
Rhythm Section, Karşı Sanat ve Salon Bınar iş birliği ile hayata geçirilen “Rhythm Section Salon Binär” 11 Temmuz’a kadar Münih’in metro, tren ve tramvay istasyonlarında sanatseverlerle buluşuyor.
Kamusal alanda dijital bir galeri olan “Rhythm Section Salon Binär” pandemi döneminin kültür sanat alanı için yarattığı sıkıntıları da göz önüne alarak sanat deneyimini kentsel kamusal alanlara açmayı amaçlıyor. Sanatçılara görülme fırsatı veren ve izleyicileri çağdaş sanatın gelişimine katılmaya davet eden “Rhythm Section Salon Binär” ile kamusal alanda bulunan 1800 ekran dijital sergi mekânına dönüşüyor.
Avrupa’nın başka kentlerine yayılmak üzere de geliştirilmiş bir proje olan “Rhythm Section Salon Binär”da M. Cevahir Akbaş, Ekin Çekiç, Bekir Dindar, Daniel Geiger, Erdem Varol, Gonghong Huang, Denef Huvaj, Oleksiy Koval, Thomas Rieger - Dailydosage 24 ve Veronika Wenger yer alıyor.
George R. R. Martin’in henüz tamamlanmamış başyapıtı “Buz ve Ateşin Şarkısı” serisinin üç öncül novellasını ilk kez bir araya getiren Yedi Krallık Şövalyesi, Gary Gianni’nin illüstrasyonlarından oluşan özel baskısıyla, Alican Saygı Ortanca ve Emre Aygün’ün çevirisiyle Epsilon Yayınevi’nden çıktı.
Dünyanın en iyi fantazya sanatçılarından biri olan Gianni, Targaryen soyunun Demir Taht’ı elinde tuttuğu bir çağda geçen Yedi Krallık Şövalyesi’nde, Martin’in yarattığı büyülü dünyaya hayat veriyor.
“Taht Oyunları’nın Tyrion Lannister’ı ve Podrick Payne’inden tam bir asır önce, Westeros topraklarını iki cesur kahraman arşınlamaktadır: Sör Uzun Duncan ve küçük yaveri Yumurta. Genç, naif ve cesur Duncan, tecrübeli değilse de rakiplerinin üzerinde olanca heybetiyle yükselen bir gezgin şövalyedir. Ona eşlik eden ufacık yaveri Yumurta ise bir çocuktur ve gerçek kimliği, karşılaşabilecekleri herkesten gizli tutulmalıdır. Ne de olsa asıl adı Aegon Targaryen olan yaver, ejderha kanı taşımaktadır ve bir gün kral olacaktır. Umulmadık bir biçimde yolları kesişen bu iki kahramanı bekleyense güçlü düşmanlar, kraliyet entrikaları ve öngörülmesi imkânsız bir kaderdir...”
İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın (İKSV) oyuncu Yiğit Özşener’in ev sahipliğinde başlattığı “Dünyalılar! Sanat Gezegeni İyileştirebilir mi?” başlıklı podcast serisi, temmuz ayında Kalben, Elif Duru Kireççi, Mahir Polat, Ertuğ Uçar ve Meriç Öner’i ağırlıyor.
İKSV Kültür Politikaları Çalışmaları kapsamında şubat ayında yayımlanan “Ekolojik Dönüşüm için Kültür ve Sanat” raporundan yola çıkan “Dünyalılar! Sanat Gezegeni İyileştirebilir mi?” başlıklı podcast serisi, ekolojik krizin sebep ve sonuçlarını kültür ve sanatın yaratıcı gücüyle yeni açılardan ele almaya temmuz ayında da devam ediyor. Her cuma yeni bölümü yayımlanan seriye bu ay sanatçı Kalben, iklim aktivisti Elif Duru Kireççi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat, Teğet Mimarlık ortağı mimar ve yazar Ertuğ Uçar ile SALT Araştırma ve Programlar Direktörü Meriç Öner konuk oluyor. Podcast serisi 6 Ağustos’ta İKSV Alt Kat’ın “Yarın nasıl bir dünyaya uyanacağız?” sorusunu odağa alan stop-motion atölyesinin yürütücüsü belgesel yönetmeni ve eğitmen Doğa Kılcıoğlu ve üç genç öğrencisi; Zülal Yılmaz, Selin Aytar ve Kerem Kiler ile sona erecek. Dinlebi’nin desteğiyle gerçekleştirilen podcast serisini İKSV’nin Spotify, Apple Podcasts, YouTube kanallarından dinleyebilirsiniz.
