
Luis Martín-Santos’un Franco diktatörlüğü gölgesinde savrulan savaş sonrası İspanyası'nın en az Guernica tablosu kadar yıkıcı ve çarpıcı bir panoramasını sunan romanı Sessizlik Zamanı, Yıldız Ersoy Canpolat’ın çevirisiyle Sel Yayıncılık tarafından yeniden Türkçede yayımlandı.
İspanyol edebiyatının mihenk taşlarından biri sayılan Sessizlik Zamanı, yıllarca sansürlenip yasaklandı. Dili bir devrimci araç olarak kullanan Martín-Santos, İspanyol edebiyatının Ulysses'i olarak anılan bu eserinde doğrusal bir anlatım yerine, şehrin tüm katmanlarının rejim tarafından bastırılmış sesine bilinç akışı tekniğiyle ses katar.
Sessizlik Zamanı, kanser gibi yayılan falanjist rejimi, birer deney faresi misali labirentlere sıkışmış ve yalnızca elindeki değerlere tutunan halkı, aile ve evlilik kurumunu, entelektüalite ve bilimi, geleneksel rolleri, ideal toplumu, lümpen orta sınıfı ve altkültürü, faşizmin tekdüzeleştirip sunileştirdiği her toplumsal nüveyi bu insanlık trajedisinin ortasında yeniden yoğurarak içsel konuşmalar ve yepyeni kelimelerle bezeli bir dille, yer yer çelişkili, çalkantılı ve bir o kadar da gerçeğin keskin soğukluğunu iliklere dek hissettiren panoramik bir duyguyla sunuyor.
SALT Beyoğlu’nda ziyaretçiyle buluşan Türkiye’den seçili vaka araştırmaları aracılığıyla insan faaliyetlerinin değiştirdiği iklim olaylarına odaklanan “İKLİMCİL: Mevsimler Sürüklenirken” başlıklı sergi kapsamında Ünal Akkemik ve Nesibe Köse ile çevrim içi bir söyleşi gerçekleşecek.
6 Mayıs Perşembe saat 19.00’da yapılacak “Ağaçlar İklim Hakkında Ne Anlatır?” başlıklı söyleşide İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi öğretim üyeleri Ünal Akkemik ve Nesibe Köse, çalışmaya dâhil edilen ağaç parçaları ve fosil yapraklar üzerinden geçmişte iklim değişikliğinin izini sürecek; gelecek dönüşümlere yönelik öngörülerini paylaşacak.
“Ağaçlar ve fosil yapraklar iklime dair neler anlatır? Mevcut durumu incelemeye ve gelecekteki dönüşümlere yönelik tahmin yürütmeye nasıl yardımcı olur?”
Herkesin katılımına açık olan bu söyleşi SALT Online YouTube kanalından yayımlanacak.
Künye: Cooking Sections’ın Weathered [Perişan Eden Hava] (2021) enstalasyonundan görünüm, İKLİMCİL: Mevsimler Sürüklenirken, SALT Beyoğlu, Fotoğraf: Mustafa Hazneci
Kardiyolog Barbara Natterson-Horowitz ve bilim yazarı Kathryn Bowers’ın insan sağlığıyla hayvan sağlığı arasındaki çarpıcı paralelliklere dikkat çekerek tıpta insanmerkezciliğin aşılması çağrısında bulundukları çalışmaları İnsan Denen Hayvan – Hastalıkta ve Sağlıkta Hayvanlardan Öğrenebileceklerimiz, Şiirsel Taş’ın çevirisiyle Metis Yayınları’ndan çıktı.
“Hayvanlarda meme kanseri görülür mü? Strese bağlı kalp krizi? Bayılma nöbetleri? Cinsel yolla bulaşan hastalıklar? Yeme bozuklukları? Hayvanlar aşırı ya da tıkınırcasına yer mi? Kendilerini ölesiye aç bırakırlar mı? Peki ya ruhsal bozukluklar? Örneğin obsesif-kompülsif bozukluk? Klinik depresyon? Madde bağımlılığı ve istismarı? Kaygı bozuklukları? Kendine zarar verme?” Kalp yetersizliği olan küçük sevimli bir maymunu ameliyat etmesinin ardından kendine sorduğu bu sorular, kardiyolog Barbara Natterson-Horowitz’in tıbba bakışını tamamen değiştiren heyecanlı bir yolculuğun başlangıcı olmuş. İnsanlardaki sağlık sorunlarının hayvanlarda da görülüp görülmediğini araştırmaya başladığında karşılaştığı tablo, insan tıbbıyla hayvan tıbbı arasındaki kopukluğun giderilip daha kapsayıcı bir yaklaşım benimsenmesi gerektiğine onu ikna etmiş.
