
Amerikalı yazar Eric Bernt'in başrolünde otizm spektrumunun yüksek işlevli ucunda, Asperger sendromuna sahip bir karakterin olduğu, polisiyeyi macerayla birleştirdiği romanı Ses Hızı, Deniz Öcal’ın çevirisiyle April Yayıncılık’tan çıktı.
Eric Bernt, Ses Hızı’nda ses dalgalarıyla özel beyinleri birleştiriyor, sıra dışı bir maceraya imza atıyor.
Harmony House özel insanlar için tasarlanmış bir kulübün çok ötesinde. Otizmli bilgeler olağanüstü yeteneklerini toplumun yararı için kullanıyor. İçlerinden Eddie Parks göze çarpıyor. Otizm spektrumunun yüksek işlevli ucunda, Asperger sendromuna sahip. Eddie'den beklentiler yüksek, tüm gözler üzerinde, oysa onun tek amacı hiç görmediği annesinin sesini duyabilmek. İcat ettiği Yankı Kutusu akustik arkeolojiden yararlanıyor, daha önce kaydedilmemiş sesleri yeniden yaratıyor. Fakat bu eşsiz teknoloji ulusal güvenlik için büyük bir tehlike haline gelmek üzere. Harmony House yok olmanın eşiğinde. Doktor Skylar Drummond ne olursa olsun Eddie’yi koruyacak. Susturulmaması için her şeyi göze aldı. Zira o sesin yankısı, hem geçmişi hem geleceği değiştirmek üzere.
Akbank Sanat, çocukları sanatın büyülü dünyasıyla buluşturmak amacıyla mayıs ayında “Mayıs Ayı Resim Ayı” başlığı altında eğlenceli ve yaratıcı atölye çalışmaları gerçekleştirecek. Sanat eğitmeni Barış Karayazgan tarafından hazırlanan atölye çalışmaları her cumartesi Akbank Sanat Youtube kanalında yayımlanacak.
1 Mayıs tarihinde gerçekleşecek “Çöp Adam Resmi” başlıklı atölye “Çöp Adam bile Çizemem!” cümlesinin ilham alıyor. Bu atölyede “Çöp Adam”, “Çöp Kadın”, “Çöp Çocuk” ve “Çöp Hayvan” benzeri çizim çalışmaları farklı bir bakış açısıyla yapılacak. “Yüz Boyama ve Beden Resim” atölyesi 8 Mayıs’ta yapılacak. Atölyede evde hazırlanan yüz boyalarıyla aile bireyleri ve çocuklar kendi yüzlerini kullanarak resimler yapacaklar.
15 Mayıs’taki “Gölgelerden Rengarenk Resimler” başlıklı etkinlikte bir ışık yardımı ile kâğıdın üzerine yansıtılacak gölgeler istenilen renkler ve hayal gücü kullanılarak çok farklı resimlere dönüşecek. 22 Mayıs tarihinde gerçekleşecek “Tersten Resimler” atölyesinde alışılagelmişin dışına çıkılarak resimler tersten yapılacak ve sergilenecek. Bir masa yerine masanın tersini yani alt tarafını kullanarak yapılacak benzer çalışmalar çocuklara çok farklı ve eğlenceli bir deneyim sunacak. Son atölye olan “Cam Üzerine Resimler” 29 Mayıs tarihinde gerçekleşecek. Bu etkinlikte çocuklar hazır veya evde hazırlanabilecek boyalarla cam ve ayna üzerine farklı resimler yapma deneyimini keşfedecekler.
Genç okurlar için kaleme aldığı kitaplarla tanınan Alp Gökalp’in başrolünde harflerin yer aldığı serisi “Alfabe Bulutu”nun ilk iki kitabı S Sessizce Mırıldandı: Ya Başkası Olsaydım? ve Ü Avazı Çıktığı Kadar Bağırdı: Noktalarım Olmadan Ne Yapacağım? Can Çocuk raflarında yeniden okurlarla buluştu.
7 yaş ve üstü tüm çocuklar için hazırlanan bu seride Alfabe Bulutu’nun düzenli ziyaretçisi Gökalp, bazı bulut sakinlerinin hikâyelerini anlatıyor.