#5 Müzik umudumuzu yeşertebilir mi?
Kalben ile Yiğit Özşener’in Coldplay’in gezegenin iyiliği için turne yapmama kararı ve Massive Attack’ın “Coldplay turne yapmayarak doğayı kurtaramaz” yorumu üzerinden müzik dünyasının çevre için atışmalarını konuştukları serinin 5. Bölümü 2 Temmuz Cuma günü yayımlandı.
#6 Gençler bize ilham kaynağı olabilir mi?
9 Temmuz Cuma günü yayımlanacak 6. bölümde, iklim aktivisti Elif Duru Kireççi, Yiğit Özşener’in “İklim krizinin sorumluluğu ve sonuçları hepimize eşit mi dağılıyor? Adaletsizliğe karşı kültür-sanat nasıl cevaplar veriyor?” gibi sorularını yanıtlayacak.
#7 Geçmişimiz geleceğimize ilham verebilir mi?
16 Temmuz Cuma günü yayımlanacak 7. bölümde İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat ve Yiğit Özşener “Kültür iklim değişikliğiyle mücadelede nihai yenilenebilir enerji kaynağımız olabilir mi? İklim krizinin kültürel miras alanları üzerinde nasıl bir etkisi var?” gibi sorular etrafında şehrin sakinlerinin konuyu sahiplenmesinin yolları üzerine konuşacaklar.
#8 Mimari bize yol gösterebilir mi?
23 Temmuz Cuma günü yayımlanacak 8. bölümde, Teğet Mimarlık ortağı mimar ve yazar Ertuğ Uçar ile Yiğit Özşener mimari ve ekoloji ilişkisinin farklı açılardan nasıl ele alınabileceğini “Ekolojik mimari sadece yapılı çevredeki doğa dostu yaklaşımlar mıdır? Ekolojik mimarinin en saf ve pürüzsüz hali köylerde olabilir mi?” gibi sorular üzerinden konuşacaklar.
#9 Sergiler dönüşümü tetikleyebilir mi?
30 Temmuz Cuma günü yayımlanacak 9. bölümde, SALT Araştırma ve Programlar Direktörü Meriç Öner, “İKLİMCİL: Mevsimler Sürüklenirken” sergisinin sunduğu yeni bakış açılarını ve kültür kurumlarının dijital arşivlerinin ekolojik dönüşümdeki rolünü anlatacak.
#10 Yarın bugünden güzel olabilir mi?
Serinin 6 Ağustos Cuma günü yayımlanacak son bölümünün konukları ise İKSV Alt Kat’ın “Yarın nasıl bir dünyaya uyanacağız?” başlığıyla gezegenin geleceğine dair senaryoları odağa alan stop-motion atölyesinin yürütücüsü belgesel yönetmeni ve eğitmen Doğa Kılcıoğlu ve atölye katılımcılarından üç genç isim; Zülal Yılmaz, Selin Aytar ve Kerem Kiler. Özşener ve konukları bu bölümde “Sanat atölyeleri gezegene bakış açımızı değiştirebilir mi?” sorusuna cevap arayacak.
Suna ve İnan Kıraç Vakfı tarafından kurulan Pera Müzesi 16. yılını kutluyor. Bünyesinde yaklaşık 12 bin eserin yer aldığı müze, üç önemli koleksiyon, 100’den fazla uluslararası sergi, 500’den fazla etkinlikle bugüne dek fiziksel ortamda 2 milyonu aşkın ziyaretçiyi ağırladı.
