
Arter’in güncel sergileri etrafında şekillenen çevrim içi rehberli turları 12 ve 26 Temmuz Pazartesi günleri saat 19:00’da gerçekleşecek. Katılımcıları sanat etrafında düşünmeye ve yapıtları kendi hayat deneyimleriyle ilişkilendirerek yorumlamaya teşvik eden çevrim içi turlarda Arter’in sergi rehberleri, farklı temalar etrafında bir araya getirdikleri eser seçkilerini katılımcılarla buluşturuyor.
Herkesin yaratıcı sürecin parçası olabileceği bir ortam oluşturmayı hedefleyen Öğrenme Programı çerçevesinde gerçekleştirilen çevrim içi etkinlikler, güncel sergileri ve yapıtları çevrim içi ortamda katılımcıların beğenisine sunuyor. Çevrim içi rehberli turlarda katılımcılar yapıtları kendi hayat deneyimleriyle ilişkilendirerek yorumlama fırsatı elde ediyor. Turlarda Arter’in sergi rehberleri her etkinlikte farklı bir tema etrafında bir araya getirdikleri eser seçkilerini katılımcılarla paylaşıyor.
12 ve 26 Temmuz Pazartesi günleri 19:00 - 20:00 saatleri arasında ücretsiz olarak gerçekleşecek çevrim içi rehberli turlara katılmak için turlar@arter.org.tr adresine e-posta göndererek kayıt olabilirsiniz. Diyalog ve tartışmaya daha fazla zaman ayırmak amacıyla sınırlı sayıda katılımcıyla düzenlenecek çevrim içi turlara katılmak için etkinlik tarihinden önce kayıt yapılması gerekiyor.
Künye:
1- Füsun Onur, Opus II – Fantasia (detay), 2001 [2021], Örgü şişleri, altın yaldızlı ip yumakları, porselen figürler, kaideler, Arter Koleksiyonu, Fotoğraf: flufoto
2- Lamia Joreige, Beyrut, Altta Yazılı Olan – Mathaf (Müze), 2013, Multimedya yerleştirme, Ed. 2 + 1/1 AP, Arter Koleksiyonu , Sergiden yerleştirme görüntüsü: Tedbir, 2021, Fotoğraf: flufoto
Çağımızın önemli çevreci düşünürlerinden, Gaia teorisiyle yaşamlarımızı ve gezegenimizi anlama biçimimizi değiştiren James Lovelock’un Dünya’da yaşamın geleceği hakkında, Antropesen’den sonrasına dair yeni bir teori sunduğu kitabı Novasen - Yaklaşan Hiperzekâ Çağına Dair, Ebru Kılıç’ın çevirisiyle Kolektif Kitap’tan çıktı.
Lovelock, üç yüz yılın sonunda Antropesen’in bittiğini ve Novasen adını verdiği yeni bir çağın başlamak üzere olduğunu iddia ediyor. Bu yeni çağda, şu anki yapay zekâ sistemlerinden yeni bir elektronik yaşam biçimi ortaya çıkacak: bizden on bin kat daha hızlı düşünen, kendi kendisini iyileştirme ve kopyalama becerisine sahip siborglar. Lovelock’a göre bu hiperzeki varlıklar, kıyamet senaryolarının aksine, gezegenimize en az bizim kadar bağlı olacak ve Dünya’yı soğutma, Gaia’daki organik yaşamı koruma projesinde bizimle birlikte çalışacak. Bu yeni çağla evrende düşünen tek varlık, kozmosu anlayan tek varlık olma statümüzü kaybedeceğiz. Belki de Novasen, zekânın tüm evreni kaplayacak bir şey haline gelişinin başlangıcı olacak, yani kozmosun enformasyona dönüşmesinin.
“Antroposen’in başlamasından kısa süre sonra hızlanmanın gücüyle kendisinden geçen yarışçı çocuklara döndük. Üç yüz yıldır hız pedalına basıyoruz, şimdi de insan yapımı elektronik, mekanik ve biyolojik şeylerin Dünya sistemini kendi başlarına yönetebileceği çağa yaklaşıyoruz.”