Çok uzun zaman önce, insanlar yazmaya ihtiyaç duyduklarını anladılar. Ancak bunu nasıl yapacaklarını bilmiyorlardı. Tam o sırada, dünyaya en yakın bulut olan Alfabe Bulutu’nda yaşamlarını sürdüren harfler, insanlarla iletişime geçip onlara yazıyı öğrettiler.
İpek Konak ‘ın resimlediği S Sessizce Mırıldandı: Ya Başkası Olsaydım? okurlara S harfinin hikâyesini anlatıyor. S harfi, hayatını çok sıradan ve sıkıcı bulmaya başlamıştı. Evi, bahçesi, giysileri, günlük alışkanlıkları… Her şey ona basit ve zevksiz geliyordu. Bir yandan da Alfabe Bulutu’nun en saygın harfi A’nın görkemli hayatını yakından takip ediyor, onun gibi yaşamanın hayalini kuruyordu. Sonra düşündü… A ile yer değiştirse, mutlu olabilir miydi?
Onur Karadağ’ın resimlediği Ü Avazı Çıktığı Kadar Bağırdı: Noktalarım Olmadan Ne Yapacağım? ise okurunu küçük ü’nün hikâyesine ortak ediyor. Herkes küçük harf ü’den yaka silkiyordu, çünkü ü diğer harflerin en zayıf yönlerini bilir, onlarla dalga geçerdi. Karşısındakinde ne keyif bırakırdı ne de özgüven. Sürekli yapacağı şakaları düşündüğü için, arkadaşlarının ondan uzaklaştığını bile fark etmemişti. Bir gün, düşüp noktalarını kırdı! Şimdi ne yapacaktı? Noktasız bir ü düşünülemezdi ki…
2017 yılından beri rock, house, synthwave, jazz gibi türlerden esinlenerek şarkılar yapan Eskişehirli elektronik rock ikilisi Saturn Bar, Mor ve Ötesi’nin Gül Kendine albümünde yer alan “Orda Durma” isimli şarkısını yorumladı. Şarkı ilk çıktığı 2001 yılından tam 20 sene sonra alternatif müziğin değişen kültürüyle Saturn Bar tarafından yeniden yorumlandı.
Saturn Bar “Kalbimde” isimli ilk teklisini 2019 yılında, “Eskisi Gibi Olmaz” isimli ilk EP’sini ise 2020 yılında yayımlamıştı. “Orda Durma” şarkısının canlı performans videosunun kamera arkasında ise Hakan Ergin, Merve Çimen, Egemen Çeşit, Yusuf Zeynel yer alıyor.
Saturn Bar’ın BBI Music Co. etiketiyle yayımlanan “Orda Dur” şarkısını buradan dinleyebilir, canlı performans videosunu ise buradan izleyebilirsiniz.
Tıbbi görüntüleme cihazları alanında faaliyet gösteren teknoloji şirketi Siemens Healthineers, bitkileri bambaşka bir bakış açısıyla ele alan “Algoritmalar ve Bitkiler” başlıklı çevrim içi sergisini izleyicilerin beğenisine sundu.
Siemens Healthineers Türkiye’nin hayata geçirdiği bilim, sanat ve teknoloji arasında bağ kurarak sıra dışı bir sergi projesi olan “Algoritmalar ve Bitkiler”, sanat tarihçisi Seda Yörüker küratörlüğü ve Prof. Dr. Ercan Karaarslan’ın danışmanlığında radyoloji uzmanları tarafından tomografi, emar (MR), mamografi makinelerinde çekimi yapılan bitkileri izleyici ile buluşturuyor. Sergi tarihsel referansını Siemens’in 1979 yılında Almanya’nın Erlangen kentinde üretimini gerçekleştirdiği emar makinesinde ilk çekimini bir insan yerine dolmalık biberde yapmasından alıyor. Bu dolmalık biber çekimi Erlangen’deki Siemens Healthineers MedMuseum’da sergileniyor.