2005 Haziran’ından bu yana geçmişi 19. yüzyıla dayanan bir binada hizmet veren Pera Müzesi, dijital sergileri ve etkinlikleriyle bugün tüm Türkiye’ye ve dünyaya hitap ediyor. Pera Müzesi, ülkemiz ve dünya sanatının önemli sanatçılarını ve koleksiyonlarını 16 yıldır kesintisiz olarak sanatseverlerin beğenisine sunuyor. Suna ve İnan Kıraç Vakfı’nın “Oryantalist Resim”, “Anadolu Ağırlık ve Ölçüleri” ve “Kütahya Çini ve Seramikleri” koleksiyonlarını sergilemenin yanı sıra, dünyanın önde gelen sanat kurumlarıyla da iş birlikleri yapıyor. Sanatla yakından ilgilenen ve yıllar içinde büyük bir tutkuyla, birbirinden değerli üç önemli koleksiyon oluşturan rahmetli Suna Kıraç ve eşi İnan Kıraç’ın, kızları İpek Kıraç’la birlikte kurdukları vakıf bünyesinde faaliyet gösteren müze, bugün çağdaş ve donanımlı bir müze işleviyle sanatseverleri ağırlamaya devam ediyor.
Pera Müzesi, bir yandan Vakıf koleksiyonları kapsamında sergi ve etkinlikler gerçekleştirirken diğer yandan süreli sergilerle Jean Dubuffet, Henri Cartier-Bresson, Rembrandt, Niko Pirosmani, Josef Koudelka, Joan Miró, Akira Kurosawa, Marc Chagall, Pablo Picasso, Fernando Botero, Ikuo Hirayama, Frida Kahlo, Diego Rivera, Goya, Alberto Giacometti, Grayson Perry, Cecil Beaton, Sergey Parajanov gibi usta sanatçıların eserlerini izleyiciyle buluşturuyor. Pek çok önemli sanatçıyı ilk kez Türkiye’ye getiren müze, ayrıca yurt dışında düzenlediği sergilerle Vakıf koleksiyonlarını uluslararası sanat ortamına tanıttı. Ayrıca müze her yıl dünyadan ve ülkemizden nitelikli sanat kuruluşlarıyla iş birliği yaparak açtığı sergilerle genç sanata verdiği desteği ulusal ve uluslararası platformlara taşımaya devam ediyor. Müzenin Pera Film kapsamında dönemler hâlinde düzenlediği programlarıyla 2008 yılından bu yana sinema meraklılarına, klasiklerden yeni ve bağımsız filmlere, deneysel film-video örneklerinden animasyon, belgesel ve kısa filmlere uzanan kapsamlı gösterimler gerçekleştiriyor.
Ayrıca 2012 yılından itibaren Google Arts and Culture aracılığıyla koleksiyonlarından seçme eserleri tüm dünyaya açan Pera Müzesi, pandemi sürecinde bu birikime yenilerini ekledi. Farklı dijital sergiler, çevrim içi söyleşiler ve öğrenme programları, web sitesine yüklenen kitap ve kataloglar, evden çıkmadan birkaç tıkla müzeye erişimi kolaylaştırdı.