İKSV Alt Kat, İstanbul Caz Festivali iş birliğiyle çocuklar için temmuz ayı boyunca müzisyen Deniz Taşar’la birlikte hazırlanan ve altı bölümden oluşan video serisi yayımlayacak.
İKSV Alt Kat ve İstanbul Caz Festivali iş birliğinde, Amerika Birleşik Devletleri Büyükelçiliği’nin desteğiyle hazırlanan video serisinde Deniz Taşar, kendi müzikal serüvenini eğlenceli bir dille çocuklarla paylaşırken, caz müziğin doğasından müziğin diğer sanat dallarıyla ilişkisine, farklı müzik türlerinden doğaçlamaya, basit enstrüman yapımından performansa uzanan birçok farklı konuyu keyifli sohbetler ve konuk sanatçıların performanslarıyla ele alacak. “Deniz Taşar’la Müziğe Yolculuk” başlıklı video serisinin bölümleri temmuz ayı boyunca haftalık yayımlanacak.
Salon İKSV’de çekimleri yapılan video serisinde, Deniz Taşar’a piyanist Adem Gülşen eşlik edecek. Serinin farklı bölümlerinde davulda Fırtına Kıral ve trompette Barış Doğukan Yazıcı performanslarla yer alacak. Sanatçıların yanı sıra video serisine Derin Şenkul ve Demir Keskincan gibi genç isimler de konuk olacak.
“Deniz Taşar’la Müziğe Yolculuk” serinin bölüm içerikleriyle bağlantılı olarak İKSV Spotify hesabından dinleme listeleri de yayımlanacak. Videolara İKSV YouTube kanalından ve İKSV Alt Kat inernet sitesinden sesli betimleme seçeneği ile ulaşabilirsiniz.
“Deniz Taşar’la Müziğe Yolculuk” Video Serisi Bölüm Başlıkları:
1. Deniz Taşar’la Müziğe Yolculuk: Melodilerle sohbet edilir mi?
2. Deniz Taşar’la Müziğe Yolculuk: Akorlarda mı saklı hisler?
3. Deniz Taşar’la Müziğe Yolculuk: Kendi sesimizi bulabilir miyiz?
4. Deniz Taşar’la Müziğe Yolculuk: Doğaçlamayla özgürleş!
5. Deniz Taşar’la Müziğe Yolculuk: Şarkın hikâyeni anlatsın!
6. Deniz Taşar’la Müziğe Yolculuk: Hadi şarkımızı çalalım!
Pera Müzesi, İstanbul’a dair güncel konuları mercek altına aldığı serisi “29,9 km Söyleşileri” 8 Temmuz Perşembe günü yapılacak “Boğaz’da Beklenmedik Karşılaşmalar: Akışa Karşı, Akıntıyla Beraber” söyleşisi ile devam ediyor. Akışa Karşı, Akıntıyla Beraber adlı video çalışmasını odağına alan söyleşide, kıyılardan çepere yayılan hafriyat politikalarının kente etkisi, Boğaz’da yüzen yaban domuzları gibi beklenmedik karşılaşmalar üzerinden tartışmaya açılacak.
İstanbul Araştırmaları Enstitüsü ve Pera Müzesi’nin birlikte düzenlediği “Istanbul Unbound: Environmental Approaches to the City” (Bendine Sığmayan İstanbul: Kente Çevresel Yaklaşımlar) konferansı, “29,9 km Söyleşileri” ile katılımcılarla buluşmaya devam ediyor. Ekoloji ve sanat kolektifi birbuçuk’un aynı adlı video programından yola çıkan söyleşi serisinin beşinci etkinliğinde Akışa Karşı, Akıntıyla Beraber videosunda işaret edilen konular tartışmaya açılacak.
