız / sıkıştırıldığımız bir sürecin içerisinde konumlanıyoruz. Bu sınırlı alanın kurgusunu gösteren sergi; ben ile sen, ben ile biz arasındaki yansımayı birer kopya olmaktan çıkararak bakışın odağını arıyor. Eser ile sanatçı, izleyici ile eser, eser ile mekân arasındaki çift yönlü ilişkiyi, bakarken bakılmak, izlerken izlenmek hâlleri üzerinden yeniden sorguluyor.
Künye:
1. Ali Kotan, Uzun bir yaşamdı tekrarlanan,150×200cm, tuval üüzerine yağlı boya
2. Ali Kotan, Yüreğini bana ödünç ver, 155x200 cm, tuval üzerine akrilik
3. Ali Kotan, Yalnız olanın şarkısı, 2024, tuval üzerine akrilik, 190x150 cm
4. Ali Kotan, Gözlerini bana ödünç ver, 2025, tuval üzerine akrilik, 180x150 cm
5. Ali Kotan, Süzülürken hiçliğe, 2025, tuval üzerine akrilik 180x150 cm
Harriet Armstrong’un genç bir kadının benlik algısının ve fiziksel dünyayla olan ilişkisinin parçalanışını anlattığı romanı Sana Dünyayı Göstermek İsterdim, Handesu Göçmen’in çevirisiyle Holden Kitap’tan çıktı.
Sana Dünyayı Göstermek İsterdim; insan olmanın ne demek olduğunu, birini karşılıksız sevmenin kalpte yarattığı tahribatın boyutlarını gösteriyor okuruna.
Romanın isimsiz anlatıcısı, üniversitenin son sınıfındaki genç kız, kampüs mutfağında karşılaştığı Luke'a sırılsıklam âşık olur. Artık onu düşünmediği tek bir an bile yoktur. Çevresindeki dünyayı gözlemlemeye, hayatla bağlantı kurmaya çalışır. Her şeyi anlamak, şeylerin özünü kavramak ister. Dünyadaki bütün kavramları öğrenmenin onu, bir şeyin parçası haline getirebileceğini, çevresiyle bağ kurmasını sağlayacağını düşünerek kavramlardan oluşan PowerPoint sunumu bile hazırlar. Kavramların, anlamsızlığı aşacağını ümit eder. İnsan olmak ne demektir? Birini karşılıksız sevmenin kalpte yarattığı tahribatın boyutları nereye uzanır? Zihnimizi ve bedenimizi nasıl dinlendirebiliriz?
Zorlu PSM’nin 2021 yılında başlattığı PSM Atölye’nin beşinci dönem başvuruları başladı.
İlk 4 yılında toplam 89 mezunu ile 29 özgün tiyatro oyununu hayata geçiren ve Dramatik Yazarlık, Tiyatro Yönetmenliği ve Tiyatro Yapımcılığı olmak üzere 3 ayrı programda düzenlenen PSM Atölye’nin 28 hafta sürecek teorik ve pratik eğitimlerine katılmak için başlayan başvurular 26 Ekim’e kadar devam edecek. Tiyatro külliyatının özgün içeriklerle zenginleşmesini sağlamak amacıyla tiyatroda yönetmenlik, yazarlık ve yapımcılık eğitimlerini kapsayan PSM Atölye; Afife, Alice Müzikali, Aşık Shakespeare, Saatleri Ayarlama Enstitüsü ve daha birçok oyunun ödüllü yönetmeni Serdar Biliş’in küratörlüğünde ve uzman eğitmenleriyle 18-30 yaş arası tüm gençlere işin mutfağına girme fırsatı sunarak, sektöre nitelikli tiyatro üreticileri kazandırmaya devam ediyor. Eğitmen kadrosunda Türkiye’de alanında öncü yönetmenler, oyun yazarları ve yapımcılarla uluslararası isimlerin yer aldığı PSM Atölye’de; Dramatik Yazarlık sınıfı, Tiyatro Yönetmenliği sınıfı ve Tiyatro Yapımcılığı sınıfı yer alıyor.
PSM Atölye’nin açık çağrısı hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Ruzy Gallery, küratörlüğünü Thom Oosterhof’un üstlendiği “Formative” başlıklı sergisini 2 Aralık’ta kadar sanatseverlerle buluşturuyor.