Suna ve İnan Kıraç Vakfı Kültür ve Sanat İşletmesi Genel Müdürü Özalp Birol şöyle söylüyor: “Pera Müzesi’nin kapılarını açtığımız ilk günden itibaren önceliğimiz, sahip olduğumuz değerleri kamuyla paylaşmak ve kültür bilincini gelecek kuşaklara aktarmak oldu” diyor ve ekliyor: “Bunun için popüler değil kalıcı olanı tercih ediyor; yalnızca bir müze olarak değil, kültür ve sanatın farklı alanlarını kucaklayan ve izleyiciyle buluşturan bir platform olarak geleneği gelecekle bütünleştirmeye özen gösteriyoruz. Çocuklara, gençlere, yetişkinlere, huzurevlerine, özel eğitim öğrencilerine, öğretmenlere yönelik programlarımızı, öğrenme etkinliklerimizi de sanatı daha erişilebilir ve kalıcı kılan yayınlarımızı da film gösterimlerinden söyleşilere ve konserlere uzayan geniş açılımlı kültür ve sanat programlarımızı da en az sergilerimiz ve koleksiyonlarımız kadar önemsiyoruz.” Ve ekliyor: “Sanatın, dijital teknolojilerle, belli bir ölçüde de olsa, duvarların ötesine taşınıp daha geniş kitleleri kucaklayabileceğini pandemi sürecinde gördük. Örneğin bu son dönemde, yalnızca YouTube’da, 10 yıllık toplam izlenme sayımızı tek bir yılda yakaladık. Sergilerimiz ve etkinliklerimiz bir yılda 1 milyon kez izlendi ve YouTube’da toplam izlenme sayımız 2 milyonu aştı. Pera Müzesi Öğrenme Programları ise evde eğitim sürecinin devam ettiği bu dönemde 15.000’den fazla çocuğu ve yetişkini sanal turlar ve atölyeler aracılığıyla sanatla buluşturdu. Yine bu son dönemde Milli Eğitim Bakanlığı tarafından geliştirilen bir projeye katkıda bulunuyor, çocuklara, öğretmenlere ve gönüllü eğitmenlere yönelik çok sayıda çevrimiçi sergi turu ve etkinlik düzenliyor, her sergi için müfredata uygun öğretmen rehber kitapçıkları hazırlıyoruz. Bunu gerçekleştiren tek müze olduğumuzu gururla söyleyebilirim.”
Georges Perec’in yazı labirentlerini OULIPO yazarlarının sonsuz ihtimaller evreniyle buluşturan ayrıca Türkçenin değerli çevirmenlerini bir araya getirmesiyle başlı başına bir edebiyat olayı sayılan Ayberk Erkay'ın yayına hazırladığı Kış Yolculuğu ve Peşindeki Öyküler, Everest Yayınları’ndan çıktı.
1979 yılında Perec, “Kış Yolculuğu” adında bir öykü kaleme aldı. “Henüz yazılmamış olması gereken” dizeler ve satırlarla örülmüş “imkânsız” bir kitabın öyküsüydü bu. “Gerçek” olması hâlinde, dünya edebiyat tarihini devasa bir “önceden intihal” vakasına indirgeyecek bir başyapıt. 1992 yılında ise Oulipocu Jacques Roubaud, “Kış Yolculuğu”na bir devam öyküsü yazdı. “Kış Yolculuğu”nun peşine düşen bu öykü, takip eden yıllarda OULIPO yazarları tarafından kaleme alınacak yirmi öykünün ilkiydi. Bu takipçi öyküler, sonunda, türünün ender örneklerinden birine, Kış Yolculuğu ve Peşindeki Öyküler’e dönüştü.
42 yıl sonra bu yoluculuk farklı bir durağa vardı. Ayberk Erkay’ın davetiyle bir araya gelen Türkiye’nin önde gelen çevirmenleri bu çoğul yaratının Türkçedeki sesleri olup bu ünlü Oulipocu yolculuğa katıldılar. Çevirmenler arasında Ömer Aygün, Zeynep Bengü, Şule Çiltaş, Sosi Dolanoğlu, Ayşe Ece, Armağan Ekici, Ebru Erbaş, Ayberk Erkay, Elif Gökteke, Glay Oktar, Saadet Özen, Nihan Özyıldırım, Orçun Türkay, İnci Uysal, Birsel Uzma, Cemal Yardımcı, İsmail Yerguz, Ebru Yılmaz yer aldı. Bu sıra dışı edebiyat kurmacası şimdi Türkçede okurla buluşuyor.