“Artık Homo sapiens’in sınırlarını aşıp hayvanların, evrimin ve çevrenin bilgeliğinin düşünce yapımızı güçlendirmesine izin vermeliyiz. Dünya üzerinde yaşamın ortak unsurlarıyla karşılaşmak ve onları kucaklamak yirmi birinci yüzyıl tıbbı için bir gerekliliktir. Belki böylece insan istisnacılığını istisnai bir insancıllığa dönüştürerek gezegenimizdeki bütün hastalara fayda sağlayabiliriz.”
Fotoğraf: Mark Kamann, Los Angeles Times
DasDas tiyatro sezonlarına damga vuran oyunlarını DasDas Online ile tiyatroseverlerle buluşturmaya devam ediyor. Joseph K., Timsah, Uyku Nereye Kaçar?, Güle Güle Diva!, Yalnızlar İçin Çok Özel Bir Hizmet, Astro Ay’a Tırmanıyor ve Westend / Batının Sonu gibi sevilen oyunlar mayıs ayı boyunca DasDas Online’da sahnelenecek.
DasDas Online gösterimlerine 1 Mayıs’ta Tom Basden’ın imzasını taşıyan, süpervizörlüğünü Serdar Biliş’in üstlendiği ve Anadolu Efes tarafından dijitalleştirilen Joseph K. Oyunu ile başladı. Mayıs ayı programındaki ikinci oyun ise Aras Kargo’nun katkılarıyla dijitalleştirilen ve İngiliz mizah yazarı Tom Basden’ın imzasını taşıyan Timsah. Mert Fırat ve Volkan Yosunlu tarafından sahneye konulan ve oyuncu kadrosunda Alper Baytekin, Berkay Tulumbacı, Naz Çağla Irmak ve Özgün Aydın’ın yer aldığı Timsah 8 Mayıs Cumartesi akşamı saat 21.15’te izleyicinin karşısına çıkacak.
Alper Baytekin tarafından tasarlanıp yönetilen ve Aras Kargo’nun katkılarıyla dijitalleştirilen çocuk oyunu Uyku Nereye Kaçar?, Pelinsu Ekşioğlu ve Berçem Açığ’ın performansıyla 9 Mayıs Pazar günü saat 13.00’te DasDas Online’da sahnelenecek. Firuze Engin’in yazıp yönettiği ve Aras Kargo’nun katkılarıyla dijitalleştirilen Güle Güle Diva! Selen Uçer’in tek kişilik performansıyla 9 Mayıs Pazar akşamı saat 21.15’te seyirciyle buluşacak.
Murat Gülsoy’un aynı adlı romanından Ceren Boz ve Nagihan Gürkan tarafından sahneye uyarlanan Yalnızlar İçin Çok Özel Bir Hizmet 22 Mayıs Cumartesi akşamı saat 21.15’te DasDas Online’da olacak. Anadolu Efes tarafından dijitalleştirilen oyunda Ceren Boz, Nihan Işık, Ümit Erlim ve Sabahattin Yakut sahnede olacak. 23 Mayıs Pazar günü saat 13.00’te Aras Kargo’nun katkılarıyla dijitalleştirilen ve Alper Baytekin tarafından tasarlanıp sahneye konan Astro Ay’a Tırmanıyor Bağış Angigün ve Merve Tokgöz performansıyla çocukları uzayın derinliklerine götürecek.
DasDas Online mayıs ayı programı Anadolu Efes tarafından dijitalleştirilen Westend / Batının Sonu oyunu ile 29 Mayıs Cumartesi akşamı saat 21.15’te sona erecek. Moritz Rinke’nin bu yüzyılın tüm bireysel trajedilerinin komedisini sarsıcı bir dille ortaya koyduğu oyunun yönetmenliğini Tuğsal Moğul üstlenirken oyuncu kadrosunda Evren Bingöl, Gün Koper, Mert Fırat, Naz Çağla Irmak, Pervin Bağdat ve Tülin Özen yer alıyor.