Sergide zeytin, kivi, bezelye, mimoza, ceviz, selvi, ananas, lahana, avokado, nar gibi tümü Türkiye coğrafyasında yetişen bitkilerin Siemens Healthineers tıbbi görüntüleme cihazlarında gerçekleştirilmiş çekimleri yer alıyor. 28 Nisan’da açılan sergiye Türkiye’nin dört bir yanındaki radyoloji uzmanlarının çekimleriyle yeni eserler de eklenmeye devam ediyor. Sergi bittikten sonra radyoloji uzmanlarının gerçekleştirdiği bu bitki çekimleri dijital fotoğraf baskı hâlinde satışa sunulacak ve buradan elde edilecek gelir KAÇUV’un (Kanserli Çocuklara Umut Vakfı) tedavisi devam eden çocuklar ve aileleri için yürütülen çalışmaları için kullanılacak.
“Algoritmalar ve Bitkiler” başlıklı çevrim içi sergiyi buradan gezebilirsiniz.
Türkiye’nin yerli çevrim içi video platformu BluTV, Margaret Atwood’un aynı adlı romanından uyarlanan “The Handmaid’s Tale” dizisinin yeni sezonunun ilk üç bölümünü Amerika’dan bir gün sonra 29 Nisan’da izleyicilerle buluşturuyor.
Bruce Miller’ın hayata geçirdiği dizi, sert ve gerçekçi anlatımıyla doğurgan kadınların damızlık olarak kullanıldığı acımasız bir distopyayı anlatıyor. Dizinin oyuncu kadrosunda Elizabeth Moss, Alexis Bledel, Yvonne Strahovski, Joseph Fiennes, Madeline Brewer, O-T Fagbenle, Ann Dowd, Max Minghella ve Samira Wiley gibi başarılı isimler yer alıyor. “The Handmaid’s Tale” dizisinin heyecanla beklenen dördüncü sezonu ise June Osborne’un (Elizabeth Moss) Gilead’ın otoriter rejimine karşı gösterdiği direnişini devam ettirmek için vereceği zorlu savaşı gözler önüne seriyor.
Dördüncü sezonunda başrol oyuncusu Elizabeth Moss’un aynı zamanda yönetmen koltuğuna da oturduğu dizinin ilk üç bölümü 29 Nisan’da sadece BluTV’de izlenilebilecek.
Sabancı Üniversitesi ve digitalSSM Arşiv ve Araştırma Alanı tarafından hayata geçirilen “Teknolojik Sanat Eserlerinin Korunması” projesi etkinlikleri, “İnternet Sanatı Kuşakları: 1.0’dan 2.0 ve İnternet Sonrası” başlıklı uluslararası çevrim içi konuşma ile devam ediyor.
30 Nisan Cuma günü Türkiye saati ile 17.00, New York yerel saatiyle 10.00’da gerçekleşecek etkinliğe Sheila C. Johnson Design Center direktörü, Whitney Museum of American Art’ın digital sanat yardımcı küratörü Christiane Paul’un konuşmacı olarak katılacak. Christiane Paul konuşmasında Web 1.0’den günümüze kripto sanat furyasını, internet sanatının estetik ve kavramsal gelişimini takip ederek kimlik, veri çerçevesi ve ortaklaşa üretimle ilişkisinin tarihini inceleyecek. Ayrıca Paul internet temelli sanatı sunmaya yönelik küratörlük modellerini ele alacak ve bu sanat formunu koruma yöntemlerini anlatacak.
“İnternet Sanatı Kuşakları: 1.0’dan 2.0 ve İnternet Sonrası” başlıklı etkinliğe buradan kayıt yaptırarak katılabilirsiniz.
Görsel: Emmanuel Laflamme, Adoration, 2011.
Göknil Özkök’ün klasik müzik bestecimiz Ahmed Adnan Saygun’a ve onun müzik eğitimine adanmış hayatına saygı niteliğindeki eseri İnci’nin Kitabı, Başak İşbilir’in resimleriyle Can Çocuk’tan çıktı.