Görsel: OULIPO Buluşması, BOULOGNE. ©PONTIGNY-CERISY Arşivi
BE Contemporary Art Gallery, çağdaş sanatçı Uğur Çakı’nın “Füzyon” başlıklı Urla’daki ilk sergisine 10 Temmuz - 16 Ağustos tarihleri arasında ev sahipliği yapacak.
Farklı medyumlarla ürettiği eserlerinin ilk defa bir arada sergileneceği “Füzyon”, Çakı’nın doğduğu ve büyüdüğü Urla’daki ilk sergisi olacak. Sergide sanatçının farklı dönemlerde üretmiş olduğu gerçeküstü bronz heykelleri, pop art resimleri, yerleştirmeleri ve ready made çalışmaları yer alıyor. Malzeme çeşitliliği ve bu malzemeleri kullanıştaki ustalığını konuşturmak üzere hazırladığı bu sergi Uğur Çakı’nın bugüne kadar tüm dönemlerine ışık tutuyor.
Disiplinler arası yaklaşımını “hayal kurmanın birçok tekniği var ise, sanat yapmanın da birçok tekniği vardır” sözleriyle ifade eden Uğur Çakı, sanat teknikleri ve hayal kurma teknikleri arasında bir bağlantı kuruyor. Çakı anlatmak istediği hikâye ya da hayalin niteliklerine ya da yansıtmak istediği kavrama göre malzemeyi ve gerektirdiği tekniği seçiyor. Antik Yunan’dan günümüze zamanın geçişinden ilham alan sanatçının sanat ve kültür tarihinden etkileri bir arada kullandığı eserleri, gündelik hayattan hikâyeleri eski çağlardan kalma hikâyelerle birleştiriyor.
Uğur Çakı’nın “Füzyon” başlıklı kişisel sergisini 10 Temmuz - 16 Ağustos tarihleri arasında Urla’da bulunan BE Contemporary Art Gallery’de ziyaret edebilirsiniz.
Künye:
1- Uğur Çakı, Wheel Chair With Wings, 2018, ready made
2- Uğur Çakı, Kiss, 2020, epoksi
3- Uğur Çakı, Methamorphosis, 2018, bronz
Etel Adnan'ın Pera Müzesi'ndeki “İmkânsız Eve Dönüş” sergisi kapsamında, filozof Yves Michaud ve Everest Yayınları yayın yönetmeni Saadet Özen, serginin eş küratörü Serhan Ada moderatörlüğünde Etel Adnan'ın yazılarını ve yazı ile resim arasında kurduğu ilişki üzerine 7 Temmuz Çarşamba günü saat 19.00’da çevrim içi bir söyleşi gerçekleştirilecek.
Institut français Türkiye tarafından sunulan Salon Bilgi konferans serisinin ikincisi olacak bu söyleşi Zoom uygulaması üzerinden yapılacak. Ayrıca hâlen Paris’te yazmaya ve çizmeye devam eden Etel Adnan’ın, Serhan Ada editörlüğündeki sekiz düz yazı ve denemelerinden oluşan Türkçe derleme kitabı çok yakında Everest Yayınları tarafından yayımlanacak.
Etkinliğin dili Fransızca olacak ve Türkçe simültane çeviri yapılacak. Etkinliğe katılmak için buradan kayıt yaptırabilirsiniz.
Fotoğraf: @Vouvoula Skoura - Shot for the documentary Etel Adnan Words in Exile 2007
Islandman, sonbahar aylarında çıkacak yeni albümü Godless Ceremony’den üçüncü teklisi “Amarnos Ahora”yı Kopenhag merkezli plak şirketi Music For Dreams etiketiyle yayımladı.
Tekli için Ekvadorlu şarkıcı Huaira ve yakın zamanda vefat eden perküsyon virtüözü Jacob Andersen’in Bongo Entp. projesiyle bir araya geldi. “Amarnos Ahora” bir sabah kahvesine eşlik eden dans hareketleriyle iyileşmek için gerekli olan süper güçleri ortaya çıkartıyor.