Kent çeperindeki hafriyat alanlarının giderek genişlemesi sonucunda geçtiğimiz yıllarda Kuzey Ormanları’ndan kent merkezine indiği tahmin edilen domuzlar Boğaz’dan yüzerek geçtiler. Çevre ormanlardan inen yaban domuzları ile karşılaşmaya alışık olduklarını söyleyen Rumeli Kavağı sakinleri, Boğaz’da yüzen domuzları ise ilk kez gördüklerini açıkladılar. Yine yüzerek kıyıya çıktığı bilinen bir domuz Bebek’teki bir yalının bahçesinde, bir başkasıysa inşaat çalışmaları sebebiyle bir kıyısı dahi olmayan Tophane sahilinde görüldü. Bahar Topçu ve Hilal Şenel’in ortak çalışması Akışa Karşı, Akıntıyla Beraber başlıklı video ise domuzların en önemli yaşam alanlarından Kuzey Ormanları’nda başlıyor. Hayvanların yüzerek vardıkları Rumeli Kavağı, Bebek, Tophane gibi, birbirinden farklı sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel dinamiklere sahip semtlerdeki karşılaşmalar, kıyılardan çepere yayılmış hafriyat politikalarının kentsel dokuya etkisini çarpıcı bir biçimde ortaya koyuyor. Bunun yanı sıra İstanbul’un insan olmayan varlıklarının, kentin rutin akışındaki karşılaşmalarını da gösteriyor.
Akışa Karşı, Akıntıyla Beraber videosunda ele alınan konuları tartışmaya açan söyleşide Topçu ve Şenel’e, şiddetle afetin görsel ve mekânsal politikasına dair disiplinler arası çalışmalar yürüten Eray Çaylı eşlik edecek. Söyleşiyi buradan rezervasyon yaptırarak 8 Temmuz Perşembe günü saat 17.00’de Zoom uygulaması üzerinden ücretsiz olarak izleyebilirsiniz.
Hilmi Tezgör ile Aslan Erdem’in hazırladığı, Füruzan’ın elli yıllık yazarlık veriminin, kitaplarının tek tek incelendiği on üç yazı ve iki söyleşiyle ele alındığı Bahçelerinde Yaz - Füruzan Edebiyatı Üzerine, Yapı Kredi Yayınları’ndan çıktı.
Kitapta yer alan yazarlar ve yazıları: Umut Tümay Arslan “Kırık Aynalar, Ses ve Öfke”, Burcu Şahin “Unutulmayan ve Uydurulamayan Bir Koku”, Erol Köroğlu “Kırk Yedi’liler’de Anlamın Kuruluşu: Anlatı ve Anlatılan Üzerine Bütüncül Bir Okuma Denemesi”, Deniz Gündoğan İbrişim “Eril Bilginin Ötesinde: Gül Mevsimidir’de Duygu, Duygulanım ve Direnen Kişisel Tarih”, Aslan Erdem “‘Sürgün’ün Yükü: Takma Dişler, Yakın Gözlüğü, Baston”, Ayşe Görkem Kozanoğlu “Sevda Dolu Bir Yaz: Bir Hayatta Kalma Biçimi Olarak “Anlatmak””, Nazan Maksudyan “Küçük Umutlar, Serçeler ve Çocuklar”, Zeynep Tüfekçioğlu “Ev Dağıldığıyla mı Kalacak: Korona Günlerinde Berlin’in Nar Çiçeği’ni Yeniden Okumak”, Aslan Erdem “Buğulu Camın Ardında”, Hilmi Tezgör “Füruzan’ın Öykülerinde Değişen Evler, Değişen Hayatlar”, Funda Durmuş “Senin Şarkını Ben Derim”, Haydar Ergülen “Füruzan’ın Şiirler Kenti”, Şehnaz Şişmanoğlu Şimşek “Füruzan’dan Bir Rumeli Nostaljisi: Pax Ottomana”, Aslan Erdem – Hilmi Tezgör “Füruzan’la söyleşi”, Patrice Rötig “Parasız Yatılı Hakkında Füruzan’a Yedi Soru”
“Genellikle öykü karakterleri fazla anımsanmadığı gibi edebiyat tarihinde tipler arasında ya anılır ya anılmaz. Füruzan’ın tipleri birer roman kahramanı düzeyine yükselmiştir ve hiçbir zaman akıldan çıkmaz.” Doğan Hızlan
Kundura Sinema ve Sahne tarafından düzenlenen Bir Yaz Gecesi Festivali’nin açık hava film programı için biletler satışa çıktı. Bu yıl beşincisi düzenlenecek olan festival, 16 Temmuz - 12 Eylül tarihleri arasında filmden müziğe uzanan zengin ve renkli bir program ile Beykoz Kundura’da gerçekleşecek.