Oyunların biletlerine buradan, ayrıntılı bilgiye ise buradan ulaşabilirsiniz.
Kale Tasarım ve Sanat Merkezi atık üzerinden dünya ile kurulan ilişkide sorumluluk bilincinin nasıl potansiyeller barındırabileceğini araştıran "Atığın İhtimalleri: Biçim ve Süreç" adlı bir sergi ve yayın projesi gerçekleştiriyor.
KTSM 22 Nisan Dünya Günü’nde yeryüzündeki tahribatı ve özellikle atık üretiminin boyutlarını her yönüyle sorgulayan ve farklı katmanlarıyla ele alan serginin ön duyurusunu yaptı. İçinde bulunduğumuz ekolojik krizin insanlık için yeni anlayışlar geliştirmesi gerektiğini savunan "Atığın İhtimalleri: Biçim ve Süreç" adlı sergi son yüzyılın üretim ve tüketim anlayışına farklı bir perspektiften bakıyor. Kürasyon ve proje yönetimini Yonca Keremoğlu ve Rana Kelleci’nin yaptığı sergide atığı sanatsal ifade için bir çıkış noktası, araç ve materyal olarak kullanan altı sanatçının dördü sergi kapsamında yeni üretilmiş olan toplam altı eserden oluşuyor.
Arşiv niteliğinde bir yayın olarak tasarlanan sergide yer alan dördü yeni üretilmiş toplam altı eserin fotoğrafik belgeleri sanatçıların yapıtlarının arka planını anlattıkları yazılı röportajlar ve atölyelerinde gerçekleştirilen video röportajlar üzerinden konuya yeni perspektifler sunuyor. Sergi sürdürülebilir bir ekonomi ve daha yaşanabilir bir dünya için bir malzemenin atık haline gelmeden tekrar üretim ve tüketim döngüsüne katılabilmesine dikkat çekmeyi amaçlıyor. Atık ve atık kavramının olanaklarını gözler önüne seren seçki Biçim ve Süreç olmak üzere iki ana hat üzerinden ilerliyor. Birinci hat olan Biçim’de Abdulvahap Uzunbay’ın Kâğıt Tuğlalar adlı yapıtı, Uluç Ali Kılıç’ın Işık Rafinerisi adlı eseri ve Pınar Akkurt’un Hipernesne Araştırmaları isimli serisi yer alıyor. İkinci hat Süreç’te ise Berna Dolmacı’nın İnziva isimli yapıtı, Aslı Smith’in Solar 02 adlı eseri ve Ali Kanal’ın Alamet-i Sümer adlı yapıtı bulunuyor. Bu üç sanatçı da eserlerini bu sergiye özel olarak tasarladılar.
“Atığın İhtimalleri: Biçim ve Süreç” başlıklı sergi sergisi buradan süresiz ve çevrim içi olarak görülebilir.
Elizabeth MacKintosh’un Josephine Tey takma adıyla kaleme aldığı, İngiltere Polisiye Yazarları Birliği tarafından en iyi yirmi polisiyeden biri olarak gösterilen romanı Franchise Davası, Betül Cevahircioğlu’nun çevirisiyle Sahi Kitap tarafından ilk kez Türkçede yayımlandı.
Tey’in ilhamını gerçek bir olaydan alan bu romanı okuruna gizemli bir hikâye sunuyor.
Franchise’ın kapalı kapıları ardında yaşananlar çözülmeyi bekliyor. Marion Sharpe ve annesi kilitli kapılar ardına gizlenmiş sessiz sakin bir kasaba evi olan Franchise’ta huzurlu bir hayat sürüyorlar. Bir gün polis kapıda masum yüzlü bir genç kız olan Betty Kane’le beliriyor. Betty Kane, aile tarafından kaçırılıp işkenceye uğradığını ileri sürüyor. Tutulduğunu iddia ettiği tavan arasındaki camın çatlağına varıncaya kadar detaylı anlatıyor her şeyi. Betty Kane masum, utangaç, sessiz sakin bir genç kız. Fakat avukat Robert, bir şeyler döndüğünün farkında. Acaba gerekli ipucunu dava başlamadan bulabilecek mi?
