
BluTV ve Bir Film’in ortak yapımcılığını üstlendiği, başrollerinde Burcu Biricik, Pınar Deniz ve Aras Aydın’ın yer aldığı İnsanlar İkiye Ayrılır filmi 10 Eylül’de vizyona giriyor.
Karışık Kaset isimli ilk filmi ile tanınan Tunç Şahin’in proje tasarımını, senaristliğini ve yönetmenliğini üstlendiği İnsanlar İkiye Ayrılır filmi BluTV’nin orijinal yapımlarından 7YÜZ’den ilhamla hayata geçirildi. Film bankaların çeşitli sebeplerden peşine düşemedikleri borçları satın alıp her ne pahasına olursa olsun tahsil etmeyi kendine misyon edinmiş bir şirkette çalışan Duygu ve Bahadır’ın yollarının Ceren’le kesişmesiyle değişen hikâyelerini ele alıyor. Ayvalık Film Festivali’nde gösterilen film, geçtiğimiz sene Antalya Film Festivali’nde En İyi Senaryo ve En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Nezaket Erden) ödüllerini kazandı. Başrollerinde Burcu Biricik, Pınar Deniz ve Aras Aydın’ın yer aldığı filmde onlara Başak Daşman, Erdem Akakçe, Nezaket Erden, Gökay Müftüoğlu ve Sabahattin Yakut’un yer aldığı zengin bir oyuncu kadrosu eşlik ediyor. Ayrıca filme Metin Akdülger ve Hazal Türesan da konuk oyuncu olarak katılıyor. İnsanlar İkiye Ayrılır filminin fragmanını buradan izleyebilirsiniz.
“Görevleri, borçlu insanları psikolojik baskı ile köşeye sıkıştırarak, yapabilecekleri en yüksek tahsilatı yapmak olan Duygu ve Bahadır, Ceren Gürel adlı bir borçlunun dosyasını takip etmeye başlar. İkili bir yandan genç kadını sıkıştırmak için akıl oyunları oynarken, öte yandan da dosyanın sonunda alınacak prim için birbirlerine karşı amansız bir mücadele içine girer.”
Martch Art Project, Lübnanlı sanatçı ve şair Etel Adnan’ın 1975’te gerçekleşen Lübnan iç savaşı sırasında yazdığı Arap Kıyameti şiirinden ilham alan “a yellow sun a black sun” başlıklı sergiyi 20 Ekim’e kadar sanatseverlerle buluşturuyor.
Küratörlüğünü Karina El Helou’nun üstlendiği sergide Etel Adnan, Nadim Asfar, Vartan Avakian, Gregory Buchakjian, Simone Fattal, Sirine Fattouh, Daniele Genadry, Lamia Joreige, Mireille Kassar, Stéphanie Saadé ve Roy Samaha’nın eserleri yer alıyor.
Lübnanlı 11 sanatçının eserlerinin yer aldığı “a yellow sun a black sun” başlıklı sergiyi 20 Ekim’e kadar Martch Art Project’te ziyaret edebilirsiniz.
“Güneş binlerce yıllık yolunu tamamladığında
ateş hayvanları bitkileri ve taşları yutacak
mükemmel çember yandığında artık hiç melek inmeyecek STOP
güneş tanrıları melekleri ve insanları söndürecek
kendisini de kızlarının ortasında söndürecek
…”
Arap Kıyameti
Künye:
1- Daniele Genadry, Afterglow
2- Lamia Joreige, Sun&Sea
3- Nadim Asfar, Mount Hermon
4- En attendant la lumière, Etel Adnan
Einat Tsarfati’nin birbirinin zıttı iki karakterle, zorluklar karşısında söylenmeyi ve söylenmeyip olaylara göğüs germeyi görsel bir şölen eşliğinde anlattığı Beterin Beteri, Olcay Mağden Ünal’ın çevirisiyle Çınar Yayınları’ndan çıktı.
Gemileri batmış, suyun üstünde debelenen iki denizci: Can ve Alper. Daha beterinin başlarına gelmesi mümkün mü? Beterin Beteri, en kötü günlerin bile neşeyle dolabileceğinin kanıtı,
özellikle de arkadaşlarla.
İş Sanat’ın İş Kuleleri Kibele Heykeli önünde gerçekleştirdiği “Cuma İş Çıkışı” ücretsiz açık hava konserleri serisi başladı.