Uluslararası sanatçılardan oluşan güçlü bir seçkiyle izleyici karşısına çıkan sergi, çağdaş sanata dair farklı, düşündürücü ve deneysel yaklaşımları bir araya getiriyor. Sergide; Alexandros Vasmoulakis, Amalie Jakobsen, Angela Santana, Anne von Freyburg, Gracelee Lawrence, Hugo Capron, John Riepenhoff, Maria Bang Espersen, Pam Glick ve Vickie Vainionpää yer alıyor.
“Formative”, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “İnsanlar bile bazen tanımadıkları şeylerin yansıması olabilir.” sözüne odaklanıyor. Sessiz bir güçle dile gelen bu ifade, serginin kavramsal merkezinde yer alıyor. Sanatçıların kişisel deneyim, sezgi ve hafızalarından beslenen eserler; yaratım süreci içinde kendi özerk yaşamlarını kazanıyor. Bu yaratım sürecinde kullanılan malzemeler ise yalnızca bir araç değil; sanatçının yanında yer alan bir “ortak yazar” gibi konumlanıyor. Malzemenin doğası ve tepkileri, sanatçıyı tekil bir yaratıcı konumundan çıkararak, sürekli gelişen bir diyaloğun parçası hâline getiriyor. Sergi, nihayetinde yaratımın asla tek başına bir eylem olmadığını; sanatçı, malzeme ve sanatçının yaşadığı dünya arasında kurulan karşılıklı bir diyalog olduğunu izleyicilerle buluşturuyor.
Fotoğraf: Kayhan Kaygusuz
Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi’nin Atlas Publishing Lab iş birliğiyle düzenlediği “Yazar-Editör Sohbetleri” serisi yıl sonuna kadar devam ediyor. Seride sanat, felsefe, edebiyat, psikoloji, arkeoloji ve gazetecilik gibi farklı alanlardan isimler bir araya gelecek.
Serinin ekim ayı programının konukları yazar, gazeteci ve akademisyen Özgür Mumcu ile yayıncı ve çevirmen Nazlı Berivan Ak olacak. 23 Ekim Perşembe saat 19.00’da gerçekleşecek etkinlikte Mumcu’nun son romanı Dünyalılar’ın oluşum süreci ve yazar-editör iş birliği konuşulurken; gazetecilik, podcast yayıncılığı ve edebiyat arasındaki ilişkiler de incelenecek.
Kasım ayında yazar Deniz Gezgin ile arkeolog ve yazar İsmail Gezgin bir araya gelerek “ölüm” temasını tartışacak. 27 Kasım Perşembe saat 19.00’da düzenlenecek buluşmada her iki ismin de üzerinde çalıştığı ölüm temasının farklı disiplinler üzerinden ele alınacak. Programda Deniz Gezgin, üzerinde çalıştığı “ölüm” temalı yeni romanından, İsmail Gezgin ise ölüm, inanç ve cehennem üzerine tamamladığı son çalışmasından detayları paylaşacak.
Yılın son buluşması ise 25 Aralık Perşembe saat 19.00’da gerçekleşecek. Yazar ve klinik psikolog Tuğçe Isıyel ile yazar Hakan Bıçakçı bir araya gelecek. Sohbet, her iki yazarın da ilgilendiği bir konu olan ilişkilerdeki gündelik çıkmazlar ve romantik ilişkilerdeki iletişimsizlik üzerinden ilerleyecek.
Pera Müzesi Oditoryumu’nda gerçekleşecek etkinlikler ücretsiz olacak ve rezervasyon alınmayacak.
Ziya Demirel’in ikinci uzun metrajı En Güzel Cenaze Şarkıları dünya prömiyerini 38. Uluslararası Tokyo Film Festivali’nde yapacak.