Fotoğraf, Lawrence Huntington'ın 1951 yılında aynı adlı uyarlamasından alınmıştır.
İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen 40. İstanbul Film Festivali’nin çevrim içi Mayıs Gösterimleri’nin dokuz filmden oluşan ilk bölümü 6 - 16 Mayıs tarihleri arasında sinemaseverle buluşuyor. Mayıs Gösterimleri’nin biletleri 5 Mayıs Çarşamba günü satışa çıkacak. Gösterimlerin ikinci bölümü ise 20 Mayıs’tan itibaren gerçekleşecek.
Uluslararası festivallerden merakla beklenen dokuz film 6 - 16 Mayıs tarihleri arasında filmonline.iksv.org’da çevrim içi olarak izlenebilecek, filmlerin biletleri ise passo.com.tr’de üzerinden satın alınabilecek. Mayıs Gösterimleri kapsamında izleyiciyle buluşacak filmler arasında 2021 Berlin Film Festivali’nde Gümüş Ayı-En İyi Yardımcı Oyuncu Ödülü kazanan Orman - Seni Her Yerde Görüyorum, Berlin Film Festivali’nde Gümüş Ayı-Jüri Ödülü kazanan Bay Bachmann ve Sınıfı, Sundance’ten İzleyici Ödüllü belgesel Ateşle Yazmak, Fildişi Sahili’nin kısa listeye kalan Oscar adayı Kralların Gecesi ve Pedro Almodóvar’ın Jean Cocteau’nun aynı oyunundan uyarladığı iki filmi, İnsan Sesi ve Sinir Krizinin Eşiğindeki Kadınlar bulunuyor.
Mayıs gösterimlerinin biletleri Siyah ve Beyaz Lale üyeleri için 3 Mayıs Pazartesi 10.30’da, Kırmızı ve Sarı Lale üyeleri için 4 Mayıs Salı 10.30’da satışa açılırken genel satış ise 5 Mayıs Çarşamba 10.30’dan itibaren başlayacak.
İstanbul Film Festivali Mayıs Gösterimleri:
6 Mayıs Perşembe 21.00 - 11 Mayıs Salı 21.01
Dünyanın En Güzel Oğlanı / The Most Beautiful Boy in the World / Kristina Lindström, Kristian Petri
*Bu film Discovery+’ın Tema Sponsoru olduğu Belgesel Kuşağı bölümü kapsamında gösterilmektedir.
7 Mayıs Cuma 21.00 - 12 Mayıs Çarşamba 21.01
Kralların Gecesi / La Nuit des Rois / Night of the Kings / Philippe Lacôte
*Bu film Paribu’nun Tema Sponsoru olduğu Dünya Festivallerinden bölümü kapsamında gösterilmektedir.
8 Mayıs Cumartesi 21.00 - 13 Mayıs Perşembe 21.01
İnsan Sesi / The Human Voice / Pedro Almodóvar
*Bu film Paribu’nun Tema Sponsoru olduğu Dünya Festivallerinden bölümü kapsamında gösterilmektedir.
8 Mayıs Cumartesi 21.00 - 13 Mayıs Perşembe 21.01
Sinir Krizinin Eşiğindeki Kadınlar / Mujeres al borde de un ataque de nervios / Women on the Verge of a Nervous Breakdown / Pedro Almodovar
*Bu film Selpak’ın Tema Sponsoru olduğu Antidepresan bölümü kapsamında gösterilmektedir.
9 Mayıs Pazar 21.00 - 14 Mayıs Cuma 21.01
Orman - Seni Her Yerde Görüyorum / Rengeteg - mindenhol látlak / Forest - I See You Everywhere / Bence Fliegauf
*Bu film Paribu’nun Tema Sponsoru olduğu Dünya Festivallerinden bölümü kapsamında gösterilmektedir.