“Cuma İş Çıkışı” konserlerinin ilki Evrencan Gündüz ile 3 Eylül’de gerçekleştirildi. Konser serisi 10 Eylül’de Hey! Douglas Live, 17 Eylül’de Sattas ve 24 Eylül’de BaBa Zula konserleri ile devam edecek. Eylül ayı boyunca cuma akşamları 18.00 - 21.00 saatleri arasında gerçekleştirilecek etkinlik serisinde konserlerin yanı sıra DJ performansları da dinleyicilerle buluşacak.
DasDas iş birliğindeki, ekoloji ve iklimi merkezine alarak kendi dijital evreninde eserler üreten sanatçılardan ilham alan “Moving Nature” sergisi 1 Kasım’a kadar çevrim içi olarak sanatseverlerle buluşuyor.
Doğanın farklı yorumlarına ve çeşitli dijital tekniklerle buluşmasına odaklanan “Moving Nature” sergisi izleyiciye bambaşka bakış açıları kazandırmayı amaçlıyor. Küratörlüğünü Esra Özkan’ın üstlendiği sergide hareket hâlindeki doğanın hikâyesi, sanatçıların farklı perspektifleri ve estetik algılarıyla bir araya geliyor. Sergide Henry Driver, Jonathan Monaghan, Pınar Yoldaş, Robert Steven Connett, Rızacan Kumaş, Osman Koç, Selay Karasu, Khyati Trehan, Tuba Ünlü, Süleyman Yılmaz gibi yerli ve yabancı sanatçıların eserleri yer alıyor. “Moving Nature” sergisi izleyiciye çevrim içi ortamda doğanın zenginliğini ve çeşitliliğini birbirinden yetenekli sanatçıların perspektifinden keşfetme fırsatı sunuyor.
“Moving Nature” sergisini 1 Kasım’a kadar çevrim içi olarak buradan görebilirsiniz.
Künye:
1- Rızacan Kumaş, A Little Trip to South Africa
2- Jonathan Monaghan, Den of Wolves
3- Khyati Trehan, Ecotheraphy II
4- Tuba Ünlü, Tomboy
Edebiyattan resme, sinemadan sanat tarihine, çağdaş sanattan felsefeye geniş bir alanda yazılar, söyleşiler yayımlayan Varlık dergisinin bu ayki sayısının dosya konusu “Ölümünün 700. Yılında Dante” oldu.
Dosya konusuna Aydın Afacan, Ayçin Kantoğlu, Cumhur Kuzu, Bülent Ayyıldız, Kemal Atakay ve Anna Frigioni yazılarıyla katkıda bulundu. Dergide bu ay da “Sinema ve Edebiyat”, “Çok Özel Eserler Sözlüğü”, “Yeni Şiirler / Öyküler Arasında” köşeleri ve son çıkan kitapların tanıtıldığı “Varlık Kitaplığı” bölümü okurlarıyla buluştu.
Yazı: Çok Özel Eserler Sözlüğü: Minou Drouet ve Birkaç “Harika” Kitap (İbrahim Yıldırım) – Sinema ve Edebiyat: Nedret Güvenç ile Söyleşi (Burak Süme) – Mektupları Işığında Mehmet Seyda’nın Sanatı (Kemal Ateş) – Herkül Millas ile Söyleşi (Mazlum Vesek) – Bir Zamanlar Kadıköy (4): Can Yücel (Metin Cengiz) – Hayyam’da Bir Şiir Suaresi (Sina Akyol) – Ücra Bir Şiir İçin Anahtar Kelimeler II: “Ayrılık” (Hüseyin Köse) – Bir Travestinin Aşk Öyküleri ve Erkeklik Sorgulaması (Rahime Sarıçelik) – “Büyük Saat”in Son Çeyreğinde Ölüm (Kenan Ovacık) – Felsefi Kavramlar ve Çeviri Problemi (Şerif Fatih) – Yeni Şiirler Arasında (Şeref Bilsel) – Yeni Öyküler Arasında (Jale Sancak)
Şiir: Abdülkadir Budak, Cihan Oğuz, Hülya Deniz Ünal, Fatma N., Mehmet Öztek, Ercan Yılmaz, Erkut Tokman, Selma Cengiz, Onur Sakarya, Süleyman İleri
Öykü: Arda Kıpçak, Ali Özgür Özkarcı, Ata Egemen Çakıl, Ferda Albağ, Zican Göksu
Desen: Özge Ekmekçioğlu, Gül Sağer
Varlık Kitaplığı: Atilla Birkiye ile “Şair İstanbul’daydı!” ve “Bulutlar Piraye Piraye Diye Geçiyor” Üzerine Söyleşi (Nahit Kayabaşı) – Gülüş Türkmen ile “Tanrı Ebeveyn” Üzerine Söyleşi (Gülşah Elikbank) – “Hayatlarınızdan Alacaklıyım” - Tunç Kurt (Eda Al) – Şeniz Baş ile “Kahraman ve Cellat” Üzerine Söyleşi (Ayça Güçlüten) – Bejan Matur’un Üç Şiir Kitabı (Engin Turgut) – İnci Aydın Çolak ile “İmge ve İmaj - Türkiye’de Resim ve Edebiyatta Ortak Dil” Üzerine Söyleşi (Rabia Kesepara) – “Ay Işığı” - Akın Aksu (Öykü Gizem Gökgül) – “Gör İhtarı” - Nisan Erdem (Şeref Bilsel) – “Mahremiyet” - Rupert Thomson (Murat Tuncel) – “Nora, İstanbul Bir Hiçtir” - Lal Laleş (Ahmet Çakmak)
Görsel Nazlı Ongan'a aittir.