“Amarnos Ahora”ta farklı coğrafyalardan taşınan folklorik sesler, Islandman’e özgü elektronik motiflerle buluşarak yeni bir ifadeye dönüştü.
“Amarnos Ahora”yı, tüm dijital platformlardan dinleyebilirsiniz.
İstanbul Modern, dünyanın farklı coğrafyalarından sanatçıların video, animasyon ve kısa filmlerinden oluşan Artists’ Film International (Uluslararası Sanatçı Filmleri) başlıklı programını çevrim içi bir sergi olarak 31 Temmuz’a kadar seyirciyle buluşturuyor.
İstanbul Modern’in her yıl müzede gerçekleştirdiği program bu sene alınan tedbirler kapsamında çevrim içi bir sergi olarak izleyicinin beğenisine sunuluyor. Program ve içeriğini İstanbul Modern Şef Küratör Öykü Özsoy ve Asistan Küratör Nilay Dursun’un oluşturduğu Artists’ Film International 2021 çevrim içi sergisinde dokuz film yer alıyor.
Bu sene 14. kez düzenlenen program “Özen Göstermek” üzerine odaklanıyor. Hayatı bir araya getiren tüm ögeleri; doğayı, çevreyi, hayvanları, bitkileri, insanları önemsemenin, aynı zamanda da ülkeler ve bireyler olarak birbirimizle kurduğumuz ilişki biçimlerine dikkatle yaklaşmanın gerekliliği her geçen gün daha da kritik bir hâl alıyor. Özellikle tüm dünyanın bir virüsün etkisiyle evlere kapandığı ve insanların hayatlarına devam edebilmek için aynı gereksinimler üzerinden kolektif olarak hareket edebilme yetilerine odaklandığı bir senenin ardından “özen göstermek” olgusu iyice hissediliyor.
Artists’ Film International programına bu sene İstanbul Modern’in davetiyle sanatçı Sena Başöz katılıyor. Başöz’ün Kutu başlıklı videosu 2021 yılı içinde hem İstanbul Modern’de hem de programın uluslararası ortaklarında izleyiciyle buluşuyor.
Programda yer alacak filmler ise şöyle: Kassaram (Thania Petersen), Gezgin Suyun Çağrısı Bölüm 1 & 2 (Patty Chang), Sevgili Dost (Agnė Jokšė), Şehirden Kaçış (Clare Langan), Biz Gittiğimizden Beri Giden (Giulio Squillacciotti), Kutu (Sena Başöz), Mag-uuma [Çiftçi] (Kiri Dalena), Arkadaş Buluşması İçin Ortamı Hazırlamak, Hilozoik/Arzular (Himali Singh Soin), Sharla, Shabana, Sojourner, Selena (Rehana Zaman)
Programda yer alan sanatçı filmlerini buradan 31 Temmuz’a kadar izleyebilirsiniz.
Gündüz Vassaf’ın şiirsel dili ve M.K. Perker’in çizimleri ile hazırlanan, hem Nâzım Hikmet’in hayatına bir yolculuğa çıkaran hem de oğlu Mehmet’le aynı sayfalarda buluştuğu bir ilk kitap olan Mehmet’in Babası Nâzım, Karakarga Yayınları’ndan çıktı.
Mehmet’in Babası Nâzım, okuru anne Münevver ile buluşturup baba Nâzım ve oğul Memo’nun çocukluklarıyla tanıştırıyor. Ayrıca oğul ressam Mehmet’in hikâyesini ilk kez anlatırken, Mehmet’in babası Nâzım’ı anlatıyor.
“Nâzım Hikmet,
“Yazdıklarım 30-40 dilde basılır Türkiyem’de yasak”
Dediğinden beri.
Ne mutlu Türkçeye!
Bugün şiirleri Hepimizin dilinde.
Oğlu Memo?
Ressam oldu büyüyünce,
Yolculuklara çıktı
Renklerin hayallerin derinliğinde.”