Beykoz Kundura’nın Kültür ve Sanat Direktörü S. Buse Yıldırım’ın küratörlüğünde düzenlenen film programında, klasiklerden belgesellere, ödüllü yapımlardan canlı müzik eşliğinde sessiz filme uzanan bir seçki seyirciyle buluşacak. Programda Michael Powell ve Emeric Pressburger’in Andersen’in aynı adlı peri masalından uyarladıkları Red Shoes / Kırmızı Pabuçlar (1948), George Cukor’ın Judy Garland’lı A Star Is Born / Bir Yıldız Doğuyor (1954), Natalie Portman’a En İyi Kadın Oyuncu dalında Oscar getiren Darren Aronofsky filmi Black Swan / Siyah Kuğu (2010), Carey Mulligan, Helena Bonham Carter, Meryl Streep’in oyunculuklarıyla tarihin ilk kadın hareketlerinden birinin doğum hikâyesini anlatan Suffragette / Diren! (2015), Renée Zellweger’in Judy Garland performansıyla Altın Küre ve Oscar ödüllerini kazandıran Judy (2019) gibi yakın dönemden ödüllü filmler yer alıyor.
Callisto Mcnulty’nin 1970’lerin feminizminin kalbine ışınlayan hınzır ve sürükleyici komedisi Delphine et Carole Insoumuses / Delphine ve Carole (2019) ve romantik komedi türüne eleştirel ve eğlenceli bakış getiren Romantic Comedy / Romantik Komedi (2019) gibi yaratıcı belgesel sinemanın ödüllü örneklerinin bulunduğu festivalde ayrıca 1920’lerden dört sessiz film canlı müzik eşliğinde izleyiciyle buluşacak. BaBa ZuLa, G. W. Pabst’ın 1928 klasiği Abwege / Dolambaçlı Yollar’a özel performans hazırlarken; Sidney Franklin’in yönettiği East is West / Doğu Batıdır (1922) Gonca Feride Varol’un; Abram Room’un yönettiği Sofa und Bett (Tretya meshchanskaya) / Bodrum Katı Aşıkları (1927) Korhan Futacı’nın ve sinema tarihinin ilk kadın yönetmenlerinden Olga Preobrazhenskaya’nın Ivan Pravov ile birlikte yönettiği The Peasant Women of Ryazan / Ryazan'ın Kadınları (1927) da Kolektif İstanbul’un canlı performansları eşliğinde perdede olacak.
Bir Yaz Gecesi Festivali’nin ağustos sonunda başlayacak ve Islandman, Elif Çağlar, Ercüment Orkut, Taner Öngör, MadenÖktemErsönmez gibi müzisyen ve grupları buluşturacak müzik programının biletleri önümüzdeki günlerde satışa çıkacak.
16 Temmuz - 12 Eylül tarihleri arasında Beykoz Kundura’da gerçekleşecek Bir Yaz Gecesi Festivali’nin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz
Incognito ve Beyin’in yazarı, kuşağının en iyi bilim anlatıcılarından David Eagleman’ın son kitabı Canlı Devre - Durmaksızın Değişen Beynin İçyüzü, Zeynep Arık Tozar’ın çevirisiyle Domingo Yayınevi’nden çıktı.