Versus Art Project, mural sanatçısı Canavar’ın “Herşey yolunda” başlıklı ilk kişisel sergisine 9 Eylül - 9 Ekim tarihleri arasında ev sahipliği yapıyor.
Toplumun kötücül yanı, acı ve hazlarını gözlemleyerek, bu kültürel baskıların insan psikolojisi üzerinde yarattığı travmatik etkilerden beslenen Canavar’ın üç yıllık üretim sürecini kapsayan çalışmalarının yer aldığı sergi toplumsal baskı, iktidar sevdası, fetihçilik, insanın şehirdeki varoluş ve yaşam mücadelesine odaklanıyor. Sanatçı üretiminin referans noktalarını Kafka’nın Dönüşüm ve Babaya Mektup’u ile Nietzsche’nin Böyle Söyledi Zerduşt’una dayandırıyor.
Sanatçı kendini eril iktidar baskısı altında ötekileşen bireyin ait olamama ve beden - kimlik yabancılaşmasının bir temsili olan hamam böceği figürüyle özdeşleştiriyor. Şiddet ve öfkenin bulaşıcı hâlini, varoluş sürecini etkileyen deneyimleri irdeleyen sergide sanatçının 60’a yakın sprey boya çözümlemesi, pentür, gravür ve duvar üzerine gerçekleştirdiği performatif uygulamaları yer alıyor. Sergi izleyiciyi Francis Bacon’dan referansla eril baskı, soy devamı, erkek çocuğa yüklenen sorumluluk konularının işlendiği C1 adlı eseri ile karşılıyor. Sanatçının toplumun farklı karakterlerinin yansımalarını ele aldığı çalışmalarının yer aldığı sergi, izleyiciyi toplum tarafından dayatılan normlar ile yüzleştirmeyi amaçlıyor.
Canavar’ın “Herşey yolunda” başlıklı ilk kişisel sergisini 9 Eylül - 9 Ekim tarihleri arasında Versus Art Project’te ziyaret edebilirsiniz.
Künye:
1- Canavar, Çene, 2019, Tuval Üzerine Sprey Boya, 195 x 200 cm
2- Canavar, C1, 2019 Tuval Üzerine Sprey Boya, 178 x 198 cm
3- Canavar, İsimsiz, 2019, Kağıt Üzerine Sprey Boya, 70 x 50 cm
4- Canavar, İsimsiz, 2019, Kağıt Üzerine Sprey Boya, 70 x 50 cm(1)
5- Canavar, İsimsiz, 2019, Kağıt Üzerine Sprey Boya, 70 x 50 cm(2)
Avustralya’lı yazar ve illüstratör Heath Mckenzie’nin hayallerini gerçekleştirirken kendine olan güvenini kazanan köpek Arthur’un hikâyesini anlattığı Arthur ve Ama ya?, Dr. Elif Kurtuluş Küçükoğlu’nun çevirisiyle Meraklı Tilki Kitaplığı’ndan yayımlandı.
Arthur ve Ama ya?, 4 yaş ve üzeri okurlara derinlerde gizlenen korkulara ve müziğin birleştirici gücüne dair etkileyici bir hikâye anlatıyor.