Evicko (2012) ve 2015’te Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye için yarışan Salı gibi ödüllü kısa filmleriyle tanınan, ilk uzun metrajı Ela ile Hilmi ve Ali ile İstanbul, Adana, Ayvalık ve Ankara film festivallerinde ödüller kazanan Ziya Demirel’in ikinci uzun metraj kurmaca filmi En Güzel Cenaze Şarkıları dünya prömiyerini 38. Uluslararası Tokyo Film Festivali’nde gerçekleştirecek. 27 Ekim-5 Kasım tarihleri arasında gerçekleştirilecek festivalin resmi seçkisi “Asya’nın Geleceği” bölümü kapsamında 27 Ekim’de izleyicilerle buluşmaya hazırlanan En Güzel Cenaze Şarkıları’nın başrollerinde Esra Dermancıoğlu, Halil Babür ve Çağdaş Ekin Şişman yer alıyor. Senaryosu Ziya Demirel ve Yusuf Tan Demirel tarafından kaleme alınan filmin yapımcılığını Anna Maria Aslanoğlu (istos film) ve ortak yapımcılığını Emre Oskay (Sky Films) üstlenirken görüntü yönetmenliğinde Doron Tempert, kurguda Henrique Cartaxo, yapım tasarımında Osman Özcan, ses tasarımında ise Cenker Kökten imzası bulunuyor.
En Güzel Cenaze Şarkıları, emekli öğretmen Saadet’in internette tanıştığı aşırı diplomalı Doktor Erol Ergüven’le yaşadığı ilişkinin ruhsal ve ekonomik etkileri; ailesinde dostlarında ve bazı beklenmedik kişilerde yankı bulmasını anlatan 6 bölümlük bir trajikomedi. Kayıpla arzunun, gerçeklikle absürdün iç içe geçtiği çok katmanlı bir anlatı kuran En Güzel Cenaze Şarkıları yönetmen Ziya Demirel’in tanımıyla “çok konuşan, konuşmayı durduramayan ve genellikle düşünmeden konuşan bazı insanların” hikayesini anlatıyor.
Oyuncu kadrosunda Yıldız Kültür, Nalan Kuruçim, Gözde Mutluer, Özer Keçeci gibi isimlerin de yer aldığı En Güzel Cenaze Şarkıları dünya prömiyerinin ardından Türkiye prömiyeri için 24 Ekim-2 Kasım tarihlerinde gerçekleştirilecek 62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali kapsamında izleyicisiyle buluşarak 1Ulusal Yarışma” bölümünde yarışacak filmler arasında yer alacak.
Can Akgümüş’ün “Triarchy” başlıklı kişisel sergisi 18 Ekim-22 Kasım tarihleri arasında 18. İstanbul Bienali paralel sergisi olarak KAIROS’ta sanatseverlerle buluşacak.
“Triarchy”, etimolojik kökeniyle üç otoritenin iktidarı paylaştığı bir yönetim biçimine işaret ediyor. Akgümüş ise bu kavramı çağdaş siyasetin baskı, şiddet ve korku üçlemesiyle yeniden tanımlıyor. Tiranlığın ve baskının yükü altında dönüşen imge, karanlıktan süzülen kırılgan bir ışık gibi “yeni güzel”in imkânlarını ararken; hakikat sonrası insanına sesleniyor. Sanatçı, bu çelişkiden hareketle, tiranlığın bireylerin bedenine, zihnine ve hafızasına açtığı yaraları görünür kılıyor.
Sergi, siyasallaşan kurumların insanın varoluşunu nasıl yeniden biçimlendirdiğini sorunsallaştırırken, bireyin zihninin iktidar tarafından bir oyun alanına dönüştürülme ihtimaline odaklanıyor. Akgümüş, nefret, korku ve şiddetle çevrelenen bu kırılgan yapının nasıl dönüştürüldüğünü açığa çıkarıyor. Bu karanlık ormanın damarlarını besleyen mekanizmaları görünür kılan sanatçı, hafıza, hatırlama ve unutma pratiklerinden yola çıkarak queer varoluş biçimlerini direnişin olanakları olarak konumlandırıyor.
Künye:
1. The Body The Act I, 2025, 100x75cm, Archival Pigment Print, Framed
2. The Body The Act II, 2025, 30x22cm, Archival Pigment Print, Framed
3. The Thrones - Regina Solitudinis - Solitudequeen, 2025, 100x75cm, Archival Pigment Print, Framed
4. Void of Course, 2025, 70x100cm, Archival Pigment Print, Framed
5. Broken Circle, 2025, 60x200cm, Archival Pigment Print, Framed