İnci’nin hayatında yeni bir dönem başlıyordu. Yeni bir semt, yeni bir sokak, yeni bir okul... Taşındıkları gün, her şeyden önce apartmanın karşısındaki köşk çekti İnci’nin dikkatini. Hüzünlü bakan pencereleriyle, hikâyesiz binalar arasında hemen gösteriyordu kendini. Okulla, piyano dersleriyle ve bu gizemli köşke dair düşlerle geçen haftalardan sonra, karlı bir kış gününde, İnci’nin babası yeni bir plakla geldi eve. Çalan müzik, bir mucizenin habercisi gibiydi, hem ismiyle hem de Ninni’siyle... O gece, bir ışık yandı köşkün pencelerinde. Davet gibiydi yepyeni bir öyküye...
“‘Biliyor musun İnci’ciğim, bazen tanışmak için el sıkışmamıza gerek yoktur. Düşünsene bir, kitabını okuduğumuz yazar, yazdıklarıyla derin bir sohbet halindedir bizimle. Bir senfoni dinlediğini düşün. Besteleyenin sözleri gizli değil mi o müziğin içinde? Seslerle konuşur seninle, sözcükler yerine. En iyi dost senin içindeki yaratım gücünü ortaya çıkarandır. Bazen, görmemiz bile gerekmez İnci’ciğim, onu anlamamız, hissetmemiz yeter. Senin kalbinde bir yerlere dokunması önemlidir. İşte! Hayatına girmiştir bile. Müziğiyle, renkleriyle, sözcükleriyle… Bu küçük dokunuşlar sayesinde büyük işler başarırız, öyle değil mi?’”
10 milyondan fazla sinemaseveri aynı çatı altında buluşturan MUBI mayıs ayı gösterim programını açıkladı. Bu ayki programın öne çıkan filmi olan Ümit Ünal’ın son filmi Aşk, Büyü vs. 22 Mayıs’tan itibaren MUBI’de gösterime girecek. 39. İstanbul Film Festivali’nde Ulusal Yarışma’da En İyi Film, En İyi Senaryo ve En İyi Kadın Oyuncu ödüllerine layık görülen film, gençliklerinde büyük aşk yaşayan ancak toplumsal baskılarla birbirinden kopan Eren (Ece Dizdar) ve Reyhan’ın (Selen Uçer) yıllar sonra yeniden bir araya gelişini ele alıyor.
Programda öne çıkan diğer filmler ise; yıldızı hızla yükselen genç Rus yönetmen Kantemir Balagov’un imzasını taşıyan Uzun Kız, Lucrecia Martel’in Arjantinli yazar Antonio Di Benedetto’nun romanından uyarladığı Zama, Louis Garrel ve Fanny Ardant gibi farklı kuşakların iki büyük Fransız yıldızını bir araya getiren Dna, Ingmar Bergman’ın başyapıtlarından biri olarak görülen Persona, Amerikan bağımsız sinemasının son yıllarda çıkardığı en özgün yönetmenlerden Sean Baker’ın filmi The Florida Project, Dardenne Kardeşler imzalı 2019 yılında Cannes’da En İyi Yönetmen ödülüne layık görülen Genç Ahmed, Ukraynalı auteur yönetmen Sergey Loznitsa’nın arşiv görüntülerini muazzam kurguyla bir araya getirerek oluşturduğu Devlet Töreni, Fransız sinemasının büyük ustası Éric Rohmer’in “Altı Ahlak Hikayesi”nin son halkası Öğleden Sonra Aşk, Valentin Vasyanoviç’in kıyameti andıran yakın bir gelecekte geçen öyküsü Atlantis, 80’lerde filizlenen Amerikan bağımsız sinemasının öncü figürlerinden Jim Jarmusch’un küçük bir bütçeyle çektiği Sürekli Tatil ve Cennetten de Garip gibi ilk dönem filmlerinden, İçerdekiler, Gizem Treni ve Dünyada Bir Gece gibi yapıtlarına uzanan bu seçki.