Arthur, sırrı olan bir köpek. Dünyadaki her şeyden çok kemanını çalmayı sever ama bunu herkesin içinde yapmaktan çekinir. Ya kötü çalarsa? Ya ona gülerlerse? Ama ya onunla alay ederlerse? Ama ya? Oysa Arthur’un kafasındaki müzik ve kalbindeki keman çalma isteği hiç durmaz. Her gün işe gidip gelirken bir grup müzisyeni müzik yaparken izler ve onların arasında kemanını çalmayı çok ister. Günlerden bir gün, doğaçlama yapılan bir müzik performansına davet alır. Arthur bu performansa katılmaya karar verir. Ama oraya farklı bir biçimde gidecektir. Bir posta kutusu kostümü içinde!
Kadıköy Belediyesi, Pan Atölye sanatçılarıyla birlikte “Kadıköy Hepimizin” temasıyla gürültü kirliliğine karşı bir farkındalık projesi gerçekleştirdi.
Kadıköy Belediyesi’nin mahalle muhtarları, esnaf dernekleri, mahalleliler ve Kadıköylü performans sanatçılarıyla ortak olarak hayata geçirdiği proje kapsamında Kadıköylü sanatçılar gürültü kirliliğine dikkat çekmek amacıyla sokak performansı gerçekleştirdi. Sanatçılar Caferağa Mahallesinde gürültü kirliliğinin fazla olduğu 4 ayrı noktada 4 farklı performans sergiledi. Sanatçılar çocuğunu uyutan anne, hasta ve yakını, ders çalışmaya çalışan genç ve 65 yaş üzeri uyumaya çalışan mahallelileri canlandırıldı.
Kadıköy Belediyesi’nin ilçeye artan yoğun rağbet ile birlikte oluşan gürültü kirliliğine karşı düzenlediği proje kapsamında her yaştan mahallelinin rahatsızlıklarını belirttikleri mektuplar binaların dış cephelerine asıldı. Bu mektuplarda, mahallede yaşayan 6 yaşındaki Berk’in “Ben Berk. 6 yaşındayım. Bu mahallede doğdum. Mahallemi çok seviyorum ama geceleri gürültüden uyuyamıyorum. Lütfen gürültü yapmayın. Çok ses var.”; 70 yaşındaki Ahmet’in “Ben Ahmet. 70 yaşındayım. 3 kuşaktır Kadıköylüyüm. Kadıköy benim evim. Evimi çok seviyorum ama gürültüden dolayı her gece uykusuzluk çekiyorum. Lütfen gürültü yapmayın.”; sağlık çalışanı Ayşegül’ün “Ben Ayşegül. Sağlık çalışanıyım. 7 senedir bu mahallede yaşıyorum. Yarın hastanede nöbetim olacak. Gürültüden uyuyamıyorum. Lütfen gürültü yapmayın.” mesajları yer alıyor. Ayrıca proje 10 - 11 Eylül tarihlerinde Caferağa Mahallesi’nde saat 21.00 - 01.00 saatleri arasında farklı noktalarda da gerçekleştirilecek.
Saraybosna Marlborosu'nun yazarı Milenko Yergoviç'in II. Dünya Savaşı Yugoslavya’sında bir anda kana susamış canavarlara dönüşen sıradan insanların ruh hâllerini irdelediği romanı Ruta Tannenbaum, Özge Deniz’in Hırvatça aslından çevirisiyle Kutu Yayınları’ndan çıktı.
Hırvatistan’ın Shirley Temple’ı olarak bilinen Lea Deutsch’un hayat hikâyesinden esinlenerek kaleme alınan, “Meşa Selimoviç Ödülü” sahibi Ruta Tannenbaum, Holokost üzerine yazılmış en iyi romanlardan biri olarak görülüyor.
Zagreb tiyatrolarının gözde isimlerinden yıldız çocuk Ruta Tannenbaum'un ünü, Hitler'e kadar ulaşır. 1941’de Bağımsız Hırvatistan Devleti'nin ilan edilmesinin ertesi günü Ruta, artık sıradan bir Yahudi olarak uyanır ve hayatı süratle değişir.
"Evet… Bu Ruta Tannenbaum’un hikâyesi. Bu roman Zagreb hakkında ya da Zagreb’in karşısında değildir. Yahudiler, Hırvatlar ve diğerleri hakkında da değildir. Hayır, bu bir insanın bir hayalete kolayca hem de çok kolayca nasıl dönüştüğünün ve bütün bu kötülüğün nasıl doğduğunun hikâyesidir." - Teofil Pançiç, “Vreme”
Görsel: Edgar Degas - "Dancers Practicing at the Barre" - 1877