Eagleman Canlı Devre’de, en yeni bilimsel araştırmalar ve ilginç vakalar eşliğinde ebediyen değişecek beynin içyüzüyle tanıştırıyor okurunu.
“Madde yoksunluğu ile kırık bir kalbin ortak yönü ne? Anıların düşmanı neden zaman değil de başka anılar? Kolsuz bir insan nasıl dünyanın en iyi okçusu olabiliyor? Geceleri neden rüya görürüz ve bunun gezegenimizin dönüşüyle ne ilgisi var? Kör bir insan diliyle görmeyi, sağır bir insan derisiyle işitmeyi nasıl öğrenebilir?
Bu soruların yanıtı gözlerimizin hemen arkasında duruyor. Yaşadığımız gezegende keşfedegeldiğimiz en ileri teknoloji, kafatasının karanlık haznesinde taşıyıp durduğumuz şu bir buçuk kiloluk organda saklı. Nasıl ki hayatın heyecanı kim olduğumuzla değil, kime dönüşme sürecinde olduğumuzla ilgili, beynin sihri de onu oluşturan parçalardan çok, parçaların dinamik ve canlı bir doku oluşturmak üzere kendilerini durmaksızın yeniden dokumalarında yatıyor. Beynimiz, tıpkı dünyamız gibi, değişken ve akışkan bir sistem.”
Western ve yol filmi gibi klasikleşmiş türlere özgün imzasını atan yönetmen Kelly Reichardt’ın İlk İnek (First Cow) isimli yeni filmi Türkiye prömiyerini MUBI - Sinematek/Sinema Evi iş birliğinde 7 Temmuz saat 21.00’de Kalamış Parkı’nda “Yıldızlar Altında Sinema”da yapacak.
Gösterimin ardından 9 Temmuz’dan itibaren MUBI’de seyirciyle buluşacak olan İlk İnek, 14 Temmuz’da “Bize Her Gün Festival” mottosuyla yola çıkan Başka Sinema’nın haftalık özel gösterimleri Başka Çarşamba’da sinemaseverlerle buluşacak.
Kelly Reichardt İlk İnek filminde 19. yüzyılda, bir ineğin sütü etrafında gelişen olayları, hem dostluğa dair incelikli bir öyküye hem de Amerikan tarihinde belirli bir dönemin tasvirine dönüştürüyor. Amerikalı yönetmenin adını duyurduğu Geçmiş Zaman Olur Ki (Old Joy) ile Wendy ve Lucy gibi önemli filmleri de temmuz ayında MUBI’de izleyiciyle buluşacak.
İlk İnek (First Cow) Gösterim Programı
7 Temmuz / Yıldızlar Altında Sinema (Kalamış Parkı)
9 Temmuz’dan itibaren / MUBI
14 Temmuz / Başka Çarşamba (Antalya, Balıkesir, Bursa, Düzce, Eskişehir, Kocaeli)
18 Temmuz / Başka Bir Şans (Kadıköy Kadıköy, Beyoğlu Beyoğlu, Ankara Arcadium, İzmir Karaca)
23 Temmuz / Maximum UNIQ Açıkhava Gösterimi
PİLEVNELİ’nin Mandarin Oriental Bodrum’da gerçekleştirdiği üçüncü sergi olan Arik Levy ve Zoé Ouvrier’in “Doğal Birleşme” başlıklı ikili sergisi 1 Ağustos’a kadar sanatseverlerle buluşacak.
Eserlerinde şahsi ve kolektif hatıralara ve hislere ulaşmakta doğayı çıkış noktası olarak belirleyen Levy ve Ouvrier, Fransa’da bulunan stüdyolarında doğa içerisinde ve birlikte çalışıyorlar. Çift birbirleriyle etkileşim halinde yaşayışlarını sanatsal pratikleri perspektifinden ele alıyor.