13 Mayıs Perşembe 21.00 - 18 Mayıs Salı 21.01
Ateşle Yazmak / Writing with Fire / Sushmit Ghosh, Rintu Thomas
*Bu film Zorlu Holding’in Tema Sponsoru olduğu Çiçek İstemez bölümü kapsamında gösterilmektedir
14 Mayıs Cuma 21.00 - 19 Mayıs Çarşamba 21.01
Gezegen / El Planeta / Amalia Ulman
*Bu film Nespresso’nun Tema Sponsoru olduğu Genç Ustalar bölümü kapsamında gösterilmektedir.
15 Mayıs Cumartesi 21.00 - 20 Mayıs Perşembe 21.01
Bay Bachmann ve Sınıfı / Herr Bachmann und seine Klasse / Mr Bachmann and His Class / Maria Speth
*Bu film Discovery+’ın Tema Sponsoru olduğu Belgesel Kuşağı bölümü kapsamında gösterilmektedir.
16 Mayıs Pazar 21.00 - 21 Mayıs Cuma 21.01
Suzanna Andler / Benoît Jacquot
*Bu film Paribu’nun Tema Sponsoru olduğu Dünya Festivallerinden bölümü kapsamında gösterilmektedir.
Arter’in katılımcılarını sanat etrafında düşünmeye ve yapıtları, kendi hayat deneyimleriyle ilişkilendirerek yorumlamaya teşvik eden çevrim içi rehberli turları mayıs ayı boyunca her pazartesi 19:00 - 20:00 saatleri arasında düzenlenmeye devam edecek. Bu turlarda Arter’in sergi rehberleri, farklı temalar etrafında bir araya getirdikleri eser seçkilerini katılımcıların yorumuna açacak.
Arter’in Öğrenme Programı kapsamında sunduğu etkinliklerde sergiler ve yapıtlar çevrim içi ortamda katılımcıların yorumuna açılıyor. Çevrim içi rehberli turlar ise katılımcıların yapıtları kendi hayat deneyimleriyle ilişkilendirerek yorumlamalarını teşvik ediyor. Bu turlarda sergi rehberleri her hafta farklı bir tema etrafında bir araya getirdikleri eser seçkilerini katılımcılar ile paylaşacak.
3, 10, 17, 24, 31 Mayıs Pazartesi günleri 19:00 - 20:00 saatleri arasında ve sınırlı sayıda katılımcıyla gerçekleşecek çevrim içi turlara katılmak için turlar@arter.org.tr adresine yazarak kayıt olabilirsiniz. Ayrıca Arter’in güncel programına ise buradan ulaşabilirsiniz.
Künye:
1- Emre Hüner, [ELEKTROİZOLASYON]: Bilinmeyen Parametre Kayıt-Dışı, Küratör: Aslı Seven, Sergiden yerleştirme görüntüsü, 2021, Fotoğraf: flufoto
2- Jarosław Kozłowski, Etik Üzerine Denemeler (detay), 1975, Arter Koleksiyonu, Dinleyen Gözler İçin sergisinden, Fotoğraf: flufoto
3- Nilbar Güreş, Açık Telefon Kulübesi, 2011, Arter Koleksiyonu, Gökcisimleri Üzerine sergisinden, Fotoğraf: flufoto
4- Gökcisimleri Üzerine, Küratör: Kevser Güler, Sergiden yerleştirme görüntüsü, 2020, Fotoğraf: flufoto
5- Emre Hüner, [ELEKTROİZOLASYON]: Bilinmeyen Parametre Kayıt-Dışı, Küratör: Aslı Seven, Sergiden yerleştirme görüntüsü, 2021, Fotoğraf: flufoto
Claire Keegan'ın bir kız çocuğunun gözünden İrlanda’nın pastoral yaşamını ve taşra insanlarını dokunaklı ve yalın bir dille anlattığı novellası Emanet Çocuk, Behlül Dündar’ın çevirisiyle Jaguar Kitap’tan çıktı.
1980’lerin başında, İrlanda kırsalı. Küçük, isimsiz bir kız çocuğu, kendi ailesi tarafından daha önce hiç tanışmadığı çocuksuz Kinsella çiftine bırakılır. “Emanet çocuk”, yeni ve geçici evindeki ilk günlerinden itibaren kendi iç dünyası ve duygularını tanımanın yanı sıra, “aile” ve “ev” denilen şeylerin daha önce hiç tecrübe etmediği olanaklarını, özellikle de dalgalı yaşam denizindeki yol göstericiliğini ve iyileştirici yanlarını da keşfetmeye başlar.