MUBI’nin mayıs ayı programındaki filmler:
1 Mayıs - Saplantı (Unsane, 2018)
2 Mayıs - Uzun Kız (Dylda, 2019)
3 Mayıs - Sürekli Tatil (Permanent Vacation, 1980)
4 Mayıs - Siyah Güneş (Black Sun, 2019)
5 Mayıs - Charulata (1964)
6 Mayıs - Mezuniyet (Bacalaureat, 2016)
7 Mayıs - Zama (2017)
8 Mayıs - Atlantis (2019)
9 Mayıs - Kirazın Tadı (Ta'm e guilass, 1997)
10 Mayıs - Cennetten de Garip (Stranger Than Paradise, 1984)
11 Mayıs - Mutluluğun Peşinde (Rabbit Hole, 2010)
12 Mayıs - Ateşlere Doğmak (Born in Flames, 1983)
13 Mayıs - Lorna'nın Sessizliği (Le silence de Lorna, 2008)
15 Mayıs - DNA (Adn, 2020)
16 Mayıs - Rüzgâr Bizi Sürükleyecek (Bad ma ra khahad bord, 1999)
17 Mayıs - İçerdekiler (Down by Law, 1986)
18 Mayıs - Whitney (2018)
19 Mayıs - İstila (Invasión, 1969)
20 Mayıs - İki Gün ve Bir Gece (Deux jours, une nuit, 2014)
21 Mayıs - Devlet Töreni (State Funeral, 2019)
22 Mayıs - Aşk, Büyü vs. (1985)
23 Mayıs - Öğleden Sonra Aşk (L'amour l'après-midi, 1972)
24 Mayıs - Gizem Treni (Mystery Train, 1989)
25 Mayıs - Belgica (2016)
26 Mayıs - Persona (1966)
27 Mayıs - Peki Şimdi Nereye? (Et maintenant, on va où?, 2011)
28 Mayıs - The Florida Project (2017)
29 Mayıs - Çikolata (Chocolat, 1988)
30 Mayıs - Genç Ahmed (Le jeune Ahmed, 2019)
31 Mayıs - Dünyada Bir Gece (Night on Earth, 1991)
Sibel Baykam’ın yazdığı, C.A.M. Galeri ekseninde seksenlerden günümüze Türkiye’de Çağdaş Sanat ortamı ve galericilik kavramı üzerine yazarın fikirleriyle; sanat dünyasından aktörlerin tanıklıkları ve söyleşilerle bir dönemi ele alan Sanat Hayat Sebat isimli kitap sanatseverin beğenisine sunuldu.
Sanat Hayat Sebat, 1992 yılında Sevil Binat ve Nilüfer Sülüner ortaklığında kurulan, 2002’den itibaren Binat’ın tek başına yeniden yapılandırdığı, C.A.M. Galeri’nin (Contemporary Art Marketing) çeyrek yüzyıldan fazladır başka hiçbir çıkış aramadan, salt sanatı odak alarak yaşama anlam katma çabasının hikâyesini ele alıyor. Gazeteci yazar Sibel Baykam’ın iki buçuk yıl süren röportajları ve araştırmalarıyla kaleme aldığı bu kitabın grafik tasarımı ise Yeşim Demir Proehl imzası taşıyor. Sanatçı, sanatsever, koleksiyoner ve sanat insanlarıyla günümüz çağdaş sanatına ve C.A.M. Galeri’ye farklı açılardan değmiş isimlerin paylaştıklarını bir araya getiren kitapta galericilik mesleğinin tarihin başından bugüne özet hikayesi de “Sanatçının Belleğinden Koleksiyonerin Duvarına” isimli bölümde ele alınıyor.
1980’lerden 2020’lere, Sevil Binat ve C.A.M. Galeri penceresinden Türkiye’de “sanat ortamı”ndan “sanat piyasası”na evrilen yolculuğun detaylı notlarının yer aldığı kitaba söyleşileriyle Karoly Aliotti, Kezban Arca Batıbeki, Bedri Baykam, Levend Binat, Cihan Bingöl, Candan Değirmenciler, Ayça Dinçkök, Ahmet Elhan, Melek Gençer, Murat Germen, Mehmet Güleryüz, Hakan Güven, Meriç Hızal, Ari İstanbulluoğlu, Dieter Mammel, Nihal Martlı, Murat Morova, Handan Öney, Ayşegül Özyürek, Ömer Özyürek, Seçkin Pirim, Nilüfer Sülüner, Erdoğan Zümrütoğlu gibi isimler katkıda bulunuyor.