Teknisyen, fotoğrafçı, video sanatçısı ve tasarımcı olan çok yönlü sanatçı Arik Levy, çalışmalarını açıklarken “dünyanın objelerden değil, insanlardan ibaret olduğunu” vurguluyor. Sanatçının tasarım ve sanat arasında dengelediği obje ve cüsseli heykellerine çizimler, fotoğraflar ve resimler eşlik ediyor. Meşe ağacı ve boyanmış camlardan oluşan MicroRockFormation, Mercury, SolidLiquid serilerinden son dönem eserlerinin yanı sıra Ghost ve Rock heykelleri, Zoé Ouvrier’nin ahşap oyma tekniğiyle yarattığı duvar heykelleri ve paravanlarıyla bir bütün hâline geliyor.
Her iki sanatçı da eserlerinde insanların doğayla ve birbirleriyle ilişkilerinden, doğanın kendi içerisindeki etkileşiminden esinlenen “Doğal Birleşme” başlıklı sergi iki sanatçının şahsi ve sanatsal ilişkisini, insan-doğa ilişkisi perspektifinden ele alıyor. Sergideki taşlar, mineraller, kayalar gibi doğaya ait formlardan beslenen Levy’nin heykelleri, Ouvrier’nin doğal materyaller kullanarak ürettiği rölyef duvar heykelleri ve paravanlarıyla harmoni yakalıyor. Sanatçılar sergide bağımsız kalmayı başararak birleştirdikleri sanatsal doğalarını, çalışma alanlarını, habitatlarını ve hayatlarını üretimleri üzerinden izleyiciye sunuyor.
Skôda ve MG International Fragrance Company iş birliğiyle hayata geçirilen “Doğal Birleşme” başlıklı ikili sergi 1 Ağustos’a kadar haftanın her günü saat 10.00 - 00.00 arasında Mandarin Oriental Bodrum’da ziyaret edilebilir.
Sanatçı Canan Tolon’un resimli anlatısı Geçmişsiz Gelecek, Raskol’un Baltası Yayınevi tarafından yayımlandı.
Tolon, kitabını “Bu kitapta yaşamayı öğrenen çocuklar var, yaşamayı öğrenen erkekler ve kadınlar var. Yaşamda, bu biçimiyle yaşamda, ne olursa olsun, hepimizi birbirimize yaklaştıran deneyimler, düşünceler, eleştiriler var bir de. Kişiyi büyüleyen, şaşırtan, duygulandıran, başkalarının mutsuzluğu değil, çocuğun olağanüstü, sınırsız yaşama gücü. Her birimizin özünde bulunan, varlığını sürdüren o güç. Olanaksızı keşfetme, uyuşukluktan çıkma isteği veren güç. Düş kurma isteği veren güç. Belki de bu yüzden, içimizdeki kavganın sesi zaman zaman bir çocuk sesi gibidir.” sözleriyle anlatıyor.
Kitabın Fransızca ilk baskısını hayranlıkla okuyan Amin Maalouf şunları yazmıştı: “Canan Tolon’un kitabı son derece güçlü. Şaşırtıcı ve sarsıcı bir metnin yarattığı bir başkaldırı adeta. Yazının doğrudan, veya bir formu, bir rengi basitçe çağrıştırarak sürekli gönderme yaptığı bu metne eşlik eden desenler de çok güçlü. Şu açık ki, hoşgörüsüzlüğe karşı bir kitap bu. Farklı olanların, pek çok açıdan diğerlerinden ayrılanların hemen her yerde türlü biçimlerde karşılaştığı hoşgörüsüzlüğe.”
Raskol’un Baltası, uzun süreli sessizliğini Ferit Edgü’nün yeni kitabı Orhan Duru – Ölmeden Önce | Öldükten Sonra ve Tolon'un Geçmişsiz Gelecek kitaplarıyla bozduğu gibi önümüzdeki dönemde genç yazarlarla birlikte genç sanatçıların da kitaplarını yayımlamaya devam edecek.