Artık yana devrilmekte olan güneşin ışıkları, suya yansıyan bizi eğri büğrü gösteriyor. Bir an korkuyorum. Buraya ilk geldiğimdeki o çingene çocuğu gibi değil de, şimdiki gibi temiz, başka giysiler içinde ve arkamdaki kadınla beraber olduğumu kabullenene kadar bekliyorum. Tası suya daldırıp dudaklarıma götürüyorum. Su daha önce hiç içmediğim kadar soğuk ve temiz: Babamın bırakıp gidişinin tadı var suda; hiç orada olmayışının, gittikten sonra bana ait hiçbir şeyin olmayışının tadı. Tası yeniden daldırıp güneşin suda yansıdığı yere kadar kaldırıyorum. Altı yudum içip, utancın ve sırların barınmadığı bu yerin, şimdilik, yuvam olmasını diliyorum.
Kadıköy Boa Sahne, “Sezon Hayatta Kalmak” sloganı ile yola çıktığı ve hayatta kalma çabasını üretime dönüştürdüğü çevrim içi oyun projesi Boa Kısalar’ın gösterimlerine mayıs ayında da devam ediyor.
Pandemi sürecinde sanatçıların yaşadıkları bu zamanı bir sanat üretimine çevirdikleri, zamanın ruhunda yer alacak olağan dışı bir tiyatro üretimi olarak karşımıza çıkıyor bu projede 11 yazar, 7 yönetmen ve 16 oyuncunun gönüllü olarak bir araya geldi. Projenin tasarımcısı Murat Mahmutyazıcıoğlu, danışmanı Kayhan Berkin, yapımcısı Gökhan Gürün, koordinatörü Cansu Canaslan. Proje sorumlusu Kerim Urun, sahne ve kostüm tasarımcısı Meltem Çakmak, kreatif direktör Alper Kurbaloğlu, ses tasarımcısı Barış Hamarat, ışık tasarımcısı Osman Onur Can. Oyun ve prova fotoğrafları Aydan Çınar ve projenin sanat yönetmeni Aytekin Atabey. Oyunlarımızın İngilizce çevirileri ise Senem Cevher ve Necati Efe Dadak ait.
Boa Kısalar’ın şubat ayında ilk gösterimlerini yapan #HEŞTEG, Her Şeyin Her Şeyle Bir İlgisi Varmış Gibi Geliyor, Lan!, Sarmal ve Neme Lazım oyunlarına nisan ayında Yoğurt Çorbası ve Filiz de eklendi.
Özge Korkmaz’ın yazdığı, Burçak Çöllü’nün yönettiği, asistanlığını Bengisu İspir’in yaptığı Yoğurt Çorbası, Ceren Taşçı’nın performansıyla izleyiciyle buluşuyor. Hikâye Elif adlı karakterin bir sabahını anlatıyor. Tiyatro boş mu? Seyirci yokken oyunlar nerede? “Anne” diyeceğim… Ay yok, diyemeyeceğim… Mecbur diyeceğim. “Anne,” diyeceğim, “ben sana üzülme diye demedim ama…”
Zeynep Kaçar’ın yazıp oynadığı, Senem Cevher’in yönetmenliğini, N. Eda Kavak’ın asistanlığını üstlendiği Filiz ise karakter olmak isteyip de yeteneksiz yazar yüzünden birkaç satıra sıkışıp kalmış, roman bitince gerçek bir insana dönüşmenin mutluluğunu yaşayan kadın karakterin hikâyesini anlatıyor.
1 ve 3 Mayıs tarihleri arasında #HEŞTEG, Her Şeyin Her Şeyle Bir İlgisi Varmış Gibi Geliyor, Lan!, Sarmal, Neme Lazım ile Yoğurt Çorbası ve Filiz’i çevrim içi olarak izleyebilirsiniz. Boa Kısalar programına dair ayrıntılı bilgiye ulaşmak ve oyunlara bilet alabilmek için www.kadikoyboasahne.com adresini ziyaret edebilirsiniz.